İran, UAEA toplantısında çatışma uyarısında bulundu

Tahran, Washington'ı nükleer teklifini değerlendirmeye çağırdı

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi
TT

İran, UAEA toplantısında çatışma uyarısında bulundu

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Batılı güçleri bugün başlayacak olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) üç aylık toplantısında çatışmaya karşı uyardı.

Tahran cuma günü, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'ı toplantıda ‘stratejik bir hata’ yapmamaları konusunda uyarırken, diplomatik kaynaklar bu ülkelerin ve ABD'nin toplantıda İran’a karşı bir karar tasarısı sunmayı planladıklarını doğruladı.

UAEA Yönetim Kurulu'nun yaklaşık 20 yıl sonra ilk kez İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması yükümlülüklerine uymadığını ilan etmesi ve Batılı güçlerin İran dosyasını Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne götürmesinin önünü açması bekleniyor.

Bekayi, “Çatışmaya verilecek yanıt daha fazla iş birliği olmayacak. İran bir dizi önlem hazırladı ve karşı taraflar kapasitemizin farkında. Bir sonraki aşamadaki gelişmelere bağlı olarak ve UAEA ile iş birliği içinde bir dizi adım atacağız” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta başında yayınlanan gizli bir UAEA raporunda İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu ve bunun daha yüksek bir seviyede zenginleştirilmesi halinde 10 nükleer silah yapımında kullanılabileceği belirtilmişti.

Bekayi sözlerini şöyle sürdürdü: “UAEA raporu, üç Avrupa ülkesi ve ABD'den gelen siyasi bir talimata dayanıyor ve gerçeği yansıtmıyor. Raporda taahhütlerden sapma yönünde bir husus yer almıyor, aksine Ortak Eylem Planı (nükleer anlaşma) çerçevesinde çözüme kavuşturulan eski suçlamalar yeniden gündeme getiriliyor. Ne yazık ki Siyonist varlığın sunduğu sahte belgeler ve bazı ülkelerin siyasi tutumları UAEA'nın bu konuları yeniden gündeme getirmesine yol açtı.”

Bekayi, İsrail'in 2018 yılı başlarında İran'ın nükleer arşivini karmaşık bir operasyonla ele geçirmesinin ardından UAEA’nın araştırılmasını talep ettiği gizli tesislerle ilgili soruşturmaya atıfta bulundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, “Raporun içeriği tamamen siyasi. UAEA'nın davranışlarını Yönetim Kurulu'nun daha önce verdiği bir yetkiye dayandırarak meşrulaştırmasını kabul etmiyoruz. Bu tür raporlar bazı tarafların kendi pozisyonlarına sadık kalmaları için siyasi zemin sağlamaktadır” şeklinde konuştu.

Bekayi, “UAEA Genel Direktörü'nün son açıklamaları teknik yetkilerinin ötesine geçiyor. Barışçıl nükleer tesislere yönelik her türlü tehdidi barışa yönelik bir tehdit olarak değerlendiren 533 sayılı karar uyarınca, İran'ın nükleer tesislerine yönelik her türlü tehdide karşı net bir tavır alınmalı” dedi.

Bekayi, “Uluslararası bir kuruma başkanlık eden ve BM'de yüksek mevkilere talip olan her kim olursa olsun, tehdit ve gerginliği artırma aracı değil, barışın sesi olmalıdır” ifadesini kullandı.

UAEA şu anda ‘İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğuna dair güvence veremeyeceğini’ söylüyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre UAEA’nın Viyana'daki toplantısı öncesinde İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi devlet televizyonuna açıklamalarda bulundu. Kemalvendi, “Elbette UAEA, İran İslam Cumhuriyeti'nin kapsamlı ve dostane iş birliğini sürdürmesini beklememelidir” dedi.

Diplomatik kaynaklar perşembe günü, Tahran'ın nükleer programına ilişkin 2015 anlaşmasına taraf olan üç Avrupa ülkesi ve ABD'nin, Tahran'ın dört gizli sahadaki nükleer faaliyetlerine ilişkin yıllardır süren soruşturmada ‘tam iş birliği yapmaması’ nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'ne bir karar tasarısı sunmayı planladıklarını söyledi.

