Gazzeliler, aşk ve evlilikle yok olma tehdidine meydan okuyor

Ölümün ilerleyişini durdurma girişimi ve bir iz bırakma hayali

Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
TT

Gazzeliler, aşk ve evlilikle yok olma tehdidine meydan okuyor

Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025

Gazze'de evler ve sokaklar artık ayakta değil. Yaklaşık iki yıl boyunca tüm yaşam belirtileri silindi. İsrail'in sivillere yönelik katliamları her gün devam ederken, şehir neredeyse kesintisiz bir cenaze törenine dönüştü. Ancak Gazze halkı, yaşamak için sebepler üretmeyi bırakmıyor. İronik bir şekilde, Gazze'de düğünler, gerçek bir mutluluk olmasa da, durmadı.

Kaybetmekten, yerinden edilme, korku ve dağılmaya kadar yaşadıkları zorlu koşullar göz önüne alındığında, genç Gazzelilerin evlenme arzusunun arkasında farklı nedenler yatıyor. Gazze'de insanlar sadece aşk için değil, aynı zamanda hayatta kalmak için, yalnızlık ve yok olma korkusu ile bu topraklarda iz bırakmadan ölme düşüncesine karşı evlenmeye karar veriyorlar.

İmha savaşı sırasında Gazze'de evlilik, bireysel ve anlık fikirlere dayalı toplumsal bir gelenek haline geldi. Geleneksel isteme, işhar ve imlak (gelin ve damadın ailelerinin bir araya gelerek tatlı ve cam hediyelik eşyalar dağıttığı bir kutlama töreni), ardından birkaç ay süren ve büyük bir düğün,  mahalle sakinleri ve akrabalar için kurbanların kesildiği bir ziyafetle sonlanan bir nişanlılık dönemini içeren dizi artık takip edilmiyor. Damadın ayrıca evi dayayıp döşemesi de gerekiyordu.

On yıllar boyunca Gazze'de bu evlilik ritüelleri dayatıldı ve herkes bunları evlilik ile ilgili gelenek ve görenekler bayrağı altında uyguladı. Ancak tüm bunlar Gazzelilerin hayatından kayboldu. Evlilik, nakit sıkıntısı nedeniyle bir banka uygulaması aracılığıyla transfer edilen bir mehir ve şans eseri bombardımanlardan kurtulmuş bir depoda veya dairede yapılan küçük bir törenle sınırlı hale geldi. Üstelik Gazze'deki evlerin çoğu yıkıldıktan sonra, gelinin evi çadır oldu ve yatak ile yastık artık evin mobilyalarının bir parçası değil, evin tüm eşyası haline geldi.

Çadır bir yuvaya dönüştüğünde

Savaştan önce, 22 yaşındaki işletme öğrencisi Hanin Dveyma, kendi işini kurana kadar evliliğini birkaç yıl ertelemeyi hayal ediyordu. Bir ilkokul öğretmeniyle nişanlıydı. Bombardımanlar yoğunlaştıkça ve zorla göç ettirmeler yayıldıkça, düğün beş kereden fazla ertelendi. Her seferinde Hanin “durum sakinleştiğinde” düğününü yapabileceği fikrine tutundu. Ama asla sakinleşmedi.

Teyzemin Cibaliye'deki yıkılmış evinin enkazından çıkardığı, toz toprak içindeki gelinliği yıkayıp evlenmeyi kabul ettim

Şarku'l Avsat Al Majalla’dan aktardığına Hanin, şunları anlattı: “Savaşın başında evlilik fikrini reddediyordum. Etrafımdaki ölümün her şeyi boş ve gereksiz hale getirdiğini hissediyordum ve evlenir evlenmez eşimi kaybetmekten veya ölmekten korkuyordum. Ama sonrasında şu fikir içimde büyümeye başladı; ya bir daha asla birlikte olamazsak? Beklemenin ne anlamı var? Öleceksek birlikte ölelim, hayatta kalacaksak hayatımızın geri kalanına birlikte devam edelim.”

Hanin bugün, ailesinin çadırının yanındaki bir çadırda yaşıyor ve eski hayallerinden hiçbir şey kalmadı. Ama her gece karanlıkta hayal kurarak eşinin omzunda uyuduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor, “Savaştan önce her şey yolumu aydınlatıyordu, peşinden koştuğum büyük bir hayal yolumu aydınlatıyordu. Ama nişanlım Hüseyin'in sahip olduğu hayatımın dairesi de dahil olmak üzere her şeyi bir anda kaybettim. Daire bombardımanda yıkıldı ve içindeki her şey enkaza dönüştü. Daire yıkıldı ve onunla birlikte hayallerim de yıkıldı”.

