Rusya'nın Afrika'daki modeli: Hedefler ve zorluklar arasında nükleer enerji

Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)
Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)
TT

Rusya'nın Afrika'daki modeli: Hedefler ve zorluklar arasında nükleer enerji

Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)
Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)

Sergey Eldinov

Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev başkanlığındaki Rus heyeti 28 Temmuz'da Nijer'in başkenti Niamey'e geldi. Heyet, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ve Başbakan Ali Lamine Zeine ile görüşmelerde bulundu. Görüşmelerin sonucunda, Rus nükleer şirketi Rosatom ile Nijer Maden ve Enerji Bakanlığı arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Uranyum çıkarılmasıyla ilgili iş birliği yapılması konusunda uzlaşı sağlanırken Moskova, enerji santrallerinin inşası, uzmanların eğitimi ve nükleer tıp altyapısının kurulmasını da içeren barışçıl bir nükleer programa destek sağlayacak.

Bakan Tsivilev, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Amacımız sadece uranyum çıkarılmasına katılmak değil, Nijer'de barışçıl nükleer enerjiyi geliştirmek için entegre bir sistem kurmak, her vatandaşa uygun fiyatlı elektrik sağlamak ve nükleer tıp alanında iş birliği yapmak. Ayrıca uzmanlar için ortak eğitim programları düzenleme konusunda da anlaştık.”

Ziyaret, askeri teknik iş birliğinin genişletilmesi konusunda üst düzey toplantıları da içeriyordu. Bu toplantılarda, Rusya'nın danışmanlık varlığının güçlendirilmesi, subayların eğitimi ve ekipman sağlanması gibi konular ele alındı. Rus tarafını Savunma Bakan Yardımcısı General Y Yunus-Bek Yevkurov ve General Andrey Averyanov temsil ederken, Nijer tarafını Savunma Bakanı Korgeneral Salifou Mody ve Tümgeneral Musa Salaou Barmou temsil etti.

Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'nın Nijer ile askeri ilişkilerini dinamik bir şekilde genişletmeyi hedeflediğini açıkladı.

Gözlemcilere göre bu girişim, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından bizzat takip ediliyor.

Cumhurbaşkanı Tchiani, Vatanı Koruma Ulusal Konseyi (CNSP) isimli geçiş hükümetinin 25 Temmuz’daki kuruluşunun ikinci yıldönümü vesilesiyle ülkenin tam bağımsızlığa bağlılığını vurguladı ve Nijer'in ya Fransa’nın vesayeti altında kalacağı ya da ‘onurlu olan yolu’ seçeceği bir dönüm noktasında olduğunu ifade etti. Tchiani, Imouraren Madeni’nin de aralarında bulunduğu başlıca uranyum madenlerinin kontrolünün Fransa merkezli Orano şirketi lehine geri alınmasının müzakerelerin kapsamına girmediğini belirtti.

“Mali'deki maden kaynaklarının kapsamlı jeolojik haritalarının hazırlanması ve etkileşimli bir haritanın oluşturulması için Rus uzmanlar tarafından bir mutabakat zaptı imzalandı.

Rusya’dan gelen nükleer heyet, 29 Temmuz'da Mali'yi ziyaret etti ve Bamako'da iki taraf arasındaki ortak hükümet komitesinin açılış toplantısı yapıldı. Bu ziyaret, Mali Cumhurbaşkanı Assimi Goita'nın haziran ayında Moskova'ya yaptığı ziyaret sırasında imzalanan anlaşmanın uygulanması kapsamında gerçekleşti. Bakan Tsivilev, bu gelişmeyi ‘Rusya ile Sahel bölgesindeki bir ülke arasında kurulan ilk ortak hükümet komitesi’ olarak nitelendirerek, bunun diğer ülkeler için de örnek teşkil etmesini umduğunu belirtti.

Toplantıya Rosatom, Sberbank ve Yadran Group temsilcileri ile Mali Ekonomi ve Maliye Bakanı Alousséni Sanou başkanlığındaki on bakandan oluşan bir grup arasında geniş kapsamlı görüşmeler gerçekleşti. Taraflar, altyapı, ulaştırma, sanayi, tarım, ticaret, finans, güvenlik, yatırımların korunması, madencilik ve enerji alanlarında iş birliği olanaklarını görüştü.

Bakan Sanou, toplantıların ekonomik kalkınma için stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek “Bu ilk çalışma oturumu, mevcut ve gelecekteki projeler için net bir eylem planı oluşturmamızı sağladı ve bu iş birliğinin yoğunluğunu korumamız çok önemli” ifadelerini kullandı.

dcfgrthy
Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani, Başbakan Ali Lamine Zeine ve Maden Bakanı Ousmane Abarchi ile görüşmelerde bulundu(Rusya Enerji Bakanlığı)  

Yevkurov ve Averyanov, Mali Savunma Bakanı Sadio Camara ile ayrı bir toplantı da yaptılar. Toplantıda, Mali Silahlı Kuvvetleri ile Rus paramiliter grup Wagner arasında terör ve radikal İslamcılarla mücadeleye yönelik ortak operasyonlar ele alındı ve askeri eğitim programlarının kapsamının genişletilmesini müzakere ettiler.

Bakan Tsivilev, 30 Temmuz'da başkent Vagadugu'da Burkina Faso Cumhurbaşkanı Ibrahim Traore ile bir araya geldi. Görüşmeler, enerji, sanayi, altyapı ve güvenlik alanlarını kapsayan bir Rusya-Burkina Faso ortak hükümet komitesi kurulması konusunda anlaşma ile sonuçlandı.

“Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Evgenieviç Likhaçev, 30 Temmuz'da Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan'ın katıldığı bir törenle Mkuju Nehri Projesi kapsamında Mantra Tanzania şirketine ait bir uranyum deneme tesisinin faaliyete geçtiğini duyurdu.

Rusya, 30 Temmuz'da Burkina Faso'ya salgınla mücadele için mobil bir laboratuvar konusunda destek sağladı. Laboratuvar, önümüzdeki aralık ayında teslim edilecek. Rusya şirketi Inter RAO, Burkina Faso Enerji Bakanlığı ile termik santrallerin geliştirilmesi için bir mutabakat zaptı imzaladı. Bunun yanı sıra Burkina Faso Savunma Bakanı Albay Aime Barthelemy Simpore ve Genelkurmay Başkanı Albay Moussa Diallo ile üst düzey askeri görüşmeler yapıldı.

Rusya'nın Benin ve Togo Büyükelçisi Igor Yevdokimov 30 Temmuz'da, İzvestiya gazetesine verdiği demeçte, Rusya ve Benin'in ortak askeri iş birliği anlaşması imzalamaya hazırlandığını söyledi. Benzer bir anlaşma 27 Mart'ta Togo ile imzalanmıştı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu adım büyük bir siyasi öneme sahip ve Rusya'nın daha geniş bölgesel stratejisini desteklemek için her iki ülkenin liman altyapısına erişimini sağlıyor.

Mali, Burkina Faso ve Nijer, 1 Ağustos'ta ortak yatırım bankası kurmak için anlaşma yaptıklarını duyurdu. Burkina Faso Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Serge Théophile Balima’ya göre banka enerji, altyapı ve madencilik sektörlerini finanse edecek ve her ülke yıllık olarak ulusal vergi gelirlerinin yüzde 5'ini bu bankaya aktaracak.

Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Evgenieviç Likhaçev, 30 Temmuz'da Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan'ın katıldığı bir törenle Mkuju Nehri Projesi kapsamında Mantra Tanzania şirketine ait bir uranyum deneme tesisinin faaliyete geçtiğini duyurdu. Fabrikanın 2026'da inşaatına başlanmasının ardından 2029 yılında tam kapasiteyle çalışmaya başlaması ve madenin 20 yıldan fazla bir süre boyunca faaliyet göstermesi planlanıyor.

Nijer Dışişleri Bakanı Bakary Yaou Sangare, Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Burkina Faso Dışişleri Bakanı Karamoko Jean-Marie Traoré Moskova'da düzenlenen ortak basın toplantısında, 3 Nisan 2025 (AFP)

Likhaçev, ‘tasarımdan sahada uygulamaya geçmenin’ önemini vurguladı. Projenin 4 bin kadar iş yaratması ve altyapı gelişimini desteklemesi bekleniyor.

Tanzanya Maden Bakanı Anthony Mavunde, hükümetin hammaddelerin yerel olarak işlenmesini teşvik etmeyi hedeflediğini belirterek “Proje, bu vizyonu somutlaştırıyor” dedi.

Çin geçtiğimiz haziran ayına kadar Rusya'dan 311 milyon dolar değerinde zenginleştirilmiş uranyum ithal etti.

Aynı gün Moskova'da düzenlenen Enerji Konseyi toplantısında Rosatom, artan kredi maliyetleriyle başa çıkmak için federal bütçeden mali destek talebinde bulunarak, faiz oranları ve ihracat garantileri için sübvansiyonlar talep etti. Rusya Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı ve Rosatom'un eski başkanı Kiriyenko'nun 2011 yılında şirketin Mantra Resources'ı 1 milyar dolar karşılığında satın almasını denetlemiş olması nedeniyle olumlu bir sonuç alınması bekleniyor.

Rusya'nın Afrika stratejisi, olağanüstü tutarlılık, hızlı uygulama ve sistematik bir hırs ile karakterize ediliyor. Uzun vadeli çerçeveler içinde altyapı, enerji, madencilik, finans, güvenlik, eğitim ve sosyal kalkınmayı birleştiren kapsamlı bir ortaklık modeli sunuyor.

vfghy
Nijer'deki CNSP hükümeti destekçileri, Niamey'deki General Seyni Kountché Stadyumu’nda toplanarak Mali, Burkina Faso, Cezayir, Nijer ve Rusya bayraklarını dalgalandırdılar, 26 Ağustos 2023 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘güvenlik ve yatırım karşılığında kaynaklar ve sadakat’ odaklı Afrika stratejisini açıklamasının ardından, Rusya zaman baskısıyla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte, Moskova bir hegemonya elde etme yarışına girmek yerine mevcut nüfuzunu pekiştirmeye odaklanıyor. Rusya'nın Afrika'daki varlığı, ABD veya Çin'in çıkarlarıyla büyük ölçüde doğrudan çatışmıyor.

Rusya, uranyum zenginleştirme alanındaki teknolojik uzmanlığı sayesinde küresel olarak başlıca tedarikçi olmaya devam ediyor. Haziran 2025 itibarıyla Çin, Rusya'dan 311 milyon dolar değerinde zenginleştirilmiş uranyum ithal etti. ABD, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Rusya’nın nükleer madde ithalatına yasak getirirken, kendisi 2028'e kadar geçerli olan muafiyetler sayesinde aynı yıl içinde 240 milyon dolar değerinde uranyum satın aldı. Rusya'nın Afrika'daki uranyum madenleri üzerinde nüfuzunu artırması, Avrupa'nın enerji bağımlılığını, özellikle de Fransa'nın nükleer reaktörleri açısından daha da karmaşık hale getiriyor.

Rusya'nın projeleri herhangi bir nedenle başarısız olsa bile, teknik ve eğitim alanındaki çıktıları yatırım için uygun olmaya devam ediyor.

Wagner grubu, bölgede istikrarı sağlayan bir güç olmaya devam ediyor ve resmi askeri iş birliği anlaşmaları çerçevesinde ve ulusal kuvvetlerle koordineli olarak çalışıyor. Wagner ayrıca, Rusya’nın bölgedeki stratejik yatırımlarının güvenliğinin başlıca garantörü olarak görülüyor.

Rosatom'un nükleer hedefleri, sektördeki yatırımları teşvik etmeyi amaçlıyor. Elektrik tedarik sözleşmeleri, kıyı ülkeleri devletlerinin kamu kurumlarıyla münhasıran imzalanıyor. Rusya’nın bölgedeki nükleer genişlemesi, ironik bir şekilde, enerji yoğun endüstrilerin gelişmesini teşvik edebilir. Bu endüstriler, geniş ölçekte istikrarlı elektrik üretimi gerektirir. Bunun için de özellikle nükleer enerji kullanılıyor. Burada tedarik anlaşmalarının doğrudan Moskova ile değil, Sahel bölgesi ülkelerinin hükümetleriyle imzalanacağını belirtmekte fayda var.

Rosatom, uranyum madenciliği ve zenginleştirmeden reaktörlerin inşası ve işletilmesine kadar nükleer zincirin tamamını kontrol eden dünyadaki sayıları birkaçı geçmeyen şirketten biri. Bu şirket, maliyet, kalite ve güvenilirlik açısından rakipsiz olsa da teknik açıdan üstünlüğü, uluslararası bağlamda projelerin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini garanti etmez.

Rusya’nın projeleri herhangi bir nedenle başarısız olsa bile, teknik ve eğitim çıktılarının yatırım yapılabilir olmaya devam edeceğine şüphe yok. Moskova'nın önünde, açıklamaları ve anlaşmaları etkili ve sürdürülebilir operasyonel mekanizmalara dönüştürme dışında temel bir zorluk kalmadı. Bu en karmaşık aşama olmanın yanında Rusya'nın Afrika stratejisinin gerçek sınavıdır.

Vaatlerde bulunma aşamasının aşılmasının ardından gelen bu kritik aşamada başarısız olunması, Rusya'nın Afrika kıtasındaki genişleme projesini çöküşle tehdit ediyor.



Hamaney'in danışmanı: Trump diplomasiye üçüncü kez ihanet etti

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)
TT

Hamaney'in danışmanı: Trump diplomasiye üçüncü kez ihanet etti

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanlarından Muhsin Rızai, bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde aşırı taleplerde bulunarak “diplomasiyi üçüncü kez sabote ettiğini” söyledi.

Öte yandan ABD bugün yaptığı açıklamada, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılması için gerekli imkânlara sahip olduğunu vurguladı. Beyaz Saray, Başkan Trump’ın bütün şartları yerine getirilmedikçe Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını duyurdu.

Bu açıklamalar, üç ay önce Ortadoğu’ya yayılan ve küresel ekonomide sarsıntılara yol açan çatışmaların ardından geldi.

Beyaz Saray daha önce Trump’ın İran’la olası bir anlaşma konusunda karar aşamasına yaklaştığını bildirmişti. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelere son dönemde Katar’ın da dahil olmasıyla birlikte, müzakerelere ilişkin haftalardır çelişkili açıklamalar ve haberler gündemdeydi.

Ancak Trump, dün Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda yardımcılarıyla yaklaşık iki saat süren toplantının ardından henüz nihai bir karar vermedi.

ABD: Gerekirse operasyonlara yeniden başlarız

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Washington’un İran’a karşı askerî operasyonları yeniden başlatabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Savunma alanındaki Shangri-La Dialogue kapsamında bulunduğu Singapur’da konuşan Hegseth, “Gerekmesi halinde operasyonlara yeniden başlamak için tamamen hazırız” dedi.

ABD’li Bakan, ülkesinin mühimmat stoklarının bu tür bir senaryo için yeterli olduğunu belirterek, “Yüksek teknoloji ürünü mühimmatlarla daha büyük miktarlarda üretilen diğer mühimmatlar arasında kurduğumuz denge sayesinde hem ülke içinde hem de dünyanın diğer bölgelerinde yeterli kapasiteye sahibiz” ifadelerini kullandı.

Aynı çerçevede, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) da X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin “bölge genelinde varlığını sürdürdüğünü ve yüksek teyakkuz halinde olduğunu” duyurdu.


Başkanlık doktoru: Trump'ın sağlık durumu "mükemmel"

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta Beyaz Saray'da düzenlenen kabine toplantısında, (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta Beyaz Saray'da düzenlenen kabine toplantısında, (AP)
TT

Başkanlık doktoru: Trump'ın sağlık durumu "mükemmel"

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta Beyaz Saray'da düzenlenen kabine toplantısında, (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta Beyaz Saray'da düzenlenen kabine toplantısında, (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın doktoru, dün akşam yayımlanan sağlık raporunda, 79 yaşındaki başkanın "mükemmel sağlık durumuna" sahip olduğunu açıkladı. Trump, hafta başında rutin sağlık kontrolünden geçmişti.

ABD Donanması'nda görevli Doktor Kaptan Sean Barbabella tarafından hazırlanan raporda, "Başkan Trump, mükemmel sağlık durumunu korumaktadır. Kalp, akciğer, sinir sistemi ve genel fiziksel fonksiyonlarında güçlü bir performans sergilemektedir" ifadelerine yer verildi.

Barbabella ayrıca, Trump'ın "başkomutan ve devlet başkanı olarak tüm görevlerini yerine getirmeye tamamen uygun" olduğunu belirtti.

Raporda, Trump'a beslenme düzenine ilişkin tavsiyeler verildiği, düşük doz aspirin kullanmasının önerildiği, fiziksel aktivitesini artırmasının ve kilo vermeye devam etmesinin tavsiye edildiği kaydedildi.

Üç sayfalık rapor, Trump'ın salı günü Washington yakınlarındaki Walter Reed Ulusal Askerî Tıp Merkezi'nde geçirdiği fiziksel muayene ve tanısal testlerin sonuçlarını özetliyor.

Gelecek ay 80 yaşına girecek olan Trump'ın, kolesterol kontrolü için iki ilaç ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu amaçla aspirin kullandığı belirtildi.

Boyu 191 santimetre olan Trump'ın kilosunun, geçen yıl nisan ayında yapılan son yıllık sağlık kontrolünde101,6 kilogram iken 108 kilograma ulaştığı bildirildi.

Bu sağlık kontrolü, Trump'ın geçen yıl yeniden göreve dönmesinden beri geçirdiği üçüncü muayene oldu. Kontrol, özellikle ellerinde görülen morlukların ardından sağlık durumuna ilişkin artan spekülasyonların gölgesinde gerçekleştirildi.

Raporda, söz konusu morlukların "kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu amaçla aspirin kullanımı sırasında sık el sıkışmaya bağlı gelişen hafif yumuşak doku hassasiyetiyle uyumlu olduğu" ifade edildi.

Beyaz Saray daha önce de bu morlukların kan sulandırıcı ilaç kullanımından kaynaklandığını açıklamıştı.


Netanyahu'ya yakın bir düşünür: "Hizbullah, İsrail'i yıpratma savaşına sürükledi"

İsrailli iki asker, perşembe günü Lübnan'ın güneyinde öldürülen meslektaşları için gözyaşı döküyor (Arşiv-AFP)
İsrailli iki asker, perşembe günü Lübnan'ın güneyinde öldürülen meslektaşları için gözyaşı döküyor (Arşiv-AFP)
TT

Netanyahu'ya yakın bir düşünür: "Hizbullah, İsrail'i yıpratma savaşına sürükledi"

İsrailli iki asker, perşembe günü Lübnan'ın güneyinde öldürülen meslektaşları için gözyaşı döküyor (Arşiv-AFP)
İsrailli iki asker, perşembe günü Lübnan'ın güneyinde öldürülen meslektaşları için gözyaşı döküyor (Arşiv-AFP)

İsrail ordusunun Lübnan’da daha kapsamlı askerî gerilim için hareket serbestisi talep ettiği bir dönemde, bugün sağ kanadın önde gelen isimlerinden biri olarak görülen Prof. Eyal Zisser, bu yaklaşımın karşısında duran dikkat çekici bir siyasi çıkış yaptı. Zisser, Lübnan’daki askerî operasyonların artık İsrail’in çıkarlarına ciddi zarar veren stratejik hata hâline geldiğini ve savaş yönetiminde ciddi bir başarısızlığı ortaya koyduğunu söyledi.

Bir İsrail radyosuna verdiği röportajda Zisser, ağırlıklı olarak Lübnan’daki Şii çevreleri hedef alan bu operasyonların İsrail’e herhangi bir olumlu sonuç getirmeyeceğini belirtti. Ona göre, Gazze Şeridi’ndeki sivillere yönelik baskılar nasıl Hamas liderliğini etkilemediyse, Lübnan’daki saldırılar da Hizbullah yönetimi üzerinde benzer bir etki yaratmıyor. Aksine, her iki durumda da ilgili örgütlerin “mağduriyet” algısını güçlendirdiğini ifade eden Zisser, bunun Hizbullah etrafında toplumsal kenetlenmeye yol açtığını ve ağır darbeler alan örgütün yeniden toparlanmasına katkı sunduğunu belirtti.

Zisser ayrıca Hizbullah’ın, İsrail’i askerlerini hedef alabileceği yıpratıcı savaşın içine çekerek, önemli bir başarı elde ettiğini savundu. Lübnan topraklarının işgalinin İsrail’e ağır bir bedel yüklediğini dile getiren Zisser, bunun asker kayıplarına neden olduğunu ve ülkeyi kendi çıkarlarının dışında kalan alanlara sürüklediğini kaydetti.

İran cephesine yönelik eleştiriler

Zisser, İran cephesindeki Amerikan ve İsrail politikalarını da eleştirdi. Her iki tarafın da İran rejiminin ideolojik ve siyasal dinamiklerini yeterince dikkate almadığını söyleyen Zisser, savaşın temel hedeflerinden birinin rejimi devirmek olarak belirlendiğini hatırlattı. Ancak çatışmaların rejimin yıkılmadan sona ermesi hâlinde, Tahran yönetiminin halkına karşı “direndiği” mesajını verebileceği değerlendirmesinde bulundu.

