Mısır muhalefetinde parlamento seçimlerine katılım çatlağı

Muhalefet partileri, hep beraber mi yok bir kısmının mı seçimlere katılacağını tartışırken bir kısmı seçimleri boykot etme çağrısında bulundu

Mısır parlamentosunda yapılan seçim yasasının görüşüldüğü oturumdan bir kare (Parlamento İşleri Bakanlığı)
Mısır parlamentosunda yapılan seçim yasasının görüşüldüğü oturumdan bir kare (Parlamento İşleri Bakanlığı)
TT

Mısır muhalefetinde parlamento seçimlerine katılım çatlağı

Mısır parlamentosunda yapılan seçim yasasının görüşüldüğü oturumdan bir kare (Parlamento İşleri Bakanlığı)
Mısır parlamentosunda yapılan seçim yasasının görüşüldüğü oturumdan bir kare (Parlamento İşleri Bakanlığı)

Mısır’da muhalefetteki partiler yaklaşan parlamento seçimlerine katılım konusunda bölünmüş durumda. Bazı partiler seçimlerin yapılacağı sistemi protesto etmek için seçimlerin boykot edilmesi çağrısında bulunurken bazıları kısmen de olsa katılmanın gerekli olduğunu düşünüyor. Üçüncü bir kesim ise seçimlerde tam anlamıyla rekabet etmenin yollarını arıyor.

Mısır anayasasına göre iki kademeli Mısır parlamentosunun üst kanadı Temsilciler Meclisi için seçimlerin parlamentonun görev süresinin bitiminden 60 gün önce yapılması gerekiyor. Bu da parlamentonun alt kanadı olan Halk Meclisi seçimlerinin ağustos ayında yapılacağı anlamına geliyor. Bunu kasım ayında yapılacak Temsilciler Meclisi seçimleri izleyecek.

Muhalefet partilerinin en büyük grubu olan ve pazartesi akşamı bir basın toplantısı düzenleyerek seçimlere ilişkin tutumunu açıklayan Sivil Demokratik Hareket, seçimlerin ‘mutlak liste’ ve bireysel sistemi birleştiren karma bir sistem altında gerçekleştirilecek olması karşısında dehşete düştüğünü ifade etti.

Basın toplantısı, 2020 yılında Vatan'ın Geleceği Partisi’nin sandalyelerin çoğunluğunu kazandığı mutlak liste sistemine yöneltilen ağır eleştirilere sahne olurken, Sivil Demokratik Hareket, içerideki farklı eğilimler nedeniyle seçimlere katılım gösterme ya da boykot etme arasında kaldığından seçimlere ilişkin nihai tutumunu açıklayamadı.

fyuı7
Sivil Demokratik Hareket liderlerinin Muhafazakar Parti genel merkezinde daha önce yaptıkları toplantıdan bir kare (Muhafazakar Parti)

Hareketin partilerinden Kerame Partisi'nin Onursal Başkanı Muhammed Sami, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada yaklaşan seçimlere katılmamayı tercih ettiğini söyledi. Sami, “Şahsen, seçimlerin mutlak liste ile yapılmasını ve ulusal diyalog sırasında orantılı liste ile yapılması yönünde dile getirdiğimiz taleplerin göz ardı edilmesini protesto etmek için seçimleri boykot etmeyi tercih ederim” ifadelerini kullandı.

Kapalı bir sistem olan mutlak liste sisteminde, seçim listesinin tüm üyeleri oyların yüzde 50'sinden fazlasını aldıkları takdirde kazanırken muhalefet, sandalyelerin katılımcıların aldıkları oy yüzdelerine göre bölünmesini istiyor.

Muhammed Sami, yaklaşan seçimlerin sonuçlarının önceden belirlendiğini ve Sivil Demokratik Hareket’in eşit şartlarda seçimlere katılmasını öngören siyasi hakkını kullanmasının engellendiğini söyledi.

Öte yandan Muhafazakar Parti önümüzdeki seçimlere katılmaktan yana. Muhafazakar Parti Sözcüsü Muhammed Türki’ye göre parti hala nasıl katılacağını tartışıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Türki, “Boykot saygı duyulan bir tutumdur, ancak parti içinde bizler, özellikle de gençler, sadece sokakta olmak ve deneyim kazanmak için bile olsa her zaman katılımdan yanayız” ifadelerini kullandı.

