Gazzeliler, aşk ve evlilikle yok olma tehdidine meydan okuyor

Ölümün ilerleyişini durdurma girişimi ve bir iz bırakma hayali

Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
TT

Gazzeliler, aşk ve evlilikle yok olma tehdidine meydan okuyor

Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025

Gazze'de evler ve sokaklar artık ayakta değil. Yaklaşık iki yıl boyunca tüm yaşam belirtileri silindi. İsrail'in sivillere yönelik katliamları her gün devam ederken, şehir neredeyse kesintisiz bir cenaze törenine dönüştü. Ancak Gazze halkı, yaşamak için sebepler üretmeyi bırakmıyor. İronik bir şekilde, Gazze'de düğünler, gerçek bir mutluluk olmasa da, durmadı.

Kaybetmekten, yerinden edilme, korku ve dağılmaya kadar yaşadıkları zorlu koşullar göz önüne alındığında, genç Gazzelilerin evlenme arzusunun arkasında farklı nedenler yatıyor. Gazze'de insanlar sadece aşk için değil, aynı zamanda hayatta kalmak için, yalnızlık ve yok olma korkusu ile bu topraklarda iz bırakmadan ölme düşüncesine karşı evlenmeye karar veriyorlar.

İmha savaşı sırasında Gazze'de evlilik, bireysel ve anlık fikirlere dayalı toplumsal bir gelenek haline geldi. Geleneksel isteme, işhar ve imlak (gelin ve damadın ailelerinin bir araya gelerek tatlı ve cam hediyelik eşyalar dağıttığı bir kutlama töreni), ardından birkaç ay süren ve büyük bir düğün,  mahalle sakinleri ve akrabalar için kurbanların kesildiği bir ziyafetle sonlanan bir nişanlılık dönemini içeren dizi artık takip edilmiyor. Damadın ayrıca evi dayayıp döşemesi de gerekiyordu.

On yıllar boyunca Gazze'de bu evlilik ritüelleri dayatıldı ve herkes bunları evlilik ile ilgili gelenek ve görenekler bayrağı altında uyguladı. Ancak tüm bunlar Gazzelilerin hayatından kayboldu. Evlilik, nakit sıkıntısı nedeniyle bir banka uygulaması aracılığıyla transfer edilen bir mehir ve şans eseri bombardımanlardan kurtulmuş bir depoda veya dairede yapılan küçük bir törenle sınırlı hale geldi. Üstelik Gazze'deki evlerin çoğu yıkıldıktan sonra, gelinin evi çadır oldu ve yatak ile yastık artık evin mobilyalarının bir parçası değil, evin tüm eşyası haline geldi.

Çadır bir yuvaya dönüştüğünde

Savaştan önce, 22 yaşındaki işletme öğrencisi Hanin Dveyma, kendi işini kurana kadar evliliğini birkaç yıl ertelemeyi hayal ediyordu. Bir ilkokul öğretmeniyle nişanlıydı. Bombardımanlar yoğunlaştıkça ve zorla göç ettirmeler yayıldıkça, düğün beş kereden fazla ertelendi. Her seferinde Hanin “durum sakinleştiğinde” düğününü yapabileceği fikrine tutundu. Ama asla sakinleşmedi.

Teyzemin Cibaliye'deki yıkılmış evinin enkazından çıkardığı, toz toprak içindeki gelinliği yıkayıp evlenmeyi kabul ettim

Şarku'l Avsat Al Majalla’dan aktardığına Hanin, şunları anlattı: “Savaşın başında evlilik fikrini reddediyordum. Etrafımdaki ölümün her şeyi boş ve gereksiz hale getirdiğini hissediyordum ve evlenir evlenmez eşimi kaybetmekten veya ölmekten korkuyordum. Ama sonrasında şu fikir içimde büyümeye başladı; ya bir daha asla birlikte olamazsak? Beklemenin ne anlamı var? Öleceksek birlikte ölelim, hayatta kalacaksak hayatımızın geri kalanına birlikte devam edelim.”

Hanin bugün, ailesinin çadırının yanındaki bir çadırda yaşıyor ve eski hayallerinden hiçbir şey kalmadı. Ama her gece karanlıkta hayal kurarak eşinin omzunda uyuduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor, “Savaştan önce her şey yolumu aydınlatıyordu, peşinden koştuğum büyük bir hayal yolumu aydınlatıyordu. Ama nişanlım Hüseyin'in sahip olduğu hayatımın dairesi de dahil olmak üzere her şeyi bir anda kaybettim. Daire bombardımanda yıkıldı ve içindeki her şey enkaza dönüştü. Daire yıkıldı ve onunla birlikte hayallerim de yıkıldı”.

Fjkjf
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Salem köyünde bir Filistin düğünü sırasında damadın arkadaşları ve akrabaları şarkı söyleyip dans ediyor, 11 Temmuz 2025 (AFP)

Bir gelin, gelinlik giymeyi hayal eder. Gazze'de ise bir kadın, gelinliğini hayatı boyunca saklar, hatırlar ve belki de gelecekte kızına miras bırakır. Ancak Hanin'in böyle bir fırsatı bile olmadı. Savaş ve olağanüstü koşullar, onu bu hayali görmezden gelmeye ve eski bir gelinliğe razı olmaya zorladı.

Hanin bize şunları söyledi: “Beyaz bir gelinliğe sahip olma hayalimden vazgeçtim. Savaştan önce fiyatını bile umursamıyordum. Ancak savaşın gereklerine uygun olarak, teyzemin Cibaliye'deki yıkılmış evinin enkazından çıkardığı beyaz gelinliğiyle evlenmeyi kabul ettim. Toz toprak içinde olduğundan ve bazı küçük lekeleri çıkarmak için yıkayıp giydim. Sanki hayalini kurduğum kanatlar kesilmiş gibi hissediyorum. Evlendiğim doğru, ama hiçbir mutluluk hissetmeden evlendim”.

Bir an duraksadıktan sonra ekledi: “Bir çadırda evlenmeyi de kabul ettim. Bu çadır artık yuvam ve bu kasvetli dünyada sahip olduğum tek şey. Basit bir şekilde kendisini döşedik. Bir uyku setimiz yok, kocam ve kendim için iki şilte ve yastıklarla yetindim, ama çadırın sert atmosferinde onlardan da nefret ettim.”

Aşk kurşundan daha güçlüdür

Tamer el-Deeb'e (27 yaşında) gelince, sevdiği kızın savaşta yaralanması onunla evlenmesini engellemedi.

Öfmc

Tamer, sivil toplum kuruluşlarında ve finans yöneticisi olarak çalışıyor. Sevdiği kız Sabrin evi bombalandığında, enkazın altından çıkarıldı, ama yaralıydı. Ayağı kesildi ve hayalleri paramparça oldu. Ama bu Tamer’i durdurmadı, bir ileri adım attı. Hayatındaki savaşı bir anlığına durdurup hayatının aşkına doğru yürümeyi seçti. Yaşadığı trajik koşullara meydan okuyarak ona evlenme teklif etti ve onunla evlendi.

Evliliğimiz savaşa son bir yanıttı. Bir evlilik sözleşmesiyle hayata sahibiz. Bizimle savaş arasındaysa bir sözleşme yok ve savaş eninde sonunda hayatımızdan kaybolacak

Tamer, “Sevdiğim kişiyle evlenmeyi seçtim çünkü o kız olmadan hayatımı hayal edemiyordum” dedi. Tamer hastanede yatağına yaklaştığını ve ona acil şifalar dilediğini, ardından onunla en kısa sürede evlenmek istediğini söyleyerek onu şaşırttığını anlattı.

Savaştan önce Sabrin bilgisayar programcısı olarak çalışıyordu ve nakış, geleneksel el sanatlarına büyük bir tutkusu vardı.

Kckk

Aşk savaşın durduramayacağı kadar güçlüydü ve Tamer ile Sabrin arasındaki sıcak duygular, onları kalıcı bir birliktelik hayallerine taşıyan güvenli bir geçit oldu. Tamer, “Evliliğimiz savaşa son bir yanıttı. Bir evlilik sözleşmesiyle hayata sahibiz. Bizimle savaş arasındaysa bir sözleşme yok ve savaş eninde sonunda hayatımızdan kaybolacak” dedi.

Sözlerini şöyle sürdürdü, “Savaşın tatlı anlarımızı ve etrafımızdaki sevdiklerimizi bizden çaldığını hissettiğim için evlenmeye karar verdim. Mutluluğumun eksik kalmasından veya ona asla sahip olamamaktan korktum. İçten içe, savaştan nefret ettiğim kadar teslim olmaktan da nefret ediyorum”.

Yeni evli çift, küçücük bir umut kırıntısına bile tutunmak istediler, bu yüzden evlenmeyi ve ebeveynlerinin bir kısmı bombardımanda yıkılmış evindeki bir odada yaşayarak derin yaralarını iyileştirebilecek yeni bir hayata başlamayı seçtiler.

23 yaşındaki Sabrin, içindeki derin yaraya meydan okuduğunu ve hayatında bir desteği, eşi Tamer olduğu sürece her şeyin çözülebileceğini hissettiğini söyledi.

Ardından ekledi, “İlk başta Tamer ile evleneceğime inanmıyordum. Yaralanmamdan sonra bu hayalim daha da uzak oldu. Ama kötü yaşam koşullarımıza rağmen bana yaklaştı ve beni kucakladı. O an kendimi güçlü hissettim, bu hayatımda daha önce hiç yaşamadığım bir andı”.

“Sağlık durumum nedeniyle gelinlik giymenin uygunsuz olacağını düşündüm ama Tamer'in ısrarı kabullenmemi sağladı. Bunun hayatımın en güzel anı olacağını bilmiyordum. Sevincimizin tam olmasını temenni ederdim ama işgal her zaman talihsizliklerimizin sebebi oldu” dedi.

Itıtıt
Evini ve stüdyosunu savaşta kaybetmesine rağmen çalışmaya devam eden 31 yaşındaki Filistinli düğün fotoğrafçısı Lina Ağa, Han Yunus'ta, savaştan önce kiraladığı evin bahçesinde bir çiftin fotoğraflarını çekiyor, 22 Ağustos 2024 (AFP)

 Bizimle konuşurken Tamer ve Sabrin, birbirlerine şefkat ve sevgiyle bakıyor, celladına karşı zafer kazanmış birinin gücüyle, acıya rağmen evliliklerinin hikayesini anlatıyorlardı. Son olarak Tamer şunu söyledi: “Böyle bir gerçeklikte hayallerimizin büyük bir kısmından vazgeçmemiz doğal. Hayal kurduğum anları severim ve bu anları yaratmakta ustayım. Ama beni ve sevdiğimi bir araya getiren bir an yaratmak için elimden geleni yaptım ve sonunda bizi gelinlik ve damatlık içinde görebildim. Onunla, kurşunların ve bombaların silemeyeceği, aşk dolu bir hayat hayal ediyorum.”

Orta yaşlarımdayım

24 yaşındaki Muhammed el-Vadiyya, tasarım alanında çalışıyor. Savaş sırasında evlenmeyi seçmiş çünkü yalnızlık ve hayatın anlamsızlığı duygusu peşini bırakmıyormuş. Garip bir sebep gibi görünebilir, ancak böyle bir durumda evlilik, yeni fırsatlar sunan bir trenin kalkışı gibidir. Vadiyya, “Yalnız kalmaktan ve yalnız ölmekten korkuyordum. Sesim ve yukarıdaki uçağın sesi dışında hiçbir şeyin olmadığı boş bir çadırda kalmaya dayanamıyordum” dedi.

Bana hiç benzemeyen bir ölüm oyununda neden rehin tutulduğuma dair sorularla sürekli boğuşuyordum ve bu boşluk beni tekrarlanan, ölümcül sorularla tüketiyordu. Sonunda, savaşta ölmeden önce adımı taşıyacak bir çocuk dünyaya getirmeyi düşündüm

Muhammed ekledi: “Gazze'nin doğusundaki Şucaiyye mahallesindeki evim yıkıldıktan sonra derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Evim, evlenmek ve hayat arkadaşımla yeni bir yola başlamak benim için bir ufuktu, ancak enkaza dönüştü. Otuzlu yaşlarının ortalarında bir adam olarak, hayalini kurduğum gelini bulma fırsatlarım zamanla giderek azaldı. Bu, savaş zamanında evlenmek istememin bir diğer nedeni.”

K
Lina Ağa, devam eden savaş sırasında evini ve stüdyosunu kaybetmesine rağmen, Han Yunus'ta bir çiftin fotoğraflarını çekiyor, 22 Ağustos 2024 (AFP)

Vadiyya, “Bir anda etrafımdaki herkesin evlendiğini ve çoluk çocuk sahibi olduğunu hissettim ve ben de sadece onları izliyordum. Zamanla değersiz bir varlığa dönüştüğümü hissediyordum. Bu düşünceler beni neredeyse mahvediyordu. Bana hiç benzemeyen bir ölüm oyununda neden rehin tutulduğuma dair sorularla sürekli boğuşuyordum ve bu boşluk beni tekrarlanan, ölümcül sorularla tüketiyordu. Sonunda, savaşta ölmeden önce adımı taşıyacak bir çocuk dünyaya getirmeyi düşündüm” dedi. Vadiyya, Gazze'de hayatın kaybettiklerini böyle özetledi. Bir yerden başka bir yere kaçış sadece Gazzelileri hayatın tüm sembollerinden mahrum bırakan, yaşam biçimlerini tamamen değiştiren savaş haritasının içinde gerçekleşiyor.

Savaş boğazını ne kadar sıkarsa sıksın, hayatın ilerleyişi asla durmuyor. Gazzeliler, geçmiştekilere benzemeyen çeşitli şekillerde ve arzularla evleniyorlar. Yaşamın bu ritüelleri yüzeye çıkarak, yerinden edilme, öldürülme ve yıkımla ne kadar parçalanmış olursa olsun, toplumsal derinliğin ve silinmez bir dokunun boyutunu kanıtlıyorlar. Bu, toprak sahiplerinin, umut meşalesini toprakları üzerinde canlı tutmak için izledikleri bir yoldur.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.