Tommy Robinson’ın ırkçılık ve suç geçmişi

Robinson’ın arkasında kim var?

Görsel: Eduardo Ramon
Görsel: Eduardo Ramon
TT

Tommy Robinson’ın ırkçılık ve suç geçmişi

Görsel: Eduardo Ramon
Görsel: Eduardo Ramon

Con Coughlin

Elon Musk'ın bu ayın başlarında Londra'da düzenlenen göçmen karşıtı bir gösteride boy göstermesi, Birleşik Krallık'ta düzensiz göçmenlerin sayısı ve etkisi konusunda son derece kutuplaşmış tartışmaları körükleyen İngiliz sağcı aktivist Tommy Robinson'ın artan nüfuzunun adeta bir kanıtıydı.

Musk, Robinson tarafından düzenlenen ve organizatörlerin tahminlerine göre 150 bin kişilik büyük bir kalabalığın katıldığı mitingde baş konuşmacıydı.

Göçmen karşıtlarının düzenlediği ‘Birleşik Krallık'ı Birleştirin!’ gösterisi sebebiyle Londra'nın merkezinde şiddetli çatışmalar yaşanırken en az yirmi beş kişi tutuklandı. Polis, güvenlik bariyerlerini aşmaya çalışan protestocuların fiziksel ve sözlü saldırılarına maruz kaldı. Şiddet olayları sırasında 26 polis memuru yaralandı.

Gerçek adı Stephen Yaxley-Lennon olan Robinson, kalabalığa hitap ederek, yasadışı göçle mücadele konusundaki fikirlerini tekrarlayan politikacıları eleştirdi ve İngiltere mahkemelerinin ‘yerel halkın’ haklarından çok, yasadışı göçmenlerin haklarına öncelik verdiğini iddia etti. Bu açıklamaların ardından, İngiltere Temyiz Mahkemesi, sığınmacıların Essex şehrinin Epping kasabasındaki bir otelde konaklamasını engelleyen mahkeme kararını bozdu.

Ancak etkinliğin en önemli olayı, ABD’li iş adamı Elon Musk’ın sürpriz bir şekilde canlı yayında kalabalığa hitap etmesi oldu. Birleşik Krallık'ta ‘kontrolsüz kitlesel göç’ olarak nitelendirdiği durumu kınayan Musk, Birleşik Krallık’ta ‘hükümet değişikliği’ çağrısında bulundu. Robinson ile yaptıkları sohbette “Harekete geçilmeli” diyen Musk, “Parlamento feshedilmeli ve yeni seçimler yapılmalı” ifadelerini kullandı.

Sohbet sırasında protestoculara ‘şiddet geliyor’ uyarısında bulunan Musk, “Ya savaşırsınız ya da ölürsünüz” dediği için İngiliz politikacılar tarafından sert bir şekilde eleştirildi.

“Etkinliğin en önemli anı, ABD’li iş adamı Elon Musk'ın sürpriz bir şekilde canlı yayında kalabalığa seslenmesi oldu. Musk, Birleşik Krallık'ta ‘kontrolsüz kitlesel göç’ olarak nitelendirdiği durumu kınadı ve ‘hükümet değişikliği’ çağrısında bulundu.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın sözcüsü bu eleştirilere yanıt vererek, “Birleşik Krallık adil, hoşgörülü ve saygılı bir ülkedir” dedi. Sözcü, ‘İngiliz halkının en son istediği şeyin bu tür tehlikeli ve tartışmalı söylemler olduğunu’ da sözlerine ekledi.

Musk'ın mitinge katılımı tartışma yaratırken son zamanlarda Musk’ın dünyanın en prestijli bilim kurumu olan Royal Society'den üyeliğinin iptal edilmesi yönünde artan çağrılara yol açtı.

Starmer hükümeti, bu yıl sayısı 30 bini aşan düzensiz göçmenlerin Birleşik Krallık'a akışını durdurmak için mücadele ederken Robinson, mitingteki kalabalık ve Musk gibi tanınmış bir konuşmacıyı çekebilme gücünün, onun uzun süredir sürdürdüğü göçmen karşıtı kampanyasının ivme kazandığının kanıtı olduğunu vurguladı.