UAEA bir raporunda İran'ın nükleer programı konusunda ‘tatmin edici olmayan’ iş birliğini kınayarak, İslam Cumhuriyeti'nin yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum üretimini hızlandırdığına dikkat çekti.

İran'ın önerisi

Bu gelişme Tahran ile Washington'un İran'ın nükleer programı konusunda yeni bir anlaşma arayışı için görüşmeler yürüttüğü bir dönemde yaşandı.

Bekayi, ABD'li yetkililere İran'ın nükleer müzakereler kapsamında Umman üzerinden yakında ABD'ye sunacağı öneriyi değerlendirmeleri tavsiyesinde bulundu.

Bekayi, “İran halkının çıkarlarını ve haklarını dikkate almayan hiçbir öneri kabul edilemez. Ayrıntılara girmeyeceğim ama yakında Umman aracılığıyla teklifimizi sunacağız. ABD'ye bu fırsatı ciddiye almasını tavsiye ediyoruz” dedi. Bekayi, teklifin içeriğiyle ilgili ayrıntı vermedi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Tesnim haber ajansının kaynaklara dayandırdığı haberine göre İran, ABD'nin önerisine yanıtını önümüzdeki iki gün içinde diplomatik kanallar aracılığıyla yazılı olarak gönderecek.

Ajansa göre, Tahran'ın yanıtı, yaptırımların etkin bir şekilde kaldırılması karşılığında Washington'un endişelerini giderecek önlemler sunarken, kendi topraklarında zenginleştirme ilkesini koruyan bir öneri içerecek. İran ayrıca kırmızı çizgilerine saygı gösterilmesi koşuluyla yeni bir müzakere turuna hazır olduğunu ifade edecek.

Bekayi, Batı medyasında altıncı turun planlandığına ve ABD'nin İran'a uranyum zenginleştirmeyi yüzde 3'e düşürme önerisinde bulunduğuna dair çıkan haberleri yalanladı. “Toplantı planlanmıştı ancak gerçekleşmedi. Bu medya haberlerinin çoğu doğrulanabilir değil ve genellikle psikolojik baskı yaratmayı amaçlıyor” dedi.

Bekayi şöyle devam etti: “Eğer taviz alışverişine dayalı gerçek müzakerelerden bahsediyorsak, ABD'nin önerisi bu anlayışı yansıtmıyor.”

Bu açıklama, Tahran'ın ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirdiği ABD önerisine yanıt olarak geldi.

Bekayi gazetecilere yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran arasındaki dolaylı müzakerelerin bir sonraki turuna ilişkin belirli bir noktasının olmadığını söyledi. Bekayi gazetecilere şunları söyledi: “Bu konuda bir karar alınırsa derhal duyurulacaktır.”

İki ülke, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer programını engellemeyi amaçlayan 2015 anlaşmasına bir alternatif bulmak için nisan ayından bu yana beş tur müzakere gerçekleştirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, 2018'deki ilk döneminde bu anlaşmadan vazgeçerek Tahran'a yeniden sert yaptırımlar uygulamaya başladı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın dün devlet televizyonunda yayınlanan açıklamalarında, “ABD'nin önerisi yaptırımların kaldırılmasından bile bahsetmiyor. Hayalperest ABD Başkanı gerçekten İran'la bir anlaşma istiyorsa yaklaşımını değiştirmelidir” ifadeleri yer aldı.

