Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Çatışma hatları gün geçtikçe genişliyor

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
TT

Rusya ve Batı arasındaki bir sonraki savaş sahası: Kuzey Kutbu

Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)
Danimarka donanmasına ait Grönland'da demirli bir savaş gemisi, 8 Mart 2025 (AFP)

Samir İlyas

Rusya'nın Finlandiya sınırları yakınlarında üsler inşa ettiği ve askeri varlığını genişlettiğine dair haberlerin ortaya çıkmasından günler sonra Finlandiya, geçtiğimiz cuma günü Rusya'ya ait iki askeri uçağın başkent Helsinki'ye yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Porvoo kenti güney kıyısı açıklarında ülkenin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus Büyükelçi'yi Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

İngiltere merkezli The Telegraph gazetesi, NATO'nun kuzeydoğu kanadında yeni asker çadırları, genişletilmiş askeri üsler ve yenilenmiş hava alanlarının yeni uydu görüntülerini içeren bir haber yayınladı. Haber, Rusya ile NATO arasında artan gerginliğin bir başka göstergesi olarak görüldü. Rusya ordusunun asker sayısındaki ve silah üretimindeki artış, Rusya'nın Norveç, Finlandiya ve Baltık ülkeleriyle olan sınırları boyunca lojistik altyapısının geliştirilmesi, Finlandiya, İsveç ve Danimarka'nın ABD kuvvetlerinin topraklarında personel ve teçhizat konuşlandırmasına izin veren savunma anlaşmaları imzalaması, İskandinav ülkeleri arasında askeri yapıların ortaklaşa geliştirilmesi ve Rusya ile herhangi bir savaş durumunda askeri operasyonlar için ortak yönetim odalarının kurulması olası bir çatışmanın sinyalini veriyor.

Haber, Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrasında Baltık ve Arktik (Kuzey Kutup Dairesi'nin üstünde kalan bölge) bölgelerindeki komşularıyla ilişkilerinde yaşanan gerilimin bir yönüne ve belki de Ukrayna'daki savaş sona erdikten sonra gelecekteki savaşların yönüne dikkati çekti.

Rusya, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerinin açıklamaları ve eylemleri, Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu'nun ABD ve NATO’daki müttefikleri tarafından giderek askerileştirilmesi, Rusya ve Çin’in Kuzey Kutbu Geçidi’ni işletmeye ve buzulların erimesiyle çözülen donmuş toprağın (permafrost) sömürülmesine izin verdiği muazzam doğal kaynaklar için rekabet etmeye yönelik artan ilgisiyle iki hayati bölge üzerinde askeri ve ekonomik hakimiyet için daha büyük savaşlar ve üçüncü bir dünya savaşına doğru kayma olasılığı korkularını körükledi.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu. NATO’yu 1997 sınırlarına geri döndürmek ve genişlemesini engellemek yerine Rusya'nın talebiyle iki taraf arasındaki angajman hatları bin 300 kilometrenin üzerine çıktı. Böylece gerilim Kuzey Kutbu'na kadar uzandı. Rusya şimdi Baltık Denizi'nde kapana kısılmış durumda.

Finlandiya ve İsveç'in 2022 yılında NATO'ya katılma niyetlerini açıklamalarından bu yana, Rus yetkililer defalarca kez Moskova'nın çıkarlarının tehdit edilmesi halinde nükleer saldırılar da dahil olmak üzere güç kullanma tehdidinde bulundular. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Başkanı Dmitri Medvedev 29 Nisan'da Rusya’nın haber ajanslarından TASS'a yaptığı açıklamada NATO’nun yeni üyelerinin Rusya’nın saldırıları için potansiyel hedef haline geldiğini söyledi.

Karmaşık küresel çatışmalar

İskandinav ülkelerinin karşı karşıya olduğu potansiyel tehditler genellikle Ukrayna savaşının komşu ülkeler ve Baltık Denizi bölgesi üzerindeki doğrudan etkileri açısından tartışılıyor. Bu durum, Moskova'nın çok kutuplu bir dünyada Rusya'nın uluslararası sahnede büyük bir devlet olarak rolünü yeniden tesis etmek amacıyla yürüttüğü jeopolitik gündemlerinin hizmetinde kullandığı Rus militarizminden kaynaklanıyor.

Ancak daha derin bir bakış, Arktik bölgesinin, bu bölgenin artan jeostratejik ve jeoekonomik önemi karşısında ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında bir sonraki çatışma alanı olduğunu ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın dünyanın en büyük adası Grönland'ın kontrolünü ele geçirme konusunda ısrarcı açıklamaları, ABD'nin hesaplarının zenginliği, deniz yolları ve eşsiz konumuyla Kuzey Kutbu'nu kontrol etmenin öneminin müttefiklerinin değerlendirilmesinden çok daha büyük olduğu gerçeğine dayandığına işaret ediyor.

İklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak artan sıcaklıklar, buzların erimesi sonucunda yeni bir deniz yolunu yıl boyunca kullanılabilir hale getirdiği için Arktik bölgesi büyük ülkelerin ilgi odağı haline geldi. Bu yeni rota Asya ve Avrupa arasındaki en hızlı ve en kısa rota olma özelliğini taşırken Arktik bölgesi aynı zamanda küresel stratejik kontrol için önemli olan uzay yolculuğu ve uydu sinyali alımı için de oldukça ideal.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılması Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın en ciddi jeopolitik sonucuydu.

Araştırmalara göre Arktik bölgesinin, dünya petrol rezervlerinin yüzde 13’ü ve gaz rezervlerinin yüzde 30'u kadar doğal kaynak zenginliğine sahip olması, onu ekonomik ve ticari açıdan önemli kılıyor. Bunun yanında uzay ve havacılık endüstrileri, elektrikli bataryalar ve diğerleri için gerekli olan nadir mineralleri barındırması ve yenilenebilir enerji üretimi için geniş alanları olması cazibesini artırıyor. Bölgenin doğal ve önemli kaynaklarından faydalanmak için çok daha büyük ve daha az maliyetli fırsatlar söz konusu. Bu durum, kuzey kısımları kutup bölgesinde yer alan İsveç, Finlandiya ve Norveç'in ekonomik refahı için özellikle büyük önem taşıyor.

Bu üç ülke aynı zamanda Baltık Denizi ve Kuzey Kutbu’ndaki geçiş rotalarının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Başkan Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın jeopolitik projeleri arasında iki acı olasılıkla çatışmanın merkezi haline gelmesinden endişe duyuyor. Bunlardan birincisi, iki süper güç arasında nüfuz paylaşımı ya da toprakları üzerinde yıkıcı bir savaş. Böyle bir savaş, sadece kuzey bölgeleriyle sınırlı kalmayabilir ve stratejik öneme sahip Arktik ile Avrupa kıtası arasında bir bağlantı haline gelen üç ülkenin tüm topraklarını etkileyebilir.

Rusya, NATO ülkelerinin Arktik bölgesinde askeri varlıklarını genişletmeye karar vermeleri halinde ablukaya alınacağı korkusuyla İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıktı. Çünkü Moskova’ya göre böyle bir durumda Rusya’nın kuzey kıyı şeridi açıkta kalacak ve kutup nakliye yollarını kontrol etme kabiliyeti azalacak.

Rusya’nın Arktik bölgesi, Rusya topraklarının yarısından fazlasını kapsıyor ve ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 20'sini karşılıyor. Kremlin bölgeyi bölgesel veya uluslararası bir mesele olmaktan ziyade Rusya’nın ulusal kimliğinin bir parçası ve ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyor. Rus stratejik belgeleri NATO’yu caydırmanın Rusya’nın Arktik politikasının değişmez bir ilkesi olduğunu vurguluyor. Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasının ardından uzun yıllar ihmal edilen Rusya, son yirmi yılda stratejik Arktik askeri altyapısını yeniden inşa ve modernize etmenin yanında ordusunun yeteneklerini arttırmak için çalıştı.

frgtyhu7
Finlandiya'nın Paimio kentinde düzenlenen İskandinav (Nordik) Bakanlar Konseyi Yaz Toplantısı vesilesiyle düzenlenen ortak basın toplantısı, 26 Mayıs 2025 (AP)

(Rusya Donanması’nın ülkenin kuzeybatısının savunulmasından sorumlu filosu olan) Kuzey Filosu, Rusya'nın güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Gemileri düzenli olarak ve özellikle Kuzey Buz Denizi'nde devriye geziyor ve Batılı denizaltılara karşı tatbikatlar yapıyor.

Kuzey Filosu, 192 adede kadar nükleer başlık taşıyabilen balistik füze taşıyan 12 stratejik nükleer denizaltı, seyir füzeleriyle donatılmış 24 nükleer denizaltı ve 10 özel amaçlı nükleer denizaltıdan oluşuyor. Ayrıca 12 nükleer denizaltı da yapım aşamasında ya da faaliyete geçmek üzere. Filo, Rusya'nın bölgedeki ekonomik faaliyetlerini korumaya çalışıyor.