Kalabalık aşırı sağcı sloganlar atarken, bazıları İngiltere bayrakları, Aziz Yorgi Haçı (Saint George's Cross) bayrakları ve İsrail bayrakları taşıyarak aşırı sağcı parti Ulusal Cephe'nin (NF) adını haykırdı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Robinson, aşırı sağcı bir aktivist olmasının yanı sıra, geçmişte Amerikan sağcı destekçilerinden finansal destek almış olan hüküm giymiş bir suçlu. Eski bir İngiliz Ulusal Partisi (BNP) üyesi olan Robinson, 2009 yılında İngiliz Savunma Ligi'ni (EDL) kurdu ve 2013 yılına kadar bu örgütün liderliğini yaptı.

Kalabalık aşırı sağcı sloganlar atarken, bazıları “Ulusal Cephe”nin adını haykırarak Birleşik Krallık, Aziz Yorgi Haçı ve İsrail bayrakları salladı.   

Robinson'ın siyasete olan ilgisi, memleketi Luton'da meydana gelen değişikliklerin farkında olmasından kaynaklanıyor gibi görünüyor. Takipçileri birçok terörist komploya karışmış olan aşırılık yanlısı İslamcı ağ ‘Al-Muhajiroun’ Luton'da güçlü bir nüfuz alanına sahipti. Bu yüzden Robinson ve destekçileri, polisin sokaklarında ‘radikal İslamcılık’ tehdidini ele almadaki başarısızlığı veya ihmali konusunda endişelenmeye başladı.

Robinson, 2012 nisanında aşırı sağcılık konusunu ele alan BBC programı The Big Questions'a katıldı. Program sırasında, İngiliz Müslüman yorumcu Mo Ansar onu kendisi ve ailesiyle akşam yemeğine davet etti. Bu davetin ardından on sekiz ay süren toplantılar yapıldı. Bu toplantılarda radikal İslam, aşırılık sorunu ve Müslümanların toplumdaki yeri tartışıldı. Bu toplantılar, BBC tarafından yayınlanan When Tommy Met Mo adlı belgesel filmde kayıt altına alındı.

gfhn
Londra'da aşırı sağ tarafından düzenlenen bir gösteriye katılan Tommy Robinson (AFP)

Robinson, 2015 yılında o yıl Avrupa'da göç krizinin doruk noktasında Dresden'de kurulan Alman göçmen karşıtı örgüt Pegida'nın İngiliz şubesi Pegida UK'ye katılarak İslam karşıtı protestolara geri döndü. Robinson, Pegida tarafından geçtiğimiz ekim ayında düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada ‘İslamcı teröristler’ olarak tanımladığı kişilerin mülteci kılığında ülkeye sızdıklarını iddia etti ve bunun karşı koyulması gereken bir tehdit olduğunu söyledi.

Robinson, 2017 ile 2018 yılları arasında Amerikalı Yahudi milyarder Robert Schellman'dan mali destek aldıktan sonra, Kanadalı Rebel News internet sitesine İngiliz muhabiri olarak katıldı. İslam dinine düşmanlığıyla tanınan kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan David Horowitz Freedom Center tarafından yönetilen ‘Schillman Fellowship’ adlı bu destek, Robinson'un kamuoyundaki imajını iyileştirmesini ve kendisini profesyonel bir ‘gazeteci’ olarak sunmasını sağladı. The Observer'da yer alan haberlere göre Robinson bu dönemde 85 bin sterlin aldı.

Robinson, son 20 yılda beş kez hapis yattı.

Robinson, son 20 yılda beş kez hapis cezasına çarptırıldı. İlk mahkumiyeti 2005 yılında, fiili saldırı, tutuklanmaya direnmeye çalışan görev dışı bir polis memuruna saldırı ve yerde yatarken kafasına tekme atma suçlarından oldu.

Ardından, 2013 yılında ABD’ye girmek için pasaport sahteciliği ve kullanımı suçlarından hapse atıldı. Robinson, 2019 yılında, mahkumiyetinden bir yıl önce bir çocuk cinsel istismar çetesinin yargılanmasına yasadışı müdahalesi nedeniyle mahkemeye itaatsizlik suçundan tekrar hapse atıldı.

Robinson'ın 2021 yılında, bir gazeteci ve onun hukuk ortağını taciz ettiği gerekçesiyle beş yıl boyunca onlara yaklaşmasını yasaklayan bir mahkeme kararı çıkarıldı. Ayrıca Huddersfield'da bir Suriyeli öğrenciye iftira attığı için de mahkum edildi. Ancak, tekrar suç işleyen Robinosn, bu defa mahkemeye itaatsizlikten bir başka hüküm giyerek 2024 yılının ekim ayında 18 ay hapis cezası aldı.

Bu ayki ‘Birleşik Krallığı Birleştirin!’ etkinliğinde kalabalığa hitap eden Robinson, “Saldırıya uğrayan ve ihlal edilen sadece İngiltere değil, tüm Batı ülkeleri aynı sorunla, yani kasıtlı ve organize bir istila ve gözlerimizin önünde gerçekleşen Avrupa vatandaşlarının yerini alma süreciyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

Daha sonra BBC'ye olayla ilgili yorum yapan bir devlet bakanı, Robinson'un sözlerini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi. Öte yandan Ekonomi Bakanı Peter Kyle, barışçıl protestoların toplanma özgürlüğü ve ifade özgürlüğü dahil olmak üzere temel özgürlüklerin meşru bir şekilde kullanılması olduğunu vurguladı.

Bakan Kyle, bu tür anların, iktidarda olanların göçmenlik sorunu da dahil olmak üzere toplumu rahatsız eden derin endişeleri gidermek için daha fazla çaba sarf etmeleri için ‘acil çağrılar” olduğunu ekledi. Robinson gibi kişilerin ‘İngiliz toplumunda var olan endişe ve adaletsizlik duygularını istismar edebildiklerini’ belirten Ekonomi Bakanı, “Beni en çok endişelendiren, toplumumuzda ve diğer toplumlarda, özellikle demokratik olanlarda var olan bölünmeler. Şu anda bölünme artık sol ve sağ arasında değil” diye devam etti.

Kyle, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun büyük bir kısmı, küresel finansal kriz ve bunun ülke çapındaki yerel topluluklar üzerinde yarattığı derin etkiye kadar uzanıyor ve o zamandan beri sosyal dokumuzu onarmayı henüz başaramadık.”

Birleşik Krallık Avam Kamarası’nda en uzun süre görev yapması ve Afrika kökenli ilk milletvekili olması nedeniyle ‘Meclisin annesi’ olarak bilinen deneyimli milletvekili Diane Abbott, aynı gün karşı yürüyüşe katıldı ve daha sonra o gün yaşadıklarını anlatan bir makale yayınladı.

Makalede şu ifadeler yer aldı:

“Bazı yorumcular, bu tür eylemlerin yalnızca marjinal grupların hoşnutsuzluğunun bir ifadesi olduğunu savunuyor. Ancak merak ediyorum: Bu yorumcular Londra'nın merkezinde bulunmuş ve Aziz Yorgi Haçı bayraklarını düşmanca bir tavırla taşıyan (neredeyse tamamı erkek olan) kalabalığı, bazılarının polis memurlarına saldırıp benim gibi insanlara tükürdüğünü kendi gözleriyle görmüş olsalardı, fikirlerini değiştirirler miydi?”

Robinson'un aşırı sağcı, göçmen karşıtı kampanyasının Birleşik Krallık'taki politikacıların büyük çoğunluğu tarafından geniş çapta kınandığına şüphe yok. Ancak, hareketin Elon Musk gibi önde gelen isimleri konuşmacı olarak çekebilme yeteneği, bunun İngiltere’nin siyasi ve sosyal manzarasında göz ardı edilemeyecek bir fenomen olduğunu kanıtlıyor.



Çin-ABD teknoloji yarışı kızışıyor: Yapay zeka stratejik varlığa dönüştü

Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)
Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)
TT

Çin-ABD teknoloji yarışı kızışıyor: Yapay zeka stratejik varlığa dönüştü

Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)
Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)

Çin hükümetinin, Meta'nın Manus'u satın alma işlemini durdurması, Washington-Pekin hattındaki teknoloji rekabetini kızıştırdı.

Vuhan'da üç mühendis tarafından kurulan Manus, otonom görevleri yerine getirebilen yapay zeka ajanıyla Silikon Vadisi'nin dikkatini çekmişti.

2025'in sonunda Meta, şirketi satın almak için anlaşmaya varmıştı. Bu gelişme, Çinli bir girişimin küresel pazara açılması için önemli bir fırsat olarak görülüyordu.

Ancak Pekin yönetimi, DeepSeek'ten sonra çok konuşulan yapay zeka şirketinin CEO'su Xiao Hong'la baş bilim insanı Ji Yichao'ya geçen ay yurtdışına çıkış yasağı getirmişti.

Çin hükümeti, ocak ayında süreçle ilgili inceleme de başlatmıştı. Ülkenin ana ekonomik planlama organı Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu'ndan (NDRC) pazartesi günü yapılan açıklamada, Manus'un devrinin yatırım kurallarını ihlal ettiğinin belirlendiği bildirilmişti.

New York Times'ın analizine göre, 2 milyar dolarlık anlaşmayı suya düşüren bu adım, Pekin'in yapay zeka teknolojilerini "stratejik varlık" olarak gördüğünü açık biçimde ortaya koydu.

Meta ve Manus'la ilgili son gelişmeler, Washington ve Pekin'in ileri teknoloji üzerinden yürüttüğü jeopolitik mücadeleyi de tırmandırdı.

Haberdeki verilere göre Çinli şirketlerle yabancı yatırımcılar arasındaki anlaşmalar 2021'den bu yana düşüşte. 2024'te işlem sayısı yüzde 73 azalırken, toplam hacim 54 milyar dolardan 7,8 milyar dolara geriledi.

Artan siyasi riskler nedeniyle birçok girişim ve yatırımcı strateji değiştiriyor. Çinli start-up'lar artık daha çok yerel yatırımcılara yönelirken, ABD'li fonlar da regülasyon risklerinden kaçınmak için geri çekiliyor.

Bazı şirketlerse Singapur gibi üçüncü ülkeler üzerinden küreselleşmeye çalışıyor. Örneğin TikTok'un sahibi ByteDance ve moda firması Shein, merkezlerini Singapur'a taşımıştı.

Geçen yıl Çin'de kurulan Manus da kısa süre içinde Singapur'a taşınmış, daha sonra da Meta tarafından satın alınmıştı.

Uzmanlara göre Çin'in müdahalesi yalnızca tek bir anlaşmayı değil gelecekteki benzer işlemleri de etkileyebilir.

Diğer yandan Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) yayın organı Global Times'ın analizinde, Pekin yönetiminin Manus'la ilgili adımı ABD'yle jeopolitik rekabet nedeniyle atmadığı savunuluyor.

Yapay zeka, veri ve algoritmaları içeren anlaşmaların "hiçbir zaman sıradan ticari işlemler olarak değerlendirilmediği" belirtilirken, Çin'in "stratejik teknoloji sektörlerinde güvenlik incelemeleri" yapma hakkına sahip olduğu ifade ediliyor.

Independent Türkçe, New York Times, Global Times


Zohran Mamdani'den Kral III. Charles'a elmas çıkışı: İade etmelisiniz

Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)
Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)
TT

Zohran Mamdani'den Kral III. Charles'a elmas çıkışı: İade etmelisiniz

Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)
Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, ABD'yi ziyaret eden Kral III. Charles'la birebir görüşmeyi reddetti.

Mamdani, Manhattan'da dün düzenlenen basın toplantısında Kral Charles'la birebir görüşme yapıp yapmayacağına dair soruları yanıtladı.

Belediye başkanı, Kral Charles'la 11 Eylül Anıtı ve Müzesi'ndeki törene katılacağını ancak Britanya monarşisinin başındaki isimle etkileşiminin bununla sınırlı kalacağını söyledi.

Kral Charles'la özel bir görüşme yapsa ne konuşacağı sorulduğundaysa Mamdani, "Muhtemelen ona Kuh-i Nur'u iade etmesini önerirdim" yanıtını verdi.

34 yaşındaki Mamdani'nin, 1840'larda Britanya İmparatorluğu'nun kolonisiyken 11 yaşındaki bir Hint prensinden alınarak Kraliçe Victoria'ya sunulan 105,6 karatlık elmasa atıfta bulunması ABD ve İngiliz basınında geniş yankı uyandırdı.

Mamdani, Uganda'nın başkenti Kampala'da Hint asıllı Ugandalı akademisyen Mahmood Mamdani ile Hindistanlı film yapımcısı Mira Nair'in oğlu olarak dünyaya geldi.