Bekayi ise “Yaptırımların kaldırılmasının temel bir gereklilik olduğunu defalarca vurguladık. Başta nükleer kazanımların korunması ve yaptırımların etkin bir şekilde kaldırılması olmak üzere İran'ın meşru hakları dahil edilmeden hiçbir anlaşmaya varılamaz. Bu talepleri içermeyen herhangi bir metin kabul edilemez” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio 20 Mayıs'ta Senato Dış İlişkiler Komitesi'ndeki oturumda yaptığı açıklamada, “İran'ın herhangi bir şekilde uranyum zenginleştirmesine izin vermeyeceğiz. Olası bir anlaşmadan sonra bile füze ve terörizmle ilgili yaptırımları uygulamaya devam edeceğiz. Zenginleştirmenin bir ulusal haysiyet meselesi olduğunu iddia ediyorlar ama gerçek şu ki bunu caydırıcı bir unsur olarak kullanmak istiyorlar. Çünkü gelişmiş zenginleştirme kapasitesine sahip olmanın onları nükleer silahın eşiğinde bir devlet haline getirdiğine ve dolayısıyla tehditlere karşı bağışıklık kazandırdığına inanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık Bekayi şunları söyledi: “Bu doğru değil. Zenginleştirme yapan herkesin bir silah programı yok. ABD'nin müttefikleri de dahil olmak üzere, silahlanma amacı gütmeden zenginleştirme yapan ülkeler var. Bu anlamda, İran'ın baskılar karşısındaki direncinin kendisi bir tür caydırıcılıktır. Zenginleştirme, nükleer yakıt döngüsünün ve ulusal endüstrimizin önemli bir parçasıdır; müzakere edilemez ya da taviz verilemez.”

Bekayi, İranlı milletvekillerinin ülkelerinin silahların teknik yönlerine sahip olması konusunda ne söylediklerine ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi: “Ülke içinde çeşitli görüşler var, ancak bizim tarafımızdan defalarca teyit edilen şey İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğudur. Siyasi nedenlerle hazırlanan son rapor, programımızın barışçıl doğasını kanıtladı. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'na bağlı bir devlet olarak İran, barışçıl yaklaşıma olan bağlılığını sürdürecektir.”



İran müzakereleri, Vance-Rubio çekişmesini ortaya çıkardı

Beyaz Saray'a göre Trump'ın koltuğuna aday olabilecek Vance ve Rubio arasında görüş ayrılığı yok (Reuters)
Beyaz Saray'a göre Trump'ın koltuğuna aday olabilecek Vance ve Rubio arasında görüş ayrılığı yok (Reuters)
TT

İran müzakereleri, Vance-Rubio çekişmesini ortaya çıkardı

Beyaz Saray'a göre Trump'ın koltuğuna aday olabilecek Vance ve Rubio arasında görüş ayrılığı yok (Reuters)
Beyaz Saray'a göre Trump'ın koltuğuna aday olabilecek Vance ve Rubio arasında görüş ayrılığı yok (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'le Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Washington-Tahran mutabakatı hakkındaki açıklamaları, Ortadoğu'daki gelişmelere dair Beyaz Saray içindeki ihtilafı ortaya koydu.

Rubio ve Vance, 2028'de başkanlığa aday olabilecek isimler arasında gösteriliyor. Bu yüzden iki siyasetçinin özellikle İsrail-Lübnan çatışması ve müzakerelerin gidişatı hakkındaki açıklamaları yakından takip ediliyor.

JD Vance, Tahran'a fazla taviz verildiği gerekçesiyle özellikle şahin Cumhuriyetçiler tarafından eleştirilen mutabakatı sıkı sıkıya savunuyor.

İran, ABD'yle anlaşma için İsrail'in Lübnan'a saldırıları durdurmasını istemiş, mutabakatta da bununla ilgili uzlaşıya varıldığı bildirilmişti. Ancak İsrail lideri Binyamin Netanyahu, anlaşmaya taraf olmadıklarını ve Lübnan'daki harekatı sürdüreceklerini açıklamıştı.

Vance, Tel Aviv yönetimine sert çıkışarak İsrail'in de anlaşmaya uymasını beklediklerini belirtmiş, "Ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım" demişti. İsrail'in Lübnan'a saldırılarının ve Tahran destekli Hizbullah'ın İsrail hedeflerini vurmasının ABD-İran anlaşmasını zayıflattığını vurgulamıştı.

Rubio ise bu haftaki Körfez turunda İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını savunarak bunların Hizbullah saldırılarına karşı meşru bir yanıt olduğunu öne sürdü.

Vance, İranlı heyetle İsviçre'deki görüşmelerinin ardından müzakereler hakkında iyimser mesajlar verirken, Körfez ülkelerinin İran'ın yeniden inşasını finanse edebileceğini dile getirdi.

Ancak Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn'e ziyarete gitmeden önce yaptığı açıklamada Rubio, Körfez'deki müttefiklerden böyle bir talepte bulunmayacaklarını söyleyerek, "Elbette bir anlaşma istiyoruz ama bunu ne pahasına olursa olsun yapma gibi bir niyetimiz yok" dedi.

Donald Trump yönetimiyse süreçte herhangi bir görüş ayrılığının yaşanmadığını savunuyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, "Tek bir kamp var; o da Başkan Trump'ın kampı" derken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott da tüm yönetimin Trump'ın arkasında "yüzde 100 uyum içinde" hareket ettiğini belirtti.

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Güney Kore 500 bin “drone savaşçısı” yetiştirecek

Ortadoğu ve Avrupa'daki savaşlarda İHA'ların sıkça kullanılması, Kore Yarımadası'ndaki silahlanma yarışına da yansıdı (AFP)
Ortadoğu ve Avrupa'daki savaşlarda İHA'ların sıkça kullanılması, Kore Yarımadası'ndaki silahlanma yarışına da yansıdı (AFP)
TT

Güney Kore 500 bin “drone savaşçısı” yetiştirecek

Ortadoğu ve Avrupa'daki savaşlarda İHA'ların sıkça kullanılması, Kore Yarımadası'ndaki silahlanma yarışına da yansıdı (AFP)
Ortadoğu ve Avrupa'daki savaşlarda İHA'ların sıkça kullanılması, Kore Yarımadası'ndaki silahlanma yarışına da yansıdı (AFP)

Güney Kore ordusu, Kuzey Kore'ye karşı koymak amacıyla 500 bin insansız hava aracı (İHA) operatörü yetiştirecek.

Güney Kore Savunma Bakanlığı'ndan bugün yapılan açıklamada ordunun kara, deniz ve hava birimlerinde kullanıma sunulmak üzere 2029'a kadar 60 bin İHA üretilmesinin planlandığı bildirdi.

Bu yıl 11 bine yakın drone'un kullanıma hazır olacağı belirtildi.

Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, "drone savaşçılarının" bu İHA'ların cephede kullanımı için özel olarak eğitileceğini belirtti.

"İHA'lar artık sınırlı sayıda birim tarafından kullanılan ekipmanlar değil, evrensel bir savaş aracı olmalıdır" diyen bakan, drone'ların askerler tarafından ikinci bir kişisel silah olarak kullanılması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca drone üretiminde Çin menşeli parçaların yer almayacağını, tamamen yerli üretime geçileceğini ifade etti.

Kuzey Kore'nin de drone filosunu geliştirdiğine işaret ederek savunma kapasitelerini artırmak istediklerini ekledi.

Adının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan Güney Kore Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili, ordunun 20 bin adet düşük maliyetli, tek kullanımlık drone tedarik edeceğini, bunların yapay zekalı sistemlere entegre şekilde kullanılacağını söyledi. Ayrıca lazer tabanlı drone önleme sistemlerinin kapasitesinin geliştirileceğini belirtti.

Analizde, Seul ve Pyongyang'ın hem Ukrayna hem de İran'daki savaşı yakından takip ederek drone sistemlerine ağırlık vermeye başladığına dikkat çekiliyor.

Kuzey Kore, Ukrayna cephesine binlerce asker göndererek Rusya'yla ortaklığını güçlendirdi. Guardian'ın analizinde, Kremlin'in drone teknolojisine dair veri ve stratejileri Pyongyang'la paylaştığı ifade ediliyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ABD ve müttefiklerinden gelen tehditleri gerekçe göstererek nükleer kapasiteyi artıracaklarını da bu hafta duyurmuştu.

Ardından 5 bin tonluk Choe Hyon muhribinin göreve alınması için düzenlenen törende, 10 bin tonluk savaş gemisi Kang Hon'un üretiminin de yakın zamanda tamamlanacağını açıklamıştı.

