Mahmud Abbas'ın ABD'nin vize yasağının ardından Londra’ya gerçekleştirdiği ziyaretin arka planında ne yatıyor?

Independent Arabia’ya konuşan diplomatlar: Filistin Devlet Başkanı Abbas, Trump'ın 17 Eylül'de Londra’ya yapacağı ziyaret sırasında İngiltere’nin Filistin devletini tanıma kararından geri adım atacağından korkup bunu önlemek için harekete geçti

Mahmud Abbas pazartesi günü Keir Starmer ile görüştü (AFP)
Mahmud Abbas pazartesi günü Keir Starmer ile görüştü (AFP)
TT

Mahmud Abbas'ın ABD'nin vize yasağının ardından Londra’ya gerçekleştirdiği ziyaretin arka planında ne yatıyor?

Mahmud Abbas pazartesi günü Keir Starmer ile görüştü (AFP)
Mahmud Abbas pazartesi günü Keir Starmer ile görüştü (AFP)

İsa en-Nehar

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, göreve geldiğinden bu yana Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantılarına katılmayı yıllık bir gelenek haline getirdi. BM kürsüsüden, en az 20 dakika, bazen de bir saate kadar süren konuşmalar yaptı. En dikkat çekici konuşması, 2011 yılında ülkesinin tam üyelik başvurusunu duyurduğu konuşmaydı.

Ancak, 2005 yılından bu yana BM'de düzenli bir şekilde konuşmacı olarak yer alan 90 yaşındaki Abbas, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İsrail'in ‘iki devletli çözüm’ konferansını reddetmesine destek olarak Filistin heyetinin New York'a girişini engelleme kararı nedeniyle 2025 yılında konferansa katılamayabilir.

Abbas, Filistin devletinin tarihi bir olay olarak tanınmasını kaçırmak istemiyor, ancak bunu New York'tan izlemenin ne kadar zor olacağını da biliyor. ABD’nin baskısı, Batılı ülkelerin Filistin devletini tanıyacaklarına dair verdikleri taahhütleri güvence altına almak için ‘önleyici’ önlemler almasını zorunlu kılınca bu hafta İngiltere’nin başkenti Londra'ya sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi.

Independent Arabia Abbas'ın İngiltere ziyaretinin ayrıntıları, öncelikleri ve ABD'yi vize yasağı kararını geri almaya ikna etmek için devam eden çabalarının yanı sıra Filistin'in ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya gönderdiği mektup hakkında Filistin Yönetimi'nden dört diplomat ve üst düzey yetkiliyle görüştü.

Abbas-Starmer görüşmesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Abbas, İngiltere’nin 22 Eylül'de Filistin devletini tanıdığının duyurulması beklenen açıklamasına birkaç hafta kala, ABD'nin Gazze'de ateşkes için açıkladığı öneriden bir gün sonra, pazartesi günü İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile bir araya geldi.

Independent Arabia’ya konuşan Filistinli bir diplomat, Abbas'ın İngiltere ziyaretinin başlıca amacının, Avrupa'yı bir araya getirerek ABD'yi Filistin heyetinin New York'a girişini yasaklama kararını geri almaya ikna etmek olduğunu açıkladı.

Filistinli diplomat, BM Genel Kurul toplantılarına birkaç gün kala 17 Eylül'de Londra'yı ziyaret edecek olan ABD Başkanı Donald Trump'ın İngiltere'ye Filistin'i tanımayı ertelemesi için baskı yapacağına dair endişeler olduğunu doğruladı.

Bu yüzden Abbas, İngiltere'ye aceleyle gitti ve Londra’nın Filistin devletini tanınmasını sağlamak için proaktif çabalar gösterdi. İngiltere’nin ardından, Suudi Arabistan ile birlikte ‘iki devletli çözüm konferans’ için öncülük eden Fransa'nın da tanıma kararı alması bekleniyor.

Londra'dan olumlu göstergeler

Bu hafta Yvette Cooper'ın David Lammy'nin yerine Dışişleri Bakanı olarak atanmasının ardından Filistinliler, bu gelişmenin Lammy'nin görev süresi boyunca daha katı bir tutum sergileyen İngiltere'nin özellikle de sağ kanadın Başbakan Starmer'a baskıları nedeniyle politika değişikliği yapması beklentisi varken İsrail'e yönelik söylemlerinde bir değişikliğe yol açacağından endişe duyuyor. Bu endişeler, Cooper'ın İçişleri Bakanı olarak, İngiltere genelinde İsrail'e karşı kitlesel gösteriler düzenleyen Palestine Action grubunu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmak için çaba sarf ettiği önceki çabaları yüzünden daha da arttı.

Ancak Filistinli diplomatlara göre Abbas, Starmer'dan İngiltere'nin Filistin'i tanıma kararını uygulamaya devam edeceğine dair güven verici mesajlar ve taahhütler aldı. Londra'nın Trump'a Filistin heyetine getirdiği vize yasağını kaldırması için müdahale edip etmeyeceği henüz belli değil, ancak Filistinliler, Washington'dan geri adım atmasını ve Filistin heyetinin New York'a girmesine izin vermesini isteyen Avrupa Birliği'ne (AB) güveniyor.

Independent Arabia ile yaptığı röportajda, Filistin Yönetimi siyasi danışmanı Munir el-Cagub, ülkesinin İngiltere Başbakanı'ndan bu ay Filistin Devleti'ni resmen tanıma taahhüdünü teyit eden olumlu sinyaller aldığını söyledi.

Abbas-Starmer görüşmesinde ayrıca Filistin devletinin tam sorumluluk üstlenerek iyileştirme ve yeniden inşa planını uygulamasına olanak sağlanması ve ‘sömürgeci yerleşim birimlerinin genişletilmesi, yerleşimci terörizmi ve ilhak’ dahil olmak üzere tüm tek taraflı önlemlerin durdurulması konuları ele alındı.

Filistin Devlet Başkanı Abbas, Londra'yı ziyaret ederken, İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog'un salı günü Londra’yı ziyaret etmesi planlanıyor. Buna karşın İşçi Partisi'nin önde gelen isimleri, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşını protesto etmek amacıyla Starmer'ın Herzog ile görüşmeyi reddetmesi çağrısında bulundu.

ABD’nin Filistin heyetine getirdiği vize yasağının arka planında ne var?

Filistinli yetkililer, ABD'nin iki devletli çözüm konferansını reddetmesi karşısında şaşırmış değiller, ancak Washington'ın Filistin heyetinin New York'a girişini engellemesini de beklemiyorlardı. Bazıları, vize yasağının Batı'nın Filistin devletini tanımasının ciddiyetini ve etkisini gösterdiğini belirtirken, yetkililerden biri Washington'ın gözünde en katı çizgide olan İranlı yetkililerin, eski ABD’li yetkililerin onları engelleme taleplerine rağmen daha önce Genel Kurul'a katılmalarına izin verildiğine dikkati çekti.

Independent Arabia’ya konuşan Filistinli bir diplomat, Filistin Yönetimi'nin Washington'a ABD'ye giriş için başvuruda bulunduğunu ve resmi olarak reddedildiğine dair herhangi bir bildirim almadığını söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 29 Ağustos'taki açıklamasından sonra vize yasağını basından öğrendiklerini belirten Filistinli diplomat, ayrıca, bu kararın sadece New York'a giden heyete değil, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın muafiyet tanıyacağını açıklamasına rağmen, Filistin'in BM daimi temsilciliğindeki diplomatlara da uygulandığını kaydetti.

Filistinli diplomatın açıklamasına göre Filistin Yönetimi, iki devletli çözüm konferansını Cenevre'deki BM’nin ikinci genel merkezine taşımak da dahil olmak üzere alternatif seçenekleri değerlendirdi, ancak henüz bu konuda bir karar almadı. Filistin Yönetimi, Batılı ülkeleri, Trump yönetiminin kararını yeniden gözden geçirmeye çağırmak için çabalarını sürdürürken, ABD’nin Filistin heyetine getirdiği vize yasağı 1988 yılında Yaser Arafat'ın New York'a girişinin yasaklanmasını akıllara getirdi.

Kararın alınmasından birkaç gün sonra, Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh de dahil olmak üzere üst düzey Filistinli yetkililer, Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap ülkeleri ve Batı ülkeleriyle konferans hakkında görüşmek üzere derhal harekete geçerek Filistin Yönetimi'nin 1947 BM Genel Kurul kararının ihlali olarak gördüğü bu kararı ABD'nin geri almasını talep ettiler.

Filistinli diplomatlardan bir diğeri, Hüseyin el-Şeyh'in geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan'ı ziyaretinin ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya doğrudan bir mesaj göndermeye karar verdiğini söyledi. Filistinli diplomata göre Hüseyin el-Şeyh mesajda, ABD'nin vize yasağı getirme gerekçelerini çürüttü ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın iddialarının aksine, Filistin Yönetimi'nin antisemitizmi reddettiğini ve askeri çözümleri teşvik etmediğini vurguladı.

Öte yandan Trump yönetimi, Filistin Yönetimi'ni ‘terörizmi ve 7 Ekim saldırısını kınamamakla’ suçlayarak tartışmalı kararını savunurken Filistin Yönetimi'nin Filistin devletinin tek taraflı olarak tanınması için gösterdiği çabaları kınadı.

ABD'nin Gazze'deki savaşı sona erdirmeye yönelik önerisi

İngiltere, Filistin ve İsrail ile görüşmelerini sürdürürken İsrail, Hamas'ı teslim olmaya ve rehineleri serbest bırakmaya zorlamak için ‘devasa bir fırtına’ ile Gazze'de yıkımı artıracakları tehdidinde bulundu. Tel Aviv, ABD'nin ateşkes önerisini kabul ederken Hamas, ABD'nin önerisini değerlendirdiğini açıkladı.

ABD Başkanı Trump pazar günü yaptığı açıklamada Gazze için Hamas'ın elinde tuttuğu tüm rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmanın yakında sağlanabileceğini belirtti. Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar bugün yaptığı açıklamada, İsrail'in ABD'nin önerisini kabul ettiğini ve rehinelerin serbest bırakılması ve hareketin silahlarını teslim etmesini de içeren savaşı sona erdirecek kapsamlı bir anlaşmayı kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Savaş, 2023 yılında Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların İsrail'in güneyine düzenlediği saldırının ardından patlak verirken aralıklarla varılan iki ateşkes anlaşmasıyla kesintiye uğradı. Bunlardan ilki 2023 kasım ayında yapıldı, ikincisi ise bu yılın ocak ayından mart ayına kadar sürdü.

Savaş boyunca, savaşı sona erdirmek için yapılan müzakereler, İsrail'in Hamas'ın tüm rehineleri serbest bırakmasını ve silahlarını teslim etmesini şart koşması, Hamas'ın ise Filistinliler bağımsız bir devlete kavuşana kadar silahlarını teslim etmeyeceğini söylemesi nedeniyle tıkanmış durumda.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe