Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması

Vatandaşlara ekonomik ve insani destek sağlamanın en iyi ve en hızlı yollarının değerlendirilmesi önemli, hatta gerekli

Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)
Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)
TT

Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması

Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)
Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)

Nebil Fehmi

Medya açısından Donald Trump'ın Suudi Arabistan, Katar ve BAE'yi kapsayan turunun en önemli siyasi adımlarından biri, Ahmed eş-Şara ile Trump arasında Suudi Arabistan'ın katılımı ve Türkiye'nin de telefon ile katılımıyla bir görüşme ayarlanmasıydı. Nedeni de bunun taşıdığı siyasal anlamlar ve beraberinde getirdiği ekonomik ve güvenlik düzenlemeleriydi. Görüşme, Arap dünyası ve Ortadoğu'da pek çok kesim tarafından ölçülü ve nazik bir şekilde karşılanırken, halkı on yıldan fazla bir süre devam eden can kayıplarının yaşandığı, kaynakların ve zenginliklerin tüketildiği bir iç savaşın tahribatından muzdarip Suriye'de her alanda ekonomik bir atılım gerçekleştirmesi ümidi dile getirildi.

Suriye liderliğiyle yapılan siyasi görüşme, İran'ın rolüne bağlı olarak Ortadoğu'daki bölgesel dengelerin değerlendirilmesi, daha sonra iki ülke arasında siyasi bir anlaşmaya varılması hedefiyle Suriye-İsrail arasında doğrudan görüşmelerin yapıldığına dair çıkan haberler nedeniyle önem, değer ve anlam taşıyor. Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes, Esed sonrası dönemin başlamasına ve iç siyasi değişime bağlı hesaplı bir iyimserlikle, ülkenin siyasi gidişatını takip etmeyi sürdürme eğiliminin bir karışımını bulacaktır. Uzlaşma ve istikrara giden yolda, farklı pozisyonlar ve farklı yönelimler göz önüne alındığında, süreç bazı doğal aksaklıklara maruz kalsa da siyasi sonucun toplumun bir araya gelmesi ve yeniden birleşmesi olması umuluyor.

Ancak çarpıcı ve net olan, Suriye'de birkaç istisna dışında herkesin ciddi maddi sıkıntılar içinde olduğu ve özellikle komşu Türkiye'den gelen bazı temel ihtiyaç maddeleri bol olsa bile bundan yararlanamadığıdır. Dolayısıyla vatandaşların öncelikli odak noktası Trump'ın Suriye'ye uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması talimatını verdiği açıklaması olmayı sürdürüyor. Bu yeni bir adım, ancak atılımın büyüklüğünü, kaynağını ve beklenen oranlarını tahmin etmek için belirli bir ayrıntı ve doğrulukla incelenmesi, yardımların en iyi şekilde nasıl sağlanacağının, vatandaşlara ve ihtiyaç sahiplerine nasıl ulaştırılacağının belirlenmesi gerekiyor.

Esed rejiminin devrilmesinden sonra Suriye'ye uygulanmaya devam eden en önemli ve etkili yaptırımlar, ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin yaptırımlarıydı. En önemli ve etkili dememizin sebebi, doğrudan bu ülkelerin hükümetlerine uyguladığı baskının yanı sıra, diğer ülkeler ve Suriye'deki faaliyetlerinin diğer ülkelerdeki daha geniş ve daha büyük faaliyetlerini etkilemesinden endişelenen özel sektörün geneli üzerindeki daraltıcı etkisidir.

Trump'ın Körfez ziyareti öncesinde ABD'nin baskı ve yaptırımları, terör destekçileri olarak adlandırılan Esed rejimi mensupları ve onunla bağlantılı kişilere odaklanmıştı. Bunlara Suriye güvenlik ve istihbarat servislerine yönelik yaptırımlar, insani istisnalar çerçevesinin dışında kapsamlı bir ekonomik yaptırım ve Rus kurumlarıyla iş yapma yasağı da ekleniyordu. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre ABD'nin Suriye'yi ve mevcut Başkanı’nı terör listesinden çıkarmadığı, bilgi teknolojisi ihracatına sıkı denetimler getirdiği, Suriye ile önemli ekonomik ilişkileri olan diğer taraflara ve ülkelere yaptırımlar uyguladığı biliniyor. Öte yandan bazı enerji, kamusal ve insani hizmetler ile 2025 yılının ilk yarısında kamu idari hizmetleri sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için durum bazında icraatlar hayata geçirildi.

