BM, Libya'nın başkenti Trablus’ta silahlı hareketlenmelere karşı uyardı

Usame Hammad hükümeti ‘diyalog’ çağrısı yaparken, Temsilciler Meclisi Dibeybe’nin istifasını talep ediyor

LUO tarafından dağıtılan ve Libya’nın güneyindeki Sebha şehrinde konuşlandırılmış unsurlarını gösteren fotoğraf
LUO tarafından dağıtılan ve Libya’nın güneyindeki Sebha şehrinde konuşlandırılmış unsurlarını gösteren fotoğraf
TT

BM, Libya'nın başkenti Trablus’ta silahlı hareketlenmelere karşı uyardı

LUO tarafından dağıtılan ve Libya’nın güneyindeki Sebha şehrinde konuşlandırılmış unsurlarını gösteren fotoğraf
LUO tarafından dağıtılan ve Libya’nın güneyindeki Sebha şehrinde konuşlandırılmış unsurlarını gösteren fotoğraf

Libya'nın başkenti Trablus'taki yığılmalar ve askeri hareketlilik devam ederken, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misoyonu (UNSMIL), geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’ye bağlı silahlı gruplar ile Dibeybe karşıtı gruplar arasında devam eden gerginliğin artmasından duyduğu endişeyi yineledi. Öte yandan Libya'nın doğusundaki Usame Hammad liderliğindeki İstikrar Hükümeti, taraflar arasında diyalog kurulması için çağrıda bulundu.

Trablus'taki gergin atmosfer, UNSMIL’i 48 saat içinde ikinci açıklamasını yayınlamaya itti. UNSMIL, açıklamasında ‘gerginliğin tırmanması ve askeri hareketliliğin devam etmesi ile ilgili haberler hakkında ciddi endişelerini’ dile getirdi ve bu gerginliğin “silahlı çatışmalara yol açabileceği” uyarısında bulundu.

UNSMIL’in Başkanlık Konseyi'nin gözetiminde UBH ile Özel Caydırıcı Güç (ÖCG) olarak bilinen muhalifleri arasındaki müzakerelerden bahsedilen açıklamasında, taraflara, bu müzakerelere devam etmeleri ve kalan meseleleri iyi niyetle görüşmeleri çağrısında bulunuldu. Herhangi bir yeni çatışmanın sadece Trablus'un güvenliğini tehdit etmekle kalmayıp, ülkenin diğer bölgelerine de yayılabileceği uyarısı yapılan açıklamada, UNSMIL’in ‘arabuluculuk çabalarına desteğini sürdüreceği’ vurgulanırken, ‘Başkanlık Konseyi'nin himayesinde doğrudan müzakerelere katılmak için iyi niyetli çabalarını sürdüreceği’ belirtildi.

UNSMIL geçtiğimiz cumartesi yayınlanan açıklamada tüm tarafları ‘diyaloga’ davet ederken, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 17 Mayıs'ta sivillere yönelik saldırılardan sorumlu olanların hesap vermesi gerektiği vurgusunu hatırlattı.

Öte yandan Başkanlık Konseyi, mevcut gerginliği yatıştırmak ve gerilimin artmasını önlemek için müdahale edeceğini açıklamasına rağmen, başkentte gerginlik ve savaş çıkacağına dair korkular hakim olmaya devam ediyor.

Trablus'un güneyindeki Sidre bölgesinde hafif ve orta ağırlıkta silahların sesleri duyuldu. Bu olay, dün sabah Trablus'un çeşitli bölgelerinde askeri hareketlilik olduğuna dair görüntülerle eş zamanlı olarak meydana geldi. Yerel basında yer alan haberlere ve görgü tanıklarına göre silahlı kalabalıklar arasında, İslam Mahallesi Köprüsü’nde Kamu Güvenlik Servisi’ne (KGS) ait araçlar ve UBH’ye bağlı 444. Savaş Tugayı’na bağlı Tekbali Askeri Üssü’nden ayrılan ve Bin Gaşir Sarayı'na doğru ilerleyen tank taşıyan kamyonlar da vardı.

fvgbhyju
Haddad ve Menfi (Başkanlık Konseyi)

Pazartesi akşamı, birleşik hükümetin İçişleri Bakanı Imad et-Trablusi'nin kardeşi ‘el-Feravle’ lakaplı Abdullah et-Trablusi'nin liderliğindeki KGS ile Trablus'un batısındaki el-Geyran bölgesindeki Canzur'dan silahlı bir grup arasında aniden başlayan ağır silahlı çatışmalar sona erdi. Adli Polis, çatışmalarla herhangi bir bağlantısı olmadığını belirterek, olaylara karışmadığını açıkladı ve herkesi haberleri doğru bir şekilde aktarmaya ve söylentileri yaymamaya çağırdı.