Zisser’e göre bu durum başlı başına tehlikeli; çünkü rejim, uğradığı suikastlar ve maruz kaldığı yıkıma rağmen özgüvenini yeniden kazanabilir.

Bu açıklamalar, İsrail ordusunun tutumuyla açık bir çelişki oluşturması bakımından ayrıca önem taşıyor. Ordu, hükümeti operasyonlarını kısıtlamakla suçlarken, görevlerini tamamlayabilmek için daha geniş hareket alanı talep ediyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre askerî yetkililer, operasyonların yalnızca hedefli suikastlarla sınırlı kalmaması ve Beyrut’a yönelik yoğun bombardıman seçeneğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Ordunun bu yaklaşımı, İsrail kamuoyunda yükselen sert eleştirilerden de besleniyor. Güvenlik güçleri, kuzey bölgelerinde yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamada başarısız olmakla suçlanıyor.

 ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida, Palm Beach'teki Mar-a-Lago'da (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida, Palm Beach'teki Mar-a-Lago'da (Reuters)

Trump’ın yaklaşımına bağlılık

Bu tablo, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu rahatsız ediyor. Çünkü Netanyahu, daha geniş çaplı bir askerî gerilime karşı çıkıyor; ancak bunu kendi tercihinden çok ABD Başkanı Donald Trump’ın tutumuna bağlı olarak yapıyor. Netanyahu, Trump’ı İsrail’in şimdiye kadar sahip olduğu en güçlü destekçilerden biri olarak görüyor ve özellikle yolsuzluk davası nedeniyle yürüttüğü siyasi varlık mücadelesinde Washington’un desteğine ihtiyaç duyuyor.

Prof. Zisser’in ordu planlarına yönelik sert çıkışı, Netanyahu’nun savaşın sona erdirilmesine yönelik bir zemin hazırlamaya başladığı şeklinde yorumlanıyor. Bu, Netanyahu’nun savaşı bitirmek istemesinden değil; aksine savaşın sürmesini en çok isteyen isimlerden biri olmasına rağmen, ABD yönetiminin en azından mevcut aşamada çatışmaları durdurma yönünde karar verdiğine inanmasından kaynaklanıyor.

Bu değerlendirmeye göre Netanyahu, Dünya Kupası’nın başlaması ve temmuz ayında ABD’nin kuruluşunun 250. yıl dönümü kutlamalarının yaklaşması nedeniyle Başkan Trump’ı zor durumda bırakmak istemiyor. Trump’ın Amerikan kamuoyunda, Netanyahu’nun etkisiyle savaşa sürüklendiği yönündeki eleştirilerle karşı karşıya kaldığını düşünen Netanyahu’nun, şimdilik Washington’un tercihleri doğrultusunda hareket etmeyi planladığı ifade ediliyor.

Netanyahu’nun çevresine göre İran yönetiminin “kibirli tutumu” olası bir anlaşmayı bozabilir ve böyle bir durumda savaş yeniden başlayabilir. Bu senaryoda çatışmaların yeniden patlak vermesinin sorumluluğu İsrail’e değil, İran’a yüklenmiş olacaktır.

Bu süreçte Netanyahu, “şüphe doktrini” olarak adlandırdığı yaklaşımına geri dönerek orduyu ve “derin devlet” olarak nitelendirdiği çevreleri kendisine karşı komplo kurmakla suçlamaya başladı. Yaklaşan ve ekim ayında yapılması planlanan seçimler öncesinde, bu çevrelerin kendisini iktidardan uzaklaştırmaya çalıştığını öne sürüyor.

Netanyahu, bu dönemde savaşın farklı cephelerinde elde edilen kazanımların öne çıkarılması gerektiğini savunuyor ve yeni askerî maceralara girişilmesine karşı çıkıyor. Netanyahu dikkat çekici biçimde, normalde daha çok sol çevrelerin kullandığı bazı ifadeleri de dile getirmeye başladı. Bunlar arasında “savaşın genişletilmesinin İsrail’i bir yıpratma savaşına sürüklediği” ve “savaş hedeflerine hizmet etmediği” yönündeki değerlendirmeler yer alıyor.

İsrail’in uzun soluklu bir mücadeleye hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Netanyahu, savaşın tek bir darbeyle sonuçlanamayacağını savunuyor. Bu açıklamalar, onun alışılmış siyasi söyleminden farklı bir çizgiye işaret ediyor.