Kanada, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukanın kaldırılması gerektiğini vurguladıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5168660-kanada-i%CC%87srailin-gazzeye-uygulad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-ablukan%C4%B1n-kald%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1
Kanada, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukanın kaldırılması gerektiğini vurguladı
Gazze Şehri'ndeki bir yiyecek dağıtım noktasında bekleyen yerinden edilmiş bir Filistinli kadın, kavurucu güneşten korunmak için tencereyi başına başına koyuyor (AFP)
Kanada, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukanın kaldırılması gerektiğini vurguladı
Gazze Şehri'ndeki bir yiyecek dağıtım noktasında bekleyen yerinden edilmiş bir Filistinli kadın, kavurucu güneşten korunmak için tencereyi başına başına koyuyor (AFP)
Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, dün İsrailli mevkidaşı Gideon Saar ile yaptığı telefon görüşmesinde, Gazze Şeridi'ndeki krize son vermek için insani yardımlara uygulanan ablukanın kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Anita Anand, “X” platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Saar ile yaptığı telefon görüşmesinde, Gazze'de ateşkesin derhal sağlanması için ülkesinin desteğini yinelediğini belirtti.
Ayrıca Kanada'nın “Filistinliler ve İsraillilerin barış içinde yan yana yaşayabileceği iki devletli çözüme bağlı olduğunu” vurguladı.
İsrail Dışişleri Bakanı dün, Kanadalı mevkidaşına “Fransa ve diğer ülkelerin tek taraflı adımları İsrail'i kendi adımlarını atmaya itecektir” ifadesini kullandı. Bu sözler, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ülkesinin Filistin Devleti'ni tanıma kararını açıklamasına atıfta bulunuyor.
X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Fransa'nın bu hamlesinin "tutuklu değişimi anlaşmasına ve ateşkes konusunda mutabakata varılması ihtimalini zayıflattığını ve bölgede istikrarı güçlendirmeyeceğini" ifade etti.
İsrail'in Suriye'nin güneyinde kurduğu Sufa 53 hattı nedir?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5326618-i%CC%87srailin-suriyenin-g%C3%BCneyinde-kurdu%C4%9Fu-sufa-53-hatt%C4%B1-nedir
İsrail'in Suriye'nin güneyinde kurduğu Sufa 53 hattı nedir?
“Sufa 53”, İsrail'in Kuneytra şehrinin kuzeyinden güneyine, Golan Tepeleri boyunca uzanan bir askeri ve mühendislik projesinin genel adıdır; bu bölgenin büyük bir kısmı İsrail tarafından Haziran 1967’deki savaş sırasında işgal edilen Suriye topraklarıdır.
Proje yeni bir sınır veya Suriye ile İsrail arasında siyasi olarak tanınmış bir hat değil, toprak setler, siperler, mevziler ve gözlem noktalarıyla birlikte güçlendirilmiş bir askeri yoldur. Önemi, bazı bölümlerinin 1974’te imzalanan Suriye-İsrail Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile tanımlanan tampon bölge içinde inşa edilmiş olmasından kaynaklanıyor.
- Neden Sufa 53 olarak adlandırılıyor?
İbranicede Sufa kelimesi “fırtına” anlamına gelirken, 53 sayısı İsrail ordusunun 188. “Barak” Tugayı'na bağlı 53. Sufa Zırhlı Taburu’na atıfta bulunmaktadır.
İsrail ordusu daha önce 53. Taburun, 210. Tümenin mühendislik birimleriyle iş birliği içinde Suriye cephesinde yol ve eksenlerin inşasına katıldığını bildirmişti. Bu nedenle, yaygın olarak kullanılan “Sufa 53” adının, bu eksenin kurulmasına katılan askeri birlikle ilişkili olması muhtemel.
Ancak, İsrail ordusunun Sufa 53 adını tüm proje için resmi bir isim olarak benimsediğini doğrulayan hiçbir resmi İsrail belgesi bulunmuyor. Bu nedenle, bunu hattın yaygın olarak kullanılan adı olarak tanımlamak daha doğru olur.
