Gazze Şeridi'ndeki durumdan duyulan hoşnutsuzluk, İsrail'in üç müttefikini Filistin devletini tanımaya itti

Kanada tereddütlüydü... Macron ise daha cesurdu

) Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Eylül 2015'te Ramallah'ta Fransa Cumhurbaşknaı Emmanuel Macron ile görüşüyor. (Arşiv – Reuters)
) Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Eylül 2015'te Ramallah'ta Fransa Cumhurbaşknaı Emmanuel Macron ile görüşüyor. (Arşiv – Reuters)
TT

Gazze Şeridi'ndeki durumdan duyulan hoşnutsuzluk, İsrail'in üç müttefikini Filistin devletini tanımaya itti

) Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Eylül 2015'te Ramallah'ta Fransa Cumhurbaşknaı Emmanuel Macron ile görüşüyor. (Arşiv – Reuters)
) Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Eylül 2015'te Ramallah'ta Fransa Cumhurbaşknaı Emmanuel Macron ile görüşüyor. (Arşiv – Reuters)

İspanya, İrlanda ve Norveç Mayıs 2024'te Filistin devletini tanıyacaklarını açıkladıklarında, İsrail'in en yakın müttefikleri bu adımı, Gazze Şeridi'ndeki krizin çözümüne yardımcı olmayacağı gerekçesiyle reddettiler.

Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada, İsrail-Filistin çatışmasının uzun vadeli çözümü kapsamında tanınan sınırlar içinde iki devletin kurulmasını desteklediklerini belirtmiş olsalar da, bu tanımanın Hamas’a bir ödül olarak görülmesinden çekiniyorlardı. Ayrıca bunun İsrail ve Washington ile ilişkilerine zarar verebileceğinden veya böyle bir adımın diplomatik sermayenin israfı anlamına gelebileceğinden endişe duyuyorlardı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron o dönemde, “Filistin devletini tanımam duygusal bir karar değil” demişti.

Ancak İsrail'in yardımlara getirdiği kısıtlamaların Gazze Şeridi'ndeki insani krizi daha da kötüleştirmesi ve mart ayında iki ay süren ateşkesin sona ermesi üzerine ciddi görüşmeler başladı. G7’deki üç büyük Batı ekonomisi, eylül ayında Filistin devletini tanımak için planlar hazırladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)

İki devletli çözümle ilgili endişeler

Kanada Başbakanı Mark Carney perşembe günü yaptığı açıklamada, “İki devletli çözüm olasılığı gözlerimizin önünde yok oluyor... Bu, ortaklarımızla iş birliği içinde gidişatı tersine çevirmek için bulunduğumuz noktaya gelmemize neden olan faktörlerden biri oldu” ifadelerini kullandı.

Fransa ve Suudi Arabistan, daha fazla Batı ülkesini Filistin devletini tanımaya ikna etmek için bir plan hazırladı. İki ülke, haziran ayında yapılması planlanan Birleşmiş Milletler (BM) konferansında önerilerinin kabul edilmesini istiyordu, ancak destek ve onay elde etmekte zorluk yaşadılar ve ardından İsrail'in İran'a yönelik hava saldırıları ve yoğun ABD diplomatik baskısı nedeniyle toplantının ertelenmesine karar verildi.

Saldırılar, Batılı müttefiklerin İsrail'e yönelik açık eleştirilerini durdurdu, ancak tartışmalar perde arkasında devam etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre bilgi sahibi bir Kanadalı kaynak, Macron, Carney ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'ın haziran ve temmuz ayları boyunca telefon ve mesaj yoluyla sürekli iletişim halinde olduklarını söyledi.

Kanada Başbakanı Mark Carney, (Arşiv-Reuters)Kanada Başbakanı Mark Carney, (Arşiv-Reuters)

Kanada tek başına bir adım atmakta tereddüt ederken, Birleşik Krallık herhangi bir hareketin en büyük etkiyi yaratmasını sağlamak istiyordu. Macron ise daha cesur bir tavır sergiledi.

