Suriye ulusal denkleminde Kürt çözümü

Temel ve derin anlaşmazlıklar

Bir kadın, 8 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da Uluslararası Kadınlar Günü'nü anmak için sivil toplum örgütleri ve kadın grupları tarafından düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'de tutuklu bulunan PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın olduğu bir bayrak taşıyor (AFP)
Bir kadın, 8 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da Uluslararası Kadınlar Günü'nü anmak için sivil toplum örgütleri ve kadın grupları tarafından düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'de tutuklu bulunan PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın olduğu bir bayrak taşıyor (AFP)
TT

Suriye ulusal denkleminde Kürt çözümü

Bir kadın, 8 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da Uluslararası Kadınlar Günü'nü anmak için sivil toplum örgütleri ve kadın grupları tarafından düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'de tutuklu bulunan PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın olduğu bir bayrak taşıyor (AFP)
Bir kadın, 8 Mart'ta Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da Uluslararası Kadınlar Günü'nü anmak için sivil toplum örgütleri ve kadın grupları tarafından düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'de tutuklu bulunan PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın olduğu bir bayrak taşıyor (AFP)

Faysal Yusuf

Mart 2011'de Suriye devriminin patlak vermesinden, özgürlük ve onur talep eden halk hareketinin başlangıcından itibaren, Kürt siyasi hareketi önemli milli ve bölgesel meydan okumalarla karşı karşıya kaldı. Bunlar kendisini önceliklerini yeniden düzenlemeye ve meydan okumalarla başa çıkmak için siyasi araçlarını geliştirmeye zorladı.

Bu değişiklikler, Kürt partilerini, safları birleştirmek ve değişen Suriye sahnesi içinde Kürt halkının özlemlerini yansıtan birleşik bir siyasi pozisyon oluşturmak için toplantı ve istişarelerini yoğunlaştırmaya yöneltti. Bu çabalar ayrıca 26 Ekim 2011'de ilk Kürt Ulusal Konferansı'nın toplanması ve Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) yokluğuna rağmen, Suriye'deki Kürt halkını temsil eden birleştirici bir şemsiye örgüt olarak Suriye Kürt Ulusal Konseyi'nin (ENKS) kurulması ile sonuçlandı.

PYD'nin konferansta yer almaması, Kürt siyasi sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu. Zira PYD, Suriye Kürt arenasında iki siyasi temsilciliğin ortaya çıkmasına yol açan paralel bir siyasi oluşum olan “Batı Kürdistan Halk Konseyi”ni kurma yoluna gitti. Bu adım, Kürt söylemini ve pozisyonunu birleştirmede önemli zorluklar yarattı.

Bakış açılarını birbirine yakınlaştırmak için yapılan ve Erbil ve Dohuk anlaşmalarıyla sonuçlanan Başkan Mesud Barzani'nin 2012’deki girişimi başta olmak üzere sayısız girişime rağmen, özellikle her iki tarafın Suriye'nin geleceğine ilişkin vizyonu, Kürt bölgelerindeki yönetim biçimi ve hem rejim hem de Suriye muhalefetiyle ilişkiler konusundaki temel anlaşmazlıklar, derin ve kalıcı olmaya devam etti ve bu, ortak Kürt eyleminin etkinliğini azalttı.

Kürt Ulusal Konseyi ise Suriye muhalefeti ile birlikte genel siyasi sürece aktif olarak katılmaya önem verdi, çünkü Suriye'nin ortak kaderine ve kapsamlı bir çözümün gerekliliğine inanıyordu. En önemlisi Kahire Konferansı olmak üzere çok sayıda konferansa katıldı ve Suriye Devrim ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu'na üye olarak kabul edildi. Ayrıca 2015'teki Riyad Konferansı'na da katıldı.

Bu son konferans, ilk kez Suriyeli muhalif güçlerin çoğunun Kürt sorununun birleşik bir Suriye devleti çerçevesinde adil ve anayasal bir çözüm gerektiren ulusal bir sorun olduğunu kabul etmesine tanıklık ettiği için olumlu bir dönüm noktası oluşturdu. Konsey, muhalefete ait belgelerde her zaman Kürt halkının meşru haklarının altını çizdi ve bunlar Cenevre ve Riyad konferanslarında resmen kabul edilen bildirilerle tekit edildi. Bu hakların Suriye Müzakere Komisyonu tarafından da kabul edilmesi, Kürt bileşeninin haklarının tanınmasında kaydedilen ilerlemeyi yansıtıyordu.  Muhalefet ile çalışmada atılan bu olumlu adımlara rağmen, özellikle PYD tek bir yönetim dayatmaya ve kendi nüfuz alanlarında Kürt Ulusal Konseyi'nin siyasi faaliyetlerini engellemeye devam ettikçe, Konsey ile PYD arasındaki anlaşmazlıklar sürdü. Bu durum, Kürt-Kürt uzlaşısına yönelik girişimlerin tekrar tekrar başarısız olmasına katkıda bulundu ve Kürtlerin birleşik bir cephe sunma yeteneğini olumsuz etkiledi.

Suriye sahnesinin iç içe geçmiş düğümlerinin gölgesinde, uluslararası ve bölgesel taraflar arasında Kürt-Suriye pozisyonunun birleştirilmesinin gerekliliği konusunda bir kanaat oluştu. Bu kanaat, Kürt halkının Suriye’ye yönelik gelecekteki herhangi bir siyasi çözümde göz ardı edilemeyecek veya dışlanamayacak önemli bir bileşen olduğu temeline dayanıyordu. Bu çabalar, eski Suriye rejiminin devrilmesinden sonra, 26 Nisan 2025'te “Kürt Saflarının ve Pozisyonlarının Birliği” konferansının yapılmasıyla verimli bir iş birliği ile sonuçlandı. Bu konferans, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi ile koordinasyon halinde, Başkan Mesud Barzani tarafından düzenlendi ve bölgede istikrarın önemini bilen Uluslararası Koalisyon Güçleri tarafından desteklendi. Konferansta, Kürt hareketinin Suriye'nin geleceğine ilişkin vizyonunu tanımlayan, haklarını ve katılımlarını teyit eden önemli bir siyasi belge de onaylandı.

Bu olumlu gelişmeye rağmen, bazı Suriyeli taraflar konferansı ve sonuçlarını Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan ve “ülkedeki çeşitli sorunları ele almak için önemli bir adım teşkil eden” anlaşmalara bağlayan açıklamalar yaptılar. Kürt sorununun yeni veya yakın zamanda ortaya çıkan bir gelişme değil, modern Suriye devletinin kuruluşundan bu yana var olan köklü bir tarihi sorun olduğu gerçeğini kasıtlı olarak görmezden gelerek, konferansın anlaşmalara aykırı olduğu değerlendirmesinde bulundular.

dfrgtyu
Ahmed eş-Şara ve Mazlum Abdi, SDG'yi devlet kurumlarına entegre etme anlaşmasının imzalanması sırasında, Şam, 10 Mart 2025 (AFP)

Kürt talepleri her zaman ülkenin birliği çerçevesinde adil ve kapsamlı bir çözüm arama ve on yıllardır maruz kalınan sistematik ayrımcı politikaları bitirme çabasıyla somutlaştı. Bu bağlamda, konferans tarafından yayınlanan siyasi belge önemli ve ileri bir Suriye ulusal dönüm noktasına işaret ediyor. Kürt halkının Suriye halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve geleceğin Suriyesi'nin, başta Kürt halkı olmak üzere, tüm etnik ve dini bileşenlerinin haklarını garanti altına alan çoğulcu, ademi merkeziyetçi bir demokrasi olması gerektiğini açıkça teyit ediyor. Bu, Kürt halkının Suriye devletinin ayrılmaz bir bileşeni olarak varoluşunun anayasal olarak tanınması ve siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamın çeşitli alanlarına etkili katılımının sağlanması yoluyla başarılmalı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Kürt siyasi hareketi ayrıca, Suriye'nin zengin etnik, kültürel ve dini çeşitliliğini yansıtan modern bir anayasal devletin inşasına etkili bir şekilde katkıda bulunma amacıyla, bu öneriyi geçiş hükümetine ortak bir Kürt heyeti aracılığıyla sunma sürecinde. Kürt siyasi hareketi, Kürt halkının gerçek çıkarının, birleşik, ademi merkeziyetçi bir Suriye içinde gerçek ve yapıcı bir ulusal ortaklıkta yattığına inanıyor. Geçiş hükümetinin, Kürt bölgelerindeki hizmet ve eğitim kurumlarını yeniden aktifleştirme ve bunları merkezi hükümetin bakanlıklarına bağlama girişimlerinde bulunmasına yönelik yoğun çabalar bulunuyor. Bölge, yerel ve merkezi yönetimin geleceği hakkında daha geniş ve daha ciddi bir diyaloğa hazırlık olarak, heyetlerin bu amaçla yapılan ziyaretlerine de tanık oldu.

Olumlu göstergeler

Suriye'de uluslararası ve bölgesel açılım ve yaptırımların kaldırılmasının ardından, kapsamlı ve sürdürülebilir siyasi çözümler bulmak için artan olumlu göstergeler var ve bu da diyalog ve çözüm için yeni ufuklar açabilir. Ayrıca, Abdullah Öcalan'ın Kürt sorununa barışçıl, demokratik bir çözüm çağrısının ardından, bu, Türkiye'de Kürt sorununa da barışçıl, demokratik yollarla bir çözüm teşkil ediyor. Bu çağrı, Kürt Ulusal Konseyi ve bölgedeki diğer Kürt partilerinden destek aldı. Bu bağlamda, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) silahlarını bırakmaya ve barışçıl siyasi eyleme yönelmeye hazır olduğunu duyurdu. Bu, Türkiye'de ve genel olarak bölgede adil, kapsamlı ve barışçıl bir çözüm şansını artıracak ve daha istikrarlı bir ortam yaratacaktır.

dsfg
Suriyeli Kürt güvenlik güçleri, 28 Ağustos 2022'de Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke şehrinde Kürt yönetimindeki el-Hol kampında denetim gerçekleştiriyor (AFP)

Suriye'deki Kürt sorununun özü ayrılıkçılığa değil, Kürtleri meşru kimliğe, kültürel ve siyasi haklara sahip bir halk olarak tanıyan, herkesi kapsayan yeni bir Suriye inşasında gerçek ortaklık için çabalayan kapsamlı bir ulusal çerçeve içinde, tam adalet ve eşitliğe ulaşmaya dayanmaktadır. Bu kapsamlı vizyon, Kürt siyasi hareketinin, on yıllar boyunca karşı karşıya kaldığı dışlama, baskı ve inkâr politikalarına rağmen verdiği uzun bir mücadelenin meyvesidir. Bu politikalar arasında binlerce kişiyi vatandaşlıktan çıkaran 1962'deki adaletsiz istisnai nüfus sayımı, bölgenin demografisini değiştirmeyi amaçlayan Arap Kuşağı'nın uygulanması, Kürt dili ve kültürünün yasaklanması, Kürt siyasi partilerinin kurulmasının yasaklanması ve siyasi aktivistlerin ve aydınların tutuklanması yer alıyordu.

Tüm bu zorluklara ve ihlallere rağmen, Kürt hareketi barışçıl ve demokratik çözüme bağlı kaldı, şiddeti ve içe kapanmayı reddetti.

Tüm bu zorluklara ve ihlallere rağmen, Kürt hareketi barışçıl ve demokratik çözüme bağlı kaldı, şiddeti ve içe kapanmayı reddetti. Gerçek ve sürdürülebilir çözümün eşit vatandaşlık, kültürel ve politik çoğulculuk, kapsamlı bir ademi merkeziyetçilik sistemine bağlı yeni ve kapsamlı toplumsal sözleşmede yattığına olan kesin inancına dayanarak, diğer Suriyeli bileşenlerle yapıcı diyalog için girişimler önerdi. Kürt hareketi, gelecekteki Suriye'nin ideal biçiminin, yetkileri ve sorumlulukları adil bir şekilde dağıtan, yerel topluluklara kendi işlerini ve bölgelerinin işlerini yönetme yetkisi veren, devletin birliğini ve egemenliğini güçlendiren ve tüm bileşenlerinin karar alma ve sürdürülebilir kalkınmaya katılımını sağlayan, ademi merkeziyetçi bir demokratik sistem olduğuna inanıyor.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, Kürt halkının Suriye'nin yapısının önemli ve köklü bir ulusal bileşeni olarak açıkça ve tam olarak tanınması, tüm organlarda ve kurumlarda adil temsilinin sağlanması, kültürel ve etnik özelliklere saygıya dayalı kapsamlı ve açık bir ulusal diyalog başlatılması, kayıpların telafi edilmesi için geçiş adaletinin ve herkes için daha iyi bir geleceği garanti eden kapsamlı siyasi geçişin sağlanmasıdır. Arzuladığımız Suriye, toprak ve halk olarak birleşmiş, ayrımcılık yapmadan tüm vatandaşlarına onur, özgürlük ve eşitlik garanti eden, Suriye'nin zenginliğinin her zaman bir parçası olan etnik ve dini çeşitliliğe saygı gösteren ademi merkeziyetçi demokratik sisteme sahip bir Suriye'dir. Kürt halkı, asil ve ulusal konumu ile Suriye ve tüm bölge için daha iyi ve müreffeh bir ortak gelecek amacıyla, bu yapıcı süreçte tam rol oynamaya hazırdır.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.