Küresel piyasalardaki yavaşlama riskinin arttığı bir dönemde Trump'ın gümrük vergileri ticaret savaşlarını tetikliyor

Çin 'derhal durdurulmasını' talep etti ve misilleme sözü verdi. Avrupa karşı önlemler açıkladı...

TT

Küresel piyasalardaki yavaşlama riskinin arttığı bir dönemde Trump'ın gümrük vergileri ticaret savaşlarını tetikliyor

ABD Başkanı Trump yeni gümrük vergilerini içeren kararnameyi Beyaz Saray bahçesinde imzaladıktan sonra elinde tutuyor (X-Platform)
ABD Başkanı Trump yeni gümrük vergilerini içeren kararnameyi Beyaz Saray bahçesinde imzaladıktan sonra elinde tutuyor (X-Platform)

ABD Başkanı Donald Trump, finansal piyasaları altüst eden, küresel ekonominin durumuna ilişkin endişeleri derinleştiren ve ABD'nin en büyük ticaret ortaklarıyla çatışmaları ve küresel bir ticaret savaşını ateşleyen bir hamleyle küresel ticaret sistemine bir saldırı başlattı. ABD ithalatına bir dizi gümrük vergisi getirdi.

Trump, toplu olarak 180 ülkeyi kapsayan iki tür gümrük vergisi uyguladı: Bunlardan ilki ABD'den ithal edilen mallara uygulanan yüzde 10'luk temel tarife, diğeri ise Amerika'nın ticaret yaptığı ülkelere uygulanan yüzde 10 ila yüzde 49 arasında değişen karşılıklı tarifelerdir.

Tepkiler

Kapsamlı yeni gümrük vergileri öfkeye, karşı önlem tehditlerine ve ticaret kurallarının daha adil hale getirilmesi için daha fazla müzakere çağrısına yol açtı. Ancak tepkiler oldukça ölçülü oldu ve önemli ticaret ortaklarının dünyanın en büyük ekonomisiyle açık bir ticaret savaşına girmek istemediklerini ortaya koydu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gümrük vergilerinin küresel ekonomiye ağır bir darbe vuracağı uyarısında bulundu ve bloğun karşı önlemler hazırladığını söyledi. Çin Ticaret Bakanlığı Washington'dan gümrük vergilerini derhal iptal etmesini talep etti. Pekin, tarifelerin küresel ekonomik kalkınmayı tehlikeye attığı ve ABD'nin çıkarlarına ve uluslararası tedarik zincirlerine zarar verdiği uyarısında bulunarak çıkarlarını korumak için karşı önlemler alma sözü verdi.

Trump'ın dünya çapındaki yeni gümrük vergileri

Ülkeler

ABD'ye

uygulanan tarifeler

ABD'nin 

uyguladığı tarifeler

Çin % 67 % 34
Avrupa Birliği % 39 % 20
Vietnam % 90 % 46
Tayvan % 64 % 32
Japonya % 46 % 24
Hindistan % 52 % 26
Güney Kore % 50 % 25
Tayland % 72 % 36
İsviçre % 61 % 31
Endonezya % 64 % 32
Malezya % 47 % 24
Kamboçya % 97 % 49
Birleşik Kırallık % 10 % 10
Güney Afrika % 60 % 30
Brezilya % 10 % 10
Bangladeş %  74 % 37
Singapur % 10 % 10
İsrail % 33 % 17
Filipinler % 34 %  17
Şili  % 10 %  10
Avustralya % 10 %  10
Pakistan %  58 %  29
Türkiye % 10 % 10
Sri Lanka % 88 % 44
Kolombiya %  10 % 10
Peru % 10 % 10
Nikaragua % 36 %  18
Norveç % 30 %  15
Kosta Rika % 17 %  10
Ürdün %  40 %  20
Dominik Cumhuriyeti % 10 %  10
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) %  10 %  10
Yeni Zelanda %  20 %  10
Arjantin %  10 %  10
Ekvador %  12 %  10
Guataemala %   10 %  10
Honduras %  10 %  10
Madagaskar %  93 %   47
Myanmar (Burma) %  88 %  44
Tunus %  55 %  28
Kazakistan %  54 %   27
Sırbistan %  74 %  37
Mısır % 10 %  10
Suudi Arabistan %  10 %  10
El Salvador %  10 %  10
Fildişi Sahili %  41 %  21
Laos %  95 %  48
Botsvana %  74 %  37
Trinidad ve Tobago %  12 %  10
Fas %  10 %  10

Tayvan tarifeleri mantıksız olarak nitelendirdi ve hükümetin Washington ile ciddi müzakereler yürütmeyi planladığını ve ABD'ye resmi bir protestoda bulunacağını söyledi.

