Tunus'ta siyasi durum istikrar kazanacak mı?

Ülke bir beka sınavında

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)
TT

Tunus'ta siyasi durum istikrar kazanacak mı?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)

Sabina Henneberg

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said'in liderliğindeki hükümetin 2011 sonrası ortaya çıkan demokratik sistemin yeniden şekillendirilmesinden dört yıl sonra ilk kez seçilmesinin üzerinden altı yıl geçti ve halen büyük ölçüde sağlam bir konuma sahip görünüyor. Cumhurbaşkanı Said, iktidarına yönelik doğrudan bir tehditle karşı karşıya değil, çünkü muhaliflerinin ve onu eleştirenlerin çoğu ya sürgünde ya da hapiste. Geri kalanlar ise oldukça dikkatli davranıyor. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Said, sosyal adalet konusundaki vaatlerini yerine getirememesi ve bunu gerçekleştirmek için net bir planının olmaması nedeniyle popülaritesinin düşerken bu düşüşün devam etmesi bekleniyor. Aynı zamanda, muhalefete yönelik dozu giderek yükselen sert uygulamaları nedeniyle Kays’a duyulan öfke de giderek büyüyor.

Tunus’ta ulaştırma sektöründe üç gün süren bir grev yapıldı. Daha önce geniş bir nüfuza sahip olan ve iç çatışmalar nedeniyle kamuoyundan uzun bir süre uzak kalan Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) ile Cumhurbaşkanı Said arasında ağustos ayı başlarından itibaren yıllardır yapılan bu ilk grev nedeniyle gerginlik tırmanmaya başladı. Grev, taraflar arasında karşılıklı olarak sert suçlamaların yapılmasına neden oldu. Burada akıllara Cumhurbaşkanı Said'in rakiplerini susturmak için yargı organlarını yeniden kullanmayı başarıp başaramayacağı ve bu köklü ve geniş güvene sahip kuruma karşı eleştirilerinin kendisine yönelik daha kapsamlı bir seferberliği tetikleyip tetiklemeyeceği soruları geliyor.

Birçok gözlemci, devletin idari yapısının son derece kırılgan olduğunu düşünüyor. Cumhurbaşkanı Said, tam kontrole sahip olduğu yanılsamasını sürdürmeye çalışsa da birçok kişi onun devlet içinde sınırlı sayıdaki kuruma bağlı olduğunu düşünüyor. Bunların başında, tutuklama emirlerini uygulayan ve yasadışı göçle mücadele kampanyalarını yürüten polis geliyor. Göçle mücadele, Said yönetiminin insan hakları siciliyle ilgili Avrupa’nın daha katı eleştirilerinden kaçınmasını sağladı. Said’e yöneltilen eleştiriler arasında, bireylerin adil yargılanma hakkından mahrum bırakılması da bulunuyor. Ayrıca, cumhurbaşkanını korumakla görevli Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın, bazı muhaliflerin hapsedilmesi için bahane olarak kullanılan komplo iddialarının arkasında olduğundan şüpheleniliyor. Aynı muhalifler, Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın bazı üyelerinin çıkarlarına tehdit oluşturabilecek kişiler. Ancak bu kurumlardan birinin cumhurbaşkanına karşı ayaklanması halinde tüm siyasi yapının çökeceğine şüphe yok.

“Siyaset veya siyasi elitler arasındaki tartışmalarla ilgilenmeyen kesimler arasında dahi halk desteği olduğuna dair hiçbir işaret bulunmuyor.

Siyaset veya siyasi elitler arasındaki tartışmalarla ilgilenmeyen kesimler arasında dahi halk desteği olduğuna dair hiçbir işaret bulunmuyor. Güvenilir anket verilerinin yokluğunda seçimlere katılımın çok düşük olması, Cumhurbaşkanı Said'in halktan geniş tabanlı bir destek toplayamadığını gösteriyor. Son olarak Bizerte şehrinin bir bölgesinde yapılan yerel seçimlerde katılım oranı yüzde 2'yi geçemedi. Dahası, Said’in yönetim stratejisi yaşam koşullarını iyileştirmede de başarısız olurken yoksulları desteklediği söylenen bazı politikalar ters sonuçlar doğurdu. Örneğin, işverenleri geçici çalışanların sözleşmelerini doğrudan kalıcı sözleşmelere dönüştürmeye zorlayan yeni iş kanunu, uygulanmasının zorluğu nedeniyle binlerce kişinin işten çıkarılmasına yol açtı. Raporlara göre temizlik ve güvenlik işleri için büyük ölçüde geçici işgücüne bağımlı olan bazı yerel ve uluslararası şirketler Tunus'tan ayrıldı veya ayrılmayı planlıyor. Bu arada Cumhurbaşkanı Said, güvenilir ve tutarlı bir ekonomik vizyon sunmakta da başarılı olamadı.

Görsel kaldırıldı.
Cumhurbaşkanı Kays Said, Tunus Parlamentosu önünde ikinci dönemi için yemin ederken, 21 Ekim 2024 (Reuters)

Bazı Tunuslular, devletin zayıflığı nedeniyle vatandaşlara yönelik kötü muamelenin arttığına dair işaretler olduğuna dikkati çekiyor. Aşırı kalabalık olan hapishanelerde sadece iki hafta içinde üç mahkum gerekli tıbbi bakımı alamadıkları için öldü.

İdeolojik ve şahsi görüş ayrılıklarının aşılması gerektiği hissediliyor, ancak bazı sol akımlar siyasal İslamcılarla iş birliği yapmayı hâlâ reddediyor.

Ancak olası bir kaosun patlak vermesine yönelik işaretlere rağmen, diğer faktörler mevcut durumun en azından öngörülebilir gelecekte devam edeceğini gösteriyor. Said, Tunus kamuoyunun bazı kesimleri için çekici kılan bazı özelliklerini halen koruyor. Birçok Tunuslu, Said'in kurumsallık karşıtı geçmişini ve adalete bağlılık iddiasını, 2011 sonrası dönemde yaşanan aşırılıklarla bir kopuş olarak görüyor. Kısacası, Tunuslular ona karşı büyük bir coşku göstermiyor olsa da onu tamamen reddetme konusunda da güçlü bir istek göstermiyorlar.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Cumhurbaşkanı Said’in dış aktörlerle sürdürdüğü iş birliği, zaman zaman Batı karşıtı söylemleriyle eylemlerini uyumlu hale getirme ve ulusal egemenliği koruma konusundaki ısrarıyla çelişse de iç krizlerden çıkması için geçici bir fırsat sunabilir. Burada özellikle Tunus ile İtalya arasında deniz altından elektrik kablosu döşenmesini amaçlayan, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ELMED projesi öne çıkıyor. Bu proje, Tunus'un Cezayir’den ithal edilen doğalgaza olan bağımlılığının azaltılmasına ve birçok kişinin sorunlu bulduğu iki ülke arasındaki ilişkinin niteliğini değiştirmesine yardımcı olabilir. Zira aynı kişiler, Cezayir'in Tunus'un kırılgan mali durumunu, siyasi kazançlar karşılığında doğalgaz ve finansman sağlamak için kullandığını düşünüyor. Bu tür projeler, uzun vadeli ve nispeten sakin nitelikleri sayesinde, hükümeti büyük veya tartışmalı adımlar atmaya zorlamadan bu bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, 2023 yılında AB ile Tunus arasında imzalanan ve geniş çaplı itirazlara neden olan göç anlaşması gibi önceki anlaşmaların getireceği risklerden kaçınmasını da sağlayabilir.

Görsel kaldırıldı.
Başkent Tunus'taki bir oy verme merkezinde oy kullanan Tunuslu bir kadın, 6 Ekim 2019 (AFP)

Öte yandan geleneksel siyasi muhalefet hâlâ ciddi bölünmeler yaşıyor. Bazı muhalefet liderleri son zamanlarda Cumhurbaşkanı Said'e karşı ortak bir cephe oluşturmak için ilk adımları atmaya başlamış ve farklı muhalefet grupları arasında görüşmeler yapıldığına dair haberler artmış olsa da bu adımlar halen sınırlı kalmaya devam ediyor. İdeolojik ve şahsi görüş ayrılıklarını aşmanın gerekliliği konusunda bir farkındalık oluşmaya başlasa da bazı sol akımlar, siyasi projelerinin önündeki engel olarak gördükleri siyasal İslamcılarla iş birliği yapmayı reddetmeye devam ediyor.

Bu karmaşık tablo karşısında, yakın ve orta vadede üç olası senaryo söz konusu. Bunlardan birincisi, muhalefetin zayıflığı ve net bir alternatifin olmaması. İkincisi, temel hizmetlerin gerilemesi ve satın alma gücünün krizinin derinleşmesi halinde, özellikle sendikaların devreye girmesi veya protestoları destekleyen yeni muhalefet ittifaklarının ortaya çıkması halinde, toplumsal bir patlamanın yaşanması olasılığıyken üçüncü senaryo ise, güvenlik güçleri veya yönetim bileşenleri arasında anlaşmazlıklar çıkması durumunda, yönetici elit içinde bölünme olasılığıdır. Bu da ani bir iktidar krizine yol açarak beklenmedik bir çatışmanın kapılarını açabilir.

Tunus bugün, liderlik değişikliğinin ötesinde, sosyal sözleşmenin yeni temeller üzerine yeniden inşa edilmesini gerektiren bir beka sınavıyla karşı karşıya.

Böylece Tunus, ekonomik krizin baskısı ve siyasi kutuplaşmanın tehlikeleri arasında sıkışıp kalırken, hükümet ve muhalefet daha fazla bölünmeye tahammül edemeyecek kadar kırılgan bir zeminde hareket ediyor.

Tunus siyasetinde gelecekte çeşitli şekillerde radikal bir dönüşüm yaşanabilir. Olası senaryolardan biri, sistemin bileşenleri arasındaki güvensizlik nedeniyle sistemin içinden bir ayaklanma çıkması. Tunus geçmişte benzer durumlar yaşamış ve bunların bazıları başarılı bazılarıysa başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu tür bir iç değişim, geleneksel bir askeri darbe şeklinde olmasa bile, güç dengelerinde ani bir değişime yol açabilir, ancak muhtemelen daha demokratik bir hükümetin kurulması yerine daha otoriter bir yönetimin önünü açabilir.

Görsel kaldırıldı.
Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said'in ilan ettiği OHAL’in dördüncü yıldönümünde düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare, 25 Temmuz 2025 (Reuters)

Bir diğer olası senaryo da sosyal ve ekonomik koşulların sürekli kötüleşmesi sonucu geniş çaplı halk protestolarının patlak vermesi. Tunus'ta ‘protesto mevsimi’ genellikle eylül ayında başlar ve ocak ayında zirveye ulaşır. Ancak yeni bir ayaklanma bu takvimin dışında spontane olarak gerçekleşebilir ve muhtemelen ayaklanma olayları yaşanabilir. Bu bağlamda, halkın öfkesini düzenli bir değişim sürecine yönlendirebilecek birleşik bir liderliğin olmaması, özellikle siyasi ve sendikal güçlerin zayıflığı ve rejimin tekrarlanan baskı kampanyalarıyla korku ortamı yaratmayı başarması nedeniyle, en önemli zorluklardan biri olmaya devam ediyor.

Olası üçüncü senaryo ise en iyimser olanı olsa da aynı zamanda gerçekleşmesi en zor olanı. Bu senaryoda muhalefetin yaşadığı derin bölünmeleri aşarak, uygulanabilir bir geçiş planı hazırlayabilecek etkili bir ittifak kurması olasılığı yer alıyor. Böyle bir ittifak iktidarla müzakereler yoluyla veya artan halk baskısı ve siyasi baskı altında Said'in çekilmesiyle gerçekleşebilir. Ancak bu senaryo, gerçekleşse bile, siyasi elitlere karşı devam eden güven kaybından, halkın 2011 sonrası kaosun tekrarlanmasından duyduğu korkuya ve kapsamlı krizden çıkmak için net ve ikna edici bir vizyonun yokluğuna kadar birçok zorlukla dolu olmaya devam edecek.

Temel sorun, mevcut iktidarın düşmesinin sürdürülebilir bir çözüme ulaşmayı garanti etmemesi. Net bir alternatifin olmaması, bölünmelerin devam etmesi ve halkın reformlara olan ilgisinin azalması, herhangi bir siyasi değişimi riskli bir maceraya dönüştürüyor. Bu yüzden Tunus'un bugün liderlik değişikliğinin ötesinde, istikrar ihtiyacı ile demokratik dönüşüm gereklilikleri arasında denge kuran yeni temeller üzerinde sosyal sözleşmeyi yeniden inşa etmeyi gerektiren bir beka sınavıyla karşı karşıya olduğu söylenebilir. Bu zorlu bir denklem olsa da imkansız değil.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
TT

Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)

Bu hafta Lusaka'da düzenlenen Gana-Zambiya İş Forumu'na Batı Afrika ülkesinin lideri John Dramani Mahama da katıldı. 

67 yaşındaki Gana Cumhurbaşkanı, Afrika'nın güneyindeki Zambiya'nın başkentine çarşamba günü ulaştığında üstünde "fugu" diye bilinen geleneksel bir kıyafet vardı. 

Üç günlük devlet ziyaretine panço benzeri bu kıyafetle başlayan Mahama'yı, Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema ve beraberindeki yetkililer takım elbiseleriyle karşıladı.

Gana Cumhurbaşkanı, Zambiya'da yaşayan yurttaşlarıyla bir araya geldiğinde de üzerinde aynı kıyafet vardı

Haftanın bir gününü "Fugu Cuması" ilan ederek geleneksel kıyafetlerin giyilmesini teşvik eden Mahama, sosyal medyada alaycı yorumlara konu oldu. 

BBC'nin yorumunu aktardığı Zambiyalılardan Malama Mulenga, "hamile bluzu" derken Master G, meşhur Cazcı Kardeşler (Blues Brothers) filmine gönderme yaparak "Bluz kardeşlerimizi seviyoruz" ifadesini kullandı.

Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa bu kıyafetin sosyal medyada ses getirmesinin gençlerin kültürel miraslarına sahip çıkmaya niyetli olduğunun göstergesi olduğunu savundu. 

45 yaşındaki siyasetçi, fuguyu bir kıyafetten ibaret görmediklerini, Afrika kimliği, onuru ve mirasının bir sembolü olarak saydıklarını söyledi:

Sosyal medyada bu elbiseyi merak eden gençlere: Bu kıyafeti 6 Mart 1957'de ülkenin bağımsızlığını ilan eden, Gana'nın kurucusu Osagyefo Kwame Nkrumah giyiyordu.

63 yaşındaki Zambiya lideri de mevkidaşının kıyafet tercihini destekledi. Hichilema cuma günü yaptığı açıklamada Mahama'nın kendisine bir adet fugu hediye ettiğini hatırlattı. Ancak daha fazlasını almaya niyetli olduğunu da sözlerine ekledi: 

Sosyal medyadaki yorumlardan sonra Gana'dan daha fazla fugu isteyeceğiz.

Independent Türkçe, BBC, News Ghana


David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
TT

David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)

David Beckham, Brooklyn'in ailesiyle barışma planı olmadığını açıklamasından sadece birkaç hafta sonra, en büyük oğlu hakkında düşük profilli bir gönderme paylaşmış gibi görünüyor.

26 yaşındaki Brooklyn, ocak ayında Instagram'da yayımladığı bomba etkisi yaratan açıklamada, babası David ve annesi Victoria'yı, oyuncu ve mirasyedi eşi Nicola Peltz Beckham'la ilişkisini "durmaksızın sabote etmeye" çalışmakla suçlamıştı.

"Tüm hayatım boyunca, ebeveynlerim basında ailemiz hakkındaki anlatıları kontrol etti" iddiasında bulunmuştu.

Yapmacık sosyal medya paylaşımları, aile etkinlikleri ve sahte ilişkiler, içine doğduğum hayatın değişmez bir parçası oldu.

Beckham ailesi henüz Brooklyn'in açıklamasına doğrudan yorumda bulunmadı ancak 50 yaşındaki eski futbolcu, son sosyal medya paylaşımında oğluna ince bir gönderme yaptı.

İngiltere milli takımının eski kaptanı, kariyeri boyunca kullandığı kramponların "arşivinin" fotoğrafını paylaştı; bazılarının üzerinde Brooklyn'in adı yazılmıştı.

Kramponların çoğunda Brooklyn'in küçük kardeşleri 23 yaşındaki Romeo, 20 yaşındaki Cruz ve 14 yaşındaki Harper'ın da adları yazıyordu.

sdfv
David Beckham, kişiselleştirilmiş krampon "arşivinin" fotoğrafını paylaştı (Instagram/Davidbeckham)

David, futbol kariyerine 1992'de Manchester United'da başlamış, 2003'te Real Madrid'e transfer olmuş ve daha sonra LA Galaxy'de oynamak için Atlantik'in ötesine geçmişti.

Bu hafta, Brooklyn'in babasına adanmış bir dövmesini kapattırdığı iddia edildi.

Gelecek vaat eden aşçı Brooklyn'in kolunda daha önce "Baba" kelimesi yazılmış bir çapa dövmesi vardı.

Ancak Brooklyn'in yakın zamanda çekilen bir fotoğrafında, yazının soyut şekillerle kapatıldığı anlaşılıyordu.

Brooklyn'in kayınpederi milyarder Nelson Peltz, yakın zamanda bir soru-cevap etkinliğinde aile dramasına değinerek, izleyicilere "uzun ve mutlu bir evlilikleri olmasını" umduğunu söyledi.

"Kızım ve Beckham ailesi bambaşka bir konu ve bugün burada bunun hakkında konuşmayacağız" dedi.

Şunu söyleyeyim, kızım harika, damadım Brooklyn harika ve onların uzun ve mutlu bir evlilik geçirmesini çok istiyorum.

Independent Türkçe