Fjkjf
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Salem köyünde bir Filistin düğünü sırasında damadın arkadaşları ve akrabaları şarkı söyleyip dans ediyor, 11 Temmuz 2025 (AFP)

Bir gelin, gelinlik giymeyi hayal eder. Gazze'de ise bir kadın, gelinliğini hayatı boyunca saklar, hatırlar ve belki de gelecekte kızına miras bırakır. Ancak Hanin'in böyle bir fırsatı bile olmadı. Savaş ve olağanüstü koşullar, onu bu hayali görmezden gelmeye ve eski bir gelinliğe razı olmaya zorladı.

Hanin bize şunları söyledi: “Beyaz bir gelinliğe sahip olma hayalimden vazgeçtim. Savaştan önce fiyatını bile umursamıyordum. Ancak savaşın gereklerine uygun olarak, teyzemin Cibaliye'deki yıkılmış evinin enkazından çıkardığı beyaz gelinliğiyle evlenmeyi kabul ettim. Toz toprak içinde olduğundan ve bazı küçük lekeleri çıkarmak için yıkayıp giydim. Sanki hayalini kurduğum kanatlar kesilmiş gibi hissediyorum. Evlendiğim doğru, ama hiçbir mutluluk hissetmeden evlendim”.

Bir an duraksadıktan sonra ekledi: “Bir çadırda evlenmeyi de kabul ettim. Bu çadır artık yuvam ve bu kasvetli dünyada sahip olduğum tek şey. Basit bir şekilde kendisini döşedik. Bir uyku setimiz yok, kocam ve kendim için iki şilte ve yastıklarla yetindim, ama çadırın sert atmosferinde onlardan da nefret ettim.”

Aşk kurşundan daha güçlüdür

Tamer el-Deeb'e (27 yaşında) gelince, sevdiği kızın savaşta yaralanması onunla evlenmesini engellemedi.

Öfmc

Tamer, sivil toplum kuruluşlarında ve finans yöneticisi olarak çalışıyor. Sevdiği kız Sabrin evi bombalandığında, enkazın altından çıkarıldı, ama yaralıydı. Ayağı kesildi ve hayalleri paramparça oldu. Ama bu Tamer’i durdurmadı, bir ileri adım attı. Hayatındaki savaşı bir anlığına durdurup hayatının aşkına doğru yürümeyi seçti. Yaşadığı trajik koşullara meydan okuyarak ona evlenme teklif etti ve onunla evlendi.

Evliliğimiz savaşa son bir yanıttı. Bir evlilik sözleşmesiyle hayata sahibiz. Bizimle savaş arasındaysa bir sözleşme yok ve savaş eninde sonunda hayatımızdan kaybolacak

Tamer, “Sevdiğim kişiyle evlenmeyi seçtim çünkü o kız olmadan hayatımı hayal edemiyordum” dedi. Tamer hastanede yatağına yaklaştığını ve ona acil şifalar dilediğini, ardından onunla en kısa sürede evlenmek istediğini söyleyerek onu şaşırttığını anlattı.

Savaştan önce Sabrin bilgisayar programcısı olarak çalışıyordu ve nakış, geleneksel el sanatlarına büyük bir tutkusu vardı.

Kckk

Aşk savaşın durduramayacağı kadar güçlüydü ve Tamer ile Sabrin arasındaki sıcak duygular, onları kalıcı bir birliktelik hayallerine taşıyan güvenli bir geçit oldu. Tamer, “Evliliğimiz savaşa son bir yanıttı. Bir evlilik sözleşmesiyle hayata sahibiz. Bizimle savaş arasındaysa bir sözleşme yok ve savaş eninde sonunda hayatımızdan kaybolacak” dedi.

Sözlerini şöyle sürdürdü, “Savaşın tatlı anlarımızı ve etrafımızdaki sevdiklerimizi bizden çaldığını hissettiğim için evlenmeye karar verdim. Mutluluğumun eksik kalmasından veya ona asla sahip olamamaktan korktum. İçten içe, savaştan nefret ettiğim kadar teslim olmaktan da nefret ediyorum”.

Yeni evli çift, küçücük bir umut kırıntısına bile tutunmak istediler, bu yüzden evlenmeyi ve ebeveynlerinin bir kısmı bombardımanda yıkılmış evindeki bir odada yaşayarak derin yaralarını iyileştirebilecek yeni bir hayata başlamayı seçtiler.

23 yaşındaki Sabrin, içindeki derin yaraya meydan okuduğunu ve hayatında bir desteği, eşi Tamer olduğu sürece her şeyin çözülebileceğini hissettiğini söyledi.

Ardından ekledi, “İlk başta Tamer ile evleneceğime inanmıyordum. Yaralanmamdan sonra bu hayalim daha da uzak oldu. Ama kötü yaşam koşullarımıza rağmen bana yaklaştı ve beni kucakladı. O an kendimi güçlü hissettim, bu hayatımda daha önce hiç yaşamadığım bir andı”.

