Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması: Köklü bir ortaklığın kurumsallaştırılması

Tarihi ittifakın pekiştirilmesi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması: Köklü bir ortaklığın kurumsallaştırılması

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)

Kemal Allam

Suudi Arabistan eski istihbarat şefi Prens Türki el-Faysal, Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki ilişkiyi “resmi bir anlaşma olmaksızın dünyadaki her tür ilişkiden daha yakın ilişki” olarak tanımlamıştı.

Bu deklare edilmemiş ittifak, Süveyş Savaşı'ndan ilk Yemen iç savaşı, Afgan savaşı ve Körfez Savaşları'na kadar birçok önemli dönüm noktasında ayakta kaldı. Bu ittifak, dini bağlara dayalı ve olmasaydı Pakistan’ın tekrarlayan mali krizlerinin üstesinden gelemeyeceği onlarca yıllık Suudi Arabistan mali desteğiyle desteklenen, bir güvenlik formülü ve ortaklık yarattı.

Ancak Prens Türki Faysal'ın bahsettiği bu “yazılı olmayan antlaşma”, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif arasında Riyad'da yapılan bir görüşmede duyurulan savunma anlaşmasıyla resmen pekiştirildi.

Uluslararası medya kuruluşları bu gelişmeyi sansasyonel bir şekilde ele alarak, kendisinden “İslami bomba” veya Pakistan'ın Suudi Arabistan'a sağlayabileceği “nükleer şemsiye” şeklinde bahsettiler ya da Doha saldırısının bu anlaşmanın katalizörü olduğunu ifade ettiler.

Hindistan'ın bölünmesinin ardından Suudi Arabistan hem Hindistan hem de Pakistan ile yakın ilişkilerini sürdürdü, lakin Riyad'ın Pakistan'a olan ilgisi özel bir nitelik kazandı

Ancak bu şaşırtıcı olmamalı. Prens Türki Faysal ve Suudi Arabistanlı yetkililerin onlarca yıldır defalarca vurguladığı gibi, Suudi Arabistan ve Pakistan, dünyadaki en güçlü ikili ilişkilerden birine sahip. Artan küresel belirsizlik gölgesinde ve Körfez ülkelerini endişelendiren, giderek daha öngörülemez hale gelen İsrail davranışları arasında, gayri resmi bir formülden resmi bir savunma mekanizmasına geçiş, bu anı Ortadoğu'da gerçek bir stratejik dönüm noktası haline getiriyor.

Bağlardan ittifaka yakın tarih

Suudi Arabistan, Pakistan'ın kurulmasından ve hatta Arap Yarımadası'nda petrolün keşfinden önce, Britanya Hindistanı Müslümanlarıyla yakın bağlar kurmuştu. O dönemde, bir dizi Hint yerel hükümdarı, kurucu kral Abdulaziz Al Suud'u desteklemişti.

1940 yılında Prens Suud bin Abdulaziz, Hindistan'daki birçok önemli Müslüman aileyi ziyaret etti ve Karaçi de uğrak yerlerinden biriydi.

hy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile el sıkışıyor (SPA)

Hindistan'ın bölünmesinin ardından Suudi Arabistan hem Hindistan hem de Pakistan ile yakın ilişkilerini sürdürdü, lakin Riyad'ın Pakistan'a olan ilgisi, 1948'deki Birinci Arap-İsrail Savaşı'nın ardından, güçlü askeri yanı nedeniyle özel bir nitelik kazandı. 1947'den önce, Pakistan ordusunun personelinin yarısından fazlası Kudüs, Amman, Bağdat ve Umman'da konuşlanmış Britanya Hindistanı Ordu’su birliklerindendi. Yeni Pakistan devleti bu askeri mirası devraldı ve kuvvetleri daha sonra Ürdün, Suriye ve Irak gibi yeni kurulan Arap devletlerinin ordularının eğitiminde ve desteklenmesinde aktif bir aktör haline geldi. Ayrıca Suudi Arabistan'ın büyüyen ekonomisini destekledi.

İki ülke arasında nesiller öncesine dayanan derin bağlar var. Pakistanlı doktorlar Kraliyet Sarayı'nda ve Krallık genelindeki kamu ve özel hastanelerde çalıştılar

Londra'daki Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'ndan, Pakistan askeri meseleleri konusunda önde gelen bir uzman olan araştırmacı Ayesha Siddiqa, Riyad ve İslamabad arasındaki yeni savunma anlaşmasının, görünüşte yeni olsa da, özünde bölgedeki İngiliz mirasının bir uzantısı olduğunu vurguladı. Bu askeri ittifak kurumlarla sınırlı kalmadı, önde gelen şahsiyetleri de kapsadı. General Eyüp Han'dan Pervez Müşerref, Rahil Şerif, Kamer Cavid Bacva ve mevcut Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir'e kadar, Pakistanlı komutanlar Suudi Arabistan'da stratejik danışman rolünü üstlendiler. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı General Rahil Şerif, şu anda Riyad merkezli ve Suudi Arabistan tarafından finanse edilen ve desteklenen İslam Askeri Terörle Mücadele Koalisyonu’na liderlik ediyor.