Bunun yanında Rusya, Burevestnik seyir füzesi ve Poseidon torpidosu gibi yeni nükleer silahlarının da burada test ediyor. Rusya'nın nükleer caydırıcılık kabiliyetini temsil eden nükleer savaş başlığı stokunun yaklaşık üçte ikisinin burada bulunması bölgeyi daha da önemli kılıyor.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Kuzey Deniz Rotası'nın önemli bir merkezini oluşturan sekiz buzkırandan oluşan bir filoyu işletiyor. Rosatom, 2014 yılında sadece 4 milyon ton olan yük miktarını 2023 yılında 36 milyon tona çıkaracak. Bu rakamın 2035 yılına kadar 270 milyon tona ulaşması bekleniyor ve nükleer buzkıran filosunu genişletme planları var. Kuzey Kutbu'nun artan ekonomik ve askeri önemini göz önünde bulunduran Rusya, bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktör sayısını yaklaşık yüzde 30 artırarak 62'den 81'e çıkarırken bu sayıyı 2035 yılına kadar 118'e yükseltmeyi planlıyor.

Rusya, Kuzey Kutbu’nun artan ekonomik ve askeri önemi nedeniyle bölgedeki sivil ve askeri nükleer reaktörlerin sayısını yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı.

NATO'nun batıdaki deniz yetenekleri, özellikle Finlandiya ve İsveç'in NATO’ya katılması ve Norveç'in daha önce NATO'nun Norveç'in kuzey kıyılarını kullanmasına getirdiği bazı kısıtlamaları kaldırmasıyla, Rusya için daha acil bir güvenlik sorunu haline geldi. Rusya, bölgede geniş çaplı bir konvansiyonel deniz savaşında NATO'yu yenmenin zor olacağını öngörse de Rusya Donanması’nın en büyük, en gelişmiş ve stratejik açıdan en önemli filosu olan ve görevleri sadece Arktik bölgesiyle sınırlı kalmayıp küresel çapta olan Kuzey Filosu'nun potansiyelini kullanarak donanmasının Kuzey Atlantik'e güvenli erişimini korurken NATO güçlerinin Arktik bölgesine erişimini engelleyebilir. Rusya’nın askeri stratejisine göre filo, nükleer bir saldırıyı caydırmak için dünyanın herhangi bir uzak köşesinde faaliyet gösterebilecek konumda olmalı.

En yeni tip (Borei sınıfı) balistik füze denizaltıları ve (Yasen sınıfı) nükleer saldırı denizaltıları Arktik üslerinden faaliyet gösteriyor. Rusya'nın şu anda sahip olduğu tek uçak gemisi (Admiral Kuznetsov) de dahil olmak üzere çok sayıda su üstü savaş gemisi de Arktik üslerinde görev yapıyor.

Kuzey Filosu'nun önemini belirtmek için, denizaltılara ve ulusal stratejik caydırıcı güç içindeki kritik gemilere ev sahipliği yapmak üzere Arktik bölgesinin seçilmesinin bir bakıma zorunlu olduğunu ifade etmeliyiz. Karadeniz ve Baltık Denizi yarı kapalı ve kolaylıkla bloke edilebilen denizlerdir. Bu durum Ukrayna'daki savaştan sonraki gelişmelerle de kendini kanıtlandı. Rusya'nın Pasifik Okyanusu'na serbest erişimi ABD'nin Japonya, Güney Kore ve Alaska'daki askeri altyapısı tarafından kısıtlanıyor.

Rusya yıllardır Arktik bölgesindeki askeri varlığını, 1990'lı yıllarda hizmet dışı bırakılan bazı eski Sovyetler Birliği tesislerinin yeniden açılması ve yenilerinin inşa edilmesinin yanı sıra ülkenin kuzeybatısındaki Leningrad Askeri Bölgesi'nin yeniden canlandırılması da dahil olmak üzere güçlendirmek ve modernize etmek için büyük yatırımlar yapıyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen, Rusya'nın Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi'nde bir saldırı başlatma niyetinden söz edilemez. Rusya'nın bölgedeki konvansiyonel yetenekleri NATO'nun Kuzey Atlantik'teki iletişim hatlarını bozmak için yeterli değil. Uzak Kuzey bölgesinde kendi kendini yok edecek bir silahlanma yarışından kaçınmak hem Rusya hem de Batılı hasımları için önemli bir zorluk olmaya devam ediyor.

Grönland’taki füze savunma üssü

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump yönetimi Grönland'daki füze savunma ve uzay gözetleme üssünün yetersiz olduğunu düşünüyor. Ancak adanın tamamının kontrolünün ekonomik çıkarlar sağlamasının ve Kuzey Kutup Geçidi'nin kuzeybatı girişlerinin kontrol edebilmesinin yanı sıra bölgeden gelebilecek deniz ve hava tehditlerinin yanında uzaydan gelebilecek tehditlere karşı da daha iyi savunma imkanı sağlayacağına inanıyor.

dfrgty
Finlandiya-Rusya sınırındaki yeni çitin yanında duran Finlandiyalı bir sınır muhafızı, 21 Mayıs 2025 (Reuters)

Rusya, Kuzey Kutbu'nda ABD'den çok daha büyük bir askeri varlığa sahip. Ukrayna savaşıyla meşgul olmasına rağmen bölgedeki savunma kabiliyetlerine büyük yatırımlar yapmayı sürdürdü. Bu durum ABD ordusunda endişelere yol açtı. ABD Kuzey Komutanlığı'nın komutanlığını yapmış olan emekli ABD'li General Terrence J. O'Shaughnessy, 2020 şubatında ABD Senatosu'nda yapılan bir oturumda, ABD’nin Kuzey Kutbu'ndaki askeri altyapısının zayıf olduğunu ve bunu anavatanın savunulmasındaki en zayıf halkası olarak tanımladı. General O'Shaughnessy, Rusya'nın ABD'ye saldırmak istemesi halinde bunu muhtemelen Kuzey Kutbu üzerinden yapacağını da sözlerine ekledi.

General O'Shaughnessy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer güçlü bir uzay ülkesi olmak ve saldırı ve savunma amaçlı uzay silah sistemleri ve diğer istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) türleri açısından uzay gücünü yansıtabilmek istiyorsanız Kuzey Kutup Dairesi'nde - Antarktika Dairesi'nden bahsetmiyorum bile - tüm uydularınızla sorunsuz bir şekilde iletişim kurmak ve onları kontrol etmek için bir altyapıya sahip olmalısınız.”

Rusya, Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklansa da bunu stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor.

Resmi açıklamalar, Rusya’nın Arktik bölgesinde ekonomik büyümeye ve ekonomik açıdan külfetli bir silahlanma yarışına girmemeye odaklandığını ortaya koysa da bunu muhtemel olumsuz ekonomik yansımalarla karşılaştırılamayacak stratejik jeopolitik çıkarları pahasına yapmaktan kaçınıyor. Bu da askeri hazırlıkların arttırılmasını ve denizden, karadan ya da havadan gelebilecek tehditleri önlemek için Murmansk şehri ve Kola Yarımadası üzerinde tam kontrol sağlama planlarını haklı çıkarıyor. Bu bölge aslında Norveç'e ait ve Finlandiya ve İsveç'in de bir bölümünü kapsıyor. Rusya'yı İsveç, Finlandiya ve Norveç'in en kuzey bölgelerine bir saldırı başlatmaya itebilecek faktörler arasında ordusunun ‘Kola Yarımadası ve çevresinde kale savunması’ adı verilen bir konsepti benimsemesi de yer alıyor. Bu konseptin uygulanması, Rusya'nın NATO üyesi ülkelerle çatışmada stratejik öneme sahip olan Kuzey Filosu’nu korumak için güvenli bir bölge oluşturmasını öngörüyor.



İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.


ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi koalisyonunun seçim zaferinden dolayı tebrik etti ve ‘iktidar yoluyla barışa dayalı muhafazakar programını uygulamada büyük başarılar’ diledi.

Japonya'nın ilk kadın başbakanı olan Takaiçi, pazar günü yapılan seçimlerde ezici bir zafer elde ederek, finansal piyasaları tedirgin eden vergi indirimleri ve Çin'e karşı askeri harcamaları artırma vaatlerini yerine getirmesinin önünü açtı.

Gönderisinde “Sizi desteklemekten onur duyuyorum” diye yazan Trump, cuma günü Takaiçi’ye desteğini açıklamıştı.

ABD Başkanı, söz konusu paylaşımda şunları da yazdı:

“O (Takaiçi) çok saygın ve popüler bir lider ve seçim çağrısı yapma konusundaki cesur ve akıllıca kararı büyük bir başarıya ulaştı.”


Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
TT

Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yayınlanan bir röportajda, yıl sonuna doğru Çinli mevkidaşı Şi Cinping'i Beyaz Saray'da ağırlayacağını ve başta ticaret olmak üzere çeşitli konuları görüşeceğini söyledi.

NBC ile yaptığı ve dün yayımlanan röportajda Trump, "(Şi) yıl sonuna doğru Beyaz Saray'a gelecek (...) Bu iki ülke (Amerika Birleşik Devletleri ve Çin) dünyanın en güçlüleri ve çok iyi bir ilişkimiz var" diyerek nisan ayında Çin'i ziyaret edeceğini doğruladı.