Lübnan’daki Şii İkilisi hükümetin kararlarına karşı protesto çağrısında geri adım attı

Berri'nin sokaklara dökülme çağrısına karşı çıkarak müdahale etmesinin ardından yaşananlar

Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)
Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)
TT

Lübnan’daki Şii İkilisi hükümetin kararlarına karşı protesto çağrısında geri adım attı

Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)
Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)

Lübnan’da Şii İkilisi (Hizbullah ve Emel Hareketi) hükümetin bu ayın başlarında ‘silahların devletle sınırlandırılması’ konusunda aldığı karara karşı yaptığı sokağa dökülme çağrısından geri adım attı.

Emel Hareketi'nin ‘Merkez İşçi Bürosu’ ve Hizbullah'ın ‘Merkez Sendikalar ve İşçiler Birliği’ adına pazartesi sabahı yapılan açıklamada, hükümetin kararına karşı çarşamba günü ‘büyük bir protesto gösterisi düzenlenmesi’ çağrısı yapıldı. Şii İkilisi daha sonra, ‘ülkenin birliği ve istikrarını korumaya önem veren ulusal yetkililerin isteklerine yanıt olarak, mevcut aşamada ulusal sorumluluk gereği ve ülkemizin karşı karşıya olduğu önemli meseleler hakkında derinlemesine ve yapıcı bir diyaloga imkân vermek amacıyla’ eylemin ertelendiğini duyurdu.

Süreç iyi idare edilemedi

Şii İkilisi’nin protesto gösterisi çağrısından geri adım atması, sürecin yönetiminde bir kafa karışıklığı olduğunu düşündürdü. Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'nin sokaklara çıkılması konusunda pek istekli olmadığına dair haberler basında yer alırken Hizbullah yönetimi, ordunun ‘silahların devletle sınırlandırılması’ planını tamamlamasının arifesinde, hükümet kendi çıkarlarına aykırı yeni kararlar almasını önlemek için ‘bu kartı oynamanın zamanının geldiğini’ düşünüyor.

Emel Hareketi milletvekilleri ve liderleri genel çerçeveye karşı çıkmaya devam ederken, Hizbullah milletvekilleri ve liderleri hükümetten kararını geri almasını talep etmeye devam ediyor. Bunun yanında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün Koordinasyon İşleri Başkan Yardımcısı Tuğgeneral İrac Mescidi dün yaptığı açıklamada Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının ABD ve İsrail’in asla uygulanmayacak bir planı olduğunu söyledi.

Berri, protesto gösterisi çağrısının iptal edilmesini istedi

Bu arada, Berri liderliğindeki Kalkınma ve Kurtuluş Bloku’ndan parlamento kaynakları Şarku’l Avsat’a, Berri'nin daha önce sokağa çıkılmasına karşı olduğunu açıkladığını söyledi. Çarşamba günü sokağa çıkma çağrısının geri çekilmesi için yapılan müdahaleyle ilgili konuşan Kalkınma ve Kurtuluş Bloğu üyesi milletvekili Kasım Haşim, protesto gösterisinin ertelenmesinin birden fazla nedeni olduğunu, en önemlisinin ise ‘Tom Barrack liderliğindeki ABD’li heyetle görüşülecek konularla bağlantılı olmaması ve beşinci kolun güvenlik ve istikrarı bozma girişimlerine karşı koyması gerektiği’ düşüncesi olduğunu söyledi.

fgthyuı
Hizbullah’ın silahsızlandırılması planını protesto etmek için Beyrut'un güney banliyölerinde motosikletlerle toplanan Hizbullah destekçileri (Arşiv – EPA)

Haşim, Şarku’l Avsat yaptığı açıklamada eylem çağrısının, hükümetin son zamanlarda aldığı kararların ardından biriken birçok sorunun yanı sıra saldırıların, ihlallerin ve içeride yapılan hataların artmasıyla birlikte ülkede yaşananları reddeden belirli bir halk duyarlılığını yansıttığını açıkladı.

Haşim, sözlerini şöyle sürdürdü:

Herkes şu anda iki önemli gelişmeyi bekliyor. Bunlardan birincisi, İsrail'in Amerikan belgesine vereceği yanıt. İkincisi ise 2 Eylül'de yapılacak hükümet toplantısı. Bu toplantıda ordunun, geliştirilmesi için görevlendirildiği planı sunması bekleniyor.