- Proje ne zaman başladı?
Projenin kökenleri, Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinden önce, 2022 yılına dayanıyor. Bölgedeki yol yapımı ve tahkimat çalışmaları o zaman başladı ve sonraki yıllarda kademeli olarak genişletildi.
Suriye rejiminin devrilmesinden sonra askeri durum önemli ölçüde değişti. İsrail ordusu tampon bölge içindeki varlığını genişletti ve Hermon Dağı'nın Suriye tarafı da dahil olmak üzere yeni mevzilere konuşlandı. Yollar ve tahkimatlar, güney Suriye'deki daha geniş bir İsrail askeri konuşlandırmasının parçası haline geldi.
- Sufa 53 ne kadar uzun?
En yaygın tahminlere göre proje yaklaşık 70 kilometre uzunluğundadır.
Bazı tahminler, toplam uzunluğu bu rakamı aşan daha geniş bir İsrail yol, mevzi ve tahkimat ağından bahsediyor, ancak Sufa 53’e atıfta bulunurken kullanılan rakam yaklaşık 70 kilometredir.
Proje, kuzeydeki Hermon Dağı bölgesinden İsrail ile Suriye cephesinin en güney noktasına kadar uzanan bir askeri eksen oluşturuyor
- Nerede başlıyor ve nerede sonlanıyor?
Proje, Kuneytra şehrinin kuzeyindeki Hadar kasabası yakınlarında, Hermon Dağı'nın eteklerinde başlıyor ve daha sonra işgal altındaki Golan Tepeleri boyunca güneye doğru uzanıyor.
Cabata el-Haşab, el-Hamidiye, el-Kahtaniye, Ruvayhina, Bir Acem, Barika ve el-Aşa'tan veya yakınlarından geçiyor, ardından Kuneytra'nın en güney noktasına ve Suriye, Ürdün ve işgal altındaki Golan Tepeleri arasındaki sınır üçgenine doğru uzanıyor.
Böylece proje, kuzeydeki Hermon Dağı bölgesinden İsrail ile Suriye cephesinin en güney noktasına kadar uzanan bir askeri eksen oluşturuyor.
- Hattın genişliği ne kadar?
Askeri yolun kendisi bazı bölümlerde yaklaşık sekiz metre genişliğinde, ancak sadece askeri araçların kullandığı bir yol değil.
İsrail'in ilhak ettiği ve Lübnan ile Suriye sınırında bulunan Golan Tepeleri'ndeki Hermon Dağı'nda devriye gezen bir İsrail askeri, 15 Ocak 2026 (AFP)
Yol boyunca toprak setler, hendekler, gözlem noktaları, tahkimatlar ve askeri mevziler bulunuyor. Bazı setlerin yüksekliği yaklaşık beş metreye ulaşırken, sahadan gelen haberlerde bazı yerlerde derin hendeklerin kazılı olduğundan bahsediliyor.
Bu nedenle, yaklaşık sekiz metre olan yolun genişliği ile, bir bölgeden diğerine değişen çevredeki askeri ve mühendislik kuşağının genişliği arasında bir ayrım yapılmalıdır.
- 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile ilişkisi nedir?
1973 Ekim Savaşı'ndan sonra Suriye ve İsrail, 31 Mayıs 1974'te Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması imzaladı. Anlaşma bir barış antlaşması veya sınırın nihai olarak belirlenmesi değil, iki orduyu ayırmak ve savaşın tekrarını önlemek için hazırlanmış askeri düzenlemelerdi.
Şam projeyi reddediyor ve İsrail'in tampon bölge içindeki eylemlerini Suriye egemenliğinin ve Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın ihlali olarak değerlendiriyor
Anlaşmaya göre, Suriye ve İsrail güçleri arasında bir tampon bölge kuruldu ve Birleşmiş Milletler Ayrılma Gözlem Gücü (UNDOF) bu bölgeye konuşlandırıldı.
Haritayı basitçe anlamak için iki ana hattın bulunduğunu söylemeliyiz: İsrail tarafındaki “Alfa Hattı” ile Suriye tarafındaki “Bravo Hattı”. Bu iki hat arasında, BM tarafından denetlenen ve özel askeri düzenlemelere tabi olan bir tampon bölge bulunuyor.
Sufa 53’ün hassasiyeti, projenin bazı bölümlerinin sadece İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde değil, bu bölge içinde de inşa edilmiş olmasından kaynaklanıyor. Sahadan gelen haberler ve insan hakları raporları, İsrail'in bazı yerlerdeki eylemlerinin Bravo Hattı'nı da aşarak Suriye topraklarına uzandığını gösteriyor.
Suriye'nin güneyinde, İsrail tarafından ilhak edilen Golan Tepeleri sınırına yakın Kuneytra'daki gözlem noktasında bir UNDOF askeri nöbet tutuyor, 21 Eylül 2025 (AFP)
Bu nedenle, proje üzerindeki anlaşmazlık sadece bir askeri yol ile ilgili değil, aynı zamanda 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile belirlenen hatlara göre konumuyla da ilgilidir.
-Şam'ın pozisyonu nedir?
Şam projeyi reddediyor ve tampon bölge içindeki İsrail eylemlerini Suriye egemenliğinin ve Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının ihlali olarak görüyor.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre 4 Ekim'de Suriye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Sufa 53 hattındaki çalışmalarını tamamlamasını kınayarak, bunu 1974 Anlaşmasının “açık bir ihlali” ve Suriye egemenliğine bir tecavüz olarak değerlendirdi.
Yol, İsrail ordusunun Kuneytra cephesi boyunca kuzeye ve güneye hareket etmesine ve farklı mevziler arasında asker ve teçhizat taşımasına olanak tanıyor. Bu arada, toprak setler, siperler ve gözlem noktaları, onlarca kilometre boyunca uzanan sürekli bir savunma yapısı sağlıyor
Şam, tüm toprakları üzerindeki egemenliğine olan bağlılığını vurguladı ve BM ile uluslararası toplumu İsrail’in eylemlerini durdurmaya ve anlaşmanın düzenlemelerine geri dönmeye çalışmaya çağırdı.
- Esed rejiminin devrilmesinden sonra ne değişti?
Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra, İsrail ordusu tampon bölgeye girdi ve Hermon Dağı'nın Suriye tarafındaki stratejik konumlar da dahil olmak üzere ek mevziler ele geçirdi.
İsrail güçleri, İsrail'in 23 Temmuz 2025'te ilhak ettiği Golan Tepeleri'ndeki Dürzi köyü Mecdel Şems yakınlarındaki Suriye sınırında devriye geziyor (AFP)
İsrail, Suriye'deki değişen güvenlik ve askeri durum ışığında Golan Tepeleri yakınlarında tehditlerin ortaya çıkmasını önleme ihtiyacını gerekçe göstererek bu hamlesini haklı gösterdi.
Şam ise, 1974 anlaşmasının bu cephedeki durumu düzenleyen çerçeve olarak kalması gerektiğinde ısrar ediyor ve İsrail güçlerinin ilerledikleri mevzilerden çekilmesini talep ediyor.
-Peki Sufa 53 neden önemli?
Projenin önemi, yolun kendisinden ziyade, konumu ve etrafında inşa edilen askeri altyapıda yatıyor.
Yol, İsrail ordusunun Kuneytra cephesi boyunca kuzeye ve güneye hareket etmesine ve farklı mevziler arasında asker ve teçhizat taşımasına olanak tanıyor. Bu arada, toprak setler, siperler ve gözlem noktaları, onlarca kilometre boyunca uzanan sürekli bir savunma yapısı sağlıyor.
Siyasi önemi ise bu tesislerin geçici mi yoksa Güney Suriye'deki uzun vadeli bir İsrail konuşlandırmasının parçası mı olacağında yatıyor.
Eğer yollar, toprak setler, siperler ve askeri mevziler kalıcı hale gelirse, o zaman mesele sadece bir askeri yol inşa etmekten öteye geçerek, 1974'ten beri Suriye-İsrail cephesini yöneten düzenlemelerden farklı, yeni bir güvenlik gerçekliği tesis etmeye dönüşecektir.
İran basını, ABD’nin Irak’tan çekilmesini nasıl değerlendiriyor?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5325510-i%CC%87ran-bas%C4%B1n%C4%B1-abd%E2%80%99nin-irak%E2%80%99tan-%C3%A7ekilmesini-nas%C4%B1l-de%C4%9Ferlendiriyor
Irak’ın başkenti Bağdat’ta Egemenlik Günü’nü anan bir pankart... Egemenlik Günü, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesinin ve yirmi yılı aşkın süredir devam eden askeri varlığının sona ermesinin yıldönümünü, yani 30 Eylül 2026’yı işaret ediyor. (Reuters)
İran basını, ABD’nin Irak’tan çekilmesini nasıl değerlendiriyor?
Irak’ın başkenti Bağdat’ta Egemenlik Günü’nü anan bir pankart... Egemenlik Günü, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesinin ve yirmi yılı aşkın süredir devam eden askeri varlığının sona ermesinin yıldönümünü, yani 30 Eylül 2026’yı işaret ediyor. (Reuters)
Hanan Azizi
İran basını, ABD’nin -30 Eylül’de tamamlanan- Irak’tan çekilmesini ele aldı. Çoğunluğu muhafazakâr ve sert çizgide yayın yapan medya kuruluşları, bunun bir çekilme olmadığını, ‘Irak’taki nüfuzunu henüz sona erdirmemiş olan ABD’nin kovulması ve yenilgisi’ anlamına geldiğini savundu. Reformcu ve ılımlı basın ise çekilmenin, Irak ve bölgenin güvenlik düzeninde önemli bir gelişme olarak değerlendirilen sonuçlarına odaklandı.
Bu durum Washington’ın Irak’taki güvenlik denkleminden tamamen çekildiği anlamına gelmekten ziyade, ülkedeki varlığının biçimini değiştirmesiyle bağlantılı. İran’ın ILNA haber ajansına göre ABD, güçlerini askeri üslerde konuşlandırmaya devam etmek yerine istihbarat ve gözetim kapasitesini korumaya ve bölgede hızlı müdahale imkânını sürdürmeye yöneliyor.
Bağdat, 30 Eylül’den sonra siyasi ve güvenlik dengelerini nasıl yönetecek?
Bu soruyu reformist çizgideki Ebtekar gazetesi, 30 Eylül tarihli sayısında ‘ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesinin ertesi günü’ başlıklı bir haber-analizde ele aldı. Gazeteye göre 30 Eylül sonrasında Irak ile ABD arasındaki güvenlik ilişkilerinin biçimi, güçlerin doğrudan konuşlandırılmasından istihbarat iş birliğine, eğitim ve askeri teçhizat alımına dayalı bir yapıya dönüşecek. 30 Eylül sonrasında asıl önemli soru ‘ABD Irak’tan nasıl çekildi?’ değil, ‘Irak yabancı askeri varlığı olmadan güvenliğini ve siyasi dengelerini nasıl yönetmek istiyor?’ olacak.
Irak deneyimi, yabancı güçlerin çekilmesinin tek başına istikrarı garanti etmediğini, yabancı güçlerin ülkede konuşlandırılmasının da Bağdat’ın siyasi ve güvenlik alanındaki pek çok sorununu çözmesine yardımcı olmadığını gösterdi. 1 Ekim, farklı bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Irak’ın, yabancı askeri güçlerin doğrudan varlığı olmadan hava savunma sisteminin kapasitesini güçlendirmesi, Erbil ile ilişkilerini yönetmesi, silahlı güçlerin çokluğundan kaynaklanan otorite merkezlerini çözmesi ve bunları devlet bünyesine entegre etmesi gerekiyor. Ayrıca İran, ABD, Arap ülkeleri ve Türkiye ile ilişkilerini, Irak’ın yeniden bölgesel ve uluslararası aktörler arasındaki bir çatışma alanına dönüşmesini engelleyecek şekilde düzenlemesi gerekiyor. 30 Eylül bir son değil; Irak hükümeti açısından yeni bir sınavın başlangıcı. Bu sınav, Bağdat’ın son yirmi yılda yaşanan kriz, savaş ve dış müdahalelerin ardından bunların üstesinden ne ölçüde gelebileceğini ve ülke topraklarının tamamında güvenlik ile egemenliğin kontrolünü eline alıp alamayacağını ortaya koyacak.
30 Eylül bir son değil, Irak hükümeti için yeni bir sınavın başlangıcı. Bu sınav, hükümetin son yirmi yıl boyunca yaşanan krizleri, savaşı ve dış müdahaleyi aşma ve tüm topraklarında güvenliği ve egemenliği sağlama kapasitesini ortaya koyacak.
Tosee İrani gazetesi ise ABD’nin çekilmesinin tek başına DEAŞ’ın geri dönmesinin veya dönmemesinin nedeni olmadığını belirtiyor. Gazeteye göre asıl belirleyici olan, güvenlik meselelerinin nasıl yönetileceği, yerel güçlerin kapasitesi, sınırların kontrolü, karar alma mekanizmasındaki uyum ve uluslararası müttefiklerle istihbarat ve eğitim iş birliğinin sürdürülmesi. Önümüzdeki dönemin başarısı, Bağdat’ın yabancı güçlerin varlığının sona ermesini ulusal egemenliğini pekiştirmeye dönüştürme kapasitesine bağlı olacak.
Aşırılıkçıların söylemlerinde ayrılma değil, sınır dışı etme vurgusu ön plana çıkıyor
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), 30 Eylül Çarşamba günü yayımladığı açıklamada, “Amerikalıların Irak’tan çıkarılmasının, Batı Asya’nın ABD’nin hegemonyasından kurtarılmasının önünü açtığını” savundu. Açıklamada, “ABD’nin Irak’tan ayrılması müzakereler ve yalvarışlar sonucunda değil, direnen bir halk ile canlarını feda eden ve kırılmaz direniş iradesini ortaya koyan mücahitler sayesinde gerçekleşti. Böylece Irak bağımsız hale geldi” ifadeleri kullanıldı. DMO, bu gelişmenin başta Ebu Mehdi el-Mühendis olmak üzere Iraklı şehitlerin kanlarının intikamını alma yolundaki ilk adım olduğunu belirterek, “İntikam, ABD’nin bölgenin tamamından çıkarılmasıyla tamamlanacak” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamada ayrıca ABD’nin Irak’tan çekilmesi “Direniş Ekseni için büyük bir başarı” olarak nitelendirildi.
Tahran’daki Baharistan Meydanı’nda, İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in büyük bir fotoğrafının yanında sergilenen İran yapımı Zülfikar füzeleri, 28 Eylül 2026 (AFP)
Açıklamada ayrıca, “direniş grupları ve Irak halkına, ABD ve Irak’ın istikrarını yeniden sarsmak amacıyla planlayabileceği komplolar ve fitnelere karşı uyanık olmaları” çağrısında bulunuldu. DMO Komutanı’nın kıdemli danışmanı Muhammed Rıza Nakdi, ABD’nin 20 yılın ardından Irak’tan aşağılanarak çıkarıldığını söyledi. İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkan Yardımcısı Emir Hayat Mukaddem ise ABD güçlerinin bölgeden çekilmesinin ardından Irak’ta kalıcı güvenliğin sağlanacağını savundu. Mukaddem, ABD’nin DEAŞ’ı silahlandırdığını belirterek, “ABD yönetimi yozlaşmış ve terörizmi destekleyen bir yönetimdir” ifadesini kullandı.
Keyhan gazetesi ise çekilmeyi gösteri niteliğinde bir adım olarak değerlendirdi. Gazete, 1 Ekim tarihli haberinde, “Son Amerikan askerinin ayrılmasının ardından ABD’nin Irak’taki varlığının sona erdiğini düşünmek saflık değil mi?” sorusunu yöneltti. Gazeteye göre bu çekilme bir boşlukta gerçekleşmedi. Washington ile Bağdat, Eylül 2024’te Irak’taki uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun görevini aşamalı olarak sona erdirme konusunda anlaşmıştı. Dolayısıyla yaşananlar, işgalci bir yabancı gücün ülkeden kovulması değil, Irak’taki hâkim yabancı gücün varlık biçimini değiştirmesi anlamına geliyor. Zira Washington istihbarat ve keşif kapasitesini koruyacak, güvenlik iş birliği de çekilmenin ardından devam edecek.
Gazete ayrıca Irak hükümetinin, İran’a hava ablukası uygulanmasına yönelik ABD planına katıldığını belirterek bunun soru işaretlerine yol açtığını savundu. “Peki Irak hükümeti, ABD’nin dayatmaları olmadan Irak hava sahasını kontrol edebilecek mi?” sorusunu gündeme getirdi.
DEAŞ’ın faaliyetleri konusu yeniden Amerikan medyasının gündemine gelirken, bazı görüşler ABD’nin çekilmesinin ardından Irak’ta istikrarı bozmak amacıyla DEAŞ kartını kullanabileceğini öne sürüyor. Irak hükümeti 30 Eylül’ü Egemenlik Günü ilan etti. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre ancak ulusal egemenlik ile yabancı askerlerin ülkeden ayrılması arasında büyük bir fark bulunuyor. Zira Irak, güvenliği, sınırları, doğal kaynakları, dış politikası ile mali ve ekonomik sistemi konusunda bağımsız kararlar alma konusunda hâlâ yetersiz durumda.
Irak hükümeti, ABD’nin yönlendirmeleri olmadan Irak hava sahasını kontrol edebilir mi?
Bu eksik çekilme, Bağdat ile yapılan bir güvenlik anlaşmasının sonucu olmaktan ziyade İran’ın bölgedeki Amerikan hedeflerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının ardından gerçekleşti. Söz konusu çekilme, askeri varlığın yüksek maliyeti nedeniyle zorunlu hale gelen bir adım niteliğinde ve Irak’ın egemenliğine saygı gösterildiğinin bir işareti değil. Ayrıca ABD, Irak’ın petrol gelirleri üzerindeki kontrolünü hâlâ sürdürüyor.
30 Eylül 2026 tarihinde Irak’ın Necef kentinde, ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini kutlamak amacıyla Irak güvenlik güçlerinden bazı mensuplar şehirde bir geçit töreni düzenledi. (Reuters)
İran Dini Liderlik Ofisi’ne yakınlığıyla bilinen Sedaye İran gazetesi, haberine ‘Gitmediler, kovuldular’ başlığını attı. Gazete, “ABD, Irak’a saldırarak Batı Asya bölgesine kendi düzenini dayatmak, İsrail için güvenli bir alan oluşturmak ve Filistin meselesini sonsuza kadar ortadan kaldırmak istedi. ABD, Irak modelini İran’a uygulamayı amaçladı ancak sınır tanımayan direniş, Amerikan yayılmacı projesinin karşısında durdu” değerlendirmesinde bulundu.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."
İran, Irak’tan uçuşlara yönelik kısıtlamaları kaldırmasını istedihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5325015-i%CC%87ran-irak%E2%80%99tan-u%C3%A7u%C5%9Flara-y%C3%B6nelik-k%C4%B1s%C4%B1tlamalar%C4%B1-kald%C4%B1rmas%C4%B1n%C4%B1-istedi
İran, Irak’tan uçuşlara yönelik kısıtlamaları kaldırmasını istedi
İran Havayolları’na ait iki uçak, Tahran’ın güneyindeki İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’nda. (Arşiv- Mizan)
İran Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın Irak’tan ABD yaptırımları nedeniyle uçuşlara getirilen kısıtlamaların kaldırılması için gerekli adımları atmasını ve hava ulaşımının normal seyrine dönmesini istediğini bildirdi.
Bu talep, İran ile Irak arasındaki uçuşların, ABD’nin İran hava yolu şirketlerine hizmet sunulmasını kısıtlayan yaptırımları nedeniyle askıya alınmasının ardından geldi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة