İsrail hükümeti sığınağa girdi, esir takası gündemden düştü

Yemen Başbakanı Ahmed Galib er-Rehavi ve Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’nin öldürülmesine ve Gazze'deki operasyonların genişlemesine misilleme olarak Husilerin ve Hamas’ın roketli saldırılar düzenlemesi bekleniyor

Netanyahu ve hükümetindeki bakanlar, Hamas ile kısmi bir anlaşma önerisini değerlendirmeyi reddettiklerini açıkça ifade ettiler (AFP)
Netanyahu ve hükümetindeki bakanlar, Hamas ile kısmi bir anlaşma önerisini değerlendirmeyi reddettiklerini açıkça ifade ettiler (AFP)
TT

İsrail hükümeti sığınağa girdi, esir takası gündemden düştü

Netanyahu ve hükümetindeki bakanlar, Hamas ile kısmi bir anlaşma önerisini değerlendirmeyi reddettiklerini açıkça ifade ettiler (AFP)
Netanyahu ve hükümetindeki bakanlar, Hamas ile kısmi bir anlaşma önerisini değerlendirmeyi reddettiklerini açıkça ifade ettiler (AFP)

Emel Şehade

İsrailliler pazar sabahına İsrail'in İran'a saldırısının ardından yaşanan dönemi ve güvenlik gerginliğinin aniden artmasını anımsatan savaş benzeri bir atmosferle uyandılar. İsrailli siyasi ve askeri yetkililer, Gazze ve Yemen'e yönelik olağanüstü saldırıların yanı sıra içerideki protestoların ve siyasiler ile ordu arasındaki anlaşmazlıkların tırmandığı bir dönemde, İsrail Hava Kuvvetleri'nin Yemen'e düzenlediği ve atanmış hükümetin Başbakanı Ahmed Galib er-Rehavi ile bazı bakanların ölümüne yol açan saldırılara misilleme olarak İsrail'in yoğun bir roket saldırısına maruz kalacağını öngören güvenlik raporlarının ardından Yemen füzelerinin tehdidinden korunmak için Aksa Tufanı Operasyonu’ndan sonra başlayan savaşın başlarında kurulan siperlere geri dönülmesi kararı aldılar. Öte yandan Gazze'ye yönelik saldırılar daha da yoğunlaştı ve Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’yi hedef alan bir operasyonda binalar ve yerleşim alanları bombalandı. Ebu Ubeyde öldürüldü, onlarca kişi yaralandı. Bunun yanında Gazze şehrine ateş hattı uygulandı ve işgal için şehir sakinlerinin tahliyesinin tamamlanması yönünde ilerleme kaydedildi.

Kuzey cephesinde, özellikle Lübnan sınırındaki kasabalarda yaşayanlar, Lübnan ile ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana eşi benzeri görülmemiş büyük patlama sesleriyle uyandılar. Onlarca kişi patlamaların korkusuyla derhal güvenli yerler arayışına girdi. Daha sonra ordu aracılığıyla, bunların İsrail'in Hizbullah'ın kendisini saldırı kapasitesini güçlendirmek için kullandığını iddia ettiği altyapı ve tünelleri hedef alan saldırılar sonucu Lübnan'ın güneyinde meydana gelen patlamaların sesleri olduğu anlaşıldı.

Yemen'in hesabı İran'ınkine benziyor

İsrail, Yemen'e yönelik askeri operasyonun yoğunlaştırırken, hedeflerini Husilerin askeri altyapısını ve füze cephaneliğini yok etmekten suikastlara çevirdi. Tüm bunlar, İsrail'in Husilere karşı savaşı kazanmanın çok zor olduğunu kabul eden raporlarına rağmen gerçekleşti, çünkü bu savaş İsraillilerin ‘gerilla savaşı’ olarak adlandırdığı bir yapıda gerçekleşiyor.

