Yükselen Aslan Operasyonu: İran'ın derinlerine yönelik bir İsrail istihbarat darbesi

Operasyonun kalbindeki aldatmaca

İranlı arama kurtarma görevlileri, 13 Haziran 2025'te Tahran'daki bir binaya düzenlenen İsrail saldırısının ardından enkazı kaldırıyor (Reuters)
İranlı arama kurtarma görevlileri, 13 Haziran 2025'te Tahran'daki bir binaya düzenlenen İsrail saldırısının ardından enkazı kaldırıyor (Reuters)
TT

Yükselen Aslan Operasyonu: İran'ın derinlerine yönelik bir İsrail istihbarat darbesi

İranlı arama kurtarma görevlileri, 13 Haziran 2025'te Tahran'daki bir binaya düzenlenen İsrail saldırısının ardından enkazı kaldırıyor (Reuters)
İranlı arama kurtarma görevlileri, 13 Haziran 2025'te Tahran'daki bir binaya düzenlenen İsrail saldırısının ardından enkazı kaldırıyor (Reuters)

Michael Horowitz

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İsrail istihbaratı, Yükselen Aslan kod adlı son operasyonundan önce üst düzey İran askeri komutanlarının yerlerini başarıyla belirledi ve hareketlerini takip etti. Bu sayede İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami ve İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı General Muhammed Bakıri'yi hedef alan bir dizi hassas saldırı düzenledi. İki önemli isim olan Feridun Abbasi-Davani ve Muhammed Mehdi Tehrançi de dahil olmak üzere altı nükleer bilim insanı da yerlerini tam isabetle hedef alan saldırılarda öldürüldü.

Operasyon esas olarak İsrail Hava Kuvvetleri'nin saldırılarına dayansa da, en cesur aşamalarından biri görünüşe göre Mossad hücreleri tarafından İran topraklarının içinde yürütüldü. İsrail medyasının çeşitli haberlerine göre, Mossad komando ekipleri İran'ın karadan havaya füze rampalarının yakınındaki açık alanlara hassas güdümlü silah sistemleri konuşlandırdı. Hava saldırısının başlatılmasıyla birlikte bu sistemler aktive edildi ve bunlar da hassas füzeleri ateşleyerek İran’ın kalan hava savunma sistemlerini felç etti.

İsrail kaynakları, Mossad'ın ayrıca, saldırılardan çok önce ajanlar ağı aracılığıyla İran topraklarının derinliklerine soktuğu patlayıcı yüklü İHA’lar için gizli bir üs kurduğunu da bildirdi. Operasyon sırasında, bu İHA’lar aktive edildi ve Tahran yakınlarındaki bir askeri üsteki karadan karaya füze fırlatma rampalarına doğru ateşlendi.

İsrail, karada bu sistemleri konuşlandırmakla sınırlı kalmadı. Daha sonra, medya politikasında benzeri görülmemiş bir adım ile İsrail komandolarının İran içinde operasyonlar yürüttüğünü gösteren görüntüleri yayınladı

İsrail, karada bu sistemleri konuşlandırmakla sınırlı kalmadı. Daha sonra, medya politikasında benzeri görülmemiş bir adım ile İsrail komandolarının İran içinde operasyonlar yürüttüğünü gösteren görüntüleri yayınladı. Tel Aviv, daha önce belki de Tahran'a yükselen tansiyonu kontrol altına almak için biraz alan sunmak amacıyla, İran'ın derinliklerinde düzenlediği operasyonlarının ayrıntıları konusunda sessiz kalırdı. Ne var ki bu sefer İsrail, küçük patlayıcı yüklü İHA’lar kullanılarak İran hava savunma sistemleri ile balistik füzelerini hedef alan saldırıları gösteren videolar yayınlamak dahil olmak üzere operasyonun bazı ayrıntılarını kamuoyuna açıklamayı seçti.

xcvfdbg
13 Haziran 2025'te İsrail'in gerçekleştirdiği hava saldırısının ardından İran'ın Kermanşah şehrinden  dumanlar yükseliyor (AFP)

İHA'ların bu şekilde kullanılması, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı gerçekleştirdiği son “Örümcek Ağı” operasyonunu hatırlatıyor. Bu operasyonda da Rus stratejik bombardıman uçaklarını vurmak için konteynerlerden ateşlenen İHA’lar kullanılmıştı. Bu gelişmeler, küçük İHA’ların savaşın doğasını kökten değiştirebileceğini gösteriyor.

