İran savaşı Trump destekçilerini böldü

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

İran savaşı Trump destekçilerini böldü

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD'nin İran'ı vurma ihtimali, Başkan Donald Trump'ı iktidara taşıyan destekçileri arasındaki bölünmeleri ortaya çıkardı; bazıları Trump'ı ülkeyi Ortadoğu'da yeni bir savaşa sürüklememeye çağırdı.

Trump'ın en önde gelen Cumhuriyetçi müttefiklerinden bazıları kendilerini, diğer ülkelerle çatışmalardan kaçınmaya yönelik ulusal politikayı büyük ölçüde paylaşan bir başkanla aynı fikirde olmamak gibi alışılmadık bir konumda buldular.

Önce Amerika koalisyonunun etkili isimlerinden Steve Bannon dün, diplomatik bir anlaşma olmadığı takdirde ABD ordusunun İran'ın nükleer programını yok etmek için İsrail'e katılması konusunda dikkatli olunması çağrısında bulundu.

Bannon, Washington'da Christian Science Monitor'un sponsorluğunda düzenlenen bir etkinlikte gazetecilere verdiği demeçte, “Bunu tekrar yapamayız... Ülkeyi parçalara ayırırız. Irak deneyimini tekrarlamamalıyız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi müdahale karşıtları, Trump'ın İran'la barışçıl bir diplomatik çözüm arayışından, sığınak delici bomba kullanımı da dahil olmak üzere İsrail'in askerî harekâtına ABD'nin destek vermesi olasılığına hızla geçişini endişeyle izliyor.

Bu eleştiriler, Trump'ın savaşa girmesi halinde sağcı ‘Amerika'yı Yeniden Büyük Yap – MAGA’ kanadından gelebilecek muhalefeti vurguluyor. İran, savaşa girmenin Amerikalılar için korkunç sonuçlar doğuracağı konusunda uyardı, ancak bu sonuçların ne olabileceğinden bahsetmedi.

Trump askeri çatışmaya girmeye karar verirse, bu onun yabancı çatışmalara dahil olma konusunda her zamanki ihtiyatından keskin bir sapma olacak. Bu durum Trump'ın Körfez'le iyi ilişkiler kurma politikasını etkileyebilir ve Ukrayna'daki savaşı sona erdirme ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerle ticaret anlaşmaları yapma çabalarından dikkatini dağıtabilir.

Amerika'yı Yeniden Büyük Yap – MAGA koalisyonu, Trump'ı 2016 ve 2024 seçimlerinde başkanlığa taşıdı ve ABD anayasası üçüncü bir dönem için aday olmasını engellese de onun için çok önemli olmaya devam ediyor.

Bu tabanı yabancılaştırmak Trump'ın popülaritesini azaltabilir ve Cumhuriyetçilerin 2026 ara seçimlerinde Kongre'nin kontrolünü elinde tutma şansını etkileyebilir.

İran ‘nükleer silaha’ sahip olamaz

Söz konusu bölünmeyle ilgili bir soruya verdiği yanıtta Trump, tabanındaki bazı kişilerin en azından bu konuda kendisine karşı çıkabileceğini umursamamış görünüyordu.

Trump dün Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Destekçilerim, bugün beni seçim zamanından bile daha çok seviyor... Tek bir şey istiyorum, o da İran'ın nükleer silaha sahip olmaması” dedi. Trump, bazı destekçilerinin ‘şu anda biraz mutsuz’ olduğunu, ancak diğerlerinin İran'ın nükleer bir güç olamayacağı konusunda kendisiyle hemfikir olduğunu ifade etti.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben savaşmak istemiyorum. Ancak savaşmak ya da nükleer silaha sahip olmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyorsa, yapmanız gerekeni yapmalısınız.”

Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence'in müttefiklerinden Marc Short, Cumhuriyetçi Parti içinde İran konusunda yaşanan bölünmeyi ‘çok büyük bir bölünme’ olarak nitelendirdi.

Ancak Short, farklılıklara rağmen Trump'ın tabanının kendisini desteklemeye devam edeceğine inanıyor.

Short, “Açıkçası bölünmeler şu anda kendini gösteriyor, ancak günün sonunda Başkan'ın takipçilerinin çoğunun ona sadık olduğunu düşünüyorum” dedi.

Short, İsrail'i desteklemenin Trump'a siyasi olarak da yardımcı olabileceğini söyledi. Muhafazakâr seçmenler genellikle İsrail'i desteklemekten yana. Mart ayında yapılan bir Reuters/Ipsos anketinde Cumhuriyetçilerin yüzde 48'i ‘ABD, nereden gelirse gelsin İsrail'i tehditlere karşı savunmak için askeri gücünü kullanmalıdır’ ifadesine katılırken, yüzde 28'i buna katılmadı.

Demokratlar arasında ise ankete katılanların yüzde 25'i bu görüşe katılırken, yüzde 52'si katılmadı.

Uluslararası uzmanlar, Tahran'ın inkârlarına rağmen İran'ın nükleer silah geliştirmeye niyetli olduğuna ve İsrail'in de bunun sonucunda risk altında olacağına inanıyor. ABD'li yetkililer, İran'ın nükleer silaha sahip olması halinde bunun Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceği görüşünde.

İsrail işi bitirmek istiyor

“İsrailliler başladıkları işi bitirmek istiyor” diyen Bannon, Trump'ın ABD müdahalesi konusundaki tartışmaları dindirmesi ve karar alma sürecini açıklaması gerektiğini söyledi.

Bannon, İran konusunda ise şu ifadeleri kullandı: “Burası dünyanın en eski medeniyetlerinden biri. 92 milyonluk bir nüfusa sahip. Bu, üzerinde oynayabileceğiniz bir yer değil. Bu düzeyde düşünmek zorundasınız ve Amerikan halkı neler olup bittiğini anlamak zorunda. Bunu onlara basitçe empoze edemezsiniz.”

Benzer endişeleri dile getiren diğer etkili isimler arasında eski Fox News sunucusu Tucker Carlson ve Trump'ın uzun süredir müttefiki olan Georgia Cumhuriyetçi Temsilcisi Marjorie Taylor Greene de yer alıyor.

Green pazar günü sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD'nin İsrail ve İran'ın savaşına tamamen dahil olmasını isteyen herkes Önce Amerika ya da Amerika'yı Yeniden Büyük Yap destekçisi değildir. Yurtdışındaki savaşlardan bıktık usandık” ifadelerine yer verdi.

Şarku’l Avsat’ın Fox News'ten aktardığına göre Trump'ın bir başka müttefiki olan Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham salı günü yaptığı açıklamada, Trump'ın, İsrail'in ‘işini bitirmesine’ yardımcı olacağını umduğunu, çünkü İran'ın ‘ABD’nin İsrail'deki dostları için varoluşsal bir tehdit’ oluşturduğunu söyledi.

Tartışma, Carlson'ın salı günü programında Teksaslı Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ile tartışmasının ardından kamuoyuna yansıdı.

Carlson'ın, senatörü İran'da rejim değişikliği istediği için sert bir dille eleştirdiği, Cruz'un ise Trump'ı desteklediğini ifade ettiği tartışma sosyal medyada gündem oldu.

Carlson, Cruz'a “İran hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!” deyince Cruz şöyle cevap verdi: “Ben Tucker Carlson'ın İran uzmanı değilim.” Bunun üzerine Carlson “Sen bir hükümetin devrilmesi çağrısında bulunan senatörsün” diyerek tartışmayı sürdürdü.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump'ı savunan bir sosyal medya paylaşımıyla tartışmayı hafifletmeye çalıştı. Vance paylaşımında, “İnsanlar 25 yıllık aptalca dış politikanın ardından dış müdahaleler konusunda endişelenmekte haklılar. Ancak Başkan'ın bu konuda kendine güveni olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Destekçileri ve karşıtları şimdi, dün nasıl ilerleyeceğine dair bazı fikirleri olduğunu, ancak nihai bir karar vermediğini söyleyen Trump'ın son kararını bekliyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.