İki buçuk yıllık aradan sonra Irak-Türkiye boru hattında petrol akışı yeniden başladı

Ceyhan Limanı’na günde 180 bin ila 190 bin varil petrol pompalanıyor

 Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Duhok vilayetine bağlı Zaho ilçesinden geçen Irak-Türkiye boru hattı (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Duhok vilayetine bağlı Zaho ilçesinden geçen Irak-Türkiye boru hattı (Reuters)
TT

İki buçuk yıllık aradan sonra Irak-Türkiye boru hattında petrol akışı yeniden başladı

 Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Duhok vilayetine bağlı Zaho ilçesinden geçen Irak-Türkiye boru hattı (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Duhok vilayetine bağlı Zaho ilçesinden geçen Irak-Türkiye boru hattı (Reuters)

Irak Petrol Bakanlığı'na göre boru hattının kapatılmasına neden olan çıkmazı aşmak için geçici bir anlaşma sağlanmasının ardından, Irak'ın kuzeyindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden (IKBY) Türkiye'ye ham petrol akışı iki buçuk yıl aradan sonra bugün yeniden başladı.

Bakanlığın açıklamasına göre petrol pompalaması bugün yerel saatle 06:00'da başladı.

Bakanlık, ‘operasyonların hızlı ve tamamen sorunsuz bir şekilde başladığını, herhangi bir teknik sorun yaşanmadığını’ belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Rudaw'dan aktardığına göre Irak Petrol Bakanı Hayan Abdulgani dün yaptığı açıklamada, Irak federal hükümeti, IKBY ve bölgede faaliyet gösteren yabancı petrol üreticileri arasında varılan anlaşma ile Türkiye'nin Ceyhan Limanı’na günde 180 bin ila 190 bin varil petrol akışının sağlanacağını bildirdi.

OPEC+'nın pazar payını artırmak için üretimi artırdığı bir dönemde ABD, küresel piyasalara günlük 230 bin varil ham petrol akışını geri getirmesi beklenen Kerkük-Ceyhan boru hattının yeniden açılması için baskı yapmıştı.

Irak, OPEC'in en büyük ikinci petrol üreticisi olup, güney limanlarından günde yaklaşık 3,4 milyon varil petrol ihraç ediyor.

Geçtiğimiz çarşamba günü üzerinde anlaşmaya varılan ön plana göre IKBY, devletin sahip olduğu Irak Petrol Pazarlama Şirketi'ne (SOMO) günde en az 230 bin varil petrol teslim etmeyi taahhüt ederken, günde 50 bin varili iç kullanım için ayırması gerekiyor.

Bağımsız bir tüccar, SOMO'nun resmi fiyatlarını kullanarak Türkiye'nin Ceyhan Limanı’ndan yapılan satışları yönetecek.

Yetkililer, satılan her varilden 16 doların bir garanti hesabına aktarılacağını ve üreticilere orantılı olarak dağıtılacağını, gelirlerin geri kalanının ise SOMO’ya aktarılacağını ifade ettiler.

Üretici sorunları ve ödenmemiş borçlar

Anlaşmaya rağmen, bölgede faaliyet gösteren petrol üreticileriyle ilgili halen çözülmemiş sorunlar bulunuyor:

- Norveç merkezli DNO, boru hattı üzerinden ihracat yapmaya yönelik acil bir planı olmadığını, ancak yerel alıcılarının ham petrolünü bu hat üzerinden sevk edebileceğini belirtti.

- Vadesi geçmiş borçlar: DNO ve ortağı Genel Energy, IKBY'deki üreticilere olan yaklaşık 1 milyar dolarlık gecikmiş borç sorununun ele alınması gerektiğini vurguladı. Bu borcun yaklaşık 300 milyon doları DNO'ya ait.

- Borç ödeme mekanizması: Anlaşmayı imzalayan sekiz şirket ve IKBY, ihracatın yeniden başlamasından itibaren 30 gün içinde bir araya gelerek ödenmemiş borçların ödenmesi için bir mekanizma üzerinde çalışmaya karar verdi.

Boru hattının kapatılmasına ne sebep oldu?

Türkiye, Uluslararası Ticaret Odası'nın (ICC) 2014 ile 2018 yılları arasında IKBY'den izinsiz petrol ihracatı nedeniyle Irak'a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödemesini gerektiren kararının ardından boru hattını kapattı.

Irak, Türkiye'nin federal hükümetin onayı olmadan IKBY'den ihracatı kolaylaştırıcı rolünü gerekçe göstererek 2014 yılında Paris merkezli ICC'ye tahkim davası açmıştı. Bağdat, SOMO'nun Irak petrolünü ihraç etmeye yetkili tek kuruluş olduğunu savunarak 33 milyar dolar tazminat talep etmişti.

ICC, 2018'den itibaren yapılan ihracatı kapsayan ikinci tahkim davasında henüz kararını açıklamadı.

IKBY için Irak-Türkiye boru hattı üzerinden petrol ihracatının yeniden başlaması, kamu sektörü maaşlarında gecikmelere ve temel hizmetlerde kesintilere yol açan ekonomik zorlukları hafifletecek.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.