Esed rejiminin devrilmesinin ardından İngiltere, Suriye Merkez Bankası, Suriye Hava Yolları ve çok sayıda enerji ve yeniden inşa şirketinin de aralarında bulunduğu 24 Suriyeli kuruluşa uyguladığı yaptırımları askıya aldı. Ancak Esed rejimiyle bağlantılı bazı isimlere ve kaçakçılık faaliyetlerine, keza çift kullanımlı teknolojiye yönelik yaptırımlarının devam etmesinin yanı sıra, kültürel varlıkların korunmasına yönelik özel tedbirleri uygulamaya devam etti.

Öte yandan Avrupa Birliği, dört banka ve Suriye Hava Yolu Şirketi’nin de aralarında bulunduğu enerji, ulaştırma ve finans kuruluşlarına yönelik yaptırımları kaldırırken, insani yardım ve yeniden inşa için fon sağlanmasına izin verdi. Ama AB de Esed rejimi mensuplarına ve destekçilerine yönelik yaptırım ve ambargoları kaldırmadı, silah temininin yasaklanması ve hem sivil hem de güvenlik amaçlı kullanılabilecek teknolojinin ihracatına ilişkin getirdiği kuralları ve sınırlamaları da sürdürdü.

Önümüzdeki haftalarda kaldırılan yaptırımların niteliği ve kapsamı netleşecek ve Esed rejimi mensuplarına yönelik yaptırımların sürmesi, aynı ülkelerin terör listesinde bulunan yeni rejimin bazı yetkililerine yönelik yaptırımların ise kaldırılması bekleniyor. Suriye'de önceki rejimin çökmesinin, başkalarının işlere müdahale edebilmesinin temel sebebi olan uzun yıllar iyi bir yönetimin olmamasının bir sonucu olarak, beklenen ve gerekli bazı çelişkiler ve komplolar ortaya çıkacaktır.

Siyasi çalkantılara ve siyasi olarak her şeyin istikrara kavuşması için yeterli zamana ihtiyaç duyulmasına rağmen, Suriye vatandaşlarına ekonomik ve insani destek sağlamanın en iyi ve en hızlı yollarının değerlendirilmesi önemli, hatta gerekli. Yaptırım uygulama metodolojisinin değiştirilmesi, sağlanacak muafiyetlerin belirlenmesi, bunların alınma yöntemi ve koşullarının belirlenmesi hem bağışçının hem de yardım alanın şeffaflığa ve hesap verebilirliğe bağlı olmasını olumlu yönde dayatan ve koşullandıran, yardıma ilişkin tüm işlemlerde seçenek ve kaynak çeşitliliğini sağlayan bir metodolojiye bağlılık gibi birçok adımla bu yollar gözden geçirilmeli. Bunlar hem bağışçıya hem de yardım alana uygulanması gereken kurallar ve koşullardır, çünkü geçmiş deneyimler her iki tarafın da birçok ihlaliyle lekelenmiştir.

Uygulamada bu, kamu hizmetlerine, altyapıya ve ekonomik kalkınmaya yönelik yardım ve yatırımları kolaylaştırmak ve güvence altına almak için cezalandırıcı araçların değiştirilmesini ve geliştirilmesini de gerektiriyor. İlave olarak, ekonomik operasyonları, yatırımları kolaylaştırmak ve istikrara kavuşturmak için her bir olayın istisnai olarak ele alınmasını mümkün olduğunca en aza indirmeyi, bağışçılar ile yardım alanlar arasında eşit fırsatlar sağlamayı ve yolsuzluğu azaltmayı gerektiriyor.

Herhangi bir finansal sistemin temel taşı olması sebebiyle, finansal kuruluşlardan beklenen açıklama, açıklık ve gözden geçirme prosedürleri, tek tip ve açık hale getirilmeli. Özel sektör de dahil olmak üzere Suriyeli kurumlar bunu istikrarlı bir şekilde uygulayabilmeleri için güçlendirilmeli ve yeterlilikleri artırılmalı.

Yardımların ülke genelinde ayrımcılık yapılmaksızın, kamu kurumları aracılığıyla veya sivil toplumun desteğiyle adil bir şekilde dağıtılmasını güvence altına alacak gerekli usul ve mekanizmaların sağlanması, yerel kapasite geliştirme programlarına, gıda ve sağlık hizmetlerinin sağlanmasına özel itina gösterilmesi büyük önem taşıyor.

Suriye toplumuna yönelik acil insani ve ekonomik desteğe ihtiyaç duyulmakta olup, geri dönenlerin sayısı arttıkça bu talep ve ihtiyaçlar da artacaktır. Şam makamlarının Suriye Arap kimliğini korumak için Suriye halkına karşı ayrımcılık yapmadan, kapsayıcı bir yaklaşım benimseme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini takip etmeye devam ederken, bu konuda hepimizin insani bir yükümlülüğümüz olduğuna inanıyorum.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.