Bu, aç çocukların görüntüleri nedeniyle endişelerin arttığı ve İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonu ile Batı Şeria'daki yerleşimcilerin saldırılarının, egemen bir Filistin devletinin kurulma şansını zedeleyeceği korkusunun arttığı bir dönemde gerçekleşti.

Macron, Starmer, Merz ve Carney

Macron 24 Temmuz'da sürpriz bir şekilde, eylül ayında yapılacak BM Genel Kurulu toplantısında Fransa'nın Filistin devletini tanıyacağını açıkladı.

Birleşik Krallık ve Kanada o sırada benzer bir adım atmadı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın, Macron'un açıklamasının hiçbir etkisi olmadığını, ancak onu halen ‘harika bir adam’ olarak gördüğünü belirten açıklamaları, diğer ülkeler de aynı adımı atarsa diplomatik etkilerin kontrol altına alınabileceği konusunda bir miktar güven verdi.

Starmer'ın sözcüsü, Macron'un Starmer ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile iki gün sonra (26 Temmuz) ‘iki devletli çözüm için sürdürülebilir bir yolu’ tartışmak üzere görüştüğünü, bunun da Birleşik Krallık Başbakanı’nın Trump ile İskoçya'da görüşmesinden (28 Temmuz) sadece iki gün önce olduğunu söyledi.

Starmer, Trump ile yaptığı görüşmede, Gazze Şeridi'ne yardım etmek için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini vurguladı, ancak Trump'ın söylediği gibi tanıma planının masada olduğunu açıkça belirtmedi. ABD Başkanı o zamandan beri bu tür hareketleri ‘Hamas'a ödül vermek’ olarak eleştiriyor.

Trump salı günü Birleşik Krallık'ta bir golf sahasının açılışını yaparken, Starmer hükümetini yaz tatilinden çağırarak tanıma planının onayını aldı. İsrail'den ateşkes ve kalıcı barış planı gelmezse, Birleşik Krallık eylül ayında Filistin devletini tanıyacak.

Binyamin Netanyahu (Şarku'l Avsat)Binyamin Netanyahu (Şarku'l Avsat)

Macron gibi Starmer da Carney'e sadece birkaç saat önceden haber verdi. Kanadalı kaynak, Birleşik Krallık ve Fransa harekete geçtikten sonra Kanada'nın da aynı şeyi yapmak zorunda hissettiğini söyledi.

Carney, Macron'un açıklamasından altı gün sonra (30 Temmuz), “Uluslararası iş birliği, Ortadoğu'da kalıcı barış ve istikrarı sağlamak için gereklidir ve Kanada bu çabayı yönlendirmek için elinden geleni yapacaktır” dedi.

İsrail'in önündeki zorluklar

Üç ülkenin bu adımı pratikte pek bir şeyi değiştirmeyecek. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, söz konusu tanıma kararına karşı çıkarak onu ‘bağlam dışı’ olarak nitelendirdi. ABD'nin G7'deki diğer önemli müttefikleri Almanya, İtalya ve Japonya ise üç ülkenin izinden gideceklerine dair herhangi bir işaret vermediler.

193 üyeli BM Genel Kurulu'nun dörtte üçünden fazlası, bağımsız bir Filistin devletini zaten tanıyor. Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto hakkı nedeniyle, BM Filistin'i tam üye olarak kabul edemiyor.

Bununla birlikte, Uluslararası Kriz Grubu'nun (ICG) BM Direktörü Richard Gowan, söz konusu açıklamaların önemli olduğunu belirtti. Gowan, “BM'de Filistin meselesi konusunda Küresel Güney’in peşine takılan bazı önemli ABD müttefikleri görüyoruz. Bu, Filistin'in tanınmasını destekleyen kampın önemsizliğini görmezden gelmeyi İsrail için daha da zor hale getiriyor” ifadelerini kullandı.



Güney Lübnan yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşı karşıya

 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
TT

Güney Lübnan yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşı karşıya

 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)

Güney Lübnan’daki beldelere yeniden göç dalgası yaşanıyor. Cuma akşamından bu yana İsrail’in askeri operasyonlarını yoğunlaştırması, hava saldırıları ve bombardımanların artmasına yol açarken, çok sayıda aile bölgelerini terk etti. Beyrut ve Sayda yönündeki yollarda da yoğun trafik oluştu.