Bir rapora göre İsrail Hava Kuvvetleri, Husilerin askeri faaliyetlerinin niteliği ve füzelerin bilinmeyen yeraltı tesislerinde saklandığı gerekçesiyle Husilerin füze cephaneliğini imha edemeyecekti. Ancak, hükümet ve İsrail'in Güvenlik İşleri İçin Küçültülmüş Bakanlar Kurulu (KABİNET) toplantılarının yapıldığı yerin değiştirilmesine ilişkin karar alınmadan önce, Savunma Bakanı Yisrael Katz Yemen'e yönelik gerilimin dozunu yüksek tutarak yaptığı açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırıların ‘Yemen'deki Husi terör örgütünün üst düzey güvenlik ve siyasi liderlerini hedef almada’ başarılı olduğunu övünerek söyledi. Katz, operasyonu ordunun ‘cesur ve parlak’ bir hamlesi olarak nitelendirdi.

Yemen'in yönetiminin ‘Tahran yönetimi gibi olduğunu’ söyleyen Katz, düzenlenen operasyonun başlangıç olmadığını, daha geniş ve daha yoğun operasyonların geleceğini belirtti.

İsrailli Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Husiler İsrail'i tehdit eden ve zarar verenlerin birçok kez acı çekeceğini zor yoldan öğrenecekler ve bu operasyonların ne zaman sona ereceğini belirlemeyecekler. Karar verdik ve tüm alanlarda ‘seni öldürmek için ayağa kalkan varsa, onu önce sen öldür’ şeklindeki tek bir net mesajla saldırgan bir politika uygulamaya devam edeceğiz.”

Tevrat'ta geçen bir terim kullanarak, Mısır'da yaşanan on beladan biri olarak Mısırlıların tüm ilk doğan oğullarının öldüğü belanın geleceği uyarısında bulunan Katz, “İşte buradayız, uyarıyı yerine getiriyoruz. Husi başbakanı ve bakanların çoğunu ve diğer üst düzey yetkilileri ortadan kaldırdık, birçok kişi de yaralandı” dedi.

Anlaşma arayışı yok

Bir yandan Katz'ın tehditlerinin, diğer yandan patlama seslerinin körüklediği savaş ortamında İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ni işgal etme planını başlatmasıyla Gazze, İsrail için en büyük tehdit olmaya devam ediyor. Öte yandan Gazze Şeridi’nde tutulan İsrailli rehinelerin kurtarılması için düzenlenen protesto gösterilerinin organizatörleri, Rehine Aileleri Forumu ve İsrailli destekçileri yakın gelecekte bir anlaşmanın olacağına dair tüm umutlarını yitirirken protestolarını sürdürüyorlar.

Karar vericileri bir anlaşmaya varmaya ikna etme çabaları yoğunlaşırken İsrail güvenlik servislerinin başkanları tarafından siyasi liderlere sunulan bir güvenlik raporunda, Gazze'deki işgalin tırmanmasının halen tünellerde hayatta olan 20 rehine ve savaş sahasındaki askerler için tehlikelerine işaret edildi.

‘Gizli ve güvenli’ bir sığınakta düzenlenen KABİNET toplantısına katılmaya karar veren güvenlik kurumlarının başkanları, planlanan operasyonların Gazze'deki askerler ve rehinelerin hayatları için tehlike oluşturduğuna inanan Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'i destekleyen ortak bir tutum sergilediler. Sundukları raporda, hiçbir askeri operasyonun rehinelerin kurtarılmasını sağlamayacağı aksine plan dahilindeki çatışmaların ve operasyonların yoğunlaşmasının rehinelerin hayatlarını tehdit ettiğini belirttiler.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre güvenlik kurumlarının başkanları, acil bir anlaşma üzerinde çalışarak Gazze'nin işgaline alternatif bir çözüm önerdiler ve karar vericilerden İsrail'de gündeme getirilen ‘hükümet Hamas'ın iki haftayı aşkın bir süre önce verdiği yanıtı neden tartışmadı ve karar vericiler orduya gerçekleştirmesini tavsiye ettikleri askeri operasyon için ne gibi garantiler verdi?’ sorusunu yanıtlamalarını istediler.

Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetindeki bakanlar, anlaşma için kısmi önerileri değerlendirmeyi reddettiklerini açıkça belirtirken savaşın İsrail'in şartlarına göre sona ermesi koşuluyla, hayatta olan ve ölen 48 rehineyi tek seferde iade edecek kapsamlı bir anlaşmayı görüşmeye hazır olduklarını açıkladılar.

Öte yandan İsrailli güvenlik yetkilileri, hükümetin ve bakanların, Gazze'yi işgal etmek için onaylanan plan çerçevesinde artan askeri operasyonların Hamas'ı önemli bir baskı altına alarak İsrail'in anlaşma şartlarını kabul etmeye zorlayacağı yönündeki görüşüne karşı çıktılar. Güvenlik yetkililerine göre bu tür bir düşünce ve savaşın sürdürülmesi, kaçırılanların ve askerlerin hayatlarıyla kumar oynamak anlamına geliyor.

Kabinet, Gazze'deki savaşın yanı sıra Fransa, İngiltere, Kanada ve Avustralya başta olmak üzere Batılı ülkelerin eylül ayında yapılması planlanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları sırasında Filistin devletini tanıyacaklarına dair yaptıkları açıklamalara misilleme olarak İsrail'in atacağı adımları da görüştü.

Bakanların kamuoyu önünde açıkladıkları adımlar arasında Batı Şeria'daki toprakların ilhak edilmesi, Filistin Yönetimi'ne yaptırımlar uygulanması veya uluslararası muhalefete rağmen Kudüs'ün doğusundaki Han el-Ahmar köyünün yıkımına devam edilmesi yer alıyor.

Gazze cephesini sakinleştirmeye yönelik alternatifler

Bu arada İsrail ordusu, Hava Kuvvetleri’nin son suikastlarına karşı Yemen'in misillemede bulunması olasılığına karşı hazırlıklı olduğunu açıklarken, Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’yi hedef alan operasyona misilleme olarak Gazze'den roketli saldırılar ve İsrail'in iç kesimlerinde saldırı eylemleri düzenlenmesi olasılığını da hesaba katıyor.

Ebu Ubeyde’yi hedef alan operasyon, İsrail istihbaratının doğrudan gözetiminde hassas bombalar ve büyük miktarda patlayıcı kullanılarak gerçekleştirildi. Güvenlik yetkilileri, Ebu Ubeyde’nin hareketlerini ve nerede olduğunu izlemeye yardımcı olan Gazze'deki bazı ajanların operasyonda önemli rol oynadığını ima etti. Ajanslara göre Ebu Ubeyde kısa bir süre önce kiraladığı ve ailesiyle birlikte taşındığı bir evde kalıyordu.

Ancak Gazzelilere göre operasyon er-Rimal Mahallesi’ndeki kalabalık nüfuslu bir binayı hedef alırken onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden oldu. Hamas, yaptığı açıklamada saldırıyı ‘tam anlamıyla bir savaş suçu ve yok etme savaşında bir tırmanış’ olarak nitelendirdi.

Suikast girişimi, Ebu Ubeyde’nin İsrailli askerlere karşı operasyonlar düzenleyeceği ve onları esir alacağı tehdidinde bulunmasının ve İsrail'in Gazze şehri ve diğer geniş bölgelere yönelik saldırılarının yoğunlaşması nedeniyle hayatta kalan esirlerin tehlikede olduğu uyarısında bulunmasının ardından gerçekleşti.

İsrail'de hazırlanan güvenlik operasyonlarına göre operasyon Ebu Ubeyde ve bir dizi aile üyesinin öldürülmesiyle başarılı oldu ve ordu liderleri bunu bir suikast olarak değerlendirdi. Hamas onun ölümünü doğrularsa, liderlik konumu ve ahlaki etkisi nedeniyle hareket için çifte darbe olacak. İsrailli askeri yetkililere göre Ebu Ubeyde, sadece Kassam Tugayları’nın sözcüsü değil, aynı zamanda önde gelen bir figür ve merkezi karar alıcılardan biriydi.

Öte yandan İsrail hükümetinin gizli ve güvenli bir yerde düzenlenen toplantısında Ebu Ubeyde’nin hedef alındığı operasyona değinen Netanyahu, operasyonun başarısıyla övündü. Netanyahu, İsrail'in resmi açıklamaları beklediğini ancak Hamas'ın suikastı duyurmakta gecikmesinin nedeninin ‘belki de onun adına konuşacak kimse kalmadığı için’ olabileceğini öne sürdü.

Savunma sistemleri bir kez daha devreye sokuldu

Netanyahu, İsrail’in son saldırılarının ardından askeri ve güvenlik kurumları tarafından tartışılan güvenlik değerlendirmelerine ve senaryolara göre Hava Kuvvetleri’nin önceliklerini yeniden düzenlediğini ve ani bir tırmanışa hazırlık olarak İsrail yapımı Arrow ve Amerikan yapımı Thaad savunma sistemleri dahil olmak üzere çeşitli bölgelere sistemler konuşlandırdığını açıkladı.

Gazze'deki rehinelerin karşı karşıya olduğu tehlike ve Gazze'de kaybolan cesetler nedeniyle Gazze sorununu en önemli öncelik olmaya devam ederken karar vericilere Gazze'nin işgaline ve hükümetin önerdiği kapsamlı anlaşmaya alternatifler sunuldu.

Eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı (yedek) General Giora Eiland, Hamas'ın kısmi ama acil bir esir takası konusunda üzerinde anlaşmaya vardığı önerinin kabul edilmesi çağrısında bulundu. İsrail'in bazı savaş hedeflerinden taviz vermesi karşılığında tüm esirlerin iade edilmesini öngören kapsamlı bir öneriyi kabul etmeyi, başka bir deyişle Hamas iktidarda kalsa bile savaşın sona ermesini kabul etmeyi öneren Eiland, Gazze şehrinin işgali için şu anda bir milyonluk nüfusunun tahliyesini beklendiğini belirterek “Bugüne kadar bu sayının sadece yüzde biri şehri terk etme çağrısına yanıt verdi” dedi.

Öyleyse, bu ara hedef nasıl gerçekleştirilebilir? Eiland, bu soruya iki alternatif önererek yanıt verdi. Eiland’a göre ya nüfusu tahliye etme şartını bırakıp, orada yüzbinlerce insan olsa bile önceden belirlenmiş bir takvime göre şehir işgal edilecek ya da şehri işgal etmeyip etkili bir abluka uygulanacak.

Eiland ‘uluslararası toplumun İsrail'in Gazze Şeridi'nde işgalci bir güç olduğu iddiasına nasıl karşı çıkılabilir? Böyle bir güç olarak, İsrail'in sadece nüfusa gıda sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki sivil altyapıyı yeniden inşa etme sorumluluğu da var mı?’ sorusuna verdiği yanıtta hükümeti savundu.

Eiland'a göre hükümetin halkın çoğunluğunun görüşüne, kaçırılanların ailelerinin tutumuna ve hatta ordunun tavsiyesine aykırı kararlar alması meşru. Ancak, hükümetin gerçek bir tartışma yapmadan böylesine önemli bir karar alması meşru değil. Çünkü böyle bir tartışma, başbakan tarafından desteklenmeyenler de dahil olmak üzere, uygulanabilir alternatiflerin sunulmasını gerektirir.

Eiland, karar vericilerin Gazze ile ilgili tartışmalarını şehrin işgalinin askeri boyutuna odaklamaları gerektiğini vurguladı.



Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.


Maskat görüşmeleri sona erdi… Devamı diğer başkentlerde yapılacak istişarelere bağlı

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
TT

Maskat görüşmeleri sona erdi… Devamı diğer başkentlerde yapılacak istişarelere bağlı

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi

Umman Sultanlığı'nda bugün gerçekleştirilen İran ve ABD arasındaki görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, iki tarafın bugünkü görüşmelerde dile getirilen mesajlar konusunda her iki ülkenin başkentleriyle istişarede bulunduktan sonra görüşmelere devam etme konusunda anlaştığını açıkladı.

İran ve Amerikan heyetleri, Umman arabulucusu Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi aracılığıyla mesaj alışverişinde bulundular. El-Busaidi, bugünkü görüşmelerin "çok ciddi" olduğunu ve her iki tarafın pozisyonlarını netleştirmeye ve ilerleme kaydedilebilecek olası alanları belirlemeye yardımcı olduğunu söyledi.

Arakçi, görüşmelerin atmosferinin "iyi" olduğunu ve bir sonraki oturumun tarih ve yerinin birkaç gün içinde belirleneceğini ifade etti.

Washington, Tahran ile yapacağı görüşmelerde İran'ın nükleer programını, balistik füzelerini, bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği ve kendi halkına yönelik muamelesini de ele almak istiyor. Ancak İran, yalnızca nükleer konuları görüşmek istiyor.