Hindistan, Washington'un yüzde 27'lik gümrük vergilerinin ihracatı üzerindeki etkisini incelediğini ve Trump'ın ticaret politikasından muafiyet kazanamamasına rağmen uzlaşmacı bir tavır sergileyerek bu yıl bir ticaret anlaşması için bastırma sözü verdi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD'nin gümrük vergilerinin İngiliz ekonomisi üzerinde bir etkisi olacağını kabul etti. Starmer, "Amerika Birleşik Devletleri tarafından alınan kararların hem ülke içinde hem de küresel çapta ekonomik bir etkisi olacağı açıktır. Ancak açık olmak istiyorum; hazırlıklıyız, çünkü ülkemizin güçlü yanlarından biri sakin kalabilme yeteneğimizdir” dedi. İngiltere İşletme Bakanı Jonathan Reynolds, Trump'ın gümrük vergilerinin ülkenin otomobil endüstrisi üzerindeki etkisinin hükümetin en önemli endişelerinden biri olduğunu söyledi.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Yoshimasa Hayashi, Amerika'nın Asya'daki en yakın müttefiki olan Japonya'nın ABD'nin gümrük vergilerini ve etkilerini yakından analiz etmeyi planladığını, ancak misilleme hakkında konuşmaktan kaçındığını söyledi. Ancak bu hamlelerin ABD ile ilişkiler üzerinde büyük bir etkisi olacağını söyledi.

İtalya'nın muhafazakâr Başbakanı Giorgia Meloni ise yüksek gümrük vergilerinin iki tarafa da fayda sağlamayacağını söyledi.

xcvfgb
Çocuklar Tayvan'ın Keelung Limanındaki vinçlerin ve konteynerlerin üzerindeki bir gözlem noktasından bölgeyi izliyor (Reuters)

Yüzde 10'luk gümrük vergisinden etkilenen Brezilya, Dünya Ticaret Örgütü'ne gitmeyi planladığını açıkladı.

Brezilya Kongresi, Brezilya mallarına yönelik herhangi bir gümrük vergisine karşı misilleme yapılmasına izin veren bir tasarıyı oybirliğiyle kabul etti.

Küresel ekonomiye bir darbe

ABD ve küresel piyasalar gümrük vergilerinin etkisiyle düştü. Wall Street Perşembe günü keskin bir düşüş yaşarken, S&P 500 vadeli işlemleri piyasa öncesi işlemlerde yüzde 3,4, Dow Jones Industrial Average vadeli işlemleri ise yüzde 2,8 geriledi. Nasdaq vadeli işlemleri yüzde 3,8 düştü.

fgthy
New York Borsası'ndaki yatırımcılar kapanış zilinden ve Trump'ın basın toplantısının başlamasından dakikalar önce (AFP)

Tokyo'nun gösterge endeksi yüzde 3,1 düşerek Asya'daki kayıplara öncülük etti. Petrol fiyatları kısa süreliğine varil başına 2 dolardan fazla düştü. Petrol fiyatları yüzde 4'ten fazla düştü ve ABD doları Japon yeni karşısında Ekim başından bu yana en düşük seviyesini gördü.

Yüksek riskli bir kumar

Uzmanlar Trump'ın bu hamlesini bir ABD başkanının ABD ekonomisi üzerinde oynadığı en büyük siyasi kumar olarak nitelendirerek, Trump'ın istihdam ve sanayiyi ABD'ye geri getirme umuduyla enflasyonist bir sarmalı körükleme riski taşıyan yüksek riskli bir oyun oynadığına dikkat çekti. Trump'ın açıklamasının bir başlangıç noktası olduğunu ve bunu muhtemelen piyasalarda endişe ve belirsizliğin devam etmesine yol açacak aylarca sürecek müzakerelerin izleyeceğini ve bunun da finansal piyasalar için en kötü senaryo olduğunu belirttiler.