Zavtar el-Garbiyye Belediye Başkanı Abd İzzeddin, özellikle çocuklu ve yaşlıların bulunduğu çok sayıda ailenin çatışmaların daha da büyümesi endişesiyle bölgeden ayrıldığını söyledi.

Gerilimin merkezinde, Lübnan-İsrail müzakerelerinin de en önemli anlaşmazlık noktalarından biri haline gelen Ali et-Tahir tepeleri bulunuyor. Askeri Uzman Hasan Cuni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in bölgede “alışılmışın dışında” yöntemlerle operasyonlarını yoğunlaştırdığını belirterek, geleneksel bir kara harekâtına girişmeden altyapıya ulaşabilecek “havalandırma noktaları, geçitler veya girişler” aradığını ifade etti.

Cuni, Ali et-Tahir’in sahada artık bir pazarlık kozu haline geldiği değerlendirmesinde bulundu.


SDG: Özerk Yönetim yakında ortadan kalkacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

SDG: Özerk Yönetim yakında ortadan kalkacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'yı Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaretinde ağırladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Ayn el-Arab’daki (Kobani) komutanı Mahmud Berhudan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Türkiye’deki yeni “barış sürecine” sundukları katkı nedeniyle övgüde bulundu.

Berhudan, SDG’nin omurgasını oluşturan Kürt Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) mensup yaklaşık 10 ila 12 bin kişinin Suriye ordusuna entegre edildiğini ve YPG’nin yakın zamanda feshedileceğini açıkladı. Berhudan ayrıca “Özerk Yönetim” yapısının da ortadan kalkacağını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Türkiye gazetesinden aktardığına göre SDG’den bir yetkili, SDG’nin Suriye ordusu ve Suriye hükümetiyle entegrasyon sürecinde engellerin yüzde 99’undan fazlasının aşıldığını kaydetti. Önümüzdeki dönem “tek devlet, tek ordu, tek bayrak ve ortak vatan” anlayışı üzerine kurulacak.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki dönemde Suriye’yi ziyaret etmeyi planladığını açıkladı. Erdoğan, Türkiye’nin komşu ülkede istikrarın güçlendirilmesine destek olmak için elinden geleni yapacağını vurguladı.


Husiler, iki haftadır süren gerginliğin bir parçası olarak Babu’l Mendeb’e 5 balistik füzeyle saldırdı

Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)
Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)
TT

Husiler, iki haftadır süren gerginliğin bir parçası olarak Babu’l Mendeb’e 5 balistik füzeyle saldırdı

Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)
Husi milisleri tarafından daha önce Yemen’in el-Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir füze (AFP)

İran destekli Husilerin yaklaşık iki haftadır devam eden deniz ve kara gerilimi kapsamında bugün Kızıldeniz’in güneyindeki Babu’l Mendeb Boğazı’na doğru 5 balistik füze fırlattığı bildirildi. Husilerin önceki saldırıları, el-Muha Limanı’nın büyük ölçüde tahrip edilerek hizmet dışı kalmasına yol açarken, can kayıpları da batı kıyılarından Marib, Hadramevt ve Şebve vilayetlerine kadar uzandı.

Batı kıyısında konuşlanan hükümete bağlı Ulusal Direniş Güçleri’nin askeri medyası, Husilerin İbb vilayetindeki el-Hamza Kampı çevresinden 2, Taiz kentinin doğusundaki el-Huban bölgesinden ise 3 balistik füze fırlattığını bildirdi. Tüm füzelerin Babu’l Mendeb bölgesine yöneldiği belirtildi.