Stratejik aldatma

Operasyon ayrıca İran'ı aldatmaya yönelik titiz bir çabayı da içeriyor. İsrail ve ABD, yaklaşan bir saldırının artan göstergelerine rağmen bir aldatma oyunu oynamış olabileceklerini ima eden ince mesajlar gönderdiler. Tel Aviv, ince ve karmaşık manevralara girişmek yerine “açık ve aleni” bir biçimde hareket etmeyi seçmiş gibi görünüyor ve bu da yaklaşan bir saldırıya dair bariz işaretler veriyordu; ne var ki şahsen ben de bu işaretleri yanlış yorumlayanlar arasındaydım.

Bu göstergeler arasında ABD'nin Irak, Bahreyn ve Kuveyt dahil olmak üzere birkaç ülkedeki büyükelçiliklerinin bir kısmını tahliye etme emrinin yanı sıra, Arap Körfezi'nde güvenlik seferberliği ve ABD Başkanı Trump ile Camp David'de birkaç üst düzey askeri komutan arasında yapılan üst düzey bir toplantı da yer alıyordu.

frghtyju
13 Haziran 2025'te İsrail'in hava saldırısının ardından İran'ın Kermanşah şehrinden dumanlar yükseliyor (Reuters)

Tahran bu hamleleri gerçek bir saldırının habercisi olarak anlamak yerine, muhtemelen bunları Cumartesi günü Umman Sultanlığı'nda yapılması planlanan müzakere turu öncesindeki baskı taktiğinin bir parçası olarak yorumladı. Olayların zamanlaması da bu algıyı güçlendirdi, çünkü İran yakın zamanda bir ABD teklifini reddetmiş ancak aynı zamanda diyaloğu sürdürme arzusunu dile getirmişti. Bu, İsrail çevrelerinde zaman kazanma amaçlı bir manevra olarak yorumlandı. Devam eden diplomatik temasların, Başkan Trump'ın bir İsrail saldırısına ilişkin çekincelerini ima eden aleni mesajları ile birleşmesi, İran liderliğinin bu göstergelerin müzakerelere başlamadan önce bir ön baskı araçlarından ibaret olduğuna inanmasına yol açmış olabilir.

Tahran bu hamleleri gerçek bir saldırının habercisi olarak anlamak yerine, muhtemelen bunları yeni bir müzakere turu öncesindeki baskı taktiğinin bir parçası olarak yorumladı

Bu da doğal olarak operasyonun ABD ile doğrudan koordinasyon halinde yürütülüp yürütülmediğine dair soruları gündeme getiriyor. İsrail’in, beklenen saldırıların bazı ayrıntılarını önceden Washington'a açıkça bildirdiği belli, ancak olayların sıralaması Trump yönetiminin sadece saldırıları onaylamakla kalmayıp, öncesinde yürütülen dezenformasyon kampanyasında önemli bir rol oynadığını da gösteriyor. Birkaç İsrailli yetkili, operasyondan önce İran nükleer tesislerini hedef almanın Tahran'ı taviz vermeye zorlamak için bir kaldıraç olarak kullanılabileceğini, aksi takdirde daha geniş çaplı bir tırmandırma ile karşı karşıya kalabileceğini belirtmişti.

Başkan Trump'ın saldırıdan sonraki paylaşımı bu izlenimi pekiştiriyor gibi görünüyor. Trump paylaşımında İran'a bir anlaşmaya varmak için “fırsat üstüne fırsat” tanıdığını vurguladı. “Planlanan bir sonraki saldırıların” “çok daha sert” olacağı konusunda uyardı ve Tahran'ı “çok geç olmadan” müzakerelere çağırdı.

Buna ek olarak, saldırının zamanlaması Trump'ın yeni bir anlaşma için verdiği iki aylık sürenin sonuna denk geldi ve bu zamanlama basit bir tesadüf olarak görülemez.

Çatışma nereye gidiyor?

Bölge şimdi benzeri görülmemiş yeni bir aşamaya girdi. Zira İsrail saldırısı, İsrail'in askeri ve stratejik hedeflerle dolu bir alanda İran hava sahasında tam kontrolü sağlamasının ardından daha geniş çaplı bir çatışmanın açılış salvosu olarak tasvir edildi.

Daha da önemlisi, Tel Aviv henüz birkaç önemli nükleer tesisi, özellikle de yerin derinliklerinde bulunan korunaklı Fordow yakıt zenginleştirme tesisini hedef almadı. Bu tür yerleri hedef almak, belki de Amerikan desteğiyle yapılacak daha kapsamlı ve karmaşık operasyonlar gerektiriyor. Ama İsrail muhtemelen bu operasyonları tek başına gerçekleştirecek kapasiteye de sahip.

İran nükleer programını hedef almanın yanı sıra, İsrail daha geniş çaplı hedefleri de vurabileceğini ima ediyor. Operasyonun adı olan “Yükselen Aslan” dolaylı olarak Şah döneminde İran ile ilişkilendirilen imparatorluk sembolüne atıfta bulunuyor. Bu da hedefin nükleer programı engellemek ile sınırlı olmadığını ve rejimin kendisini zayıflatmaya kadar uzanabileceğini gösteriyor. Dahası hassas bir şekilde düzenlenen suikast operasyonları, İsrail planının Tahran’ın nükleer gücünü etkisiz hale getirmekten daha iddialı olduğunu da gösteriyor.

uı8o9
İsrail saldırısıyla Tahran'da hasar gören binalardan birinin önündeki İranlılar (AFP)

İran’ın şimdi nasıl yanıt vereceğine karar vermesi gerekiyor. İsrail'in ilk saldırıları depoları ve balistik füze fırlatma rampalarını hedef alırken, İsrail güçlerinin İran hava sahasında serbestçe uçmaya devam etmesi, Tahran'ın uzun süreli bir çatışmada direnme ve dayanma şansını azaltıyor.

Bununla birlikte İran'ın füze ve insansız hava aracı cephaneliği İsrail'e gerçek bir zarar verme gücüne sahip olmayı sürdürüyor. Ancak İran'ın savunma doktrini, büyük ölçüde füze cephaneliği neredeyse tamamen çökmüş olan Hizbullah başta olmak üzere bölgesel müttefiklerin desteğine dayanıyor. Tahran, saldırıya verdiği iddia edilen destek nedeniyle misilleme olarak ABD'yi hedef alma yoluna da gidebilir ki bu ihtimal bazı İranlı yetkililer tarafından da ima edildi. Ancak böyle bir tırmandırma hamlesi, Başkan Trump'ı gelecekteki saldırılarda doğrudan Amerikan müdahalesine yeşil ışık yakmaya sevk edebilir.

Operasyonun adı olan “Yükselen Aslan” dolaylı olarak Şah döneminde İran ile ilişkilendirilen imparatorluk sembolüne atıfta bulunuyor ve bu da hedefin nükleer programı engellemek ile sınırlı olmadığını, rejimin kendisini zayıflatmaya kadar uzanabileceğini gösteriyor

İran'ın başvurabileceği en bariz gerilimi tırmandırıcı seçenek, Arap Körfezi'ndeki seyrüseferi ve enerji arzını tehdit etmek ki bu olasılık halihazırda değerlendiriliyor ve piyasaların performansına da yansıyor. Nitekim saldırının ekonomik etkisi hemen görüldü, Brent ham petrol fiyatları, borsa tüccarları ve simsarlarının devam edecek bir tedarik kesintisi olasılığını değerlendirmesiyle istikrara kavuşmadan önce yüzde 6'ın üzerinde yükseldi. Çatışmanın Körfez'e yayılmasının küresel yankıları olacaktır ve ABD’yi müdahale etmeye sevk edebilir. Ayrıca, İran'ın önemli ortaklarından biri olan ve bu hayati su yoluna büyük ölçüde güvenen Çin'i de kızdırabilir.

İsrail operasyonu, geniş kapsamlı sonuçları olan önemli bir gerilimi tırmandırma hamlesini temsil ediyor. İran'ın askeri ve nükleer altyapısının aldığı ağır darbeye rağmen, uzun vadeli etkisi belirsizliğini koruyor. Tahran'dan asimetrik bir yanıt gelme olasılıkları, bölgesel istikrarsızlık ihtimali ve küresel enerji tedariklerinin kesintiye uğraması, bunların hepsi bölgeyi riskli senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Bu saldırının tırmandırmayı caydırıp caydırmayacağı veya daha geniş bir çatışmayı ateşleyip ateşlemeyeceği, İran'ın önümüzdeki dönemde yapacağı seçimlere, uluslararası toplumun caydırıcılık dengesini koruyan ve Tahran'ın itibarını kurtarmasına olanak tanıyan diplomatik bir çözüm formüle etme becerisine bağlı olacaktır.



Seçimlerden sonra İsrail'i bekleyen dört önemli mesele nedir?

Kudüs'te, İsrail seçimlerinden önce parti ön seçimleri sırasında bir seçim merkezinde, Likud partisi üyesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ait bir posterin arkasında duruyor(AFP)
Kudüs'te, İsrail seçimlerinden önce parti ön seçimleri sırasında bir seçim merkezinde, Likud partisi üyesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ait bir posterin arkasında duruyor(AFP)
TT

Seçimlerden sonra İsrail'i bekleyen dört önemli mesele nedir?

Kudüs'te, İsrail seçimlerinden önce parti ön seçimleri sırasında bir seçim merkezinde, Likud partisi üyesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ait bir posterin arkasında duruyor(AFP)
Kudüs'te, İsrail seçimlerinden önce parti ön seçimleri sırasında bir seçim merkezinde, Likud partisi üyesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ait bir posterin arkasında duruyor(AFP)

Michael Harari

Yaklaşan İsrail seçimleri, İsrail ve tüm bölge için potansiyel yankıları nedeniyle birçok kişi tarafından son derece önemli kabul ediliyor. 7 Ekim'den ve ardından Gazze, Lübnan ve İran'daki savaşlardan bu yana geçen üç yıl, çoğu açıdan benzeri görülmemiş gelişmelere sahne oldu. Ancak, tüm cepheler kargaşa ve kaosa açık olmaya devam ediyor ve istikrar beklentileri gerçekleşmekten çok uzak. İsrail'de, yaklaşan seçim tarihine rağmen siyasi sahne önemli ölçüde belirsizlikle örtülü kalmaya devam ediyor. Sonuçlarına son derece ihtiyatla yaklaşılması gereken kamuoyu yoklamaları, İsrail siyasetinin esasen 6 Ekim'deki durumuna geri döndüğüne işaret ediyor. İktidar koalisyonu ve muhalefet partileri olmak üzere iki ana kamp, ​​güç dengeleri açısından oldukça eşit görünüyor.

Peki bu seçimler gerçekten neyin etrafında dönüyor? 7 Ekim olayları hakkında bir referandum mu? Yoksa İran ile savaş hakkında mı? Ya da üç yıllık olağanüstü bir kargaşanın ardından İsrail siyaseti eski kalıplarına geri dönmüş olabilir mi? Mevcut hükümetin 7 Ekim olaylarına rağmen anayasal görev süresini tamamlamadaki başarısı, kamuoyu yoklamalarının çizdiği tabloyu açıklamaya yardımcı olabilir.

Bu temelden bakıldığında, 7 Ekim olayları veya İran ile mevcut çatışma, yaklaşan seçimlerin odak noktası olmayabilir. Seçim rekabeti, İsrail toplumunun doğası ve kimliği, savaştan önce yaşanan bölünmeler ve hükümetin 7 Ekim'den önce geçirmeye çalıştığı yargı reformları üzerine bir mücadele gibi görünüyor. Çarpıcı bir paradoks olarak, Başbakan Binyamin Netanyahu ve koalisyonu, o günün olaylarını seçmenlerin tercihlerini şekillendiren hususların ön saflarından uzaklaştırmayı başardı.

Bu değişim iki ana faktöre bağlanabilir. Birincisi, 7 Ekim'de şahit olunan vahşetlerin sonucu olarak İsrail toplumunu saran derin şoktur; bu şok, geleneksel siyasi bölünmeleri aştı. Bu, İsrail kamuoyunun büyük kesimlerinde Filistinlilere karşı tutumun sertleşmesini açıklamaya yardımcı oluyor.

İsrail'in İsrail-Filistin çatışmasını ele alma yaklaşımı, genel dış ilişkileri üzerinde geniş kapsamlı bir etkiye sahip olacaktır

İkinci faktör ise, İsrail'in kaçınılmaz bir varoluşsal mücadele içinde olduğuna dair, İsrailliler arasında derinden yerleşmiş ve 7 Ekim olaylarıyla güçlenen bir inançla ilgilidir. İran ile savaş, elde edilen askeri başarılara rağmen, iktidardaki koalisyon ile muhalefet arasındaki ayrılık çizgilerini aşarak bu algıyı pekiştirdi. Öte yandan, savaşın özellikle nükleer meseleyle ilgili olarak kesin bir stratejik sonuç vermemesi, kamuoyundaki söylemde temel bir değişikliğe yol açmadı.

Dolayısıyla, bu sonucun siyasi sahneyi aşırı basitleştirebileceğini kabul etmekle birlikte, seçimlerin nihayetinde Netanyahu ve rakiplerini kastederek “sadece Bibi” kampı ile “Bibi hariç herkes” kampı arasındaki bölünme etrafında döndüğü söylenebilir.

Belirsizlikle kaplı bu ortamda, İsrail toplumunun seçimlerden sonra kendisi ile yüzleşmek zorunda kalacağı dört temel mesele öne çıkacaktır.

Bu meselelerin ilki Filistin sorunudur. İsrail toplumu, İsrail-Filistin çatışmasını yönetme ve nihayetinde bir çözüme ulaşma olasılığı hakkındaki derinlere kök salmış şüphelerinin üstesinden gelmek zorunda kalacaktır. Zira bölgesel ve uluslararası gerçekler, İsrail'i bu sorunu bir şekilde ele almaya zorlayacaktır.

fgthy
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail seçimleri öncesinde Yokne’am Illit'te halkla bir araya geliyor, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre mevcut koalisyonun yerini alacak herhangi bir hükümet, bu konuda büyük olasılıkla uluslararası bakış açılarına daha açık olacaktır. Mevcut hükümet, çatışmayı öncelikle ideolojik bir bakış açısıyla ele alırken, alternatif bir hükümetin, yalnızca güce güvenmek yerine, askeri araçların yanı sıra diplomatik bir yol izleme ihtiyacını kabul ederek daha pragmatik bir yaklaşım benimseyeceği tahmin ediliyor. Bu hükümetin uluslararası toplumla siyasi diyalogu da daha pragmatik, rasyonel ve açık olacaktır. Herhangi bir alternatif hükümet, Batı Şeria'daki Filistinlilere karşı Yahudi yerleşimciler tarafından yapılan saldırılarla kararlı bir şekilde mücadele edecektir.

İsrail'in İsrail-Filistin çatışmasını ele alma yaklaşımı, genel dış ilişkileri üzerinde geniş kapsamlı bir etkiye sahip olacaktır. Bu değişim, çatışmanın hemen çözülmesi ile sonuçlanmayabilir, ancak son yıllarda çatışmayı ele alma yöntemine hakim olan politikalar ve yaklaşımlarda temel bir değişikliği yansıtacaktır. İsrail toplumunun büyük kesimlerinin, Arap dünyasıyla ilişkilerin normalleştirilmesinde Filistin meselesinde ilerleme kaydedilmeden daha fazla ilerleme sağlanamayacağını anladığı söylenebilir. Birçok açıdan İsrail toplumu, liderliğinden daha zeki ve olgundur.

İsrail toplumunun kendisini bekleyen önemli siyasi ve toplumsal kararlarla yüzleşmeden önce kolektif travmasını atlatması için daha fazla zamana ihtiyacı olabilir

Her İsrail hükümetini önemli ölçüde etkileyecek olan ikinci mesele, ABD Başkanı Trump'ın ikinci döneminin son iki yılına yaklaşmasıyla ilgilidir. Trump, eğer başbakan olarak kalırsa Netanyahu üzerinde ve aynı şekilde hükümetin başında onun yerini alacak herhangi bir kişi üzerinde muazzam bir nüfuza sahip olacaktır. Onun nüfuzunun önceki Amerikan başkanlarının sahip olduğu nüfuzu aştığı söylenebilir. Bu nüfuz İran, Lübnan, Suriye ve Gazze'deki tüm cepheleri kapsıyor ve herhangi bir alternatif hükümetin, üç yıllık savaşın yansımaları ve bunun bir sonraki süreç için ne anlama geldiği konusunda daha dikkatli olması muhtemeldir. Yine alternatif bir hükümet her ne kadar İsrail'in güvenlik çıkarlarını önceliklerinin en üstüne koysa da, her cephe için gerekli siyasi çözümleri dikkate alma ve benimseme konusunda daha istekli olacaktır.

scdfgt
48 Filistinlilerinden kadınlar 1 Kasım 2022'deki İsrail seçimlerine katılıyor (AFP)

Üçüncü mesele ise Filistinli Arap vatandaşların İsrail'deki siyasi statüleri ve siyasi hayata katılımlarıyla ilgilidir. Son aylarda tanık olunan gelişmeler, bir miktar iyimserlik uyandırıyor, çünkü bu grubun İsrail siyasi yaşamına doğrudan katılımını artırma yoluyla hayati çıkarlarıyla daha ciddi şekilde ilgilenilmesinin önemini öne çıkardılar. Milletvekilleri Segalovich ve Abbas'ın çabalarını birleştirme yönünde aldıkları benzersiz ve eşi görülmemiş karar, yansımaları ancak uzun vadede netleşecek olsa da İsrail'deki siyasi haritayı sarsıyor. Bu gelişme muhalefet liderlerini yeterli siyasi cesaret gösterme konusunda ciddi bir meydan okuma ile karşı karşıya bırakıyor.

Pratikte bu, gelecekteki herhangi bir hükümet koalisyonu ile İsrail'deki Filistinli Arap siyasi partileri arasında, her ne kadar bazılarıyla sınırlı kalsa bile, bir tür iş birliğinin kurulmasını gerektiriyor.

Dördüncü ve belki de en temel meseleye gelince, İsrail toplumunun doğası ve geleceğiyle ilgilidir. İsrail liberal demokratik sisteminin temellerini sağlamlaştırmayı mı seçecek, yoksa bazı ilkelerinden uzaklaşıp daha muhafazakar ve milliyetçi bir yaklaşıma mı yönelecek?

Bu iki eğilim tamamen birbiriyle çelişen seçenekleri temsil etmiyor ancak son yıllardaki gelişmeler, iki vizyon arasında seçim yapma ihtiyacını daha acil hale getirdi.

Yaklaşan seçimlerin bu konuda bir seçimle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı belirsizliğini koruyor. İsrail toplumunun kendisini bekleyen önemli siyasi ve toplumsal kararlarla yüzleşmeden önce kolektif travmasını atlatması için daha fazla zamana ihtiyacı olabilir.


İsrail seçimleri: Rakamlar ve anketler... Nasıl yapılıyor? Katılımcılar kimler?

Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)
Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)
TT

İsrail seçimleri: Rakamlar ve anketler... Nasıl yapılıyor? Katılımcılar kimler?

Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)
Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)

İsrail parlamento seçimleri, ülkenin kuruluşundan bu yana 26’ncı kez, 27 Ekim salı günü yapılacak. Seçimlerin çekişmeli geçmesi ve İsrail’in tarihindeki en uzun savaşlardan birinin devam ettiği dönemde düzenlenmesi, ülkenin sınırlarını ve ölçeğini aşan bölgesel ve küresel bir ilgiye yol açıyor. Zira seçim sonuçları, alacağı kararlarla bölgenin tamamını etkileyecek bir hükümetin kurulmasını sağlayacak.

İsrail, hesaplarının önemli bir bölümünü akıl ve mantık çerçevesinin dışına çıkaran ‘7 Ekim 2023 düğümünü’ hâlâ aşamamış bir halde seçime gidiyor. Sağcı iktidar koalisyonu, söz konusu saldırı ve beraberinde yaşanan başarısızlıklardaki sorumluluğundan kaçınırken üç yılı aşkın süredir sonu görünmeyen bir savaş yürütüyor. Muhalefet ittifakı ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun başlıca rakibi Gadi Eisenkot’un ifadesiyle, “İsrail'i yeniden aklıselime döndürmeyi” amaçlıyor.

İsrail'de seçimler nasıl yapılıyor? Şu anki durum nasıl?

Knesset, İsrail parlamentosuna verilen addır. 120 milletvekilinden oluşan Knesset, hükümeti seçer. Bunun için basit çoğunluk, yani 61 milletvekilinin desteği yeterlidir.

Bu kez yapılacak Knesset seçimleri, İsrail’in kuruluşundan bu yana 26’ncı seçim olacak. Seçimler, İsrail’de 38 yıldır ilk kez belirlenen takvim doğrultusunda gerçekleştirilecek. Ülkede 1988’den bu yana en az 14 seçim yarışı yaşandı. Bunların dördü 3,5 yıl içinde yapıldı. Bu durum, siyasi hayatta neredeyse kronikleşmiş bir krize işaret ediyor.

cdfvghyj
Genel seçimler öncesindeki tatilin başlamasından önce yapılan Knesset oturumu, 16 Temmuz 2026 (AFP)

Knesset, yasaları çıkaran, hükümetin kurulmasını onaylayan ve hükümeti düşürebilen yasama organıdır. İsrail’in yönetim sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesine dayandığından Knesset, yönetimin temel unsurlarından biri kabul ediliyor. Ancak mevcut hükümet döneminde, yargı erkininde olduğu gibi Knesset’in de yetkileri ve konumu büyük ölçüde geriledi. Başbakan Binyamin Netanyahu, Knesset’i adeta bir lastik mühür gibi kullanıyor. Meclis Başkanı Amir Ohana ise Netanyahu’ya en sadık isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Ohana, Netanyahu’ya destek vermek ve derin devlete karşı onun yanında durmak amacıyla, yolsuzluk davalarının duruşmalarına bile katılıyor.

Başta ‘askerî kurumlar, yargı, ekonomi ve bankacılık dünyasının liderleri ile medyadaki destekçilerinden’ oluşan ve ‘derin devlet’ olarak bilinen kesim olmak üzere birçok kişi, bu dönemi ‘en karanlık dönem’ olarak değerlendiriyor. Netanyahu hükümeti bu süreçte yönetim ve yargı sistemine karşı bir darbe girişiminde bulunurken Hamas’ın sürpriz saldırısı da siyasi, askerî ve istihbarat liderliklerinin tarihindeki en büyük başarısızlık olarak nitelendirildi.

Buna karşılık iktidardaki sağ kesim, bu dönemi dengeleri yeniden kurmak, ‘derin devletin’ yönetim üzerindeki hâkimiyetine, üst düzey bürokratların halkın seçtiği temsilciler üzerindeki kontrolüne ve ‘kibirli generallerin’ sivil hayat üzerindeki etkisine son vermek için tarihî bir fırsat olarak görüyor. İki kesim arasındaki bu mücadele, kutuplaşmayı ve iç çatışmaları derinleştirirken taraflar arasındaki gerilim ve öfke giderek artıyor.

Kimler oy kullanma hakkına sahip? Adaylık için gereken şartlar neler?

- Seçmenler: İsrail vatandaşlığına sahip olan ve 18 yaşını doldurmuş her kadın ve erkek oy kullanma hakkına sahiptir. Seçmen kütüğüne adı kaydedilmemiş olanlar ise buna itiraz etme hakkına sahiptir.

Yaklaşan seçimlerde oy kullanma hakkına sahip seçmenlerin sayısı 7 milyon 331 bin 981’e ulaşıyor. İsrail’in nüfusu ise bugün 10 milyon 240 bin kişi.

- Adaylar: 21 yaşını doldurmuş vatandaşlar, yalnızca kayıtlı bir parti aracılığıyla Knesset üyeliğine aday olabiliyor. Her parti, seçim listesine en fazla 120 aday ekleyebiliyor.

k
Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak şehrinde, Knesset seçimlerinde aday olan bir listenin seçim afişinin önünden geçen bir adam, 19 Ekim 2026 (AFP)

İsrail’de nispi temsil sistemi uygulanıyor. Ülkenin tamamı tek bir seçim bölgesi kabul ediliyor. Seçmenler, Merkez Seçim Komisyonu tarafından onaylanan ve kayıt altına alınan partiler arasından yalnızca birini seçebiliyor.

Seçimler İsrail’in tamamında aynı anda ve her zaman salı günü, sabah saat 07.00’den akşam 22.00’ye kadar 12 bin 18 sandık merkezinde yapılıyor.

Oy verme merkezleri genellikle okullarda ve halkın kullanımına açık kulüplerde kuruluyor. Ancak bu yıl, savaş hazırlıkları nedeniyle sandık merkezleri sığınakların ve korunaklı alanların bulunduğu, güvenlik koşullarının sağlandığı bölgelerde kuruluyor. Her sandık merkezine, sirenlerin çalması durumunda oy pusulalarını korumaya alarak seçim sürecini durdurma yetkisi verildi.

Oy verme süreci nasıl işliyor? Adaylar kimler?

Oy verme işlemi elle ve gizli şekilde gerçekleştiriliyor. Seçmen, geleneksel yöntemde olduğu gibi perdenin arkasında oyunu kullanıyor. Oy verme işleminin fotoğrafının çekilmesine yönelik her türlü girişim yasak.

Merkez Seçim Komisyonu, seçim yönteminin değiştirilerek elektronik oylamaya geçilmesine yönelik tüm girişimleri reddetti. Bu kararın gerekçesi olarak, ‘düşman unsurlar’ olarak nitelendirilen tarafların siber yollarla dışarıdan müdahalede bulunma ve seçimleri sabote etme girişimlerinin yoğunluğu gösterildi.

Seçimlere katılmak üzere 37 liste başvuruda bulundu. Başlangıçta 38 olan liste sayısı, Beni Gantz’ın listesinin pazartesi günü yarıştan çekilmesiyle 37’ye düştü. Her listenin milletvekili dağılımına dâhil olabilmesi için yüzde 3,25’lik seçim barajını aşması gerekiyor.

Gerekli barajı aşamayan listeler yarış dışı kalıyor ve bu listelere verilen oylar boşa gidiyor. Örneğin 2022’de yapılan son seçimlerde, bazı listelerin barajı geçememesi nedeniyle 417 bin 400 seçmenin oyu boşa gitti. Bu rakam, toplam oyların yaklaşık yüzde 8,8’ine karşılık geliyordu. Yaklaşan seçimlerde ise aday listelerinin toplamı 37 iken bunlardan 25’inin barajı aşamayarak yarış dışı kalması bekleniyor.

İsrail seçimlerinde hangi partiler yarışıyor?

- Daha önce Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi, anketlerde partiler arasında ilk sırada yer alıyor. Anketlere göre 22 ila 25 sandalye kazanması beklenen yeni parti, seçimlere ilk kez katılıyor.

- Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, yaklaşık 18 aylık kısa bir dönem dışında 2009’dan bu yana iktidarda bulunuyor. Bu kısa dönemde iktidarı Naftali Bennett ve Yair Lapid’in ittifakına kaptıran Netanyahu, 2022’de yapılan seçimlerde 32 sandalyeyle yeniden iktidara döndü. Mevcut yasama dönemi sırasında Gideon Saar’ın dört sandalyeye sahip partisi de Likud’a katıldı. Tahminlere göre Likud’un sandalye sayısının 34’ten 18 ila 20’ye gerilemesi bekleniyor.

 cuymk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un fotoğraflarının yer aldığı bir seçim afişinin altından geçen araçlar, Tel Aviv, 18 Ekim 2026 (EPA)

- Naftali Bennett ve Yair Lapid liderliğindeki Beyahad (Birlikte) İttifakı, bugün 24 sandalyeyle temsil ediliyor. Ancak anketler, ittifakın yaklaşık 12 sandalye kazanabileceğini gösteriyor.

- Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi, sol kanada en yakın partilerden biri. İsrail’in kuruluşunda rol oynayan ancak yıllar içinde zayıflayarak çöken tarihî İşçi Partisi çatısı altında faaliyet gösteriyor. Bugün dört sandalyeyle temsil edilen partiye anketlerde 9 ila 11 sandalye veriliyor.

- Avigdor Liberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi, Rus Yahudilerinin partisi olarak biliniyor. Sağ görüşlü olmasına rağmen muhalefette yer alan partinin 8 ila 9 sandalye kazanması bekleniyor.

- Dindar Doğu Yahudilerini temsil eden Haredi Şas Partisi, bugün 11 sandalyeye sahip. Ancak anketler, partinin gücünde önemli bir düşüş yaşanacağını ve 7 ila 8 sandalye kazanacağını öngörüyor.

- Aşkenaz Haredilere bağlı iki partinin oluşturduğu Yahadut HaTora (Birleşik Tevrat Yahudiliği) ittifakı, bugün 7 sandalyeyle temsil ediliyor. İttifakın 8 sandalye kazanması bekleniyor.

- Itamar Ben-Gvir liderliğindeki aşırı sağcı Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisi, bugün 6 sandalyeye sahip. Partinin sandalye sayısının 7 ila 8’e yükselmesi bekleniyor.

- Maliye Bakanı Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi ile Moshe Feiglin liderliğindeki Yahudi Kimliği Partisi’nin oluşturduğu blok, bugün 8 sandalyeyle temsil ediliyor. İsrail ve ABD’deki aşırı sağcı liderlerin yönlendirmesiyle hareket eden, ideolojik çizgideki aşırı sağcı blokun sandalye sayısının 5 ila 7’ye gerilemesi bekleniyor.

- Yusuf Cebbarin liderliğindeki Cephe, Ahmed Tibi başkanlığındaki Arap Değişim Hareketi ve Sami Ebu Şehade başkanlığındaki Balad'dan oluşan Ortak Arap Listesi, bugün 5 sandalyeye sahip. Anketler, listenin 8 ila 9 sandalye kazanabileceğini gösteriyor.

- Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi, bugün 5 sandalyeyle temsil ediliyor. Anketlere göre listenin 5 ila 6 sandalye kazanması bekleniyor.

- Seçimlere ilk kez katılan ve hangi siyasi bloğu destekleyeceğini açıklamayan Yedekler ve Ekonomi Partisi’nin 4 sandalye kazanması bekleniyor. Ancak partinin seçim barajının altında kalma ihtimali bulunuyor.

- Tuğgeneral Ofer Winter liderliğindeki Amcha Yisrael Partisi, yeni kurulmuş aşırı sağcı bir parti. Partinin 4 sandalye kazanması bekleniyor. Bu parti de seçim barajının altında kalma riski taşıyor.


Putin ile Witkoff arasında Ukrayna görüşmesi başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin ile Witkoff arasında Ukrayna görüşmesi başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmeler kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile bugün müzakerelere başladı. Görüşmeler, Witkoff’un bir gün önce Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmesinin ardından gerçekleşti.

Rusya’nın resmî medya kuruluşları, Putin ile Witkoff arasındaki görüşmelerin St. Petersburg’daki Konstantin Sarayı’nda başladığını bildirdi.

Rusya Devlet Başkanı ayrıca, Rus güçleri tarafından yıllar önce Ukrayna’da esir alınan ABD vatandaşı Stephen Hubbard’ın serbest bırakıldığını duyurdu.

Haber ajanslarının Putin’e dayandırdığı bilgilere göre Hubbard, St. Petersburg’daki Pulkovo Havalimanı’nda bulunuyor. Witkoff’un da kentteki görüşmeleri sırasında Hubbard’ın serbest bırakılması nedeniyle Putin’e teşekkür ettiği belirtildi.