Askeri alanın ötesinde, iki ülke arasında nesiller öncesine dayanan derin bağlar var. Pakistanlı doktorlar, Kraliyet Sarayı'nda ve Krallık genelindeki kamu ve özel hastanelerde çalıştılar.

ghy
Pakistan ile Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalanması sırasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Önde gelen finans figürleri de bu ağın güçlenmesine katkıda bulundu. Örneğin Saad Siddiqui, Suudi Arabistan'da görev yapmış tanınmış bir askeri doktor olan babasının izinden giderek, 2022-2024 yılları arasında New York'taki J.P.Morgan Bankası’nda görev yaptığı süre boyunca, Suudi Arabistan maliye bakanlıklarına danışmanlık yaptı. Benzer şekilde, büyük bir Amerikan finans kuruluşunda Ortadoğu operasyonlarından sorumlu yönetici ortak olan Essam Hamed, birçok Suudi Arabistanlı yetkiliye yatırım danışmanlığı hizmeti veriyor. Kendisi dışişlerinde danışman olarak görev yapmış eski bir diplomatın oğludur. Bu mesleki ve finansal ortaklıklar, Suudi Arabistan devletinin ve toplumunun derinliklerine kadar uzanmış ve iki ülke arasındaki ilişkiyi askeri ittifakın ötesine taşımıştır.

Suudi Arabistan'ın Pakistan için önemi

Birkaç yıl önce, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti sırasında, eski Pakistan başbakanı İmran Han, Suudi Arabistan cezaevlerinde tutuklu bulunan Pakistanlı işçiler sorununu gündeme getirmişti. Suudi Arabistan'ın yanıtı hızlı ve kararlıydı ve yasal veya idari sorunlarla karşılaşan her Pakistanlıya koruma sağlama taahhüdünü teyit ediyordu.

Bu tür açıklamaların genellikle diplomatik nezaketin ötesine geçmediği söylenebilir, ancak Suudi Arabistan sözlerini eyleme de döktü. Sorun birkaç gün içinde çözüldü ve bu, Suudi Arabistan'daki en büyük gurbetçi topluluğunu oluşturan ve sayıları yaklaşık iki milyon olan binlerce Pakistanlıda yaygın bir rahatlama sağladı.

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı habere göre Prens Muhammed bin Selman, Pakistanlıların seyahat ve Hac ziyaretleri için vize işlemlerinin kolaylaştırılmasını, uçak biletlerinde özel tekliflerin sunulmasını, büyük Pakistan şehirlerini Krallığa bağlayan düşük maliyetli havayollarının faaliyete geçirilmesini de sağladı.

Buna karşılık Pakistan Suudi Arabistan'a her zaman özel ilgi gösterdi ve dış ve savunma politikasında ona öncelik verdi. 2015 yılında, Pakistan Yemen savaşına katılmadığında bile, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rahil Şerif, ülkesinin tutumunu netleştirmek için bizzat Riyad'ı ziyaret etti.

Pakistan'ın BAE ve Kuveyt gibi diğer bazı Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde yaşanan soğukluğa rağmen, Suudi Arabistan o dönemde de İslamabad'ı eleştirmekten kaçındı. Nitekim, daha önce de belirttiğimiz gibi, Rahil Şerif daha sonra Suudi Arabistan'daki İslami Askeri Terörle Mücadele Koalisyonu’nun komutasını üstlendi.

Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki ilişki özünde yeni değil; aslında yıllardır varlığını sürdürüyor. Değişen, Prens Muhammed bin Selman ve Münir’in bu uzun süredir devam eden ortaklığı kurumsallaştırıp resmileştirmiş olmalarıdır

Soğuk Savaş sırasında Riyad'ın Pakistan'ın nükleer silah programını desteklemeye katkıda bulunduğu iyi bilinmektedir, ancak bu hiçbir zaman resmi olarak duyurulmadı. Pakistan başbakanları benzer ziyaretler yapmadan önce bile, bazı Suudi Arabistanlı yetkililere Pakistan'daki hassas askeri tesisleri ve nükleer tesisleri ziyaret etme izni verilmişti.

fghyj
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Suudi Arabistan ile ortak bir savunma anlaşması imzalıyor

Pakistan, on yıllar boyunca Suudi Arabistan'a binlerce asker konuşlandırdı ve bu sayı yalnızca Birinci Körfez Savaşı sırasında on binlere ulaştı. Suudi Arabistanlı subaylar her yıl Pakistan'da askeri eğitim almaktadır. Deniz, hava ve kara kuvvetlerinde görev yapan birçok üst düzey Suudi Arabistanlı komutan Pakistan askeri okullarından mezundur.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.