İsrail'in Katar'a saldırısı: Netanyahu, Trump'ın dikkati çeken olumsuz tutumuyla sınırlarını test ediyor

Washington'daki basın toplantısının ardından Trump ve Netanyahu (Reuters)
Washington'daki basın toplantısının ardından Trump ve Netanyahu (Reuters)
TT

İsrail'in Katar'a saldırısı: Netanyahu, Trump'ın dikkati çeken olumsuz tutumuyla sınırlarını test ediyor

Washington'daki basın toplantısının ardından Trump ve Netanyahu (Reuters)
Washington'daki basın toplantısının ardından Trump ve Netanyahu (Reuters)

Brian Katulis

İsrail'in bu hafta Katar'daki Hamas liderlerine yönelik sürpriz saldırısı, Trump yönetiminin ikinci döneminin Gazze’deki savaşı sona erdirme hedefini büyük ölçüde gerçekleştiremediğinin en son göstergesi oldu.

Saldırıdan üç gün sonra perşembe günü öğleden sonra konuşan ABD Başkanı Donald Trump, diplomatik bir çözüm için belirsiz bir umut dile getirerek “İsrail'in Katar'a saldırısının, rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze'de ateşkes için yürütülen müzakereleri etkilememesini umuyorum. Rehinelerin serbest bırakılmasını ve bunun bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump yönetiminin Ortadoğu'ya yaklaşımının en tuhaf yönlerinden biri, Gazze'deki savaşa verdiği tepkinin çarpıcı pasifliği oldu. ‘Pasiflik’ kelimesi, birçok kişinin Trump ile ilişkilendireceği bir kelime olmasa da bu durum kısmen Beyaz Saray'dan hemen her gün yapılan çılgın hızdaki açıklamalar ve eylemlerden kaynaklanıyor.

“İsrail'in Gazze ve bölgenin diğer yerlerinde gerçekleştirdiği eylemler, Trump'ın en büyük hedeflerinden biri olan Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasını ve İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme anlaşması sağlanmasını engelliyor. Trump, bu hedefe ulaşmak için benzersiz bir gayretle çalışıyor.   

Trump, Gazze Şeridi'nin tamamen ABD’nin kontrolü altına alınması ve pitoresk (resimsi) bir ‘Gazze Rivierası’ kurulması gibi, dünyanın dikkatini çeken provokatif açıklamalar yapmaya özen gösteriyor. Öte yandan Trump, geçtiğimiz haziran ayında İran'a yapılan ani saldırı ve bu ay Venezuelalı uyuşturucu kaçakçılarına yönelik saldırı gibi hedefli açıklamalara benzer gösterişli tedbirlerle öne çıkıyor. Ancak bu hamleleri, bu alanların herhangi birinde kalıcı sonuçlar doğuracak tutarlı bir stratejik yaklaşımla karıştırmamalıyız.

Trump, İsrail-Filistin cephesinde ise İsrailli rehinelerin serbest bırakılması ve çatışmanın sona ermesi konusundaki beklentileri yükseltti. Ancak, İsrail'in öngörülemez eylemleri bir yandan bölgeyi istikrarsızlaştırırken diğer yandan sahada istediği gibi hareket etmesine olanak tanıdı. İsrail'in Gazze ve bölgenin diğer yerlerinde gerçekleştirdiği eylemler, Trump'ın en büyük hedeflerinden biri olan Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasını ve İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme anlaşması sağlamasını engelliyor. Oysa Trump bu hedefe ulaşmayı çok istiyor. Ancak şimdiye kadar ABD'nin Arap-İsrail sorununa yönelik politikasında stratejik bir değişiklik olmadı.

Yüksek ses, küçük sopa

Bu durum, ABD’nin eski başkanlarından Theodore Roosevelt'in ünlü sözü “Yumuşak konuş, sert davran” ile özetlenebilecek dış politika ilkesiyle tam bir tezat oluşturuyor. İsrail'in 9 Eylül'de Katar'daki Hamas yetkililerine yönelik eşi görülmemiş saldırısı, NATO dışında, bölgedeki en büyük ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan önemli bir ABD müttefikinin, başta İsrail olmak üzere bölgesel aktörlerin, Trump yönetiminin birçok açıdan kenarda durduğu bu bölgenin dinamikleri üzerindeki etkisinin boyutunu gösteriyor.

Trump, ocak ayında ikinci dönemi için göreve başladığında ateşkes anlaşması imzalamak ve rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak gibi güçlü bir başlangıç yapmasına rağmen, o zamandan beri odak noktasını kaybetti. Sosyal medyada paylaştığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Gazze’de hayali bir sahilinde rahat bir şekilde görünen tuhaf yapay zeka tarafından üretilmiş video, birçok kişiyi şaşırttı ve özellikle de göreve başlamadan önce ulaştığı ateşkes anlaşmasının uygulanmasını sağlamak için yeterli baskı uygulamamış olması nedeniyle endişelendirdi.

İsrail'in Gazze ve bölgenin diğer yerlerinde gerçekleştirdiği eylemler, Trump'ın en büyük hedeflerinden biri olan Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasını engelliyor.

Kahire'de geçtiğimiz mart ayında düzenlenen Arap Birliği Olağanüstü Zirvesi, Gazze'nin uzun vadede yeniden inşası ve kalkınması için taahhütler içeren ayrıntılı bir plan ortaya çıktı ve Filistin devletinin kurulması taahhüdü teyit edildi. Ancak Trump'ın ekibi bu fikirleri görmezden geldi ve bununla anlamlı bir şekilde ilgilenmedi. İsrail, müzakerelerde Hamas'a baskı uygulamak amacıyla, askeri harekatını yeniden başlatarak ve insani yardımı kesmek de dahil olmak üzere Gazze'ye boğucu bir abluka uygulayarak mart ayında ateşkesi sona erdirdi.

Trump yönetimi, Gazze'deki insani durum daha da kötüleşince Gazze İnsani Yardım Vakfı’nı (GHK) kurdu. Bu vakıf, Filistinlilerin ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yardım almayı bekleyen en az bin kişinin ölümüne yol açan kusurlu bir yardım mekanizmasıydı. Belki de çok daha fazlası. Bu arada Trump, ekibinin yeni bir ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için bir anlaşma sağlayacağına dair ara sıra açıklamalar yaptı. Hatta Katar ve Mısır gibi arabulucular aracılığıyla değil, doğrudan Hamas ile görüşmek gibi alışılmadık bir adım attı.

fvghyju
İsrail'in Katar'ın Doha kentinde Hamas liderlerine düzenlediği saldırının ardından hasar gören bir bina, 9 Eylül 2025 (Reuters)

Ancak, tüm bu adımlar ateşkesin sağlanmasına yetmedi. Bu çatışmayı sürdürülebilir bir şekilde sona erdirmek için tutarlı bir diplomatik çerçeve bulunmadığından, İsrail'in askeri operasyonu devam ediyor. Trump'ın bir gün içinde bunu başarabileceğine dair vaatlerine rağmen, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında barış anlaşmasına varamaması ile bu durum arasında birçok yönden bazı paralellikler var. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Trump'ın savaşı sona erdirme çabalarını görmezden gelmeye devam ederken, Netanyahu da aynı şeyi yapıyor ve Trump'ın sınırlarını ve bu süreçte onu ne kadar zorlayabileceğini test ediyor. Trump'ın birçok önemli dış politika meselesinde öngörülemez ve dikkat dağıtıcı diplomasisinin sonuçsuz kaldığı herkesçe biliniyor.

Güçlü liderlik ve ortaklarla yakın iş birliği olmadan İsrail mevcut yolunda ilerlemeye devam edecek gibi görünüyor.

Eksik unsurlar

Bu konuda daha iyi sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunabilecek iki önemli unsur eksik. Bunlardan birincisi, barışa yol açacak kalıcı bir ateşkes için güvenilir bir formül ve vizyon geliştirmeyi amaçlayan ABD'nin diplomatik liderliğine geri dönülmesi. Bu unsur, daha tutarlı bir stratejik odaklanma ve bu sorunları ele almak için ABD yönetimi içinde özel bir ekip gerektirir, ancak bunların hiçbiri ufukta görünmüyor.

İkinci unsur ise İsrail ile resmi ilişkileri olan Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Fas gibi Arap ülkelerinden ortakların yanı sıra İsrail'e ihtiyaç duyduğu güvenceyi sağlayacak şekilde Filistinlilere diplomatik, ekonomik ve güvenlik desteği sağlayabilecek olan Suudi Arabistan, Katar ve Umman gibi ülkelerle daha yakın iş birliği içinde çalışmaktır.

Bu iki unsur, yani güçlü liderlik ve ortaklarla yakın iş birliği, eksik olduğunda İsrail mevcut yolunda ilerlemeye devam edecek ve Trump yönetimi Ortadoğu'da barışa ulaşma hedefinden uzak kalacak.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.