İsrail'in Lazkiye'ye düzenlediği saldırıda bir Suriyeli hayatını kaybetti

Suriye'ye yönelik bir İsrail hava saldırısı, (Arşiv-Suriye İnsan Hakları Gözlemevi)
Suriye'ye yönelik bir İsrail hava saldırısı, (Arşiv-Suriye İnsan Hakları Gözlemevi)
TT

İsrail'in Lazkiye'ye düzenlediği saldırıda bir Suriyeli hayatını kaybetti

Suriye'ye yönelik bir İsrail hava saldırısı, (Arşiv-Suriye İnsan Hakları Gözlemevi)
Suriye'ye yönelik bir İsrail hava saldırısı, (Arşiv-Suriye İnsan Hakları Gözlemevi)

Suriye televizyonu, İsrail'in, 3 mayıs'tan bu yana ilk kez Lazkiye ilinin Ceble kenti kırsalına hava saldırısı düzenlediğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığına göre İsrail'in saldırısı, Lazkiye vilayetinin Ceble kasabası yakınlarındaki 107. Tugay'ın karargahını hedef aldı ve saldırıda bir sivilin öldü.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise bu saldırıların Tartus ve Lazkiye bölgelerindeki “askeri mevziler” ve kışlaları hedef aldığını, ancak can kaybı olup olmadığına dair bilgi verilmediğini ifade etti.

İsrail ordusu, Suriye'nin Lazkiye kentin kıyısında füzelerinin bulunduğu silah depolama tesislerini hedef aldığını duyurdu.

Ordu, yaptığı açıklamada, bu füzelerin “uluslararası ve İsrail deniz seyrüsefer özgürlüğüne tehdit oluşturduğunu” belirterek, bölgedeki “karadan havaya füze bileşenlerini” de hedef aldığını kaydetti.

Bu saldırılar, ABD'nin Suriye özel temsilcisi Thomas Barrak'ın Şam'dan Suriye ile İsrail arasında bir “saldırmazlık anlaşması” ile başlayacak diyalog çağrısı yapmasının ardından geldi.

8 Aralık'ta Başkan Beşşar Esed'ın devrilmesinden bu yana İsrail, Suriye'deki askeri mevzilere yüzlerce saldırı düzenledi ve bunu, askeri cephaneliğin yeni yetkililerin eline geçmesini engellemek gerekçesiyle yaptığını belirtti. Bu ayki saldırılardan birinde, mezhep çatışmalarına bağlı şiddet olayları nedeniyle cumhurbaşkanlığı sarayının çevresini vurdu.

Ayrıca, İsrail güçleri, Yahudi devletinin Suriye'nin platosu üzerinde işgal ettiği bölgenin kenarlarında bulunan Golan'daki silahsızlandırılmış tampon bölgeye de girdi ve güçleri, zaman zaman Suriye'nin güneyindeki bölgelere doğru ilerliyor.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara, Suriye'nin komşularıyla gerginliği artırmak istemediğini defalarca vurguladı ve uluslararası topluma İsrail'e saldırılarını durdurması için baskı yapma çağrısında bulundu. Bu ay Paris'te yaptığı açıklamada, Şam'ın durumu yatıştırmak amacıyla ve aracılar kanlıyla İsrail’le “dolaylı müzakereler” yürüttüğünü açıkladı.



“Hizbullah’ın patlayıcıları” Lübnan hükümetini zora sokuyor

Lübnan Güçleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca, Yusuf Recci, Joe İsa el-Huri, Joe Sıddi ve Kemal Şehade adlı bakanların arasında, Maerab’da (Arşiv – Lübnan Güçleri Partisi Basın Birimi)
Lübnan Güçleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca, Yusuf Recci, Joe İsa el-Huri, Joe Sıddi ve Kemal Şehade adlı bakanların arasında, Maerab’da (Arşiv – Lübnan Güçleri Partisi Basın Birimi)
TT

“Hizbullah’ın patlayıcıları” Lübnan hükümetini zora sokuyor

Lübnan Güçleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca, Yusuf Recci, Joe İsa el-Huri, Joe Sıddi ve Kemal Şehade adlı bakanların arasında, Maerab’da (Arşiv – Lübnan Güçleri Partisi Basın Birimi)
Lübnan Güçleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca, Yusuf Recci, Joe İsa el-Huri, Joe Sıddi ve Kemal Şehade adlı bakanların arasında, Maerab’da (Arşiv – Lübnan Güçleri Partisi Basın Birimi)

“Hizbullah’ın patlayıcıları” meselesi, Lübnan Güçleri Partisi’ne mensup bakanların dün hükümet toplantılarını boykot etme kararı almasıyla Lübnan hükümetini krize sürükledi. Bakanlar, dosyanın Adli Konsey’e sevk edilmemesini protesto ediyor.

Lübnan Güçleri Partisi kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, boykota yol açan gerekçeler ortadan kalkmadığı sürece toplantılara katılmamanın en makul seçenek olmaya devam edeceğini belirtti. Kaynaklar, son derece önemli stratejik bir konunun gündeme gelmesi hâlinde toplantılara yeniden katılma ihtimalini de dışlamadı. Bununla birlikte, protesto amacı taşıyan boykot kararının istifaya kadar varmayacağını vurguladı.

Dün düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde konuşan, Lübnan Güçleri Partisi’ne yakın Adalet Bakanı Adil Nassar, “Dahr el-Beydar patlayıcıları dosyasının Adli Konsey’e sevk edilmesi konusunu gündeme getireceğim. Bu konuda taviz de uzlaşma da söz konusu olamaz. Kararım kesin ve bu talepten vazgeçmeyeceğim” ifadelerini kullandı.

Ancak Enformasyon Bakanı Paul Morcos, Başbakan Nevvaf Selam’ın konuya ilişkin değerlendirmesini aktararak, “Dosya takip ediliyor ve devam eden soruşturmanın ilerleyişinin gereklilikleri doğrultusunda karara bağlanacak. Bakanlar Kurulu gündeminden çıkarılmış değil” açıklamasında bulundu.


Netanyahu, Arap partilerine yönelik kışkırtıcı söylemlerini artırıyor

İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)
İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)
TT

Netanyahu, Arap partilerine yönelik kışkırtıcı söylemlerini artırıyor

İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)
İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün İsrail vatandaşı Arap seçmenlere ve onların partilerine yönelik söylemlerini sertleştirdi. Netanyahu, Arap partilerini yurt dışından rüşvet ve seçim finansmanı almakla suçladı, partilerinin Knesset seçimlerinde elde ettiği tarihî başarıyı sorguladı ve “seçimleri çaldıklarını” öne sürdü. Söz konusu iddialar geniş çaplı tepkiyle karşılandı.

Siyasi kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Netanyahu’nun yürüttüğü kampanyanın öncelikli hedefinin, rakibi, eski Genelkurmay Başkanı ve Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un Arap partileriyle birlikte hükümet kurma seçeneğine güvenmesini engellemek olduğunu belirtti. Arap partileri, 2022 seçimlerine kıyasla milletvekili sayısını yaklaşık iki katına çıkardı.

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Katar’dan finansman aldıkları iddiasını gerekçe göstererek, Arap partilerinin liderlerinin tutuklanması çağrısında bulundu. Doha yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille reddetti.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, asılsız suçlamaların “hem saçma hem de tehlikeli” olduğunu belirterek, ülkesinin “bazı İsrailli siyasetçilerin başarısızlıklarının günah keçisi olmayı” reddettiğini vurguladı.


Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.