Saldırılar, Husilerin bir gün önce Taiz vilayetindeki el-Muha kentini farklı zamanlarda 2 füze ve 6 insansız hava aracıyla (İHA) hedef almasının ardından gerçekleşti. Bu sırada hükümet güçlerinin çeşitli cephelerde Husi hareketliliğine karşı operasyonlarını sürdürdüğü kaydedildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri de dün yaptığı açıklamada, 24 saat içinde Husilere ait mevziler, hedefler ve tehdit kaynaklarına karşı 181 askeri operasyon düzenlendiğini duyurmuştu. Söz konusu operasyonların, son dönemde Yemen cephelerinde gerçekleştirilen en geniş kapsamlı saldırı dalgalarından biri olduğu belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nezili, operasyonların İHA’lar, topçu birlikleri ve roketatarlarla gerçekleştirildiğini söyledi. Nezili, saldırılarda askeri mevziler, ateş kaynakları ve Husilerin temas hatları boyunca saldırılar düzenlemek için kullandığı kapasite ve unsurların hedef alındığını belirtti.

Askeri açıklamaya göre operasyonlarda onlarca Husi öldürüldü veya yaralandı, onlarca araç ve askeri teçhizat imha edildi. Ayrıca silah depoları ve çeşitli askeri araçların da vurulduğu bildirildi.

Uluslararası koruma talebi

Bu sırada, Yemen’in el-Muha kentinde onlarca denizci bugün protesto gösterisi düzenleyerek Husilerin son dönemde limana yönelik saldırılarını kınadı. Göstericiler, Kızıldeniz’de deniz ulaşımını tehdit eden ve İran tarafından desteklendiğini belirttikleri saldırıların durdurulması için uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.

Protestocular, su yollarının etkin şekilde korunması ve denizcilik sektöründe çalışanlar ile balıkçıların can güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Bu çağrı, Husilerin gemiler ve kıyıdaki tesislere yönelik saldırılarını art arda sürdürdüğü bir dönemde geldi.

El-Muha Limanı, son günlerde balistik füzeler ve İHA’larla geniş çaplı saldırıların hedefi olmuş, saldırılarda ölü ve yaralılar meydana gelirken stratejik öneme sahip limanın altyapısında da büyük hasar oluşmuştu.

sdcf
Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’deki gemilere yönelik Husi saldırılarını protesto eden yabancı ve Yemenli denizciler (AP)

Liman Müdürü Abdulmelik eş-Şerabi’nin verdiği bilgilere göre, saldırılarda tesis güvenliğinden sorumlu 4 personel ile limanda çalışan 3 kişi hayatını kaybetti. Şerabi, Husilerin limanı 25’ten fazla füzeyle hedef aldığını ve saldırıların altyapı ile operasyonel ekipmanlarda geniş çaplı hasara yol açtığını belirtti.

Saldırılarda ayrıca 6 ahşap gemi ile limanın genişletilmesi projesi kapsamında kullanılan bir iş makinesi zarar gördü. Liman rıhtımı ve tesise ait kritik altyapı unsurları da ağır hasar aldı.

Şerabi, deniz ulaşımının durmasının yol açacağı insani ve ekonomik sonuçlara dikkati çekerek, ticari faaliyetlerin sekteye uğraması nedeniyle yaklaşık bin 300 çalışanın işini ve geçim kaynağını kaybettiğini söyledi.

Bu gelişmeler, el-Muha kentinin son günlerde batı kıyısında Husilerin en önemli gerilim noktalarından birine dönüşmesiyle yaşandı. Bölgede gerilim, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak tırmanıyor.

Taiz cepheleri baskı altında

Yemen’in güneybatısındaki Taiz vilayetinde hükümet güçleri, son saatlerde kentin kuzey cephesinde Husilere ait toplanma ve yığınak girişimlerini püskürttü. Bu gelişme, Husilerin Makbene’deki köyleri bombalaması ve el-Muha kentini hedef almasıyla eş zamanlı yaşandı.

Resmi medya, bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, hükümet güçlerinin kuzey cephesindeki Husi birliklerinin toplanma ve yığınak noktalarına müdahale ettiğini bildirdi. Kaynak, operasyonlarda Husi saflarında ölü ve yaralıların bulunduğunu belirterek, güçlerin Husi hareketliliğini izlemeyi ve buna karşı müdahalede bulunmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Taiz’in kuzeybatısındaki Makbene’de ise Husiler, el-Aşmele, Humeyr, el-Kuveyha köyleri ve çevresindeki diğer bölgeleri 11 top ve havan mermisiyle hedef aldı. Askeri kaynaklara göre saldırılarda maddi hasar meydana gelirken can kaybı yaşanmadı.

