ABD neden İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına mesafeli yaklaşıyor?

Trump, Tahran'a ‘her şey çökmeden önce’ anlaşma çağrısı yaptı

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)
TT

ABD neden İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına mesafeli yaklaşıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart'ta Beyaz Saray'ın bahçesinde (AP)

ABD istihbarat kurumları İsrail'in İran'ın nükleer programlarına verdiği zararı incelemeye çalışırken, Başkan Donald Trump yönetimi ABD'nin, üst düzey askeri liderleri, nükleer bilim adamlarını ve İran topraklarının çeşitli bölgelerindeki askeri tesisleri hedef alan İsrail operasyonuna katılmadığını ya da desteklemediğini iddia etmeye devam etti.

Trump, İranlı yetkilileri önceki politikalarını sürdürmemeleri konusunda sert bir şekilde uyarmakla yetindi ve sonraki İsrail saldırılarının ‘daha şiddetli’ olacağını söyledi. Ancak Trump, 12 Nisan'da İran rejimine verdiği ve 12 Haziran Cuma günü şafak vakti sona eren 60 günlük süreyi hatırlatarak bir ‘anlaşmaya’ varılmasını istedi. Trump ve diğer ABD'li yetkililer, ABD'yi İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarından uzak tutmaya çalıştılar.

Trump'ın popülist tabanının önemli bir kısmı onu dünyadaki ‘ebedi savaşları ve çatışmaları’ sona erdirmek isteyen bir ‘barış adamı’ olarak görüyor ve bunu, varoluşsal tehdit altında olması halinde kilit müttefik İsrail'e yardım etmek de dahil olmak üzere, mecbur kalmadıkça İran veya başka bir ülkeyle savaşa girerek yapamayacağını düşünüyor. Trump, nükleer programlarından ve Ortadoğu ve dünya genelinde istikrarı bozucu rolünden kurtulmak için İran ile ‘diplomatik bir anlaşmaya’ varmak istiyor.

Trump'ın önbilgisi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Haziran'da İran'a yönelik askeri saldırılar hakkında bir konuşma yaparken (AFP)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 13 Haziran'da İran'a yönelik askeri saldırılar hakkında bir konuşma yaparken (AFP)

Trump yönetiminin çatışma hattına girmekten kaçınması, birçok yetkilisinin Ortadoğu'yu yeni bir şiddet dalgasına sürükleme ve Trump'ın İran'ın nükleer programının geliştirilmesini durdurmak için müzakere edilmiş bir anlaşmaya varma umutlarını (programın önemli parçalarını yok ettikten ve nükleer bomba yapmak için çalışıyor olabilecek birçok İranlı nükleer bilim adamını öldürdükten sonra bile) ortadan kaldırma olasılığına ilişkin gerçek endişelerinden kaynaklanıyor.

ABD medyasına verdiği çok sayıda röportajda Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a savaş ilan etme ve nükleer programlarını yok etmek için geniş çaplı askeri operasyonlar düzenleme planlarından önceden haberdar olduğunu açıkladı. Trump, Wall Street Journal'ın İsrailli yetkililerin ABD'li mevkidaşlarını saldırı planları konusunda bilgilendirip bilgilendirmedikleri sorusuna telefonda şu yanıtı verdi: “Bilgilendirme mi? Bilgilendirme değildi ama neler olduğunu biliyorduk.” ABC'ye verdiği demeçte saldırıların ‘mükemmel olduğunu’ belirten Trump, “Daha fazlası da gelecek” dedi. Trump belki de bu ifadesiyle perşembe akşamı yaptıkları telefon görüşmesinde Netanyahu'dan duyduklarına atıfta bulundu.

ABD'li analistler, Netanyahu'nun Başkan Trump'ın seçilmesinin ardından İran'a saldırı düzenlemeye karar verdiğine ve bunu bir ‘fırsat penceresi’ olarak gördüğüne inanıyor. Trump'ın İran'ın nükleer hedefleri konusunda diplomatik bir anlaşma arayışına girmesine ve hatta Netanyahu'dan saldırıyı ertelemesini istemesine rağmen, Trump zaman zaman saldırı fikrini kabul etme konusunda Başkan Biden'dan daha istekli görünüyordu. New York'taki İsrail Politika Forumu'nda analist olan Michael Koplow, “Trump'ın seçilmesi Netanyahu'ya inandırıcı bir askeri tehdidi desteklemeye istekli bir başkan verdi. Netanyahu'nun İran'ın nükleer programıyla askerî harekât yoluyla başa çıkma tercihi yıllardır çok açıktı ve sonunda mükemmel bir fırsat yakaladı” ifadelerini kullandı.