Çarşamba akşamı Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde yaptığı konuşmada Trump, gümrük vergilerini adil olarak nitelendirirken, bunların karşılıklı olduğunu ve ABD mallarına uygulanan gümrük vergileri ve engellere bir yanıt olduğunu vurguladı. Yaptığı uzun konuşmada kararının ABD için bir “ekonomik bağımsızlık ilanı” ve bir “kurtuluş günü” olduğunu söyledi.

cdfvgt
Hindistan'ın Chennai kentindeki bir limanda vinçler ve nakliye konteynerleri görülüyor (AP)

Trump, çoğu ülkeden yapılan ithalata yüzde 10'luk taban gümrük vergisi getirirken, ABD'nin en büyük ticaret ortakları arasında yer alan Avrupa Birliği (yüzde 20), Japonya (yüzde 24), Tayvan (yüzde 32), Hindistan (yüzde 26) ve Vietnam (yüzde 46) gibi 60 ülkeye çok daha yüksek gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı. Çin şu anda yüzde 54'lük gümrük tarifesiyle listedeki en yüksek ülke konumunda bulunurken, ikinci sırada yüzde 49'luk gümrük tarifesiyle Kamboçya yer alıyor.

Kaiyuan Securities, tarifelerin Çin'in ABD'ye ihracatını yüzde 30 oranında azaltacağını, bunun da Çin'in deflasyonla mücadele çabalarını baltalayabileceğini ve yüzde 5'lik büyüme hedefine ulaşmasını zorlaştırabileceğini öngördü.

Beyaz Saray yetkililerine göre yeni gümrük vergileri, Yüzde 10'luk tarifeler için 5 Nisan Cumartesi gece yarısı, bu eşiğin üzerindekiler için ise 9 Nisan'da iki aşamada yürürlüğe girecek.

Trump'ın günler önce çelik ve alüminyuma uyguladığı gümrük vergilerine ek olarak yabancı menşeli otomobillere yönelik gümrük vergileri de derhal yürürlüğe girdi.

Trump'ın destekçileri ve savunucuları bu hamleyi ABD'nin gücünü ortaya koymak, ABD'de üretimi canlandırmak, sanayi tabanını yeniden inşa etmek, istihdam yaratmak ve jeopolitik tavizler koparmak için bir araç olarak savunuyor.

Trump, ticaret planlarının mavi yakalı işçilere, özellikle de otomotiv sektöründekilere destek vereceğini savundu. Ticaret açığının büyüklüğü nedeniyle ulusal acil durum ilan ederek, trilyonlarca dolar yeni gümrük vergisi geliri elde etmeyi amaçlayan gümrük vergileri uygulamak için özel yetkiler kullanmasına izin veren bir hamle yaptı. Ancak Trump kararnamesini imzalar imzalamaz finans piyasaları altüst oldu, dolar başlıca para birimleri karşısında değer kaybetti, altın fiyatı rekor seviyeye yükseldi ve Asya borsaları Perşembe sabahı açılışta düşüşe geçti.

Resesyon ve enflasyon

Analistler, ABD'de resesyon riskinin artacağını öngörerek karamsar bir tablo çizdi. Çoğu gözlemci, gümrük vergilerinin mal ve hizmet fiyatlarını daha önce görülmemiş seviyelere yükselteceğini kaydetti.

Barclays analistleri, ABD'de enflasyon oranlarının yüzde 4'e yükselmesi ve işsizlik seviyelerinin artmasıyla birlikte bir resesyon öngördü. JPMorgan Chase analistleri ekonominin tehlikeli bir şekilde resesyona yakın olduğu uyarısında bulundu. Bank of America ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Gümrük tarifeleri devam ederse, yakın vadede enflasyona bir ila bir buçuk puan arasında ekleme yapacaklarına ve GSYH'den benzer bir miktarı alarak ekonomiyi resesyonun eşiğine getireceklerine inanıyoruz.”

Oyun değiştirici

Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sunola, gümrük vergilerinin sadece ABD ekonomisi için değil, küresel ekonomi için de oyun değiştirici olacağını ve birçok ülkenin resesyona girebileceğini söyledi.

JP Morgan Asset Management analistlerinden Tai Hui, tarifelerin devam etmesi halinde, ABD imalat sektörünün üretim kapasitesini artırmakta zorlandığı bir dönemde enflasyonu etkileyeceğini ve büyüme risklerine ilişkin endişeleri artıracağını söyledi. ABD'li tüketiciler yüksek ithalat fiyatları nedeniyle harcamalarını azaltabilir ve şirketler, bu tarifelerin orta ve uzun vadeli etkileri ve ticaret ortaklarının misilleme tepkileri konusundaki belirsizlik nedeniyle sermaye harcamalarını erteleyebilir.

Rosenberg Research Başkanı David Rosenberg şunları söyledi: “Başkan Trump'ın tetiklediği ticaret savaşı kazananı olmayan bir durum ve bunun yükünü tüketici çekecek çünkü gümrük vergilerini ihracatçı ülke değil ithalatçı şirketler ödüyor ve bu da tüketiciyi etkileyecek, dolayısıyla birkaç ay sürecek çok büyük bir fiyat şokuyla karşı karşıyayız.” Quantum'da stratejist olan David Roche, bu tarifelerin küreselleşmeden birkaç yıl sürebilecek izolasyonist ve milliyetçi politikalara geçişi işaret ettiğini ve ülkelerin misilleme tepkileriyle birçok siyasi alanda yan etkileri olacağını ve bu tarifelerin ayı piyasasının konsolidasyonuna katkıda bulunarak ABD ve AB'de küresel stagflasyon ve resesyona neden olacağını söyledi.

Cornell Üniversitesi'nde ticaret politikası profesörü olan Eswar Prasad, New York Times'a verdiği demeçte Trump'ın, müttefiklerinin ABD ekonomisi ve Amerikalı tüketiciler aleyhine kötüye kullandığını söylediği küresel ticareti yöneten kurallarda reform yapabileceğini ancak bunun yerine “uluslararası ticareti yöneten sistemi havaya uçurmayı” tercih ettiğini söyledi.

Çatışma ve savaşlar

Bridgewater Associates hedge fonunun kurucusu ve yatırım kralı milyarder Ray Dalio, LinkedIn'de yaptığı bir paylaşımda dünyanın küresel bir savaşa doğru gittiğine inandığını söyledi. Dalio, “Tarifeler sadece bir gelir meselesi değildir, ülkelerin ekonomilerini çatışma ve savaş zamanlarına hazırlamalarının bir yoludur ve büyük güç çatışması zamanlarında gereklidir” dedi.

Dalio'nun yorumları, özellikle 2021 yılında süper güçler arasında bir çatışmanın patlak vereceğini öngördüğü bir kitap yayınladığı ve ABD ile Çin arasındaki rekabetin dünyada radikal ve kaotik değişikliklere yol açacağını tahmin ettiği için büyük ilgi gördü.



İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)

Anton Mardasov

ABD silahlı kuvvetleri, bilhassa üst düzey liderliği hedef alarak ve askeri ve hükümet yapısını istikrarsızlaştırarak İran'a karşı etkili saldırılar düzenlemesini sağlayacak muharebe gücüne ve sayısına sahip operasyonel birimleri konuşlandırmaya devam ediyor. Buna, çeşitli istihbarat türlerinde önemli bir yoğunlaşma, denizaltı ve savaş gemilerinin hızlıca konuşlandırılması ve önemli hava birimlerinin dikkatlice seçilmiş operasyonel üslere yeniden konumlandırılması eşlik ediyor.

Bununla birlikte en kritik aşama, hedef belirleme, gerekli kuvvet ve kaynakların değerlendirilmesi, bunların farklı eksenlere dağıtılması ve sadece çeşitli askeri oluşumlar arasında değil, İsrail ile de koordinasyon ve etkileşim mekanizmalarının incelenmesini içeren bir acil durum planının geliştirilmesi olmayı sürdürüyor.

Tahran misilleme saldırıları düzenlerse, bunların İsrail içindeki tesisleri ve muhtemelen bölgedeki ABD üslerini hedef alacak orta menzilli balistik füze saldırılarını içermesi bekleniyor. Önceki füzeleri önleme operasyonlarında anti-füze mühimmatındaki yüksek tüketim göz önüne alındığında, rezervlerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geçen süre, savunma sanayilerinin bu mühimmatın üretimini daha etkili muharebe operasyonlarını desteklemek için gerekli oranda artıramadığını gösteriyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ı sürekli teyakkuz halinde tutup, kuvvetlerini tüketen ve ekonomisine yük getiren askeri eylem tehditleriyle Tahran'a baskı uygulamaya devam etmesi muhtemel. Öte yandan, uzun bir süre boyunca bölgede yüksek düzeyde muharebe hazırlığı ve güçlü bir askeri varlığı sürdürmek, ABD kaynakları üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, İran'ın ekonomik durumunu dikkate almasak bile, bu tür senaryolarda daha büyük inisiyatife ve stratejik avantajlara sahip olan saldırgan taraftır.

Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmedi

Askeri açıdan bakıldığında, herhangi bir ABD-İsrail askeri operasyonuna İran'ın olası bir yanıtının etkinliği sorgulanabilir. Geçen yıl ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından İran, o dönemde fırlattığı yüzlerce balistik füzenin somut bir stratejik etki yaratamaması nedeniyle nispeten daha zayıf bir görüntü verdi. Tahran'ın son çatışma (12 Gün Savaşı) sırasındaki tutumu da özellikle petrol tankerlerini hedef almak gibi bu tür durumlarda en etkili baskı taktiklerinden bazılarını kullanmaktan kaçınarak, uzun süreli bir yüksek gerilimden kaçınma arzusunda olduğunu açıkça gösterdi. Bu ihtiyatlılık, her şeyden önce İsrail'in bir caydırıcılık ile karşılaşmadan yoğun ve sürekli hava saldırıları düzenlemesine olanak sağladı.

Bu sefer, teorik olarak, İran stratejisini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Saldırı durumunda, ABD'nin öncelikle deniz birimlerini korumak için ana kuvvetlerini İran'ın balistik ve gemisavar seyir füzelerinin menzilinin ötesine konuşlandırması bekleniyor. Aynı zamanda, İran'a yakın bölgelerdeki ABD askeri üsleri, çok katmanlı ve yoğun hava ve füze savunma sistemleri konuşlandırılarak azami koruma ile güçlendirilecektir.

Görsel kaldırıldı.Umman Körfezi'nde İran, Rusya ve Çin arasında yapılan askeri tatbikatlara katılan gemiler, 12 Mart 2025 (AFP)

Bu bağlamda, Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki İran yanlısı gruplar, özellikle Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Bedir Örgütü, bu kez askeri destek sağlama konusunda daha net bir kararlılık gösteriyorlar. Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütlerden biri olan Seraya Evliya ed-Dem, yaklaşık 86 kilometre menzilli İran yapımı Ebabil/Arman güdümlü füzeler de dahil olmak üzere taktik füzeler için fırlatma rampalarıyla donatılmış bir yeraltı üssünden faaliyet göstermeye hazır olduğunu açıkladı. Bu türden herhangi bir tırmandırma, mümkün olduğunca çok potansiyel bölgesel müttefiki devreye sokmayı İran için son derece önemli hale getirecektir. Zira bu, İran'ın düşmanının çabalarını dağıtmasına ve daha yakın mesafeden ve daha düşük stratejik maliyetle birden fazla Amerikan mevziini hedef almasına olanak tanıyacaktır.

Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor

Bununla birlikte, ABD ve İsrail lehine olan ezici askeri ve ekonomik dengesizlik, Tahran için uzun süreli bir silahlı çatışmada kesin bir zaferi neredeyse imkansız kılıyor. Beklenen tüm senaryolarda, savaşın stratejik ve ekonomik maliyetinin İran için çok yüksek olacağı ve nihai sonucun kesinlikle onun lehine olmayacağı öngörülüyor.

ABD ve İsrail'in tehditlerini yerine getirip mevcut İran askeri ve siyasi liderliğini devirmeyi başardığını varsayalım. Bu, tamamen göz ardı edilemese de gerçekleşme olasılığı belirsiz olduğundan, sadece varsayımsal bir senaryodur. Ancak, böyle bir senaryonun İran rejiminin yapısında hızlı bir değişikliğe yol açmayacağı açık ve net. Eşsiz iç yapısı ve örgütlü muhalefetin zayıflığı nedeniyle, iktidar mücadelesi süreci muhtemelen uzun ve karmaşık olacaktır. Bu tür acil durumlarda, İran Devrim Muhafızları, ülkedeki tüm reformist akımları marjinalleştirerek ve hatta ortadan kaldırarak, “Venezuela senaryosu” olarak bilinen -ılımlı güçlerle barışçıl bir iktidar geçişi- durumundan kaçınmaya çalışabilir. Zira teorik olarak, bu akımlar, uluslararası izolasyonun sona ermesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi karşılığında sadece nükleer programdan değil, füze programından da vazgeçmeye istekli olabilirler.

Görsel kaldırıldı.İran ordusu askerleri, Saddam Hüseyin Irakı'yla 1980-1988’de yaşanan savaşın başlangıcını anma amacıyla Tahran'da düzenlenen yıllık askeri geçit töreninde, 21 Eylül 2024 (AFP)

Bu gerçeklik önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bu gelişmelerin Rusya üzerindeki etkisi nedir? Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor. Rusya’nın iç protestoları bastırmak için özel araçlar sağlamasının yanı sıra, Rus Antonov-124 ve Ilyushin-76 gibi ağır askeri kargo uçakları, dikkat çekici ve alışılmadık bir hamleyle Çinli muadilleriyle koordineli olarak İran'a askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor. Sosyal medyada İran'daki Rus Mi-28 saldırı helikopterlerine dair ilk görüntülerin yayınlanması iki anlam taşıyor. Birincisi operasyonel olup, daha önce verilmiş siparişler kapsamında teslim edilen partileri temsil ediyor; ikincisi ise medyatik ve psikolojik olup, devam eden bilgi savaşının bir parçası olarak İran'ın müttefiklerinden önemli askeri “sürprizler” teslim alabileceğini yaymayı amaçlıyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir

Bununla birlikte, bu sevkiyatların doğrudan askeri etkisi, geniş çaplı gerilimi tırmandırma senaryoları karşısında sınırlı kalıyor ve gerçek ihtiyaçlar denizinde bir damlayı temsil ediyor. Yine de değerleri maddi boyutlarının çok ötesine uzanıyor. Bu, stratejik desteğin somut ve pratik ifadesi, siyasi ittifakın diplomatik açıklamaların ötesine geçen somut adımlara dönüşmesidir. Bu bağlamda, İran medyası, İran, Rusya ve Çin arasında şubat ayında Kuzey Hint Okyanusu'nda üçlü ortak deniz tatbikatlarının yapılmasının planlandığını bildirdi. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu hamle, özünde, Batı baskısı karşısında bu güçler arasındaki koordinasyon ve stratejik ittifak düzeyinde ciddi yükselişi yansıtan güçlü bir sembolik siyasi ve askeri mesaj niteliğinde.

Görsel kaldırıldı.İran'ın “Nahid-2” iletişim uydusu Rusya'nın Uglegorsk kenti dışında, Rus Soyuz roketi kullanılarak Vostochny Uzay Üssü'nden fırlatılıyor, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Moskova ve Tahran arasındaki gizli askeri-teknik iş birliği ve istihbarat etkileşiminin dinamikleri, uzun zamandır resmi ticari ve ekonomik ilişkilerden bağımsız olarak işlemektedir. Ancak, iki ülkenin derin yaptırımlar konusundaki ortak deneyimi, yeni yakınlaşma noktaları yaratmaya başladı. 2022'de uygulanan kapsamlı yaptırımların ardından Moskova, özellikle petrol ticaretinde, karıştırma, yeniden etiketleme ve petrolü üçüncü bir ülkeden gelmiş gibi satma yoluyla yaptırımların etrafından dolaşma konusunda İran'ın birikmiş deneyimine aktif olarak güvendi. Ancak bu ilişkinin derinliği abartılmamalı. Temel ekonomik gösterge olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılında 4,8 milyar doları aşmadı. Bu rakam örneğin, Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticaret hacmiyle (12 milyar dolar) karşılaştırıldığında oldukça düşük olup, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın sınırlı kapsamını vurguluyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir. Ekonomik ve iş birliği açısından olası en kötü sonuçlardan biriyse, son yıllarda Rusya'nın Ortadoğu ve ötesindeki varlığının ideolojik gerekçesinin temeli olan uluslararası Kuzey-Güney ulaşım koridorunun çökmesidir. Moskova, küresel ölçekte Tahran'ın taktiksel bir müttefik olabileceğini, ancak tam anlamıyla stratejik bir müttefik olamayacağını kabul ediyor; zira bu ittifak, siyasi iradeden ziyade din faktörü tarafından kısıtlanıyor. Uzmanlar, yalnızca ideolojisini paylaşanların İran'ın müttefiki veya dostu olabileceğini, diğer ülkelerin ise bu ideolojik bağlamda sadece birer araç olduğu gerçeğini sıklıkla gözden kaçırıyorlar.


New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
TT

New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)

Antoine el-Hac

5 Şubat 2026, Rusya ile ABD arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın da sona ermesiyle, dünyayı yeni bir belirsizlik ve endişe dönemine sokan tarihi bir gün olarak kayda geçti.

8 Nisan 2010’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Prag’da Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) imzaladı. Anlaşma 5 Şubat 2011’de yürürlüğe girdi ve 2021 yılında beş yıl süreyle uzatıldı. Anlaşma, stratejik nükleer silah sistemlerini ‘kıtalararası’ olarak tanımladı; yani örneğin Avrupa'dan fırlatılıp ABD’de patlayabilecek ve bunun tersi de mümkün olabilecek sistemler olarak nitelendirildi.