rgty
Husi milislerinin füze saldırıları sonucu Yemen’in el-Muha Limanı’nda geniş çaplı hasar meydana geldi. (AFP)

Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı topçu birlikleri ve roketatarlar, Husilerin mevzilerini ateş altına aldı. Saldırının, Husilerin hükümet güçleri ve sivil yerleşim bölgelerine yönelik devam eden saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

Taiz ve batı kıyısındaki bu tırmanış, Yemen’deki temas hatlarında askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Husilerin hükümet güçlerinin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmaya çalıştığı, aynı zamanda füze ve insansız hava aracı saldırıları için eş zamanlı yeni güzergâhlar açtığı kaydedildi.

Sivil kurbanlar

Sahadaki gerilimin artmasıyla eş zamanlı olarak Yemenli Mağdurlar Dernekleri Ağı, 4-15 Ağustos tarihleri arasında Marib, Taiz, Hudeyde ve Dali vilayetlerinde balistik füze ve İHA saldırıları nedeniyle 18 sivilin öldüğünü veya yaralandığını belgelediğini açıkladı.

Ağ tarafından Marib’te ‘Tırmanışın Hedefindeki Siviller’ başlığıyla düzenlenen basın toplantısında yapılan açıklamada, Husi saldırılarının yerleşim bölgeleri, sivil tesisler ve yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kampları hedef aldığı belirtildi.

sdfrgt
Husi milislerinin Yemen’in el-Muha Limanı’na düzenlediği saldırının ardından yaralanan bir adam hastanede tedavi görüyor. (AP)

Hak örgütleri ağı, bu ayın 7’sinde Marib’teki Cev en-Nesim adlı yerinden edilmiş kişiler kampına düzenlenen saldırıda 2 sivilin hayatını kaybettiğini, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 14 kişinin yaralandığını açıkladı. Saldırıda yerinden edilmiş kişilerin barınakları, su ve kanalizasyon şebekeleri ile özel mülklerin de zarar gördüğü belirtildi.

Ağ ayrıca 9 Ağustos’ta El-Muha kenti ve limanı ile el-Huha kenti ve batı kıyısındaki Suudi Sahra Hastanesi çevresinin onlarca balistik füze ve İHA’yla hedef alındığını belgeledi. Saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu sivillerin hayatını kaybettiği veya yaralandığı bildirildi.

Taiz vilayetinde ise Husilerin et-Taaziyye, Sabr el-Mevadim ve Makbene ilçelerine yönelik saldırılar düzenlediğini belirten ağ, 8 Ağustos’ta düzenlenen bombardımanda aralarında bir bebeğin de bulunduğu 2 kadın ve 2 çocuğun yaralandığını kaydetti. Sabr el-Mevadim ilçesine 10 Ağustos’ta düzenlenen bir başka saldırıda ise bir kız çocuğunun hayatını kaybettiği, bir çocuğun da yaralandığı bildirildi.

Ağ, 11 Ağustos’ta Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki uluslararası sularda bir ticari geminin hedef alındığını da belgeledi. Saldırıda 3 mürettebatın hayatını kaybettiği, kurtarma çalışmaları sırasında diğer bazı mürettebat üyelerinin yaralandığı belirtildi.

dvfgh
Marib’te yerinden edilmiş bir ailenin barınağının yanına Husi füzesi düştü. (AFP)

15 Ağustos’ta ise Husiler, Marib kentindeki eş-Şerike yerleşim bölgesini balistik füzelerle hedef aldı. Saldırıda sivil can kayıpları yaşanırken, çok sayıda ev ve özel mülkün yıkıldığı veya hasar gördüğü bildirildi.

Hak örgütleri ağı, saldırıların sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan tekrarlanan bir eylem biçimine dönüştüğünü belirterek, Birleşmiş Milletler (BM), BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası topluma sivillerin korunması ve saldırılardan sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması için adım atma çağrısında bulundu. Ağ ayrıca, balistik füzeler ve İHA’ların kullanımına bağlı ihlaller konusunda bağımsız bir uluslararası soruşturma yürütülmesini talep etti.