Hamaney'in öldürülmesi halinde yerine geçmesi için üç yetkiliyi aday gösterdiği bildirildi

İran Dini Lideri, suikast korkusuyla ülkenin liderleriyle elektronik haberleşme olmadan iletişim kuruyor

Hamaney'in öldürülmesi halinde yerine geçmesi için üç yetkiliyi aday gösterdiği bildirildi
TT

Hamaney'in öldürülmesi halinde yerine geçmesi için üç yetkiliyi aday gösterdiği bildirildi

Hamaney'in öldürülmesi halinde yerine geçmesi için üç yetkiliyi aday gösterdiği bildirildi

Acil durum planları hakkında bilgi sahibi üç İranlı yetkiliye göre, İran Dini Lideri Ali Hamaney, askeri komuta zincirindeki yedek isimleri atadı ve öldürülmesi halinde yerine geçecek üç üst düzey din adamını belirledi.

Kaynaklara göre, 86 yaşındaki Hamaney şu anda bir yeraltı sığınağında saklanıyor. Yetkililerin ‘Irak'la savaştan bu yana en şiddetli’ olarak nitelendirdiği İsrail'in sürpriz saldırılarının başlamasından bu yana, tespit edilmekten kaçınmak için elektronik araçların kullanımını askıya aldıktan sonra, güvenilir bir aracı aracılığıyla liderlerle iletişim kuruyor. Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan (NYT) aktardığına göre kaynaklar, Tahran’ın birkaç gün içinde Saddam Hüseyin'le sekiz yıl süren savaştan daha fazla zarar gördüğünü belirtti.

Kaynaklar, Hamaney'in Uzmanlar Meclisi Başkanlığı'na yerine geçecek üç ismi bildirdiğini ve ‘ölümü halinde düzenli bir geçiş sağlamak için’ bu isimlerin hızla seçilmesini tavsiye ettiğini açıkladı. NYT adayların isimlerini belirtmedi.

Ancak NYT, lider seçiminin genellikle uzun zaman alması ve etkili din adamları arasında gizlilik içinde yürütülmesi nedeniyle bu hamleyi eşi benzeri görülmemiş bir hareket olarak nitelendirdi.

Olası bir halef olarak adı geçen oğlu Mücteba Hamaney üç aday arasında yer almadı. 2024'te bir helikopter kazasında hayatını kaybeden merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi önde gelen adaylardan biriydi.

İran İstihbarat Bakanlığı, telefonların ve elektronik uygulamaların kullanımının durdurulması için emirler yayınladı ve liderlerden yeraltında kalmalarını istedi. Halkı hedef alınan yerlerin fotoğrafını çekmemeye ve şüpheli hareketleri bildirmeye çağırdı.

İran Meclis Başkanı’nın danışmanı bir ses kaydında ‘tüm üst düzey liderlerin bir saat içinde suikasta uğradığını’ söyleyerek, insansız hava araçları (İHA) ve füze parçalarının İran'a sokulmasına izin veren ‘büyük bir güvenlik ve istihbarat açığına’ işaret etti.

Hamaney'in halefliği İran basınında sıcak bir konu ve bu konu genellikle İran'daki kriz dönemlerinde gündeme gelir.

NYT Eylül 2022'de Hamaney'in ciddi şekilde hastalanmasının ardından tüm toplantıları ve kamuoyu önüne çıkmayı iptal ettiğini bildirdi. Gazete, bir kaynağa dayandırdığı haberinde Hamaney'in şiddetli mide ağrıları ve yüksek ateşten mustarip olduktan sonra bağırsak tıkanıklığı nedeniyle ameliyat olduğunu yazdı. Ameliyat hakkında bilgi sahibi olan kişi, Hamaney'in evinin ve ofisinin bulunduğu yerleşkede kurulan bir klinikte ameliyat olduğunu ve şu anda bir doktor ekibi tarafından 24 saat izlendiğini söyledi.

Kaynak, “Liderin durumu geçen hafta kritik olarak değerlendiriliyordu. Ancak iyileşti ve şimdi dinleniyor, doktorları onu 24 saat izliyor” dedi. Heberin yayınlanmasından bir gün sonra halka seslenen Hamaney uzun bir konuşma yaptı ve herhangi bir hastalık belirtisi göstermedi.

İsrail perşembe günü, İsrail'in güneyine (bir hastanenin vurulduğu yer) ve Tel Aviv yakınlarındaki iki şehre isabet eden ve Yahudi devletinde onlarca can kaybına yol açan füze yağmurunun ardından Hamaney'in hayatta kalmasına ‘izin verilemeyeceği’ uyarısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz şunları söyledi: “Hamaney'inki gibi bir rejim çok tehlikelidir; ideolojisi İsrail'i yok etmeye yöneliktir ve devletinin tüm kaynaklarını sürekli olarak bu amaca ulaşmak için kullanmaktadır. Böyle bir kişinin hayatta kalmasına izin verilemez.”

İran Radyo ve Televizyon Kurumu gibi nükleer ya da balistik olmayan tesislerin hedef alınmasının ardından İsrail'in asıl hedefinin İran'ın atom ve balistik kapasitesini zayıflatmakla sınırlı kalmayıp Dini Lider Ali Hamaney'in görevden alınmasını da içerdiğine dair spekülasyonlar arttı.

Reuters'in cuma günü İsrailli, Batılı ve bölgesel yetkililerden aktardığına göre İsrail'in yoğun hava saldırıları İran'ın nükleer santrifüjlerini ve füze kabiliyetlerini yok etmenin ötesine geçerek Hamaney'in iktidarının temellerini sarsmayı ve onu çöküşün eşiğine getirmeyi hedefliyor. Kaynaklara göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ı uranyum zenginleştirme, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği destekten kalıcı olarak vazgeçmesi konusunda önemli tavizler vermeye zorlayacak kadar zayıflatmak istiyor. Ayrıca Hamaney hükümetini de yıpratmayı amaçlıyor. Üst düzey bir bölge yetkilisi harekâtın ‘rejimin güç yansıtma ve iç uyumu sürdürme kabiliyetini azaltmaya’ odaklandığını ifade etti.



ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
TT

ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)

Washington ve Yeni Delhi arasındaki ticaret anlaşması, Hindistan Başbakanı Narendra Modi için yeni sorunlar yaratabilir. 

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat'taki açıklamasında Hindistan'la yaptıkları anlaşma kapsamında Asya ülkesine uygulanan gümrük tarifesini yüzde 50'den 18'e indireceğini duyurmuştu. 

Trump, buna karşılık Hindistan'ın ABD'ye uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indireceğini ve Rusya'dan petrol alımını durduracağını savunmuştu. Yeni Delhi yönetimi henüz Rus petrolünün alımına ilişkin bir açıklama yapmadı.

Geçen hafta cuma günü, ABD'li ve Hintli müzakerecilerin yayımladığı ortak bildiride, Rusya'dan petrol alımının durdurulmasına yönelik herhangi bir taahhütte bulunulmadı. 

Ancak Beyaz Saray'ın pazartesi günü yayımladığı bilgilendirme metninde, tarifelerin "Hindistan'ın Rusya Federasyonu'ndan petrol sevkıyatını durdurma taahhüdü dikkate alınarak" kaldırıldığı belirtildi. 

Tarifelerde sağlanan indirim, ABD pazarına ihracat yapan Hint şirketlerinde büyük rahatlama yarattı. 

Ancak Hindistan'ın 5 yıl içinde 500 milyar dolarlık Amerikan malı satın alma taahhüdü soru işaretleri doğurdu. Bu, fiilen ülkenin ithalatını ikiye katlamak anlamına geliyor. 

New York Times'ın analizinde, ABD'den gelecek tarım ürünlerinin geçim kaynaklarını zora sokacağından endişelenen Hintli çiftçiler başta olmak üzere birçok sendikanın bugün greve gideceği hatırlatılıyor. 

Yeni Delhi ve Washington arasındaki anlaşmanın martta son halini alması bekleniyor. Muhalefet ise anlaşmayı "ulusal çıkarların toptan teslimi" diye niteleyerek, bunun kritik pazarları haksız rekabete açacağını ve yerli üreticileri korumasız bırakacağını söylüyor. 

Analizde, Beyaz Saray'ın bilgilendirme metninde yer alan "bakliyat" maddesine de dikkat çekiliyor. 

Hindistan Tarım Bakanı Shivraj Singh Chouhan, bu hafta yaptığı açıklamada ülkenin bakliyatta kendine yeterlilik politikasını duyurmuş, Yurtdışından bakliyat ithal etmek utançtır" demişti. ABD'yle ticaret anlaşmasının çiftçileri koruyacağını da savunmuştu.

Haberde, bu maddenin daha sonra kaldırıldığı ancak son hali verilene dek anlaşma metninde gidilecek diğer değişikliklerin Modi yönetimini daha da zora sokabileceği yazılıyor. 

Reuters'ın analizinde de iki ülke arasındaki toplam mal ticaretinin geçen yıl 132 milyar doları bulduğu, Hindistan lehine 41 milyar dolarlık ticaret fazlası çıktığı anımsatılıyor. 

Dolayısıyla uzmanlar, Hindistan'ın anlaşma kapsamında 5 sene boyunca yılda 100 milyar dolarlık ABD malı ithal etmesinin gerçekçi olup olmadığını sorguluyor. Analistlere göre bu ancak Yeni Delhi'nin özel olarak ABD'den alımı teşvik eden politikalar uygulamasıyla mümkün olabilir. 

Emkay Global'den ekonomist Madhavi Arora, "Hesaplar tutmuyor. Hedef gerçekçi olmaktan ziyade iddialı" diyor. 

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
TT

Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)

Gazze'deki tartışmalı yardım kuruluşu Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) güvenliğini sağlayan Amerikan paralı asker şirketi, bölgede yeni rol üstlenmek için ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Kurulu'yla iletişime geçti. 

Amerikan paralı asker şirketi UG Solutions'dan çarşamba günü yapılan açıklamada, Gazze'de yeni görevlerde yer almak için "ABD liderliğindeki Barış Kurulu'na bilgi ve öneriler sunulduğu" belirtildi. 

Detayları paylaşılmayan önerilerin "olumlu karşılandığı" savunulurken, Barış Kurulu'nun güvenlikle ilgili önceliklerini netleştirmesinin bekleneceği ifade edildi. 

Şirketin açıklaması, Reuters'ın dünkü haberinin ardından geldi. Birleşik Krallık merkezli haber ajansı, UG Solutions'ın "savaş deneyimine sahip, Arapça bilen sözleşmeli savaşçıları işle almak için ilan açtığını" yazmıştı. 

ABD ve İsrail destekli GHF'nin Gazze'deki yardım faaliyetleri kaosa yol açmış, erzak dağıtım noktalarında yüzlerce Filistinli öldürülmüştü. UG Solutions da vakfın yardım kamyonlarını ve dağıtım tesislerini korumak için Gazze'ye paralı asker konuşlandırmıştı.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu (STK), GHF'nin yardım dağıtım noktalarının Filistinliler için ölüm tuzağına dönüştüğünü söylemişti. Vakıf, ABD arabuluculuğunda İsrail ve Hamas arasında 10 Ekim'de ateşkes sağlanmasının ardından faaliyetlerini sonlandırmıştı. 

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Direktörü Amjad Şava, UG Solutions'ın Gazze'nin yeniden inşasında rol oynamasına yönelik planları eleştirerek şunları söylüyor: 

GHF ve onun arkasında duranların elinde Filistinlilerin kanı var; Gazze'ye dönmelerine izin verilemez.

UG Solutions'tan Reuters'a gönderilen açıklamada, şirkete bağlı paralı askerlerin yardım alanlarını ve bunların çevresini korumakla görevli olduğu, İsrail ordusunun veya Filistinli militanların eylemleriyle bağlantısı bulunmadığı savunuldu. 

Şirketin sitesindeki iş ilanında, "altyapının güvenliğini sağlamak, insani yardım çalışmalarını kolaylaştırmak ve dinamik bir ortamda istikrarı sağlamak" gibi görevleri içeren "Uluslararası İnsani Güvenlik Görevlisi" pozisyonu dikkat çekiyor. Adaylarda tercihen "küçük ve hafif silahlarla" ilgili deneyim de aranıyor.

UG Solutions'ın sözcüsü, ilanların Gazze'de olası sözleşmeler için açıldığını söylüyor. Ayrıca firmanın operasyonlarını genişletip Suriye'deki petrol ve doğalgaz sektöründe hizmet vermek amacıyla ekip kurmayı planladığı aktarılıyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters


Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump'ın, ilk döneminde müzakere ettiği kapsamlı Kuzey Amerika ticaret anlaşmasında ABD'nin taraflardan biri olarak kalmasının sebeplerini danışmanlarına sorduğu bildiriliyor. Bu durum, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın bu yaz yapılacak zorunlu incelemesinden önce gündeme geldi.

Adları açıklanmayan yetkililer Bloomberg'e, başkanın Amerikan halkı için her zaman daha iyi bir anlaşma aradığını ve yönetimin 2020'nin başlarında yasalaşan ilk anlaşmayı hemen onaylamayı hedeflemediğini söyledi.

ABD Ticaret Temsilciliği ofisinden bir yetkili, olası değişikliklerin ulusal menşe kuralları, kritik mineraller, işçi korumaları ve damping gibi konularda güncellenmiş şartları içerebileceğini belirtti.

Beyaz Saray, Trump'ın Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın yerini alan anlaşma hakkında tereddütleri olduğunu kamuoyuna doğrulamadı.

Yönetimden bir yetkili Reuters'a, "Başkanın kendisi tarafından açıklanmadığı sürece, olası başkanlık eylemi hakkındaki tartışmalar temelsiz spekülasyonlardır" diye konuştu.

sdcvds
Başkan Trump'ın ilk döneminde müzakerelerine katıldığı ABD-Meksika-Kanada anlaşmasından ABD'nin çekilip çekilmeyeceğini değerlendirdiği bildiriliyor (AP)

Trump'ın anlaşmadaki muhatapları, ABD'nin yakın zamanda anlaşmadan çekileceğinden bahsetmedi.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum basın toplantısında, "Buna inanmıyoruz ve görüşmelerde de hiç dile getirilmedi çünkü bu onlar için çok önemli" dedi.

Öte yandan Kanada Başbakanı Mark Carney salı günü Trump'la "olumlu bir görüşme" yaptığını söyledi. Görüşmede ticaret anlaşmasının yanı sıra Trump'ın Michigan ve Ontario'yu birbirine bağlayan, uzun zamandır planlanan köprünün açılışını engelleme tehdidi de ele alındı.

Tahmini 2 trilyon dolarlık malla hizmeti kapsayan ve birçok ürünü ABD'nin gümrük vergilerinden muaf tutan serbest ticaret anlaşmasının iptali, Kuzey Amerika ekonomisi için büyük sonuçlar doğuracak ve otomotiv üretimi gibi yurtdışına hayli entegre haldeki endüstrileri etkileyecektir.

Anlaşmanın temmuzdan itibaren zorunlu olarak gözden geçirilmesi planlanıyor. Yenilenirse, gelecek 16 yıl boyunca yürürlükte kalacak. Yenilenmezse, taraflar anlaşmayı 2036'da sona erene kadar her yıl gözden geçirebilecek.

Anlaşmadan geri çekilmek, Donald Trump'ın uzun süredir ABD'nin ortaklarına karşı sergilediği sık sık çatışmacı yeni ticaret ve diplomatik tutumunun en son evresine işaret edecektir.

Başkan, Çin'le artan bağları nedeniyle Kanada'yı yüzde 100 gümrük vergisiyle tehdit etti ve Meksika da dahil Küba'ya petrol sağlayan ülkelere vergi uygulama tehdidinde bulundu.

Kuzey Amerika'da süregelen gerilimlerin bir işareti olarak, Carney geçen ay Davos'ta yaptığı tarihi konuşmada, ABD'nin 1900'lerin ortalarından beri liderliğini yaptığı temel kurallara dayalı uluslararası düzenin "geri gelmeyecek bir kurgu" olduğunu söylemişti.

Carney, kendisini ayakta alkışlayan kalabalığa, "Büyük güçler, güç ve çıkarlarının engelsiz takibi için kural ve değerlere uyuyormuş gibi yapmayı bile bırakırsa, işlemselcilikten elde edilen kazanımların tekrarlanması daha zor hale gelecektir" demişti.

Independent Türkçe