Ay'da depremlerin tetiklediği heyelanlar keşfedildi

10 Temmuz 1972'de Apollo 16'nın yakaladığı Ay'ın yakın çekim fotoğrafı (NASA)
10 Temmuz 1972'de Apollo 16'nın yakaladığı Ay'ın yakın çekim fotoğrafı (NASA)
TT

Ay'da depremlerin tetiklediği heyelanlar keşfedildi

10 Temmuz 1972'de Apollo 16'nın yakaladığı Ay'ın yakın çekim fotoğrafı (NASA)
10 Temmuz 1972'de Apollo 16'nın yakaladığı Ay'ın yakın çekim fotoğrafı (NASA)

Gökbilimciler Ay'da, yüzeyin altındaki jeolojik aktivitenin tetiklediği heyelanlar keşfetti.

Ay depremleri diye adlandırılan olayları uydu görüntülerini kullanarak gözlemleyen Çinli bir ekibin bulguları, gelecekteki uzay araçları için uygun iniş noktalarına dair yeni bir bakış açısı sunuyor.

Fuzhou Üniversitesi, Şanghay Normal Üniversitesi ve Sun Yat-sen Üniversitesi'nden bilim insanları araştırmalarının, gelecek 10 yıl içinde Ay üsleri ve araştırma istasyonları kurmayı uman uluslararası uzay ajanslarına da bilgi sağlayabileceğini söylüyor.

Araştırmacılar hakemli dergi National Science Review'da yayımlanan makalede, "İnsan medeniyeti, Ay'da bilimsel araştırma istasyonları ve/veya derin uzay merkezleri görevi görecek kalıcı altyapılar kurmaya hiç bu kadar yaklaşmamıştı" diye yazıyor.

Apollo görevlerinde Ay depremleri tespit edilse de geleneksel jeolojik görüşün, Ay'daki endojenik aktivitenin esasen sona erdiğini varsayması, Ay sismik aktivitesine ilişkin jeolojik tehlike değerlendirmelerinin büyük ölçüde keşfedilmemesine yol açıyordu.

efrty
Bir sanatçının ay üssü tasviri (ESA/P. Carril)

Araştırma ekibi, 2009'dan bu yana Ay'da 41 yeni heyelan gözlemledi. Her biri ortalama 1 kilometre uzunluğunda ve 100 metre genişliğindeki bu olaylar, Dünya'daki ortalama bir heyelandan çok daha küçüktü.

Boyutlarındaki farklılığa rağmen Ay'ın kuru yapısı nedeniyle Ay depremleri, Dünya'dakilerden daha tehlikeli olma potansiyeli taşıyor.

Araştırmacılar sismik dalgaların şokunu emecek su bulunmadığı için Ay depremlerinin saatlerce sürmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.

Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA), 2035'e gelindiğinde Ay'ın Güney Kutbu'nda bir araştırma istasyonu inşa etmek için halihazırda Rusya'nın Roskosmos'uyla birlikte çalışıyor.

ABD'deyse NASA, Artemis programı kapsamında bir Ay yerleşkesi kurmak için Avrupa Uzay Ajansı (ESA) gibi uluslararası ortaklarla çalışıyor.

Hidrojen ve nadir toprak elementleri gibi bol miktarda kaynak içeren Ay, Güneş Sistemi'nin daha iç kısımlarına doğru yapılacak görevlerde fırlatma rampası işlevi de görebilir.

Artemis programıyla Ay'da kalıcı bir varlık kurmak isteyen Amerikan uzay ajansı, böylece "sürdürülebilir bir Ay keşfi ve gelişimi programına" olanak tanıyarak hem ekonomik hem de bilimsel getiriler sağlamayı planlıyor.

Planda, "Ay, Güneş Sistemi'ne açılan kapı" ifadesi yer alıyor.

Artemis programı gelecek 10 yıl boyunca Ay yüzeyinde uzun vadeli ve sürdürülebilir bir varlığın temellerini atacak ve Mars'a doğru çok daha uzak bir yolculuğa çıkmadan önce, derin uzay sistemlerini ve operasyonlarını test etmek için Ay'ı kullanacak.