Diplomatik kanallar

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff liderliğindeki müzakere heyeti ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki İran ekibi arasında Umman'da yarın (pazar) yapılması planlanan dolaylı nükleer müzakerelerin altıncı turunu çevreleyen belirsizliğe rağmen Trump, ABD'nin 2018'deki ilk döneminde çekildiği 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın yerini alacak bir anlaşmaya varılması için İran'la diplomatik kanalların açık tutulması çağrısında bulundu. İran'ın ‘her şey çökmeden önce’ bir anlaşmaya varması gerektiğini söyleyen Trump, ABD'nin İran'a karşı askeri operasyonlara girişme ihtimalini kastedip etmediğine açıklık getirmedi.

İsrail'in İran'ın başkenti Tahran'a saldırmasının ardından bir apartmanda meydana gelen patlamanın olduğu yerde çalışan itfaiyeciler (AP)İsrail'in İran'ın başkenti Tahran'a saldırmasının ardından bir apartmanda meydana gelen patlamanın olduğu yerde çalışan itfaiyeciler (AP)

Eski ABD'li yetkililer ve analistlere göre İsrail saldırısı, derin nüfuzlu bombaların kullanımı ve İsrail uçaklarına yakıt ikmali için ABD desteği olmaksızın, İran'ın bazıları yeraltının derinliklerinde bulunan nükleer tesislerinde ‘sınırlı’ hasara neden olabilir.

Başkan Trump, İsrail saldırılarının ‘tek taraflı bir eylem’ olduğunu en başından beri ilan eden Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından iletilen ilk mesajı yineledi ve İsrail'in ‘gerekli bir meşru müdafaa önlemi’ olarak tanımladığı operasyonlara ABD'nin ‘dahil olmadığını’ vurguladı. Trump, “İran, ABD çıkarlarını ya da personelini hedef almamalıdır” dedi.

İran'ın misilleme yapması halinde, ABD'nin İsrail'in kendisini savunmasına, eski Başkan Joe Biden'ın görev süresi boyunca iki kez yaptığı gibi İran'a ait insansız hava araçlarını (İHA) ya da füzeleri düşürmek için çalışmak da dahil olmak üzere yardım edip etmeyeceği de belirsiz. Washington Post'un ismini vermediği bir ABD'li yetkiliden aktardığına göre, Tahran'ın herhangi bir saldırıya hem İsrail'i hem de Ortadoğu'daki ABD güçlerini ve tesislerini hedef alan karşı saldırılarla yanıt verme tehdidini yinelemesi ışığında bu Başkan Trump'a bağlı.

İşte bu risk, ABD'nin bu hafta bölgedeki varlığını azaltmak için hızlı hareket etmesine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı Irak'tan bazı personelin tahliyesine izin verirken ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da bölgedeki askeri aile üyelerinin ayrılmasına yeşil ışık yaktı. Dışişleri Bakanlığı, ABD personelinin Ortadoğu'dan toplu tahliyesi durumunda etkili olmak üzere tasarlanmış yeni bir Ortadoğu Görev Gücü oluşturdu. Bu da Trump yönetiminin bölgede Amerikalıları tehdit edebilecek büyük bir tırmanış beklediğini gösteriyor.

Gizli program mı?

Ancak ABD'li yetkililer, son haftalarda istihbarat kurumlarının, İran'ın gelişmiş uranyum zenginleştirme çalışmalarına rağmen, bu çabayı gerçek bir nükleer silaha dönüştürmek için harekete geçmediği yönündeki uzun süredir devam eden değerlendirmelerini değiştirmediklerini, bunun da İran'ın nükleer programı hakkında genellikle daha alarmist bir görüşe sahip olan ve yakın zamanda ‘aylar veya en fazla bir yıl içinde nükleer silah üretebilecek’ gizli bir İran programı hakkında istihbarattan bahseden üst düzey İsrailli yetkililerin değerlendirmelerine katılmadıklarının tutarlı bir işareti olduğunu bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Nisan'da İran'la nükleer müzakereleri duyurduğu toplantı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile konuşuyor. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 7 Nisan'da İran'la nükleer müzakereleri duyurduğu toplantı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile konuşuyor. (Reuters)

Ancak İsrailli yetkililer ve Trump yönetimindeki mevkidaşları, İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamanın tek yolunun zenginleştirme kapasitesini ortadan kaldırmak ya da yok etmek olduğu konusunda hemfikir olduklarını vurguladılar.

Trump, İran'ın nükleer faaliyetlerini engellemek için diplomatik bir anlaşmaya vararak savaştan kaçınmayı ve bunun karşılığında da İran ekonomisini sıkıştıran ekonomik yaptırımları hafifletmeyi umuyor.

Ortadoğu'da yeni bir askeri çatışma ihtimali, Trump'ın yakın çevresindeki ve dışındaki Make America Great Again (MAGA) destekçilerini alarma geçirdi ve bunların çoğu savaş karşıtı mesajı nedeniyle Başkan Trump'ın arkasında toplandı. X platformundaki MAGA podcastinin sunucusu Jack Posobiec, ‘İran'a doğrudan bir saldırının Trump koalisyonunda feci bir bölünmeye neden olacağı’ uyarısında bulunarak, “Trump akıllıca yeni savaşlar başlatılmasına karşı çıktı. Kararsız eyaletler -ki ara seçimler çok uzakta değil- ve çok az sayıdaki kongre çoğunluğu da buna oy verdi. Önce Amerika!” ifadelerini kullandı.



Ehud Barak: Epstein ile görüştüğüm için pişmanım... Durumu değerlendirirken daha dikkatli olmalıydım

Ehud Barak (AFP)
Ehud Barak (AFP)
TT

Ehud Barak: Epstein ile görüştüğüm için pişmanım... Durumu değerlendirirken daha dikkatli olmalıydım

Ehud Barak (AFP)
Ehud Barak (AFP)

İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak, ABD’li iş insanı Jeffrey Epstein ile ilk cinsel suç mahkûmiyetinin ardından da yakın ilişkisini sürdürmüş olmaktan pişmanlık duyduğunu açıkladı. Bu ilişkinin, Epstein hakkında 2019’da başlatılan daha kapsamlı soruşturmadan önce devam ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın The Times of Israel’den aktardığına göre Barak, dün akşam yayımlanan röportajında herhangi bir yasa dışı faaliyete katıldığı yönündeki iddiaları reddetti.

Röportajda Barak’a, ABD ziyaretleri sırasında Epstein’a ait bir dairede birkaç kez konakladığının ortaya çıkması ve geçen hafta yayımlanan ‘Epstein dosyaları’ olarak anılan belgelerde, Filistinli nüfus artışının Rus göçmenlerle dengelenmesi fikrine ilişkin yorumlarının yer aldığı bir kayda dair sorular yöneltildi.

Barak, tüm eylemlerinin sorumluluğunu üstlendiğini belirterek, “Daha temkinli ve daha dikkatli olmam gerekip gerekmediği konusunda elbette soru işaretleri var” dedi ve Epstein’ın davranışlarına ilişkin daha fazla bilgi talep ettiğini ifade etti. “2003’te onunla tanıştığım andan pişmanım” diyen Barak, “Onu tanıdığım 15 yıl boyunca hiçbir makul olmayan ya da mantık dışı davranışına tanık olmadım. Bu tür suçlarından 2019’a kadar haberdar değildim; muhtemelen siz de değildiniz” ifadelerini kullandı.

rv
Jeffrey Epstein (Reuters)

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, 2016 yılında Jeffrey Epstein’a ait Manhattan’daki eve boynunu kısmen kapatan bir atkıyla girerken çekilen fotoğrafı hakkında yöneltilen soruya, soğuktan korunmak için kalın kıyafetler giydiğini söyledi. Aynı gün binadan yüzü açık şekilde çıkarken de görüntülendiğini belirten Barak, herhangi bir şeyi gizlemeye çalışmadığının açık olduğunu ifade etti.

Barak, 2015-2019 yılları arasında eşiyle birlikte Epstein’a ait bir dairede birçok kez konaklamasıyla ilgili soruya ise New York ziyaretlerinde eşyalarını bırakabildiği için bunun kendisi açısından pratik olduğunu dile getirdi. Bir kişinin tanıdığı birine ait dairede kalmasının ‘herkesin hakkı’ olduğunu savunan Barak, bunda yasa dışı bir durum bulunmadığını kaydetti. Söz konusu dönemde başbakanlık görevinde olmadığını da vurguladı.

Yakın zamanda gizliliği kaldırılan ve 2014 yılına ait bir ses kaydında, Epstein ile konuşmasında Rusya’dan İsrail’e ‘çok sayıda genç, güzel, uzun boylu ve zayıf kızın’ geleceğini söylediği yönündeki ifadeler de Barak’a soruldu.

Kayıtta, Rus göçünün Filistinlilerin nüfus artışını sınırlamaya katkı sağlayabileceğini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ilettiğini belirttiği aktarılan Barak, bu sözlerinde ‘yerinde olmayan ve mantık dışı çağrışımlar içeren ifadeler’ kullandığını kabul etti. İzleyicilere, özel konuşmalarında benzer bir dil kullanıp kullanmadıklarını kendilerine sormalarını istedi.

Röportajı yapan sunucunun kendisine ‘sıradan bir kişi olmadığını’ hatırlatması üzerine Barak, “Yüz yüze konuşmalarda sıradan olmayan insanlar da biraz farklı konuşur” diyerek sözlerini savundu.

Barak, 1999-2001 yılları arasında İsrail Başbakanı, 2007-2013 döneminde ise Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 2014 yılına ait ses kaydının, özel sektöre geçiş hazırlığı yaptığı bir dönemde kaydedildiği anlaşılıyor. Barak, Kanal 12’ye yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Epstein ile ilişkilerine dair yeni materyallerin yayımlanabileceğini kabul etti.

Barak, “Önümüzdeki haftalarda bu konuyla bağlantılı daha birçok unsurun ortaya çıkması mantıklı; çünkü 15 yıl boyunca kendisiyle hem iş hem de sosyal ilişkim vardı” dedi. Ancak kamuoyuna yansıyacak herhangi bir bilginin ‘uygunsuz’ olmayacağını vurguladı.

Haberde, Epstein’ın küresel ölçekte etkili isimlerden oluşan geniş bir ilişki ağına sahip olduğu, Barak ile ilişkilerinin yıllardır bilindiği ve Barak’ın herhangi bir suç işlediğine dair kanıt bulunmadığı belirtildi. Epstein dosyalarında, aralarında eski ABD Başkanı Bill Clinton ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da bulunduğu başka dünya liderlerinin isimlerinin geçtiği ifade edildi.

Epstein, 2008 yılında bir çocuğun fuhşa zorlanması suçunu kabul etmiş ve 18 aylık cezasının 13 ayını cezaevinde geçirmişti. 2019 yılında ise reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken cezaevinde intihar etmişti.


İsrail, ABD’ye bağımlılığını azaltma peşinde: Yeni bir döneme geçiliyor

ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
TT

İsrail, ABD’ye bağımlılığını azaltma peşinde: Yeni bir döneme geçiliyor

ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)

Özellikle Gazze savaşında ABD’den büyük destek alan İsrail, Washington’a bağımlılığını azaltmak istiyor.

Times of Israel’in analizine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “azami bağımsızlık” vurgusuyla gündeme gelen bu yönelim, İsrail - ABD ilişkilerinde yeni bir döneme geçilebileceğinin işareti. 

Diğer yandan uzmanlar, böyle bir hamlenin bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. 

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Gazze Savaşı’nda Washington yönetimi, Tel Aviv hükümetine 22 milyar dolar civarında askeri yardım sağladı. Bunun, yıllık 3,8 milyar dolarlık düzenli savunma yardımına ek olarak yapıldığı belirtiliyor. 

Diğer yandan bu yardımlar, ABD’ye İsrail’in askeri harcamaları ve öncelikleri üzerinde ciddi nüfuz sağlıyor. 

Netanyahu, geçen ay The Economist’e verdiği röportajda, askeri yardımları 10 yıl içinde sıfıra indirmek istediğini söylemişti. Askeri yardım almak yerine ABD’yle ortak silah ve savunma projeleri geliştirmeye odaklanmayı planladıklarını belirtmişti.

İki ülke arasındaki yardımları düzenleyen sözleşme en son 2016’da yenilenmişti. 10 yıllık anlaşma kapsamında ABD, İsrail’e yılda 3,3 milyar dolar Yabancı Askeri Finansman (FMF) ve füze savunması için 500 milyon dolar sağlıyor. Bu 500 milyon dolar özellikle Demir Kubbe sistemine ayrılıyor.

