Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması: Köklü bir ortaklığın kurumsallaştırılması

Tarihi ittifakın pekiştirilmesi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması: Köklü bir ortaklığın kurumsallaştırılması

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki görüşmelerinden önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılıyor (SPA)

Kemal Allam

Suudi Arabistan eski istihbarat şefi Prens Türki el-Faysal, Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki ilişkiyi “resmi bir anlaşma olmaksızın dünyadaki her tür ilişkiden daha yakın ilişki” olarak tanımlamıştı.

Bu deklare edilmemiş ittifak, Süveyş Savaşı'ndan ilk Yemen iç savaşı, Afgan savaşı ve Körfez Savaşları'na kadar birçok önemli dönüm noktasında ayakta kaldı. Bu ittifak, dini bağlara dayalı ve olmasaydı Pakistan’ın tekrarlayan mali krizlerinin üstesinden gelemeyeceği onlarca yıllık Suudi Arabistan mali desteğiyle desteklenen, bir güvenlik formülü ve ortaklık yarattı.

Ancak Prens Türki Faysal'ın bahsettiği bu “yazılı olmayan antlaşma”, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif arasında Riyad'da yapılan bir görüşmede duyurulan savunma anlaşmasıyla resmen pekiştirildi.

Uluslararası medya kuruluşları bu gelişmeyi sansasyonel bir şekilde ele alarak, kendisinden “İslami bomba” veya Pakistan'ın Suudi Arabistan'a sağlayabileceği “nükleer şemsiye” şeklinde bahsettiler ya da Doha saldırısının bu anlaşmanın katalizörü olduğunu ifade ettiler.

Hindistan'ın bölünmesinin ardından Suudi Arabistan hem Hindistan hem de Pakistan ile yakın ilişkilerini sürdürdü, lakin Riyad'ın Pakistan'a olan ilgisi özel bir nitelik kazandı

Ancak bu şaşırtıcı olmamalı. Prens Türki Faysal ve Suudi Arabistanlı yetkililerin onlarca yıldır defalarca vurguladığı gibi, Suudi Arabistan ve Pakistan, dünyadaki en güçlü ikili ilişkilerden birine sahip. Artan küresel belirsizlik gölgesinde ve Körfez ülkelerini endişelendiren, giderek daha öngörülemez hale gelen İsrail davranışları arasında, gayri resmi bir formülden resmi bir savunma mekanizmasına geçiş, bu anı Ortadoğu'da gerçek bir stratejik dönüm noktası haline getiriyor.

Bağlardan ittifaka yakın tarih

Suudi Arabistan, Pakistan'ın kurulmasından ve hatta Arap Yarımadası'nda petrolün keşfinden önce, Britanya Hindistanı Müslümanlarıyla yakın bağlar kurmuştu. O dönemde, bir dizi Hint yerel hükümdarı, kurucu kral Abdulaziz Al Suud'u desteklemişti.

1940 yılında Prens Suud bin Abdulaziz, Hindistan'daki birçok önemli Müslüman aileyi ziyaret etti ve Karaçi de uğrak yerlerinden biriydi.

hy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile el sıkışıyor (SPA)

Hindistan'ın bölünmesinin ardından Suudi Arabistan hem Hindistan hem de Pakistan ile yakın ilişkilerini sürdürdü, lakin Riyad'ın Pakistan'a olan ilgisi, 1948'deki Birinci Arap-İsrail Savaşı'nın ardından, güçlü askeri yanı nedeniyle özel bir nitelik kazandı. 1947'den önce, Pakistan ordusunun personelinin yarısından fazlası Kudüs, Amman, Bağdat ve Umman'da konuşlanmış Britanya Hindistanı Ordu’su birliklerindendi. Yeni Pakistan devleti bu askeri mirası devraldı ve kuvvetleri daha sonra Ürdün, Suriye ve Irak gibi yeni kurulan Arap devletlerinin ordularının eğitiminde ve desteklenmesinde aktif bir aktör haline geldi. Ayrıca Suudi Arabistan'ın büyüyen ekonomisini destekledi.

İki ülke arasında nesiller öncesine dayanan derin bağlar var. Pakistanlı doktorlar Kraliyet Sarayı'nda ve Krallık genelindeki kamu ve özel hastanelerde çalıştılar

Londra'daki Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'ndan, Pakistan askeri meseleleri konusunda önde gelen bir uzman olan araştırmacı Ayesha Siddiqa, Riyad ve İslamabad arasındaki yeni savunma anlaşmasının, görünüşte yeni olsa da, özünde bölgedeki İngiliz mirasının bir uzantısı olduğunu vurguladı. Bu askeri ittifak kurumlarla sınırlı kalmadı, önde gelen şahsiyetleri de kapsadı. General Eyüp Han'dan Pervez Müşerref, Rahil Şerif, Kamer Cavid Bacva ve mevcut Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir'e kadar, Pakistanlı komutanlar Suudi Arabistan'da stratejik danışman rolünü üstlendiler. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı General Rahil Şerif, şu anda Riyad merkezli ve Suudi Arabistan tarafından finanse edilen ve desteklenen İslam Askeri Terörle Mücadele Koalisyonu’na liderlik ediyor.

Askeri alanın ötesinde, iki ülke arasında nesiller öncesine dayanan derin bağlar var. Pakistanlı doktorlar, Kraliyet Sarayı'nda ve Krallık genelindeki kamu ve özel hastanelerde çalıştılar.

ghy
Pakistan ile Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalanması sırasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Önde gelen finans figürleri de bu ağın güçlenmesine katkıda bulundu. Örneğin Saad Siddiqui, Suudi Arabistan'da görev yapmış tanınmış bir askeri doktor olan babasının izinden giderek, 2022-2024 yılları arasında New York'taki J.P.Morgan Bankası’nda görev yaptığı süre boyunca, Suudi Arabistan maliye bakanlıklarına danışmanlık yaptı. Benzer şekilde, büyük bir Amerikan finans kuruluşunda Ortadoğu operasyonlarından sorumlu yönetici ortak olan Essam Hamed, birçok Suudi Arabistanlı yetkiliye yatırım danışmanlığı hizmeti veriyor. Kendisi dışişlerinde danışman olarak görev yapmış eski bir diplomatın oğludur. Bu mesleki ve finansal ortaklıklar, Suudi Arabistan devletinin ve toplumunun derinliklerine kadar uzanmış ve iki ülke arasındaki ilişkiyi askeri ittifakın ötesine taşımıştır.

Suudi Arabistan'ın Pakistan için önemi

Birkaç yıl önce, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti sırasında, eski Pakistan başbakanı İmran Han, Suudi Arabistan cezaevlerinde tutuklu bulunan Pakistanlı işçiler sorununu gündeme getirmişti. Suudi Arabistan'ın yanıtı hızlı ve kararlıydı ve yasal veya idari sorunlarla karşılaşan her Pakistanlıya koruma sağlama taahhüdünü teyit ediyordu.

Bu tür açıklamaların genellikle diplomatik nezaketin ötesine geçmediği söylenebilir, ancak Suudi Arabistan sözlerini eyleme de döktü. Sorun birkaç gün içinde çözüldü ve bu, Suudi Arabistan'daki en büyük gurbetçi topluluğunu oluşturan ve sayıları yaklaşık iki milyon olan binlerce Pakistanlıda yaygın bir rahatlama sağladı.

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı habere göre Prens Muhammed bin Selman, Pakistanlıların seyahat ve Hac ziyaretleri için vize işlemlerinin kolaylaştırılmasını, uçak biletlerinde özel tekliflerin sunulmasını, büyük Pakistan şehirlerini Krallığa bağlayan düşük maliyetli havayollarının faaliyete geçirilmesini de sağladı.

Buna karşılık Pakistan Suudi Arabistan'a her zaman özel ilgi gösterdi ve dış ve savunma politikasında ona öncelik verdi. 2015 yılında, Pakistan Yemen savaşına katılmadığında bile, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rahil Şerif, ülkesinin tutumunu netleştirmek için bizzat Riyad'ı ziyaret etti.

Pakistan'ın BAE ve Kuveyt gibi diğer bazı Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde yaşanan soğukluğa rağmen, Suudi Arabistan o dönemde de İslamabad'ı eleştirmekten kaçındı. Nitekim, daha önce de belirttiğimiz gibi, Rahil Şerif daha sonra Suudi Arabistan'daki İslami Askeri Terörle Mücadele Koalisyonu’nun komutasını üstlendi.

Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki ilişki özünde yeni değil; aslında yıllardır varlığını sürdürüyor. Değişen, Prens Muhammed bin Selman ve Münir’in bu uzun süredir devam eden ortaklığı kurumsallaştırıp resmileştirmiş olmalarıdır

Soğuk Savaş sırasında Riyad'ın Pakistan'ın nükleer silah programını desteklemeye katkıda bulunduğu iyi bilinmektedir, ancak bu hiçbir zaman resmi olarak duyurulmadı. Pakistan başbakanları benzer ziyaretler yapmadan önce bile, bazı Suudi Arabistanlı yetkililere Pakistan'daki hassas askeri tesisleri ve nükleer tesisleri ziyaret etme izni verilmişti.

fghyj
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Suudi Arabistan ile ortak bir savunma anlaşması imzalıyor

Pakistan, on yıllar boyunca Suudi Arabistan'a binlerce asker konuşlandırdı ve bu sayı yalnızca Birinci Körfez Savaşı sırasında on binlere ulaştı. Suudi Arabistanlı subaylar her yıl Pakistan'da askeri eğitim almaktadır. Deniz, hava ve kara kuvvetlerinde görev yapan birçok üst düzey Suudi Arabistanlı komutan Pakistan askeri okullarından mezundur.



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ele aldı

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)
Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ele aldı

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)
Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, bölgedeki son gelişmeleri değerlendirmek amacıyla Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, Bahreyn Dışişleri Bakanı Dr. Abdüllatif ez-Zeyani ve Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Dün gerçekleştirilen görüşmelerde, İran'ın bölge ülkelerine yönelik tekrarlayan saldırıları kınandı. Bakanlar, ülkelerin egemenlik haklarını ihlal eden ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit eden her türlü girişimi reddettiklerini bir kez daha vurguladılar. Görüşmelerde ayrıca bölgedeki güvenlik ortamının yeniden tesisi ve tansiyonun düşürülmesi amacıyla atılabilecek adımlar ele alındı. Taraflar, küresel enerji ve ticaret hattı için hayati öneme sahip olan Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunmasının öncelikli bir konu olduğu konusunda görüş birliğine vardı.

Bu diplomatik girişim, bölgedeki güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde, Arap ülkelerinin ortak güvenlik ve istikrar vizyonu çerçevesinde koordinasyon içinde hareket etme kararlılığını yansıtıyor.


Kuveyt: Üç sınır karakolu ve bir açık deniz petrol sondaj platformu düşmanca saldırılara maruz kaldı

Kuveyt, ülkenin güvenliğini sağlamak için silahlı kuvvetlerinin sürekli hazırda beklediğini vurguladı (KUNA)
Kuveyt, ülkenin güvenliğini sağlamak için silahlı kuvvetlerinin sürekli hazırda beklediğini vurguladı (KUNA)
TT

Kuveyt: Üç sınır karakolu ve bir açık deniz petrol sondaj platformu düşmanca saldırılara maruz kaldı

Kuveyt, ülkenin güvenliğini sağlamak için silahlı kuvvetlerinin sürekli hazırda beklediğini vurguladı (KUNA)
Kuveyt, ülkenin güvenliğini sağlamak için silahlı kuvvetlerinin sürekli hazırda beklediğini vurguladı (KUNA)

Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud el-Atvan, ülkenin kuzeyindeki üç kara sınır karakolunun saldırıya uğradığını açıkladı. Saldırılarda maddi hasar meydana gelirken, Kuveyt Petrol Şirketi'ne ait karasularındaki bir deniz sondaj platformunun da düşman insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığı ve bir çalışanın yaralandığı bildirildi.

Albay el-Atvan, dün yaptığı yazılı açıklamada, olayların ardından ilgili kurumların eşgüdüm içinde gerekli müdahaleyi başlattığını belirtti. Yaralanan çalışanın tedavisinin sürdüğü ifade edildi.

Kuveyt Genelkurmay Başkanlığı ise silahlı kuvvetlerin yüksek hazırlık seviyesini koruduğunu vurgulayarak, ülkenin güvenliği ile toprak bütünlüğünü korumak amacıyla gerekli tüm tedbirlerin alındığını açıkladı.


İran saldırıları Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'ü hedef aldı

Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)
Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)
TT

İran saldırıları Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'ü hedef aldı

Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)
Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)

İran Devrim Muhafızları Ordusu, bu sabah yaptığı açıklamada, Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD askeri üslerini ve noktalarını hedef aldığını duyurdu.

İran resmî haber ajansı İRNA'nın Devrim Muhafızları kaynaklı aktardığı açıklamalarda, Ürdün'deki Prens Hasan Hava Üssü, Bahreyn'deki ABD insansız hava araçları (İHA) komuta merkezi ve Kuveyt'teki Ali es-Salim Hava Üssü'nün de aralarında bulunduğu bazı askeri hava üslerine yönelik saldırılar düzenlendiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Bahreyn'de, ABD'nin İran'a yönelik son hava saldırılarının ardından hava saldırısı sirenleri çaldı.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Sirenler devreye sokuldu. Vatandaşlardan ve ülkede yaşayanlardan sakin olmaları, en yakın güvenli bölgeye gitmeleri ve haberleri resmî kanallar aracılığıyla takip etmeleri istenmektedir" ifadelerini kullandı.

Kuveyt ordusu da silahlı kuvvetlerinin, Kuveyt hava sahası içindeki düşman hava hedeflerine karşı koyduğunu açıkladı.

Kuveyt Genelkurmay Başkanlığı, X üzerinden yaptığı açıklamada, "Duyulabilecek patlama sesleri, hava savunma sistemlerinin düşman saldırılarını engellemesi sonucu meydana gelmektedir. Herkesin yetkili kurumlar tarafından yayımlanan güvenlik ve emniyet talimatlarına uyması rica olunur" ifadelerine yer verdi.