Hizbullah'ın askeri gücü zayıflıyor... Çevresi bunun bedelini ödüyor

İsrail, Hizbullah'ın depolarını tahrip etti ve Suriye'den gelen ikmal hattını kesti

Hizbullah mensuplarının 6 Nisan 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri (AFP)
Hizbullah mensuplarının 6 Nisan 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri (AFP)
TT

Hizbullah'ın askeri gücü zayıflıyor... Çevresi bunun bedelini ödüyor

Hizbullah mensuplarının 6 Nisan 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri (AFP)
Hizbullah mensuplarının 6 Nisan 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri (AFP)

Hizbullah, İsrail ile savaşın ardından ilk yılına askeri ve toplumsal yaralarla girdi. Uzmanlara göre, kendisini yenilmez bir güç olarak sunan Hizbullah, hâlâ gizli bir kapasiteye sahip, ancak saldırı ivmesinden yoksun. ‘Destekleyici çevrenin’ bedel ödediği, liderliğin darbeler aldığı ve İsrail'in her zaman Hizbullah’ın önünde yer alan istihbarat önlemleriyle ilerlediği bir dönem yaşanıyor.

2006'dan 2025'e

Temmuz 2006 savaşından bu yana Hizbullah, eskiden söylediği gibi, caydırıcılık denklemi dayatmasını sağlayan bir füze cephanesi oluşturmak için çalıştı. Suriye savaşı (2011) ile birlikte, Şam ve ağır füzelerin üretildiği Masyaf fabrikası üzerinden tedarik hatlarından yararlanarak etkisini genişletti. Ancak Suriye rejiminin devrilmesi ve güç dengesindeki değişim bu stratejik derinliği zayıflattı.

Yeni bir hedef bankası

8 Ekim 2023 ile ateşkesin ilan edildiği 27 Kasım 2024 tarihleri arasında süren destek savaşı sırasında İsrail oyunun kurallarını değiştirdi. Depoları ve füze rampalarını hedef aldıktan ve saha komutanlarına suikast düzenledikten sonra, köylerdeki Hizbullah üyelerinin evlerini bombalamaya başladı.

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, bu değişimin ‘yıkılan evler ve devam eden yerinden edilme nedeniyle çevrenin yıkım ve acı ile dolu hale gelmesi ve bunun da Hizbullah’ın iç ve askeri durumunu doğrudan etkilemesi sebebiyle sosyal maliyeti önemli ölçüde artırdığını’ söyledi.

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki bölgelere düzenlediği hava saldırıları sonrasında dumanlar yükseliyor. Saldırının hedefinin Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kenti yakınlarında bulunan Hizbullah mevzilerinin olduğu iddia ediliyor. (DPA)İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki bölgelere düzenlediği hava saldırıları sonrasında dumanlar yükseliyor. Saldırının hedefinin Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kenti yakınlarında bulunan Hizbullah mevzilerinin olduğu iddia ediliyor. (DPA)

Emekli Tuğgeneral Said Kazh, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte “Hizbullah'ın 1985'ten bu yana oluşturduğu muazzam saldırı ve savunma kapasitesi ile gelişmiş silahlar, mühimmat, mayınlar, bubi tuzakları, füzeler ve insansız hava araçlarını (İHA) içeren askeri cephaneliği, İsrail ile ciddi çatışmaların ilk gününde bir anda yok oldu” dedi. Kazh, ‘İsrail ordusunun Bekaa, Güney Lübnan ve banliyölerdeki yaklaşık bin 800 hedefi vurduğunu, bunların hepsinin silah ve mühimmat depolama merkezleri olduğunu ve tamamen imha edildiğini’ belirtti.

Liderlik felç oldu, lojistik durma noktasına geldi

Hedefli suikastlar dizisi, Rıdvan Gücü'nün kalbine darbe vurdu ve niteliksel operasyonlar planlama kabiliyetini zayıflattı. Kahveci'ye göre, İsrail istihbaratının sızması Hizbullah’ı tamamen felç etti ve niteliksel operasyonlar yürütmesini engelledi. Bu da İsrail'in, Hizbullah’ın hareketlerini ve adımlarını doğru bir şekilde okumasını sağladı ve Hizbullah’ı daha önce hiç görmediği bir stratejik yetersizlik durumuna soktu.

Mayıs 2023'te Lübnan'ın güneyinde gerçekleştirilen askeri tatbikat sırasında Hizbullah savaşçıları (Arşiv – AP)Mayıs 2023'te Lübnan'ın güneyinde gerçekleştirilen askeri tatbikat sırasında Hizbullah savaşçıları (Arşiv – AP)

Kazh, “Çağrı cihazı operasyonu, Celile'ye ilerleyip Şeba Çiftlikleri ve Kfar Şuba'yı işgal etmek için hazırlanan ve eğitilen Rıdvan Gücü'nü tuzağa düşürdü. Söz konusu operasyon çok sayıda ölü, yaralı ve sakatla sonuçlandı. Operasyondan sonra Rıdvan Gücü savaş denkleminden çıkarıldı” ifadelerini kullandı.

Füzeler ve ‘İHA ekonomisi’

Önleyici saldırılarla ağır füze saldırıları düzenleme kabiliyeti azalan Hizbullah, düşük maliyetli saldırı ve keşif İHA’larına başvurdu. Ancak Kahveci, ‘Hizbullah’ın cephaneliğinde kalanların, az sayıda İHA ve doğuda depolanan birkaç uzun menzilli füzeye ilave olarak, yerel olarak üretilen kısa menzilli füzelerin yüzde 30'unu geçmediğini’ tahmin ediyor. Kahveci, bu değişimin ‘sürdürülebilir ateş gücü oluşturmak için gerçek bir alternatif oluşturmadığını, aksine Hizbullah’ın yeteneklerini yerel düzeyde hasarla sınırladığını’ düşünüyor.

Mayıs 2023'te Lübnan'ın güneyinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında roketatarların önünde duran Hizbullah mensupları (AP)Mayıs 2023'te Lübnan'ın güneyinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında roketatarların önünde duran Hizbullah mensupları (AP)

Kazh, “İsrail, Hizbullah’ın merkezlerini hedef almaya devam etti, sınır köylerine girip yok etti, mağaraları ve tünelleri aradı ve havaya uçurdu, Lübnan'ın çeşitli bölgelerindeki mühimmat depolarını imha etti. Suriye'de bulunan füze ve İHA fabrikaları bile İsrail özel kuvvetlerinin baskınıyla yok edildi” şeklinde konuştu.

Tedarik hatlarının kaybı

Kahveci, “Suriye rejiminin devrilmesi, Hizbullah’ın konumunu geri kazanmasını engelledi. Çünkü Suriye silah üretiminin merkezi ve Lübnan'a geçiş rotasıydı. Masyaf fabrikası tüm ağır roketlerin ana kaynağıydı ve fabrikanın kapanmasıyla Hizbullah, askeri dengesinin temel direğini kaybetti. Hizbullah’ın elinde birkaç tünelin yanı sıra, sınırlı miktarda Katyuşa ve Grad roketi üretim tesisinden başka bir şeyi kalmadı” dedi. Kahveci, ‘gelecekteki herhangi bir savaşın son savaş olabileceğini’ vurguladı.

Kazh, “Hizbullah’a sadık Suriye rejiminin devrilmesi ve ona düşman bir otoritenin yükselişi, İran'ın silah, lojistik ve mali desteğini keserek Hizbullah’ı ana silah kaynağından mahrum bıraktı. Hizbullah özellikle Genel Sekreter Naim Kasım'ın yaklaşık 6 bin kişinin öldüğünü ve 13 bin kişinin yaralandığını ve sakatlandığını, yani yaklaşık 20 bin kişinin askeri çatışmanın dışında kaldığını bizzat kabul etmesinin ardından, İsrail'e karşı mücadele denkleminden çıkarıldı” dedi.

Değişen iç manzara

Kahveci sözlerini şöyle noktaladı: “İsrail istihbaratı derinlemesine nüfuz ettiği sürece, her zaman Hizbullah’tan bir adım önde olacak. Bu durum, başlı başına Hizbullah’ı tüketen ve kırılganlığını doğrulayan bir etken. Halkın durumu çok değişti. Hizbullah’ın destek tabanında sürekli bir acı var. Birçok aile halen şehirlerinin dışında, birçok ev yıkılmış durumda. Hizbullah ile ittifak halinde olan güçler Hizbullah’tan uzaklaştı. Bu değişim, Hizbullah’ın iç ve askeri durumuna doğrudan yansıyor.”

Kahveci’nin ifadeleri, Hizbullah'ın ikmal hattını kaybetmesi, tüm depolarını ve altyapısını etkileyen yıkıcı saldırılara maruz kalması, hatta askeri merkezlerin yıkıldığı Litani Nehri'nin kuzeyinde bile, İsrail ordusuyla çatışacak savaş kabiliyetini kaybettiğini düşünen Kazh'ın söyledikleriyle örtüşüyor.

Kazh, “Siyasi olarak Hizbullah’ın müttefiklerinin çoğu onu terk etti. Şimdi, uluslararası kararların uygulanmasından önce bile, Hizbullah’ın silahlarını devlete teslim etmesini ve anayasayı ve Taif Anlaşması’nı uygulamak için hükümetin planını izlemesini istiyorlar” diyerek sözlerini bitirdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.