Telegraph'ın haberinde, postkolonyalizm alanında çalışan Mahmood Mamdani ve eşinin de elmasın geri gönderilmesi gerektiğini savunanlar arasında yer aldığına dikkat çekiliyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani'nin, Charles ve eşi Camilla'yla konuştuktan sonra törende genellikle onlardan uzakta durması da dikkat çekti.

Mamdani'nin sözcüsü Joe Calvello şu açıklamayı yaptı:

Belediye başkanı genel olarak bir kral fikrine karşı.

New York Times'ın aktardığına göre Mamdani'nin adı, Charles'ın Harlem'deki ziyaretine katılacak kişiler arasında da geçiyordu. Ancak belediye başkanı, kralın kentsel tarım alanında faaliyet gösteren kâr amacı gütmeyen Harlem Grown'a yaptığı ziyarete katılmadı.

Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu. 

Independent Türkçe, Guardian, Telegraph, New York Times


İran savaşının ABD’ye maliyeti açıklanandan çok daha yüksek

Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)
Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)
TT

İran savaşının ABD’ye maliyeti açıklanandan çok daha yüksek

Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)
Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran savaşının şimdiye dek 25 milyar dolara mal olduğunu söylese de uzmanlar gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Diğer yandan Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayla Tahran'ı geri adım atmaya zorlayan Washington, bölgedeki gemi trafiğini normale döndürmek için alternatif koalisyon kurma peşinde.

Pentagon yetkilisi Jules Hurst, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'ne dün yaptığı açıklamada, İran savaşı için şimdiye kadar yaklaşık 25 milyar dolar harcandığını söyledi. Hurst, bu miktarın çoğunun mühimmatlara gittiğini belirtti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise sözkonusu miktara hasar gören ABD üslerinin onarımı gibi masrafların dahil olup olmadığına ilişkin açıklama yapmayı reddetti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan Amerikalı yetkililere göre, ABD'nin savaşta hasar gören Ortadoğu'daki askeri tesislerinin onarımı ve askeri ekipmanın yenilenmesi de hesaba katıldığında gerçek maliyet 40 ila 50 milyar dolara yükseliyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü.

İran ise İsrail'in yanı sıra ABD'nin müttefiki Körfez ülkelerine misilleme yapmıştı. İran ordusu ve Tahran destekli Şii milislerin saldırılarında Bahreyn, Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Katar'daki ABD askeri üsleri hedef alınmıştı.

Misillemelerde ABD ordusuna ait füze bataryalarına bağlı radar sistemleri hasar görmüştü. Ayrıca Suudi Arabistan'daki ABD üssüne düzenlenen saldırıda Amerikan Hava Kuvvetleri'ne ait E-3 Sentry uçağı imha edilmişti.

Komitedeki Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna da 25 milyar doların gerçekçi olmadığını söyledi. Pentagon yetkilileri, daha önce Kongre'ye savaşın yalnızca ilk 6 gününde yaklaşık 11 milyar dolar harcandığını bildirmişti.

Diğer yandan ABD ve İran arasındaki anlaşmazlık nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik her geçen gün artıyor.

Wall Street Journal'ın haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı, yabancı ülkelerin misyonlarına, gemilerin bölgeden geçişini sağlayacak yeni bir uluslararası koalisyon kurulmasını istediklerini bildiren notlar gönderdi.

Koalisyonun bilgi paylaşımı yapacağı, diplomatik koordinasyon sağlayacağı ve muhtemel yaptırımları uygulayacağı belirtildi. Bunun, Birleşik Krallık ve Fransa'nın önerdiği ortak deniz misyonunu tamamlayıcı nitelikte olacağı ifade edildi.

CNN'in analizinde, Trump'ın ablukayı uzatarak Tahran'ı yıldırmaya çalıştığı belirtiliyor. Ancak artan petrol fiyatları ve enflasyon riskinin, kasımda ABD'de düzenlenecek ara seçimler öncesi Trump'ın elini zayıflatabileceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca uzmanlar, ekonomik şartların kötüleşmesiyle İran'da rejim karşıtı protestoların patlak verebileceğini ancak bu şartların olgunlaşmasının uzun süre alacağını söylüyor.

Bazı analistler, Ali Hamaney'in öldürülmesine rağmen geri adım atmayan ve onlarca yıldır Batı yaptırımları altında yaşayan İran'ın, sadece ekonomik kriz yüzünden teslim olmayacağını vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, CNN