Öte yandan Baalbek-Hermel Müftüsü Şeyh Bakir er-Rifai dün Başbakan Nevvaf Selam ile yaptığı görüşmede, tüm anlaşmazlık konularının kurumlar içinde tartışılması gerektiğini belirterek dikkat çekici bir tavır sergiledi. Sıcak konuların soğukkanlılıkla ve kurumlar içinde ele alınması gerektiğini belirten Şeyh Rifai, sokağa çıkmanın iki ucu keskin bir bıçak olduğunu ve bunun kendilerine ve ülkeye nasıl bir etkisi olacağını bilmediklerini vurguladı.

Çelişkili tutumlar

Ortadoğu ve Körfez Askeri Analiz Merkezi (ENİGMA) Başkanı Riyad Kahveci, hükümetin silahların devletle sınırlandırılması konusunda aldığı son kararların ardından Hizbullah’ın tutumunun EmelHareketi'nin tutumuyla uyuşmadığının açık olduğunu söyledi. Kahveci’ye göre Hizbullah, gerginliği tırmandırmaya çalışıyor ve motosikletli gece mitingleri ve sokak gösterileri düzenliyor. Emel Hareketi ise hiçbir gösteriye katılmayacağını açıkladı. Ayrıca silahların devletle sınırlandırılması kararına saygı duyduğunu açıkça beyan eden Emel Hareketi’nden Maliye Bakanı Yasin Cabir, Hizbullah'ın iç savaş tehditlerine de tepki gösterdi.

Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede Meclis Başkanı Berri'nin sokak protestolarına açıkça karşı olduğunu belirten Kahveci,. İsrail'in Lübnan'a yönelik savaşı devam ederken, sokak protestoları durumun kontrolünün kaybedilmesine yol açabileceğini, böyle bir durumda da sokak protestolarına başvurmanın mantıksız olacağını ve Lübnan'daki Şiiler için tehlike oluşturacağını söyledi.



İran, Irak’taki nüfuzunu korumayı başarabilecek mi?

Irak’ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi, Bağdat’ta İran’ın Irak Büyükelçisi Muhammed Kazım Al Sadık ile yaptığı görüşme sırasında (Hükümet medyası)
Irak’ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi, Bağdat’ta İran’ın Irak Büyükelçisi Muhammed Kazım Al Sadık ile yaptığı görüşme sırasında (Hükümet medyası)
TT

İran, Irak’taki nüfuzunu korumayı başarabilecek mi?

Irak’ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi, Bağdat’ta İran’ın Irak Büyükelçisi Muhammed Kazım Al Sadık ile yaptığı görüşme sırasında (Hükümet medyası)
Irak’ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi, Bağdat’ta İran’ın Irak Büyükelçisi Muhammed Kazım Al Sadık ile yaptığı görüşme sırasında (Hükümet medyası)

Iraklı siyasetçiler, bu günlerde olası bir ABD-İran anlaşmasının ülke üzerindeki etkilerini ve bunun doğurabileceği ‘yan sonuçları’ yakından izliyor.

Gözlemcilerin bir kısmı, önümüzdeki dönemde Washington’ın nüfuzunun artabileceğini ve buna karşılık Tahran’ın etkisinin gerileyebileceğini savunurken, diğerleri ise İran’ın önümüzdeki aylar veya yıllar içinde yeni bir hâkimiyet döneminin temelini atabileceğini öne sürüyor.

Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptına ilişkin belirsizlik sürerken, özellikle de bölgedeki ‘vekil güçler ve müttefik yapılar’ konusundaki tutum netlik kazanmış değil. Bu nedenle iki ezeli rakipten gelen mesajlar, Irak’ın geleceğine dair tabloyu açıklığa kavuşturmaya yetmiyor. Ayrıca Irak’ın ilerleyen dönemde bu iki rakibin nüfuz alanlarından hangisinin içinde yer alacağı da belirsizliğini koruyor.

ABD’nin tutumu

Washington’ın, ABD terör listesinde yer alan grupların yönetime dahil edilmemesi konusunda Bağdat’a yönelik uyarıları sürüyor. Diğer yandan ABD’nin Irak Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Joshua Harris, ABD ile İran arasında imzalanan anlaşmanın ardından başlayacak sürece ve bunun Irak’a yansımalarına ilişkin net bir değerlendirmede bulunmadı. ABD’nin Arapça yayın yapan Al Hurra adlı televizyon kanalı tarafından yöneltilen, “Tahran ile Washington arasındaki anlaşma Irak’taki durumu etkileyecek mi? Bu anlaşma silahlı grupların etkisini azaltacak mı yoksa nüfuzlarını artıracak mı?” sorusuna Harris, “Bu aşamada en önemli şey, Iraklıların çıkarlarını her şeyin önünde tutan bir hükümet görmek. ABD her zaman Amerikalıları ve onların çıkarlarını önceliklendirir” yanıtını verdi.