Başkent Trablus'ta bir bekleyiş hakimdi, 11 Haziran bölgesindeki otomobil galerileri tahliye edildi ve el-Medar Caddesi'ndeki bazı cep telefonu mağazaları kapatıldı.

dfrgt
Dibeybe, Trablus'un bazı ileri gelenleriyle birlikte (UBH)

Dibeybe hükümetine karşı çıkan Suuk el-Cuma ve Büyük Trablus'un Oğulları hareketleri, tam seferberlik ve çatışmaya hazırlık kapsamında bugün başlayacak ve Trablus'un dört bir yanında dolaşacak bir kan bağışı kampanyası için çağrıda bulundu. Trablus ve Libya'nın batısındaki bazı şehirlerden gelen vatandaşlar da bir bildiri yayınlayarak, UBH'nin ‘talepleri karşılanmazsa bölgelerini kapatmasını ve silahlı halk hareketi ve eylem ilan etmesini’ talep ettiler. Ayrıca, ‘tam itaatsizliğe geçeceklerini ve bölgeleri, sakinlerinin silah taşıdığı güvenlik bölgeleri haline getirecekleri’ tehdidinde bulundular.

Dibeybe bu gelişmeler hakkında yorum yapmadı, ancak yerel basına göre bir UBH kaynağı, ÖCG’nin tüm koşulları kabul etmesinin beklendiğini, Başkanlık Konseyi ile koordineli olarak müzakerelerin devam ettiğini söyledi.

Öte yandan Usame Hammad liderliğinde ülkenin doğusundaki İstikrar Hükümeti, tüm ulusal tarafları gerginliği tırmandıran söylemlerden kaçınmaya ve siyasi diyaloga davet etti. Dün yaptığı açıklamada, diyalogun, kötü niyetli dış dayatmalara ve müdahalelere boyun eğmeden anlaşmazlıkları aşmanın tek yolu olduğunu belirten Hammad, ayrıca batı şehirlerindeki halka, iktidara tutunan ve devam eden, kaos ve güvenlik gerginliklerinden yararlananların dar kişisel çıkarlarına hizmet eden bir savaşa oğullarını yakıt olarak göndermemeleri çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın yerel medyadan aktardığına göre Temsilciler Meclisi'nin kırk üyesi tarafından yayınlanan bir açıklamada, Dibeybe’nin görevine devam etmesinin ‘siyaset, halk ve sosyal açıdan kabul edilemez’ hale geldiği belirterek, derhal istifa etmesi talep edildi.

Bir diğer gelişmede Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Libya Ordusu Başkomutanı sıfatıyla, hükümet yanlısı güçlerin Genelkurmay Başkanı Muhamed el-Haddad ile güvenlik ve askeri durumdaki gelişmeleri, gerilimi yatıştırma ve istikrarı sağlama çabalarını ve ateşkesin uygulanmasını güçlendirme çalışmalarını görüştü.

frgtyu
Menfi ve Mısır Büyükelçiliği maslahatgüzarı (Başkanlık Konseyi)

Trablus'ta yapılan toplantı sırasında Mısır Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Tamer el-Hafni tarafından iletilen Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin telgrafını alan Menfi, Toplantıda iki ülke arasındaki kardeşçe ve tarihi ilişkilerin derinliği ile ortak iş birliğini güçlendirme yolları üzerinde durulduğunu belirtti.

Bu arada, Usame Hammad’ın başbakanı olduğu paralel İstikrar Hükümeti, yerleşim bölgelerine yakın kamu kurum ve tesislerini hedef alan her türlü girişimi, sivil barışın ciddi bir ihlali olarak değerlendirdi. İstikrar Hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, uluslararası topluma, Libya halkının çıkarlarını gözetmeden diğer ülkelerin çıkarları lehine ihmal ettiği görevleri hatırlatıldı.

UNSMIL ise durumdan ve gelişmelerin şiddete dönüşmesinden hükümeti sorumlu tutarken, tüm ulusal taraflara kışkırtıcı söylemlerden kaçınmaları ve dış baskılara boyun eğmeden siyasi diyaloga başvurmaları çağrısında bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.