“Sağlık durumum nedeniyle gelinlik giymenin uygunsuz olacağını düşündüm ama Tamer'in ısrarı kabullenmemi sağladı. Bunun hayatımın en güzel anı olacağını bilmiyordum. Sevincimizin tam olmasını temenni ederdim ama işgal her zaman talihsizliklerimizin sebebi oldu” dedi.

Itıtıt
Evini ve stüdyosunu savaşta kaybetmesine rağmen çalışmaya devam eden 31 yaşındaki Filistinli düğün fotoğrafçısı Lina Ağa, Han Yunus'ta, savaştan önce kiraladığı evin bahçesinde bir çiftin fotoğraflarını çekiyor, 22 Ağustos 2024 (AFP)

 Bizimle konuşurken Tamer ve Sabrin, birbirlerine şefkat ve sevgiyle bakıyor, celladına karşı zafer kazanmış birinin gücüyle, acıya rağmen evliliklerinin hikayesini anlatıyorlardı. Son olarak Tamer şunu söyledi: “Böyle bir gerçeklikte hayallerimizin büyük bir kısmından vazgeçmemiz doğal. Hayal kurduğum anları severim ve bu anları yaratmakta ustayım. Ama beni ve sevdiğimi bir araya getiren bir an yaratmak için elimden geleni yaptım ve sonunda bizi gelinlik ve damatlık içinde görebildim. Onunla, kurşunların ve bombaların silemeyeceği, aşk dolu bir hayat hayal ediyorum.”

Orta yaşlarımdayım

24 yaşındaki Muhammed el-Vadiyya, tasarım alanında çalışıyor. Savaş sırasında evlenmeyi seçmiş çünkü yalnızlık ve hayatın anlamsızlığı duygusu peşini bırakmıyormuş. Garip bir sebep gibi görünebilir, ancak böyle bir durumda evlilik, yeni fırsatlar sunan bir trenin kalkışı gibidir. Vadiyya, “Yalnız kalmaktan ve yalnız ölmekten korkuyordum. Sesim ve yukarıdaki uçağın sesi dışında hiçbir şeyin olmadığı boş bir çadırda kalmaya dayanamıyordum” dedi.

Bana hiç benzemeyen bir ölüm oyununda neden rehin tutulduğuma dair sorularla sürekli boğuşuyordum ve bu boşluk beni tekrarlanan, ölümcül sorularla tüketiyordu. Sonunda, savaşta ölmeden önce adımı taşıyacak bir çocuk dünyaya getirmeyi düşündüm

Muhammed ekledi: “Gazze'nin doğusundaki Şucaiyye mahallesindeki evim yıkıldıktan sonra derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Evim, evlenmek ve hayat arkadaşımla yeni bir yola başlamak benim için bir ufuktu, ancak enkaza dönüştü. Otuzlu yaşlarının ortalarında bir adam olarak, hayalini kurduğum gelini bulma fırsatlarım zamanla giderek azaldı. Bu, savaş zamanında evlenmek istememin bir diğer nedeni.”

K
Lina Ağa, devam eden savaş sırasında evini ve stüdyosunu kaybetmesine rağmen, Han Yunus'ta bir çiftin fotoğraflarını çekiyor, 22 Ağustos 2024 (AFP)

Vadiyya, “Bir anda etrafımdaki herkesin evlendiğini ve çoluk çocuk sahibi olduğunu hissettim ve ben de sadece onları izliyordum. Zamanla değersiz bir varlığa dönüştüğümü hissediyordum. Bu düşünceler beni neredeyse mahvediyordu. Bana hiç benzemeyen bir ölüm oyununda neden rehin tutulduğuma dair sorularla sürekli boğuşuyordum ve bu boşluk beni tekrarlanan, ölümcül sorularla tüketiyordu. Sonunda, savaşta ölmeden önce adımı taşıyacak bir çocuk dünyaya getirmeyi düşündüm” dedi. Vadiyya, Gazze'de hayatın kaybettiklerini böyle özetledi. Bir yerden başka bir yere kaçış sadece Gazzelileri hayatın tüm sembollerinden mahrum bırakan, yaşam biçimlerini tamamen değiştiren savaş haritasının içinde gerçekleşiyor.

Savaş boğazını ne kadar sıkarsa sıksın, hayatın ilerleyişi asla durmuyor. Gazzeliler, geçmiştekilere benzemeyen çeşitli şekillerde ve arzularla evleniyorlar. Yaşamın bu ritüelleri yüzeye çıkarak, yerinden edilme, öldürülme ve yıkımla ne kadar parçalanmış olursa olsun, toplumsal derinliğin ve silinmez bir dokunun boyutunu kanıtlıyorlar. Bu, toprak sahiplerinin, umut meşalesini toprakları üzerinde canlı tutmak için izledikleri bir yoldur.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.