Diğer yandan eski anlaşmalarda İsrail yardımların yüzde 25’ten fazlasını kendi savunma sanayisine harcayabilirken, Barack Obama yönetimi bu esnekliği kademeli olarak azalttı. Analize göre 2028’de İsrail, ABD’den gönderilen yardımları sadece Amerikan menşeli ekipmanların bakımı ve geliştirilmesi için harcayabilecek. 

İsrail’in eski ABD Büyükelçisi Michael Oren, ABD’ye bağımlılığın İsrail’i saldırıya yönelik stratejiler yerine savunma odaklı alternatiflere yoğunlaşmak zorunda bıraktığını savunuyor.

Öte yandan ABD'nin eski İsrail Büyükelçisi Daniel Shapiro’ya göre yardımların tamamen durdurulması, İran ve müttefiklerini cesaretlendirebileceği gibi, Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki normalleşme sürecini de sekteye uğratabilir. Eski diplomat, birçok Arap ülkesinin İsrail’le yakınlaşmasının arkasında ABD’yle ilişkileri güçlendirme motivasyonunun olduğunu söylüyor. 

Böyle bir hamle bölgede domino etkisi yaratabilir. Shapiro’ya göre Washington’ın Tel Aviv’e yardımları kesmesi, Kongre’nin Mısır ve Ürdün’e yapılan yardımları da sorgulamasına yol açabilir. Ürdün’de oluşabilecek istikrarsızlık Batı Şeria, Suriye ve Irak’a yayılabilir; Mısır ise silah alımında Rusya ve Çin’e yönelebilir.

ABD ve İsrail arasında NATO’nun 5. maddesine benzer bir karşılıklı savunma anlaşması ihtimali de zaman zaman gündeme geliyor. Ancak İsrail, askeri kararları üzerinde ABD’nin veto gücü kazanabileceği endişesiyle tarihsel olarak bu tür anlaşmalara mesafeli durdu.

Independent Türkçe, Times of Israel, JNS


İran’da savaş hazırlığı: Nükleer tesisler onarılıyor

İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
TT

İran’da savaş hazırlığı: Nükleer tesisler onarılıyor

İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)

İran, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki yeraltı kompleksini güçlendiriyor. 

ABD merkezli düşünce kuruluşu Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nün (ISIS) incelediği uydu görüntülerine göre, İsfahan eyaletinde yer alan Kazma Dağı'ndaki yeraltı tesisinin girişleri güçlendiriliyor. 

Uzmanlar, tesisin İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ya da kritik ekipmanlarını korumak için tasarlanmış olabileceğini belirtiyor. Ancak tesisin tam olarak ne amaçla kullanıldığı ve faal olup olmadığı net değil.

10 Şubat tarihli uydu görüntüsünde, dağdaki tünel girişlerine yeni betonlar döküldüğü görülüyor. Bazı noktalarda zeminin düzleştirilip betonla güçlendirilmiş yeni yapıların inşa edildiği anlaşılıyor.

ISIS analistlerine göre bu değişiklikler, olası bir hava saldırısına karşı tünel girişlerini güçlendirmeyi ve ek koruma sağlamayı amaçlıyor.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. ABD ve İran'ın yürüttüğü nükleer müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran da vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Hazirandaki saldırılarda Kazma Dağı hedef alınmamıştı ancak yeraltı tesisi, Natanz'a yaklaşık 2 kilometre mesafede. 

BBC'nin de incelediği uydu görüntülerine göre, geçen yılki İsrail - ABD saldırılarında Natanz'da hasar gören bir dronesavar sistemi de tekrar güçlendirilmiş. 

Natanz’ın 125 kilometre kuzeyindeki İsfahan tesisinin tünel girişleri ise toprakla kapatılmış. Uzmanlar, bunun hava saldırılarının etkisini azaltmak ya da tesisteki malzemeleri imha etmeye yönelik kara saldırılarına karşı savunma sağlamak amacıyla yapıldığını belirtiyor. 

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti. 

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, anlaşma sağlanamaması halinde ikinci bir uçak gemisini daha Ortadoğu'ya göndereceği tehdidini savurmuştu. 

New York Times'ın son haberinde, Karayipler'de konuşlu uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve beraberindeki taarruz grubunun Ortadoğu'ya gönderilmesinin kararlaştırıldığı savunuluyor. Geçen ay Venezuela'ya düzenlenen askeri harekat öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi, halihazırda Ortadoğu'daki USS Abraham Lincoln'a katılacak.

Independent Türkçe, BBC, Jerusalem Post, New York Times