Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği İsrail'e mesaj mı gönderiyor?

İsrail medyası, ‘Gazze savaşı’ gerilimi nedeniyle buna karşı uyardı

Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
TT

Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği İsrail'e mesaj mı gönderiyor?

Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)
Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

İsrail basınında yer alan haberlerde Mısır'ın Çin ve Rusya ile yaptığı askeri tatbikatlara karşı ‘hedef İsrail’ denilerek uyarıda bulunulurken, Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, ‘bu tatbikatların zaten her yıl düzenli olarak planlandığını ve kimseyi tehdit etme amacı taşımadığını’ söyledi.

Kaynak, “Ancak bu, endişelenmek isteyenlere bir mesajdır” dedi.

İsrail medyası, ‘Gazze savaşı’ gerginliği nedeniyle Mısır'ın Çin ve Rusya ile askeri iş birliği yaptığı uyarısında bulundu. İsrail gazetesi Maariv, İsrail-Mısır ilişkilerinin 7 Ekim 2023 olaylarından bu yana en büyük krizini yaşadığını belirten bir haber yayınladı.

Mısır gelişmiş Çin savaş uçaklarıyla büyük tatbikatlar yaparken, İsrail korkacak bir şey olup olmadığını anlamaya çalışıyor.

Maariv’in haberinde, “Kahire'de Gazze sınırında güvenliğin çöktüğü ve Gazzelilerin Sina'ya akın edebileceği yönündeki endişeler artıyor, bu da Mısır güçlerinin sınıra yakın konuşlanmasına neden oldu” ifadesi yer aldı.

Mısır ve Çin arasında ilk kez gerçekleştirilen askeri tatbikatta gelişmiş Çin savaş uçakları da yer aldı. Maariv de tatbikatla ilgili bir haber yayınladı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi Mısırlı kaynak şunları söyledi: “Bu tatbikatlar periyodik olarak yapılır ve daha önceden planlanmıştır. Gazze savaşıyla ilgili mevcut gerginliklerle hiçbir ilgisi yoktur. Bu tatbikatlar Mısır'ın her yıl temmuz ayının ilk günü başlayan mali yılının başlangıcına denk getiriliyor, dolayısıyla bir yıldır hazırlanıyor.”

Kaynak söz konusu tatbikatların ‘Mısır ordusunun etkinliğini arttırmak ve güçlü olmasını sağlamak çerçevesinde yapıldığını ve amacın kimseyi tehdit etmek değil Mısır'ın ulusal güvenliğini korumak olduğunu ve elbette ilgili herkesin kendilerine verilen mesajı anlayacağını’ belirtti.

Kaynak, ‘askeri eğitim faaliyetlerinin açık bir şekilde yürütüldüğünü ve dost, düşman ya da potansiyel düşman her tarafın kendi yönelimine ya da Mısır hakkında ne düşündüğüne göre mesajlar aldığını’ vurguladı.

dfgrthy
Birkaç gün önce Akdeniz'de gerçekleştirilen Mısır-Rusya askeri tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

Mısır Savunma Bakanlığı bir hafta önce resmi internet sitesinde Rusya ile ortak deniz tatbikatının (Dostluk Köprüsü) tamamlandığını ve bu tatbikatın iki ülkenin deniz birlikleri tarafından birkaç gün boyunca Akdeniz'deki Mısır karasularında gerçekleştirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, tatbikatın çeşitli ortak deniz kuvvetleri oluşumları tarafından gerçekleştirildiği ve ‘deniz kuvvetleri oluşumları için hava savunma tatbikatlarına ek olarak gerçek mühimmatla topçu atışlarını’ içerdiği belirtildi. Açıklamanın devamında tatbikatın, denizde arama ve kurtarma operasyonlarının yanı sıra tıbbi tahliye, ilk yardım, atipik tehditlerle mücadele ve siber güvenlik konularında bir dizi dersi de içerdiği ifade edildi.

Mısır Savunma Bakanlığı'na göre ayrıca, Mısır'daki bazı hava üsleri dört gün boyunca çeşitli tiplerde çok görevli savaş uçaklarının katılımıyla Mısır-Çin ortak hava tatbikatının (Medeniyet Kartalları 2025) faaliyetlerine tanıklık etti.

Eğitim ve silahlanma kaynaklarının çeşitlendirilmesi

Mısırlı strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “Mısır silah kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. Ayrıca dünyanın en büyük askeri güçleriyle iş birliğini ve ortak askeri eğitimini çeşitlendiriyor. İş birliğini ya da silahlanmasını tek bir güçle yoğunlaştırmıyor” ifadelerini kullandı.

Ferec, Mısır'ın Çin, Rusya ve ABD ile eğitim yaptığını ve her yıl ABD ordusuyla birlikte ‘dünyanın en büyük askeri tatbikatı’ olan Bright Star (Parlak Yıldız) tatbikatına katıldığını söyledi.

Ferec, “Bu güçlerin Mısır'la tatbikat yapması, Mısır ordusunun yetkinliğinin ve gücünün bir kanıtıdır. Tatbikatlar, korkutulmak isteyenler dışında kimseyi korkutmayı amaçlamıyor” dedi.

Mısırlı strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, tatbikatlardan çıkan açık mesajın, ‘Mısır'ın hiçbir diktayı kabul etmediği, aksine ilişkilerini kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımladığı’ olduğunu ifade etti.

Ragıb, Gazze meselesinin Mısır'ın İsrail ile ilişkilerini etkilemesinin, Mısır'ı Çin ve Rusya gibi dünya güçleriyle ilişkilerini güçlendirmeye ve dengelemeye ittiğini belirtti.

Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, silah üreticisi ülkelerle yapılan ortak tatbikatların genellikle ‘söz konusu türden silah anlaşmalarının bir başlangıcı’ olarak görüldüğünü söyleyen Ragıb, “Bu tür tatbikatlar, ithalatçı tarafın eğitim sırasında tüm teknik ve pratik yönleri değerlendirmek için silah ve teçhizatı sahada görmesini sağlar ki bu Avrupa, Rusya, Fransa ve İngiltere ile de takip edilen bir şeydir” dedi.

frgty
Mısır-Çin ortak hava eğitim tatbikatından (Medeniyet Kartalları 2025) (Mısır Savunma Bakanlığı)

Ragıb, Çin'in önümüzdeki dönemde silah tedariki düzeyinde rekabet etmekle ilgilendiğini; J-uçak ailesini Amerikan, Fransız ve Rus muadilleriyle rekabete sokmayı başardığını ve bazılarının Mısır ile ortak tatbikata katıldığını kaydetti.

Ragıb sözlerini şöyle sürdürdü: “Afrika pazarının Çin'in hedeflediği en önemli pazar olduğu ve Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin Afrika'nın en güçlüsü ve Çin için önemli bir potansiyel alıcı olduğu göz önünde bulunduruluyor. Aynı zamanda Mısır, ABD'nin İsrail'e sağladığı F-16'ya eşdeğer bir dördüncü nesil uçak arıyor. Çin J-10C, Rus ve Kore seçeneklerinin yanı sıra seçeneklerden biri olabilir. Elbette tüm bunlar, ABD himayesinde bölgede askerî açıdan üstün olmak isteyen İsrail'i korkutuyor.”

Tünel değil bir drenaj kanalı

Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, özellikle İsrail'in Mısır'ın arabuluculuğunda Hamas ile varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmesinin ardından, Gazze Şeridi'ndeki mevcut savaşın başlamasından bu yana hiç bu kadar gergin olmamıştı. Öyle ki İsrail, Gazze Şeridi'ni bombalamaya yeniden başladı ve Philadelphia Koridoru’ndan ve Filistin sınır kapılarından çekilme sözünü yerine getirmedi.

rgtrhy
Mısır-Çin ortak eğitim tatbikatından (Mısır Savunma Bakanlığı)

İsrail güçleri, Mayıs 2024'te Philadelphia Koridoru ve Refah Sınır Kapısı da dâhil olmak üzere Gazze Şeridi'nin Mısır sınırını kontrol altına almış ve Mısır'ı ‘sınırındaki tüneller aracılığıyla Gazze Şeridi'ne silah ulaşmasını engellemek için yeterince çaba göstermemekle’ suçlamış, Kahire ise bu suçlamayı reddetmişti.

Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Philadelphia Koridoru’nda devasa bir tüneli gösteren ünlü fotoğrafın ‘uydurma’ olduğunu ve fotoğraflananın sadece bir metre derinliğinde bir drenaj kanalı olduğunu açıklayarak şaşkınlık yarattı.

İsrail Yayın Kurumu tarafından alıntılanan açıklamalarında Gallant, İsrail'in geçtiğimiz ağustos ayında bahsettiği tünelin ‘zaten var olmadığını’ ve fotoğrafın kullanılmasının Philadelphia Koridoru’nun önemini şişirmeyi ve Hamas ile yapılan esir değişimi anlaşmasını geciktirmeyi amaçladığını söyledi.

Gallant’a göre o dönemde medyada yer alan, üç kat yüksekliğinde olduğu söylenen ve yerin onlarca metre altına uzanan bir tünelden çıkan askeri bir aracı gösteren görüntü bir ‘drenaj kanalından’ başka bir şey değildi.

Ferec ve Ragıb bunun ‘İsrail'in barışı tehdit eden, anlaşmaları ve vaatleri ihlal eden politikalarını sürdürmek için yanlış bilgilendirme yaklaşımı’ olduğu konusunda hemfikir.

Mısır'ın en başından beri İsrail'in iddialarının yanlışlığını vurguladığını belirten Ferec ve Ragıb, “Şimdi dünya İsrail'in yanlış anlatıları karşısında Mısır'ın anlatısının doğruluğunu keşfediyor” dedi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.