Harris ayrıca, Washington ile Bağdat arasındaki karşılıklı faydaya dayalı ortaklığın temelinin, devletin milis gruplar sorunuyla mücadele etmesi ve silahların yalnızca devletin elinde toplanmasını sağlaması olduğunu belirtti. “Temel mesele bu” diyen Harris, “Bu ortaklığın tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için aşılması gereken eşik, silahların devlet tekelinde toplanmasıdır” ifadesini kullandı.

İran’ın Irak’taki güçlü nüfuzu

Buna karşılık, İran’ın bölgedeki diplomatik ve siyasi hareketliliğinin, geçtiğimiz şubat ayı sonunda patlak veren savaş öncesindeki olağan seyrine dönmeye başladığı görülüyor. İran’a yakın medya kuruluşları, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin yakında Bağdat’ı ziyaret etmeyi planladığını ve burada Iraklı yetkililerle İsviçre’de gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarını ve eski İran Dini Lideri Ali Hamaney için düzenlenecek cenaze törenine ilişkin hazırlıkları ele alacağını aktardı.

Daha önce Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani, eski dini liderin naaşının gelecek temmuz ayının başında Irak’a nakledileceğini ve bunun defin öncesindeki cenaze törenleri kapsamında gerçekleştirileceğini açıklamıştı.

Naaşın nakledilip nakledilmeyeceğine ilişkin belirsizlik sürse de, gözlemciler söz konusu açıklamanın İran’ın Irak sahasındaki güçlü etkisini ve nüfuzunu ortaya koyduğunu değerlendiriyor.

İran’ın Irak Büyükelçisi

İran yanlısı grupların savaş sırasında Tahran lehine sürece dahil olmalarının yol açtığı güvenlik sorunlarına rağmen, İran’ın Irak Büyükelçisi Muhammed Kazım Al Sadık, bir basın kuruluşuna verdiği röportajda, ülkesinin ‘hiçbir taraftan müdahalede bulunmasını talep etmediğini, çünkü buna ihtiyaç duymadığını’ söyledi. Al Sadık’ın bu açıklaması, savaş sırasında İran’ın yanında yer alan silahlı grupların kendi inisiyatifleriyle hareket ettiği mesajı olarak değerlendirildi.

Silahlı gruplara yakın bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Al Sadık’ın ‘grupların gönüllü inisiyatifi’ yönündeki sözlerinin, İran’ın Irak’ta stratejik üstünlük sağlamasını mümkün kılan temel farkı ortaya koyduğunu ifade etti.

Peki ya silahların kontrolü?

Silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması dosyasına ilişkin olarak ise Washington’ın en azından şu aşamada sert tutumunu koruduğu görülüyor. Buna karşılık Al Sadık, “Bu, Irak’ın iç meselesidir. Irak hükümetinin bu konuda alacağı her karara saygı duyarız” ifadelerini kullandı.

Ancak Al Sadık, ülkesinin silahlı grupların silahsızlandırılmasına karşı yaklaşımına işaret ederek, ‘Irak’taki silahlı grupların silahlarını muhafaza etmek istemelerine yol açan nedenlere dikkat edilmesi gerektiğini’ belirtti. Ayrıca bu grupların ‘seslerinin duyulması ve kaygıları ile endişelerine karşılık verilmesi gerektiğini’ vurguladı.

Silahlı gruplara yakın bir kaynak ise İran’ın son yirmi yılda Irak’tan ne istediğini çok iyi bildiğini ve bu konuda tutarlı bir strateji izlediğini savundu. Kaynak, buna karşılık ABD’nin Irak politikasında zaman zaman kararsız ve tutarsız bir görüntü sergilediğini, bu durumun ABD-İran anlaşmasının imzalanmasının ardından da devam edeceğini düşündüğünü söyledi.

dferre
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 16 Haziran 2026 tarihinde Bağdat’ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Hükümet medyası)

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, İran’ın anlaşma sonrasında daha farklı bir yöntem izlemesinin muhtemel olduğunu belirterek, bunun kamuoyuna açık şekilde yürütülmeyeceğini ve Washington’ı rahatsız etmeyecek bir çerçevede şekilleneceğini, ancak Tahran’ın Irak’taki geleneksel nüfuzunu korumayı sürdüreceğini ifade etti.

Kaynağa göre Tahran, kendisine yakın siyasi figürler ve partiler aracılığıyla Irak siyasetindeki etkisini sürdürmeye devam edecek.

Petrol kâğıdı

Buna karşılık, Irak’ta İran nüfuzuna karşı çıkan birçok siyasi çevre, ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki Amerikan yönetiminin bu etki alanını sınırlandırma konusunda kararlı ve yeterli kapasiteye sahip olduğuna inanıyor. Söz konusu çevreler, bunun gerek İran’a yönelik giderek artan baskılar gerekse Irak’taki karar alma mekanizmalarına uygulanan yoğun Amerikan baskısı yoluyla gerçekleştirilebileceğini savunuyor.

Bu kesimlere göre, ekonomik yaptırım tehdidinin gündemde tutulması dahi özellikle Şii siyasi liderleri ve partileri, İran nüfuzunun Irak’ta sürmesinin ve daha da genişlemesinin doğurabileceği riskleri yeniden değerlendirmeye sevk etmek için yeterli olabilir.

Bilindiği üzere, Irak’ın petrol gelirleri satışın ardından önce FED nezdindeki hesaplara aktarılıyor, ardından bu kaynaklar yeniden Irak bankacılık sistemine yönlendiriliyor.


Irak, zimmete geçirilen paraları “toprak altında” yakaladı

Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
TT

Irak, zimmete geçirilen paraları “toprak altında” yakaladı

Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı

Irak’taki yargı kurumları, Petrol Bakanlığı’ndan bir yetkili ve çeşitli sorumluların zimmetlerine para geçirdikleri suçlamasıyla yargılandığı davaya ait toprak altında saklanmış milyonlarca doları ele geçirdiğini duyurdu.

Irak mahkemesinin yayımladığı fotoğraflar, kolluk kuvvetlerinin ‘milyonlarca dolara ulaşmak için toprağı 4 metre derinliğe kadar kazmak zorunda kaldığını’ ortaya koydu.

Yolsuzlukla Mücadele Ağır Ceza Mahkemesi'nin soruşturma hâkimi, tutuklanan Petrol Bakanlığı yetkilisi Adnan el-Cumeyli'nin davasındaki gelişmelere ilişkin açıklamasında eski Selahaddin Valisi Raid el-Cuburi'nin de gözaltına alındığını bildirdi.

Hâkim, yetkililerin salı günü ‘çeşitli kişilere ait evlerde gizlenmiş 67 milyar dinardan fazla (yaklaşık 65 milyon dolar) ile 1 milyon dolar’ ele geçirdiğini açıkladı.

Hâkim ayrıca tutarın bir bölümünün 4 metre derinlikte toprak altına saklandığını ve özel iş makineleriyle yapılan kazı sonucunda bulunduğunu belirterek davada el konulan toplam tutarın 98 milyar dinarı (yaklaşık 95 milyon dolar) ve 11 milyon doları aştığını vurguladı.


"Hile yöntemleri"... alınan önlemlere rağmen Mısır lise sınavlarında baş ağrısı olmaya devam ediyor

Mısır Eğitim Bakanı sınavların uygulanmasını takip ediyor (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır Eğitim Bakanı sınavların uygulanmasını takip ediyor (Bakanlığın Facebook sayfası)
TT

"Hile yöntemleri"... alınan önlemlere rağmen Mısır lise sınavlarında baş ağrısı olmaya devam ediyor

Mısır Eğitim Bakanı sınavların uygulanmasını takip ediyor (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır Eğitim Bakanı sınavların uygulanmasını takip ediyor (Bakanlığın Facebook sayfası)

Mısır’da her yıl düzenlenen lise bitirme sınavlarındaki kopya vakaları eğitim sistemini meşgul etmeye devam ediyor. Eğitim ve Öğretim Bakanlığı kopyaya karşı ne zaman yeni önlemler alsa, karşısına yaratıcı yöntemler çıkıyor. Bunun son örneği, dün ülkenin güneyindeki Kena şehrinde, sınav girişinde iki öğrencinin üzerinde yakalanan "kart şeklindeki kulaklıklar" oldu.

Yerel basın, dijital banka kartı boyutundaki bu yeni kopya düzeneğinin fotoğraflarını paylaşırken; sosyal medyada çok sayıda veli, bazı öğrencilerin, çocuklarının sınav salonlarına gizlice kulaklık sokmayı başardığından yakındı.

Mısır'da üniversiteye girişi belirleyen ve bu yıl 900 binden fazla öğrencinin katıldığı lise sınav maratonu, pazar günü Din Kültürü ve Vatandaşlık Eğitimi sınavlarıyla başladı. Öğrenciler dün Fransızca, Almanca veya İspanyolca dillerini kapsayan İkinci Yabancı Dil sınavında ter döktü.

"Shawaming" Grubu soruları yine sızdırdı

Bu derslerin sınav notu genel ortalamayı etkilememesine rağmen, "Shawaming" adını taşıyan ünlü kopya çetesi ve sosyal medya sayfaları, sınavın başlamasından sadece birkaç dakika sonra Fransızca sorularının fotoğraflarını sızdırdı.

Yerel basına konuşan Eğitim Bakanlığı kaynakları, paylaşılan soruların gerçek sınavla eşleşip eşleşmediğini belirlemek için inceleme başlatıldığını aktardı. Eğitim Bakanlığı Sözcüsü Şadi Zalta, Şarku’l Avsat’ın konuya ilişkin sorularını yanıtsız bırakırken; sosyal medyadaki branş öğretmenleri, sızdırılan soruların sınav sorularıyla birebir aynı olduğunu doğruladı.

Eğitim ve Öğretim Bakanı Muhammed Abdüllatif ise dün yaptığı açıklamada, "Tüm öğrenciler arasında fırsat eşitliğini sağlamak adına, sınav düzenini bozmaya yönelik her türlü ihlal ve girişime karşı kararlılıkla ve sert şekilde müdahale edilmesi, kuralların eksiksiz uygulanması" talimatını verdi.

Mısır Milli Eğitim Bakanı, öğrenciler arasında bir okulda (Arşiv- Milli Eğitim Bakanlığı)Mısır Milli Eğitim Bakanı, öğrenciler arasında bir okulda (Arşiv- Milli Eğitim Bakanlığı)

Uzmanlardan "Esas Sınavlar" uyarısı

Eğitim Uzmanı Asım Hicazi, kopya sayfalarının yabancı dil sınav sorularını sızdırabilmesini yetkililerin dikkate alması gereken olumsuz bir sinyal olarak değerlendirdi. Hicazi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Eğer ortalamaya etki etmeyen bir derste bile bu düzeyde kopya girişimleri oluyorsa, esas baraj derslerde bu girişimlerin artması beklenir" diyerek bu sayfaları yönetenlerin acilen yakalanması gerektiğini vurguladı.

Genel ortalamayı doğrudan etkileyen ana derslerin sınavları önümüzdeki pazar günü Arapça sınavıyla başlayacak ve 16 Temmuz'a kadar devam edecek.

Milli Eğitim Bakanı, Salı günü lise sınavlarının ilerleyişini takip ediyor (Milli Eğitim Bakanlığı Facebook sayfası).Milli Eğitim Bakanı, Salı günü lise sınavlarının ilerleyişini takip ediyor (Milli Eğitim Bakanlığı Facebook sayfası).

Bakanlığın yoğun güvenlik önlemleri aldığını belirten Hicazi, şunları belirtti:

"Bakanlık yıllardır uygulanan sıkı üst araması, salonlara kamera yerleştirilmesi ve cep telefonu yasağı gibi önlemlerin yanı sıra bu yıl ilk kez 'Sınav Kampüsleri' (Kompleksleri) sistemine geçti. Bu sayede saha müfettişleri salonlar arasında kolayca hareket edebiliyor ve özellikle ücra bölgelerdeki gözden uzak kopya odakları ortadan kaldırılıyor."

Bakanlık sözcüsünün televizyonda yaptığı açıklamaya göre, yeni sistemle birlikte aynı eğitim bölgesindeki birçok sınav merkezi, dağınık alanlar yerine birbirine yakın okullarda tek bir çatı altında toplanıyor. Böylece arama, güvenlik ve denetim süreçleri çok daha sıkı kontrol edilebiliyor.

Bakanlık "Disiplin Tam" dese de veliler dertli

Eğitim Bakanlığı, dünkü sınavların ardından yaptığı ikinci açıklamada soruların sızdırıldığı iddialarına değinmedi. Bakanlık, "Ülke genelindeki tüm sınav merkezlerinde günün tam bir disiplin içinde geçtiğini, valilikler ve emniyet güçleriyle yapılan koordinasyon sayesinde sürecin sorunsuz yürütüldüğünü" savundu.

Buna karşın, eğitim uzmanı ve "Mısır Veliler Birliği" grubu yöneticisi Dalia el-Hazzavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, velilerden çok sayıda şikayet aldıklarını belirtti. el-Hazzavi, aşırı sıcaklara rağmen birçok salonda havalandırmanın yetersiz olduğunu ve bazı gözetmenlerin öğrencilerin sorularını yanıtlayacak temel bilgilere bile sahip olmadığını söyledi. el-Hazzavi, kopya ihbarları da dahil olmak üzere lise sınavlarıyla ilgili şikayetlerin anında iletilebileceği, gün boyu aktif bir "sıcak hat" kurulmasını talep etti.