Gazze Ateşkesi: Arabulucular Hamas'ın yanıtını ve Witkoff'un reddini nasıl aşacak?

İsrail bir yandan Refah'ta gerilimi tırmandırıyor

Dün Gazze'de gerçekleşen bir İsrail saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)
Dün Gazze'de gerçekleşen bir İsrail saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)
TT

Gazze Ateşkesi: Arabulucular Hamas'ın yanıtını ve Witkoff'un reddini nasıl aşacak?

Dün Gazze'de gerçekleşen bir İsrail saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)
Dün Gazze'de gerçekleşen bir İsrail saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Hamas Hareketi’nin ABD tarafından Gazze Şeridi'nde ateşkes için sunulan öneriye verdiği yanıtı ‘kabul edilemez’ bularak reddetmesinin ardından müzakereler başladığı yere geri döndü. Tüm gözler krizin iki tarafı arasındaki anlaşmazlıkları gidermek için arabulucuların üstleneceği yeni role çevrildi.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre bir yandan İsrail'in Gazze Şeridi’nin güneyinde gerilimi tırmandırdığı bir dönemde ortaya çıkan bu durum, özellikle Kurban Bayramı yaklaşırken, arabulucular Mısır ve Katar'ın Washington ve Hamas'la temas kurarak bir çıkış yolu bulmak için çabalarını yoğunlaştırmasına neden oldu. Arabulucular, ABD’den Hamas’ın talep ettiği diğer değişiklikleri değilse de en azından savaşın durdurulması için garanti verilmesi talebini karşılayan yeni bir öneride bulunmasını bekliyorlar.

Mısır ve Katar görüş ayrılıkları arasında köprü kurmaya çalışıyor

Mısır ve Katar yaptıkları ortak açıklamada, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff'un önerisi temelinde, Gazze Şeridi'nde bir ateşkes anlaşmasına varılması ve dolaylı müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için görüş ayrılıklarının giderilmesine yönelik yoğun çabalarını sürdürdüklerini duyurdu. Açıklamada Mısır ve Katar, ABD ile koordinasyon içinde, müzakerelerdeki engellerin aşılması için çabalarını yoğunlaştırmayı planladıklarını vurguladı. İki ülke ayrıca tüm tarafları sorumlu davranmaya ve Gazze Şeridi'ndeki krizin bölgede istikrar ve sükûneti yeniden tesis edecek şekilde sona erdirilmesi için arabulucuların çabalarını desteklemeye çağırdı.

Kfkd
İsrail'in dün Gazze'nin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlediği saldırının ardından yükselen dumanlar (DPA)

Açıklamaya göre iki ülke Gazze Şeridi'ndeki daha önce eşi ve benzeri görülmemiş insani krize son vermek ve Gazzelilerin acılarını hafifletmek amacıyla savaşın tamamen sona erdirilmesi ve geçtiğimiz mart ayında Kahire'de düzenlenen Olağanüstü Arap Birliği Zirvesi'nde kabul edilen plan çerçevesinde, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına başlanması için sınır kapılarının açılmasına ve insani yardımların girişine izin verecek kalıcı bir ateşkes anlaşmasına varılmasının önünü açacak şekilde 60 günlük geçici bir ateşkese hızla ulaşmayı sabırsızlıkla bekliyor.

İsrail'deki istişareler

İsrail gazetesi Haaretz, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Hamas'ın yanıtını ‘kesinlikle kabul edilemez’ olduğunu söylediğini aktardı. Gazeteye göre Netanyahu, yaptığı açıklamada, “İsrail, Witkoff'un güncellenmiş rehineleri geri alma önerisini kabul etmiş olsa da Hamas bunu reddetmekte kararlı. İsrail, rehinelerimizi eve getirmek ve Hamas'ı yenilgiye uğratmak için çalışmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Haaretz, Netanyahu’nun Witkoff'un önerisinin ‘Hamas tarafından reddedilmesi’ konusunda ordunun komuta kademesi ve müzakere ekibiyle istişarelerde bulundu ve Witkoff'la telefonda Hamas’ın ateşkes önerisine verdiği yanıtı görüştü.

Witkoff, cumartesi akşamı Hamas'ın ABD'nin önerisine verdiği yanıtı eleştirerek ‘hiçbir şekilde kabul edilemez’ olarak nitelendirdi ve Hamas'tan bir hafta içinde başlayabilecek dolaylı görüşmeler için belirlenen takvimi kabul etmesini istedi.

Witkoff, Hamas'ın önümüzdeki günlerde 60 günlük bir ateşkes anlaşması imzalamasının tek yolu olarak bu öneriyi kabul etmesi gerektiğinde diretti ve Hamas'ın bu anlaşma uyarınca yaşayan İsrailli rehinelerin yarısını ve alıkoyduğu cesetlerin yarısını teslim etmesini söyledi. Ancak Hamas yaptığı açıklamada, kalıcı bir ateşkes, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve üzerinde mutabık kalınan sayıda Filistinli mahkûmun serbest bırakılması karşılığında, yaşayan 10 İsrailli rehineyi serbest bırakacağını ve 18 cesedi teslim edeceğini duyurdu.

Jdjd
Dün Gazze'de İsrail saldırısı sonucu isabet alan bir evden yükselen duman ve alevler (Reuters)

Hamas’a yakın bir kaynak cumartesi günü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hamas’ın şu an Witkoff’un önerisini kabul edilebilir hale getirmek için özellikle rehinelerin serbest bırakılması, insani protokol imzalanması ve askerlerin belirli bölgelerden çekilmesi gibi üç temel noktada değişiklik yapmaya çalıştığını söylemişti.

Bir diğer İsrail gazetesi Times of Israel'in müzakereler hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Hamas'ın Witkoff'un önerisine verdiği yanıtta, kalıcı ateşkes için görüşmelerin 60 günlük ateşkesin sonuna kadar tamamlanmaması halinde İsrail'in çatışmalara yeniden başlamasını zorlaştıracak bir talep yer alıyordu.

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz cuma günü, Hamas'ın Washington tarafından kabul edilmeyen bir değişiklik talebiyle yanıt vermesinden önce Witkoff'un önerisi doğrultusunda tarafların Gazze Şeridi'nde ateşkes konusunda anlaşmaya varmaya yakın olduğunu açıklamış, bu konuyu ‘bugün ya da yarın’ konuşacağını belirtmişti.

Durum zor bir hal aldı

Mısırlı strateji uzmanı Tümgeneral Samir Ferec’e göre kalıcı bir ateşkesin garantilenmesini isteyen Hamas ile bunu reddeden İsrail arasındaki bu anlaşmazlıklar çerçevesinde durum çok zor bir hal aldı ve dolayısıyla arabulucular Mısır ve Katar'ın devreye girmesiyle başarıya ulaşma ve çözüme ulaşma şansı zayıfladı.

Mısır ve Katar'ın Hamas'ın yanı sıra Washington ile istişarelerinin de kesinlikle devam edeceğinin altını çizen Ferec, küçük de olsa bir başarı şansı varsa bunun iki arabulucunun uzlaşması ya da Washington'ın özellikle kalıcı ateşkes konusunda Hamas'ı tatmin edecek yeni fikirler sunması yoluyla olacağını, ancak İsrail'in reddetme olasılığı nedeniyle bunun zor olacağını düşünüyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rekab ise Witkoff'un önerisinin Hamas'ın kabul etmeyeceği uzlaşmacı bir çözümden ziyade İsrail'e daha yakın olduğunu düşünüyor. Dr. Rekab, arabuluculuk çabaları yürüten Mısır ve Katar’ın bazı sorunların şu ya da bu şekilde üstesinden gelmek üzere uzlaşmaya varmak için çabalarını yoğunlaştırmasını bekliyor.

Öte yandan Filistin resmi haber ajansı WAFA dün yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde, işgalci İsrail güçlerinin Refah'taki bir yardım dağıtım noktasına ulaşmaya çalışan yüzlerce vatandaşa doğrudan ateş açarak en az 31 kişiyi öldürdüğünü ve 115 kişiyi de yaraladığını 

Kfkdk
Gazze'de İsrail’in açtığı ateş sırasında canlarını kurtarmak için sığınacak yer arayan Filistinliler (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz dün yaptığı açıklamada, ‘İsrail ordusunun Gazze’de korkunç bir güçle hareket edeceği’ sözünü verdi. Katz, herhangi bir müzakereye bağlı olmaksızın tüm hedeflere karşı ilerlemeye devam edilmesi ve İsrail askerlerini korumak ve Hamas'ı ortadan kaldırmak için hava, kara ve deniz yoluyla gerekli tüm araçların kullanılması talimatını verdiğini belirtti.

Ferec’e göre İsrail, bu ‘potansiyel çıkmaz’ çerçevesinde, yeni müzakerelerde bir ilerleme sağlanana kadar Hamas üzerindeki baskıyı arttırmak amacıyla askeri operasyonlarını sürdürüyor.

Dr. Rekab ise İsrail'in, Netanyahu'nun savaşını sürdürmesi ve kişisel ve siyasi çıkarlarını sağlaması için bu gerilimle her türlü müzakereyi boşa çıkarmak istediğini söyledi. Rekab, yeni bir ateşkese varılması halinde gerilimin ortadan kalkabileceğini, ancak mevcut anlaşmazlıklarla bunun çok az şansı olduğunu düşünüyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.