New START Anlaşması, ABD ve Rusya için konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlandırdı. Bu başlıkların, uçaklar, kıtalararası balistik füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere 700 nükleer taşıma aracı üzerinde konuşlandırılması öngörüldü. Ayrıca nükleer silah taşıma kapasitesine sahip füzeler ve uçaklar için konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam 800 fırlatma platformu sınırı getirildi.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)

Anlaşma, konuşlandırılmış stratejik nükleer silahları kapsasa da her iki ülkenin bunun ötesinde daha büyük ‘stoklanmış’ nükleer cephaneliklere sahip olduğu biliniyor. Tahminlere göre Rusya’nın yaklaşık 5 bin 459, ABD’nin ise yaklaşık 5 bin 177 nükleer başlığı bulunuyor.

New START Anlaşması ayrıca, hızlı bildirimlerin ardından düzenli saha denetimleri yapılmasını ve iki ülke arasında yılda iki kez veri paylaşımını öngörüyordu.

Üst sınır konusunda anlaşma sağlanamadı

Anlaşma şartlarına göre New START Anlaşması yalnızca bir kez uzatılabiliyordu; bu nedenle baştan itibaren 5 Şubat 2026’da sona ereceği biliniyordu. Ancak Rusya ile ABD, söz konusu anlaşmanın yerini alacak yeni bir anlaşmaya vararak oluşacak boşluğu önleyebilirdi. Nitekim Rusya, Eylül 2025’te iki ülkenin anlaşmada öngörülen üst sınırlara bir yıl daha uyması yönünde bir öneride bulundu. Bu teklif, ilk aşamada ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu bir karşılık gördü. Ancak Trump daha sonra Çin’in de dahil olduğu yeni bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdi.

Taraflar yıllar boyunca anlaşmanın getirdiği sınırlamalara uymuş olsa da doğrulama mekanizmaları bir süredir işletilmedi. 2020’de Kovid-19 salgını nedeniyle saha denetimleri askıya alındı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Kiev’e verdiği askeri destekle birlikte iki ülke arasındaki gerilim artarken, ABD Şubat 2023’te Rusya’nın anlaşmaya uymadığını açıkladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin anlaşmaya uyumunu askıya aldığını duyurarak, denetimlere ve veri paylaşımına son verdi. Washington da buna karşılık Moskova ile bilgi paylaşımını durdurma kararı aldı.

Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)

Küresel nükleer sistemin giderek daha fazla baskı altında olduğu görülüyor. Başlıca iki ülkenin ötesinde, Kuzey Kore cephaneliğini genişletirken, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında nükleer tırmanma riski hâlâ yüksek. İran’ın nükleer programının 22 Haziran 2025’teki ABD saldırısından sonraki durumu kesin olarak bilinmiyor ve Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Keşmir meselesi gibi konular nedeniyle tamamen azalmış değil.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin, gezegeni korumak amacıyla nükleer silahsızlanma konusunda kayda değer bir ilerleme kaydetmediği görülüyor. Oysa bu ülkeler, 1968’de kabul edilen ve 1995’te süresiz olarak yenilenen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında yükümlü. Anlaşmanın bir sonraki gözden geçirme konferansı, önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında New York’ta yapılacak. Bu toplantıda nükleer silah sahibi ülkelerin, son beş yılda antlaşma kapsamında ne kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamaları ve önümüzdeki beş yılda bu yükümlülüklerini nasıl yerine getireceklerini ortaya koymaları gerekiyor.

Saldırganca konuşma

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) eski Genel Direktörü Muhammed el-Baradey, geçtiğimiz aralık ayında yaptığı değerlendirmede, “Büyük nükleer silah sahibi devletler yalnızca silahlanmayı kontrol etme ve silahsızlanma çabalarında başarısız olmadılar; aynı zamanda cephaneliklerini modernize edip genişletmeye, artan saldırgan retorikleriyle uyumlu şekilde açıkça devam ediyorlar. Oysa insanlığın kendi yok oluşunu önlemesi beklenen kırılgan küresel yapılar gözlerimizin önünde çöküyor” ifadelerini kullandı.

Gözlemcileri endişelendiren bir diğer konu ise ABD ve Rusya arasındaki New START Anlaşması’nın yerini alacak anlaşmaya dair diplomatik çabaların neredeyse yok denecek kadar az olması. Bu süreçte yalnızca iki ülke başkanından kısa açıklamalar geldi. Trump, görev süresinin ikinci gününde Rusya ve Çin ile silah kontrolünün geleceği hakkında konuşacağını belirterek, “Nükleer silahlara muazzam paralar harcanıyor ve yıkıcı güçleri hakkında konuşmayı bile istemiyoruz… Nükleer silahsızlanmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz ve bence bu mümkün” dedi.

Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)

Eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın ‘temel niceliksel sınırlamalara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu’, ancak bunun ABD’nin de ‘aynı ruhla hareket etmesi’ şartına bağlı olduğunu açıkladı. Trump yönetimi bu teklife yanıt vermedi; Başkan Trump ise açıklamalarında çelişkili mesajlar verdi. Trump, ekim ayında Putin’in teklifine ilişkin olarak “Bana iyi bir fikir gibi görünüyor” derken, ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda New START Anlaşması için “Biterse bitsin. Daha iyi bir anlaşma yaparız” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden (RUSI) Nükleer Politika ve Yayılmayı Önleme Programı uzmanı Darya Dolzikova, New START Anlaşması’nın sona ermesini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi ve tarafların stratejik kapasitelerini genişletme yönünde güçlü motivasyonları olduğunu vurguladı. Dolzikova makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Rusya, ABD hava savunma sistemlerini aşma kapasitesi konusunda kaygı duyuyor; bu kaygılar, Başkan Trump’ın Kuzey Amerika’yı uzun menzilli silahlardan koruma amaçlı ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) planlarıyla daha da arttı. Buna karşılık Rusya, bu savunma sistemlerini aşacak şekilde tasarlanmış yeni silahlar geliştiriyor; bunlar arasında nükleer başlıklı, kendi kendine hareket eden kıtalararası torpido Poseidon ve nükleer başlıklı seyir füzesi Burevestnik yer alıyor. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin, 4.000 mil/saat (6.437 km/s) hızın üzerinde manevra kabiliyetine sahip uzun menzilli hipersonik füzeler geliştiriyor; bu da onları imkânsız hale getiriyor.”

Dolzikova, bu askeri kapasite artışının ‘yeni bir silah kontrol anlaşmasına varmayı daha da zorlaştıracağını’ ve ‘nükleer silahların önemini artıracağını’ belirtti. Ayrıca diğer ülkelerin de nükleer silahları caydırıcı bir araç olarak edinme isteği gösterdiğini bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)

Dünya çapında gerginliğin arttığı bir sır değil. Böyle bir dönemde, silahsızlanma veya en azından silahların kontrol altına alınmasına yönelik önlemler daha da önem kazanıyor. Uluslararası güvenliğin kötüye gitmesi, harekete geçmemek için bir mazeret olamaz; aksine, özellikle son zamanlarda ‘Batı elitleri’ hakkında duydukları haberlerden endişe duyan insanları yatıştırmak için acil önlemler alınması için bir teşvik olmalı.


İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
TT

İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)

Reuters'ın haberine göre bir yetkili, İtalyan polisinin, kuzeydeki Bologna kenti yakınlarındaki demiryolu hatlarına elektrik sağlayan kablolara zarar veren ve tren gecikmelerine neden olan olası bir sabotaj eylemini soruşturduğunu açıkladı.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, Kış Olimpiyatları'nın başlamasından bir gün sonra meydana gelen sorunun herhangi bir teknik arızadan kaynaklanmadığını belirtti.

Polis sözcüsü, yangının "kundaklama olduğuna inanıldığını" ancak henüz kimsenin sorumluluğu üstlenmediğini duyurdu. Sözcü, olay yerinde ulaşım polisi ve terörle mücadele birimlerinin inceleme yaptığını açıkladı.

Yangın, Bologna ve Venedik arasındaki hattı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Bologna ve Milano arasındaki ve Adriyatik kıyılarına giden yollarda da trafik aksamalarına neden oldu.

Milano, Venedik'ten trenle ulaşılabilen Cortina ile birlikte Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.

Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyatlarında, sabotajcılar ülke genelinde şafak vakti bir dizi saldırı düzenleyerek Fransa'nın TGV yüksek hızlı tren ağını hedef almış ve açılış töreninden saatler önce trafik kaosuna neden olmuştu.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, aksaklıklara rağmen tren seferlerinin devam ettiğini açıkladı.