İktidara yakın partilerle birlikte herhangi bir seçim listesine katılmayı düşünmediklerini belirten Türki, “Şu anki düşüncemiz, seçim bölgelerinin geniş bir şekilde bölünmesi ışığında, rekabetin zorluğuna rağmen bireysel sisteme katılmaktan yana” şeklinde konuştu.

ıkol
Muhafazakar Parti Genel Başkanı, Sivil Demokratik Hareket’in seçim yasasına ilişkin tutumunu açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısı düzenledi (Sivil Demokratik Hareket)

Muhalefetteki Ulusal Demokrat Parti, Adalet Partisi, Reform ve Kalkınma Partisi birkaç gün önce, seçimlere bireysel sistem altında birlikte katılmak üzere bir seçim ittifakı kurduklarını açıkladılar.

Bireysel sistemi için Sivil Demokratik Hareket’e katılma seçeneğini göz ardı etmeyen Türki, ancak bu seçeneklerin parti içinde çalışıldığını ve nihai kararın henüz verilmediğini, Sivil Demokratik Hareket’in bir parçası olduklarını ve hareketin kararını temsil edeceklerini vurguladı.

Sivil Demokratik Hareket Sözcüsü Velid el-Ammari, hareket içindeki seçim komitesinin 31 Mayıs'a kadar partilerin tercihlerini ve seçimlere katılmaya hazır olanların isimleri değerlendireceğini söyledi. Seçimlere katılıp katılmama kararı hareketin seçimlere katılıp katılmayacağına bağlı olacak ve son parlamento seçimlerinde olduğu gibi her partiyi istediği gibi hareket etmekte serbest bırakma kararı verilebilir.

Aynı zamanda Düstur Partisi’nin de sözcüsü olan Ammari, partisi içinde, hem seçim sürecindeki usulsüzlükleri ortaya çıkarmanın bir yolu olarak seçimlere katılmayı destekleyenlerin hem de sonu baştan belli olan bir yarışa girmekten uzak durmayı tercih edenlerin olduğunu söyledi.

dfghyjukı
Mısır parlamentosunda seçim yasasının tartışıldığı oturumdan bir kare (Parlamento İşleri Bakanlığı)

Mevcut parlamentoda temsil edilen bazı muhalefet partileri, bireysel sisteme katılmanın yanı sıra, katılımlarını liste sistemini de kapsayacak şekilde genişletmeyi düşünüyor. Parlamentoda yedi milletvekili ile temsil edilen Ulusal Demokrat Parti Basın Ofisi Başkanı Muna Şemah, partinin liste sistemindeki pozisyonunu ve ittifak fırsatlarını değerlendirdiğini ve milletvekillerinin parlamentodaki performansıyla sokakta elde ettiği popülariteden faydalanmayı amaçladığını söyledi.

Ulusal Demokrat Parti, 2020 seçimlerine parlamentodaki çoğunluk partisi olan Vatan'ın Geleceği Partisi ile ittifak halinde ‘Mısır'ın iyiliği için’ listesiyle katıldı ve seçimleri kazandı. Bunun yanı sıra birkaç bağımsız sandalye için yarıştı, ancak bu sandalyelerde kazanım elde edemedi.

Şemah, yaklaşan seçimlerde önceki senaryonun tekrarlanması olasılığına dair “Tüm seçenekler parti içinde inceleniyor. Parti kararını toplu olarak verecek” dedi. Şemah, Vatan'ın Geleceği Partisi ya da yeni Ulusal Cephe Partisi gibi partilerden ortak listelerde yer almak için şimdiye kadar herhangi bir teklif almadıklarını da sözlerine ekledi.

Diğer muhalefet partilerine seçimlere katılmaları çağrısında bulunan Şemah, Adalet Partisi ve Reform ve Kalkınma Partisi ile kurulan seçim ittifakına diğer partilerin de katılımını beklediklerini ifade etti.

Açık sözlü muhalefet partilerinin yanı sıra Vefd ve Et-Tecemmu partileri gibi bir zamanlar geleneksel muhalefet olarak tanımlanan, ancak şimdi iktidara sadık partilerle daha fazla bütünleşen ve geçmiş seçimlerde Vatan'ın Geleceği Partisi’nin seçim listelerinde yarışan partiler de var.

Vefd Partisi, hem bireysel hem de mutlak liste sistemlerinde bir dizi aday gösterme niyetinde olduğunu açıkladı. Partiden yapılan açıklamada, bireysel sistem için aday listelerinin gözden geçirildiği belirtildi.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.