Güney Kore'deki Kyungnam Üniversitesi'nden Kuzey Kore uzmanı Lim Eul-chul, bu adımların Seul'un baş müttefiki Washington'a mesaj niteliğinde olduğunu söylüyor:

Kuzey Kore, taktiksel nükleer savaş başlıklarıyla donatılmış, seyir füzesi ateşleyebilen gemiler konuşlandırırsa bu durum, Güney Kore ve ABD orduları üzerindeki yükü önemli ölçüde artırır, savunma maliyetlerini de yükseltir.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian, Channel News Asia 


Ukrayna karşı saldırıya geçti: Rusya savaşı başka bölgelere yayabilir

Ukrayna, geçen hafta Moskova'daki petrol rafinerisini vurmuştu (AFP)
Ukrayna, geçen hafta Moskova'daki petrol rafinerisini vurmuştu (AFP)
TT

Ukrayna karşı saldırıya geçti: Rusya savaşı başka bölgelere yayabilir

Ukrayna, geçen hafta Moskova'daki petrol rafinerisini vurmuştu (AFP)
Ukrayna, geçen hafta Moskova'daki petrol rafinerisini vurmuştu (AFP)

Ukrayna ordusunun genişleyen drone filosu Rus hava savunma sistemlerini zorlarken, Kremlin'in Baltık ülkelerinde "provokasyona" hazırlandığı savunuluyor.

Ukrayna, uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) ve seyir füzeleriyle Rusya'nın iç bölgelerine yönelik saldırılarını son dönemde artırdı. Özellikle Kremlin'in 2014'te ilhak ettiği Kırım başta olmak üzere çeşitli bölgelerdeki petrol rafinerileri, askeri sanayi tesisleri ve hava savunma sistemleri hedef alınıyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre marttan bu yana Rus petrol rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 20'si saldırılar nedeniyle devre dışı kaldı. Elektrik kesintilerinin yaşandığı Kırım'da akaryakıt satışlarına kısıtlamalar getirilirken ülke genelinde benzin fiyatları yükseldi.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan askeri analist Michael Kofman, Ukrayna'nın hem teknoloji hem de üretim kapasitesini geliştirdiğini söylüyor:

Teknoloji geliştiği için saldırılar daha etkili hale geldi, artık Ukrayna eskisine kıyasla daha büyük çaplı saldırılar düzenleme kapasitesine sahip.

Rusya Savunma Bakanlığı'na göre mayısta Ukrayna'ya ait 8 bin 849 drone düşürüldü. Bu sayı ocak ayında 3 bin 676, geçen yıl mayısta ise 2 bin 504'tü.

Savunma istihbarat şirketi Janes'in verileri de Ukrayna'nın bu yıl başarılı olduğu doğrulanan, Rusya topraklarına yönelik saldırılarının neredeyse yüzde 35'inin haziranda gerçekleştiğini gösteriyor.

Kremlin'in hava savunma sistemlerini Moskova, Kırım Köprüsü ve Putin'in Valday'daki konutunu korumak için konuşlandırdığı, bunun da diğer bölgeleri daha savunmasız bıraktığı öne sürülüyor.

Putin, Kırım'daki krize doğrudan değinmese de salı günkü açıklamasında, Ukrayna'nın sivil altyapıya yönelik İHA saldırılarını Rus toplumunu "sarsmak" amacıyla kullandığını söylemişti.

Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ise dünkü açıklamasında Rusya'yı savaşı sonlandırmaya zorlamayı hedefleyen 40 günlük saldırı planını onayladığını duyurdu. Planda ne tür askeri harekatların düzenleneceğine dair bilgi paylaşılmadı.

Diğer yandan Ukrayna'nın saldırıları artırdığı bu dönemde Rusya'nın da NATO'nun doğu kanadına "provokasyon hazırlığı" yaptığı iddia ediliyor.

Letonya istihbaratından pazartesi yapılan açıklamada, Rusya'nın Baltık ülkeleri ya da Polonya'ya karşı "askeri provokasyon" hazırlığında olduğu savunulmuştu. Putin'in özellikle ABD'nin Estonya, Letonya ve Litvanya gibi küçük NATO üyelerine yönelik savunma desteğini sınamak isteyebileceği ifade edilmişti.

Guardian'ın aktardığı istihbarat değerlendirmelerine göre Moskova tam ölçekli bir saldırı düzenlemek yerine NATO'nun birlik ve caydırıcılığını test etmeyi amaçlıyor. Füze ve drone operasyonlarına ek olarak siber saldırılar da düzenlenebilir.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'tan Keir Giles, Moskova'nın mevcut gidişatı değiştirmek için çatışmayı başka bölgelere yayabilecek adımlar atabileceğine dikkat çekiyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian