İran, Avrupa ülkeleriyle nükleer dosyasını Türkiye'de görüşüyor

İran'ın ana nükleer reaktörü Buşehr, Tahran'ın bin 200 kilometre güneyinde (Reuters- Arşiv)
İran'ın ana nükleer reaktörü Buşehr, Tahran'ın bin 200 kilometre güneyinde (Reuters- Arşiv)
TT

İran, Avrupa ülkeleriyle nükleer dosyasını Türkiye'de görüşüyor

İran'ın ana nükleer reaktörü Buşehr, Tahran'ın bin 200 kilometre güneyinde (Reuters- Arşiv)
İran'ın ana nükleer reaktörü Buşehr, Tahran'ın bin 200 kilometre güneyinde (Reuters- Arşiv)

İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'nin nükleer programıyla ilgili müzakerelerde Tahran ile anlaşmaya yakın olduğunu ima etmesinin ardından bugün Türkiye'de İngiltere, Fransa ve Almanya ile görüşmelerde bulunacak.

İstanbul'da yapılması planlanan görüşme, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin, Avrupa güçlerinin, 2015'te büyük güçlerle yapılan anlaşma uyarınca kaldırılan BM yaptırımlarını yeniden uygulamaya koyması halinde "geri döndürülemez" sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunmasının ardından gerçekleşiyor.

 ABD Başkanı Donald Trump (AP) ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Resmen Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen anlaşmaya İngiltere, Fransa ve Almanya'nın yanı sıra Çin, Rusya ve ABD de taraf oldu. Yıllar süren zorlu müzakerelerin ardından imzalanan anlaşma, Tahran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlıyor ve programının barışçıl niteliğini güvence altına alıyor, karşılığında ise ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu.

Trump, ilk döneminde 2018 yılında, ABD'yi 2015 anlaşmasından tek taraflı olarak çekmiş ve Tahran'a yönelik "azami baskı" politikasının parçası olarak, İran petrolü satın alan ülkeleri hedef alan ikincil önlemler de dahil olmak üzere yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu.

İran ise ABD'nin çekilmesinden sonra bir yıl boyunca anlaşmaya tam olarak bağlı kaldı, daha sonra temel yükümlülüklerinden kademeli olarak geri adım attı.

Üç Avrupa gücü, 2015 anlaşmasının bir parçası olan ve İran'ın nükleer anlaşmayı ihlal etmesi halinde BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırımlarının yeniden uygulanmasını sağlayan "geri tetikleme" veya "hızla geri alma" mekanizmasının devreye sokulup sokulmayacağını değerlendiriyor. Bu mekanizmanın devreye sokulması için tanınan süre Ekim 2025'te sona eriyor.

Arakçi, böyle bir adımın "Avrupa'yı doğrudan etkileyecek küresel bir nükleer yayılma krizine" yol açabileceği uyarısında bulunurken, Fransız Le Point dergisinde yayınlanan makalesinde, İran'ın Avrupa ile ilişkilerinde "yeni bir sayfa açmaya hazır" olduğunu ileri sürdü.

Avrupa güçleriyle bugün yapılması planlanan toplantı, İran ile ABD arasındaki dördüncü tur müzakerelerin üzerinden bir haftadan az bir süre geçtikten sonra gerçekleşiyor. Tahran, müzakereleri "zor ama faydalı" olarak nitelerken, bir ABD yetkilisi müzakereleri "cesaret verici" olarak nitelendirdi.

Arakçi, Avrupalılarla görüşmelerin "dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde" olacağını kaydetti.

Trump, dün Katar'a yaptığı ziyarette, ABD'nin İran ile daha önce müzakerelerin başarısız olması durumunda askeri müdahalede bulunabileceğini ima ettiği bir anlaşmayı imzalamaya "yakın" olduğunu söyledi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)

Bu görüşmeler, Washington'un 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana İran ile ABD arasında yapılan en üst düzey görüşmelerdi.

Söz konusu görüşmeler, daha önce iki taraf arasında gizli görüşmelere ev sahipliği yapan ve 2015'teki uluslararası anlaşmaya varılmasını sağlayan Umman'ın arabuluculuğunda gerçekleştiriliyor.

Trump, ocak ayında Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana İran'a yönelik "azami baskı" politikasını yeniden gündeme getirmiş, anlaşma sağlanamaması halinde İran'ı bombalamakla tehdit etmişti.

Şarku’l Avsat’ın Amerikan internet sitesi Axios’tan aktardığına göre dün Trump yönetimi, İran'a dördüncü tur görüşmelerde anlaşmaya varmayı amaçlayan "yazılı bir teklif" sundu.

Ancak Arakçi bunu yalanladı ve Tahran Uluslararası Kitap Fuarı'nı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, “Nükleer müzakerelerle ilgili olarak Amerika'dan henüz yazılı bir teklif almadık” dedi.

Şöyle devam etti: “Ancak, yaptırımların kaldırılması karşılığında güven inşa etmeye ve nükleer programımız konusunda şeffaf olmaya hazırız.”

Trump, İran liderliğine “zeytin dalı” uzattığını belirterek, bu teklifin sonsuza kadar geçerli olmayacağını söyledi. Ayrıca, görüşmelerin başarısız olması halinde İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirecek kadar “azami baskı” uygulayacağı tehdidinde bulundu.

Batı ülkeleri, başta ABD olmak üzere, İran'ı nükleer silah geliştirmeye çalışmakla suçluyor. Tahran ise bu iddiayı reddederek, nükleer teknolojiye hakkı olduğunu ve programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor.

2015 anlaşması, uranyum zenginleştirme sınırını yüzde 3,67 olarak belirlemişti. Ancak Tahran şu anda yüzde 60 seviyesinde zenginleştirme yapıyor ve bu oran, askeri amaçlarla kullanılması için gereken yüzde 90'a çok yakın bir oran.

Tahran, barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirmeye devam etme hakkının “tartışmaya açık olmadığını” vurgularken, zenginleştirme oranı ve düzeyine ilişkin geçici kısıtlamaları kabul etmeye hazır olduğunu belirtiyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslamî, çarşamba günü, “İran'ın nükleer teknoloji alanındaki hedefleri tamamen şeffaf ve barışçıldır” ifadelerini kullandı.

İran Mehr Haber Ajansı'nın aktardığına göre, "İran'ın tarih boyunca ilan edilmemiş veya gizli nükleer faaliyetleri olmamıştır. Ülkedeki tüm nükleer faaliyetler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği içinde ve bu kurumun sürekli gözetimi altında yürütülmektedir."



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.