Independent Türkçe



ABD Hava Kuvvetleri'nden akıllı gözlük yasağı

ABD Hava Kuvvetleri, operasyonel güvenlik endişelerini gerekçe göstererek askerlerin akıllı gözlük takmasını yasakladı (AFP)
ABD Hava Kuvvetleri, operasyonel güvenlik endişelerini gerekçe göstererek askerlerin akıllı gözlük takmasını yasakladı (AFP)
TT

ABD Hava Kuvvetleri'nden akıllı gözlük yasağı

ABD Hava Kuvvetleri, operasyonel güvenlik endişelerini gerekçe göstererek askerlerin akıllı gözlük takmasını yasakladı (AFP)
ABD Hava Kuvvetleri, operasyonel güvenlik endişelerini gerekçe göstererek askerlerin akıllı gözlük takmasını yasakladı (AFP)

ABD Hava Kuvvetleri, Meta'nın yapay zeka destekli güneş gözlükleri gibi cihazların giderek popülerleşmesiyle birlikte, geçen ay açıklanan güncellenmiş yönetmeliklerle personelin akıllı gözlük takmasını yasakladı.

Yönetmelikte, "Üniforma giyerken aynalı lensli veya fotoğraf, video veya yapay zeka özellikli akıllı gözlük takmak yasaktır" ifadesi yer alıyor.

Hava Kuvvetleri, değişikliği aktaran askeri haber sitesi Task and Purpose'a, akıllı gözlüklerle ilgili yeni düzenlemelerin "operasyonel güvenlik" endişelerine yanıt olduğunu söyledi.

Hizmet birimindekiler, hassas askeri operasyonlar sırasında internete bağlı akıllı gözlük takmanın tehdit oluşturabileceği uyarısında bulundu.

104. Savaş Kanadı Bilgi Koruma Şefi Dana Thayer, bu ay yayımlanan bir makalede, "Zaten çoğu kişisel elektronik cihazı güvenli alanlara sokmuyoruz ancak teknoloji ilerledikçe güvenlik politikalarımız da gelişmeli" diye yazdı.

"Kısacası Meta yapay zeka gözlükleri sivil kullanım için uygun olsa da kayıt yetenekleri, bulut bağımlılığı ve istenmeyen veri ifşası potansiyeli onları askeri tesisler için uygunsuz hale getiriyor" diye ekledi.

Görev bütünlüğüyle ulusal güvenliği korumak net sınırlar gerektirir ve giyilebilir yapay zeka cihazları bu sınırları aşıyor.

Task and Purpose'a göre, diğer hizmet kollarının akıllı gözlükler konusunda daha gevşek politikaları var.

Donanma, özel yetkilendirme olmadan üniformalı halde bluetooth kulaklık ve elleri kullanmadan kontrol edilebilen diğer cihazları yasaklarken, Deniz Piyadeleri ve Kara Kuvvetleri bu tür kararları alt düzey komutanlara bırakıyor.

Ordu, piyade araç onarımları ve mühimmat eğitimi için Meta gözlüklerini kullanmayı deniyor.

Gözlükler yönetimin başka güvenlik uygulamalarında da kullanılıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı görevlilerinin ülke genelinde akıllı gözlük taktığı, bazı durumlarda halkı kaydettiği belgelendi. Oysa İç Güvenlik Bakanlığı'nın teknoloji deviyle gözlükler için resmi bir sözleşmesi yok ve İç Güvenlik Bakanlığı politikası kişisel kayıt cihazlarının kullanımını yasaklıyor.

İnsan hakları savunucuları bu olgu hakkında endişelerini dile getiriyor.

Trump yönetimi, ordunun görünümünü başka yollarla da yeniden şekillendirmeye çalışıyor.

Savunma Bakanı Pete Hegseth, eylülde bir araya gelen askeri liderlere yaptığı konuşmada, "şişman askerlere" ve generallere karşı sert eleştirilerde bulunmuş ve subayların her yıl fiziksel testlerden geçmelerini zorunlu kılacağını söylemişti.

Ayrıca, "Artık İskandinav paganlarıyla dolu bir ordumuz yok" diyerek, ordunun "sakal, uzun saç ve yüzeysel bireysel ifadeye" izin vermeyeceğini de belirtmişti.

Independent Türkçe


Aralıklı oruçta zamanlama detayı: Aynı diyet, farklı sonuç

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Aralıklı oruçta zamanlama detayı: Aynı diyet, farklı sonuç

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Bilim insanları, günün hangi saatinde yemek yendiğinin aralıklı oruçtan elde edilen sağlık sonuçlarında büyük fark yaratabileceğini söylüyor.

Bir aralıklı oruç biçimi olan zaman kısıtlamalı beslenme, kalori alımını katı bir şekilde sınırlamak yerine yemek yeme zamanına odaklandığı için popüler bir diyet yaklaşımı olarak ortaya çıktı.

Bu yaklaşımda kişi, günlük besin alımlarını belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırıyor. Örneğin, sadece sabah 10'la akşam 6 arasında yemek yiyor.

Bunun ardındaki mantık, vücuda sindirimden bir mola vererek, glikoz yerine yağ yakmak gibi metabolik değişimlere olanak sağlamak.

Önceki çalışmalar zaman kısıtlamalı beslenmenin işe yarayıp yaramadığını değerlendirmiş olsa da Ulusal Tayvan Üniversitesi'nden bilim insanları, yemek zamanlama ve süresinin oynadığı role çok az dikkat edildiğini söylüyor.

Şimdiyse dünya çapında yapılan klinik denemelerin yeni bir incelemesi, insanların ne zaman yemek yediğinin, ne kadar süre yemek yedikleri kadar önemli olabileceğini gösteriyor.

Araştırma, zaman kısıtlamalı beslenme düzenlerinde bile, günün erken saatlerinde yemek yemenin, geç saatlerde yemek yemeye göre daha iyi metabolik sağlığı destekleyebileceğini ortaya koyuyor.

Zaman kısıtlamalı beslenmenin, normal beslenme düzenlerine kıyasla metabolik sağlığı iyileştirmede etkili ve geleneksel kalori kısıtlamasına göre daha yüksek bir uyum oranına sahip olduğu bulundu.

Ancak tüm zaman kısıtlamalı beslenme modellerinin etkili olmadığı görüldü.

Öğünleri günün erken saatlerinde veya ortasında yemenin, geç saatlerde yemek yemeye kıyasla sürekli olarak daha olumlu metabolik sonuçlara yol açtığı anlaşıldı.

BMJ Medicine adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, günün son öğününün saat 17.00'den önce yendiği erken beslenme düzenleri, aynı diyetin günün ilerleyen saatlerinde uygulanmasına kıyasla vücut ağırlığı, insülin seviyeleri ve diğer metabolik sonuçlarda sürekli iyileşmelerle ilişkilendirildi.

Araştırmacılar, günün son öğününü 17.00'yle 19.00 arasında yemenin, 09.00'dan sonra başlayıp 19.00'dan sonra herhangi bir saatte biten daha geç bir zaman dilimine göre hâlâ daha iyi olduğunu belirtiyor.

Bilim insanları çalışmada "Genel olarak zaman kısıtlamalı beslenme, normal diyetlere kıyasla vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, yağ kütlesi, bel çevresi, sistolik kan basıncı ve açlık kan şekeri, açlık insülini ve trigliserit düzeylerinde tutarlı iyileşmelerle ilişkilendirildi" diye yazdı.

"Erken saatlerde zaman kısıtlamalı beslenme, geç saatlerde zaman kısıtlamalı beslenmeye göre daha üstün sonuçlar verdi" diye eklediler.

Araştırmacılar, kan şekeri düzenlemesi, vücut ağırlığı ve kalp sağlığı parametrelerinin, besin alımının günün erken saatlerinde yapılmasıyla daha fazla iyileştiğini buldu.

Bilim insanları, daha kötü sonuçların esas olarak günün geç saatlerinde yemek yemek ve daha uzun yeme aralıklarıyla birleşmesinden kaynaklandığını söylüyor.

Bulgular, insan metabolizmasının günlük biyolojik ritimleri izlediğini ve vücudun günün erken saatlerinde yiyecekleri işlemek için daha donanımlı olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar, besin alımını bu ritimlerle uyumlu hale getirmenin önemli olduğunu söylüyor.

Çalışmanın yazarlarından Ling-Wei Chen, "Zaman kısıtlamalı beslenme birçok insan için etkili ve ulaşılabilir olabilir ancak bulgularımız zamanlamanın önemli olduğunu gösteriyor" dedi.

Sadece insanların ne kadar süre yemek yediğine odaklanmak yerine, metabolik faydaları en üst düzeye çıkarmak için besin alımını günün erken saatlerine çekmek önemli olabilir.

Independent Türkçe 


100 yıldan fazla zaman geçmişti: Los Angeles'ta yeniden görüldü

Los Angeles County'de 100 yılı aşkın bir süredir ilk kez gri kurt görüldü ve dişi kurt eş arıyordu (Kaliforniya Balık ve Yaban Hayatı Departmanı)
Los Angeles County'de 100 yılı aşkın bir süredir ilk kez gri kurt görüldü ve dişi kurt eş arıyordu (Kaliforniya Balık ve Yaban Hayatı Departmanı)
TT

100 yıldan fazla zaman geçmişti: Los Angeles'ta yeniden görüldü

Los Angeles County'de 100 yılı aşkın bir süredir ilk kez gri kurt görüldü ve dişi kurt eş arıyordu (Kaliforniya Balık ve Yaban Hayatı Departmanı)
Los Angeles County'de 100 yılı aşkın bir süredir ilk kez gri kurt görüldü ve dişi kurt eş arıyordu (Kaliforniya Balık ve Yaban Hayatı Departmanı)

Los Angeles County'de 100 yılı aşkın süredir ilk kez bozkurt görüldüğü bildirildi.

Kaliforniya Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın bozkurt koordinatörü Axel Hunnicutt, Los Angeles Times'a, BEY03F adlı üç yaşındaki dişi kurdun cumartesi sabahı saat 6 civarında Santa Clarita'nın kuzeyindeki dağlarda görüldüğünü söyledi.

Hunnicutt, aynı kurdun 4 saat önce Kern County'nin güneyindeki çölde de görüldüğünü belirtti.

Yetkililer, geçen mayısta takılan GPS tasması sayesinde BEY03F'yi takip edebildi.

Hunnicutt, kurdun eş aradığını ve "hâlâ hareket halinde olmasının, henüz eş ve uygun yaşam alanı bulamadığının göstergesi olduğunu" söyledi.

xcsdvfgthy
Los Angeles County'de 100 yılı aşkın bir süredir ilk kez bozkurt görüldüğü ve dişi kurdun eş aradığı bildirildi (ABD Orman Servisi)

Yetkililer, kurdun 2023'te Plumas County'deki Beyem Seyo Sürüsü'nde doğduğunu ve o zamandan beri güneye doğru 595 kilometreden fazla yol kat ettiğini söyledi.

Kâr amacı gütmeyen California Wolf Watch'un yazarı John Marchwick, Times'a, bu gözlemin "kurtların Kaliforniya'ya dönüşünde tarihi bir an" olduğunu söyledi.

Marchwick, dönüşü eyaletin Balık ve Yaban Hayatı Dairesi'nin izleme çabalarına ve hayvanın eyaletin Tehlike Altındaki Türler Yasası kapsamındaki korumasına bağladı.

 Kaliforniya'nın kurt popülasyonunun yaklaşık bir yüzyıl önce avcılar ve tuzakçılar tarafından yok edildiği ancak 2011'de bir kurt Oregon'dan sınırın ötesine geçtiğinde geri döndüğü bildirildi.

Yetkililer, bugün Kaliforniya'da en az 60 kurt olduğuna inanıyor.

Pazar günü itibarıyla BEY03F'nin, bilinen hiçbir kurt sürüsünün yaşamadığı San Gabriel Dağları'nda olduğu düşünülüyordu ancak Tehachapi Dağları'nda bir sürüyle karşılaşabilir ve bir sürü oluşturabilir.

Ayrıca Sierra Nevada boyunca kuzeye doğru ilerleyebilir ve bir eş bulmadan önce yüzlerce kilometre daha yol kat edebilir.

Hunnicutt, "Bildiğimiz tek şey, ne kadar çok hareket ederse, o kadar çok insan yapımı altyapıyla, özellikle de otoyollarla karşılaşmak zorunda kalacağı" dedi.

Ve Kaliforniya'da kurtlar için bilinen en yaygın ölüm nedeninin araç çarpmaları olduğunu biliyoruz.

Independent Türkçe