Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden ülkesinin Filistin meselesine ilişkin kararlı tutumunu vurguladı. Meseleye adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının zamanının geldiğini belirten Prens Faysal bin Ferhan, uluslararası hukuk ve meşruiyet çerçevesinde ele alınmaması halinde şiddetin devam edeceğini ve acının daha da artacağını ifade etti.
Prens Faysal bin Ferhan, BM Genel Kurulu'nun 80’inci oturumunda yaptığı konuşmada, “Uluslararası toplumun İsrail'in saldırılarını ve ihlallerini durdurmak için kararlı adımlar atmaması, bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrarı bozarak ciddi sonuçlara yol açacak ve savaş suçları ile soykırım eylemlerinin artmasına kapı açacaktır” dedi.

Prens Faysal bin Ferhan konuşmasına, Suudi Arabistan'ın BM'nin kurucu üyesi olmaktan gurur duyduğunu ve örgütün rolünün önemine olan derin inancına dayanarak, uluslararası hukuka saygı tesis etmek ve uluslararası güvenlik ve barışı teşvik etmek suretiyle BM Şartı'nın ilkelerini gerçeğe dönüştürmek için elinden gelen her şeyi yaptığını söyleyerek başladı.
Suudi Arabistan'ın insani yardım çağrılarına katkıda bulunarak ve yardım elini uzatarak BM Şartı'nın hedeflerine ulaşmaya istekli olduğunu belirten Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin yardımlarının 141 milyar doları aştığını ve 174 ülkeye fayda sağladığını kaydetti.
Suudi Arabistan'ın Filistin sorununu çözmek için sürdürdüğü çabalara da değinen Prens Faysal bin Ferhan, Norveç ve Avrupa Birliği (AB) ile iş birliği içinde İki Devletli Çözümün Uygulanması için Uluslararası Koalisyon'u başlatma girişimini ve Fransa ile birlikte ‘işgalin ve çatışmanın sona ermesine giden açık bir yol oluşturan’ Filistin sorununun barışçıl çözümü ve iki devletli çözümün uygulanması konulu üst düzey BM konferansına eş başkanlık etmesini dile getirdi.
Filistin devletini tanıyan ülkeleri ve Filistin Yönetimi'nin uluslararası toplumdan daha fazla destek ve güçlendirme hak eden önemli reformları gerçekleştirme yaklaşımını övdü.
Prens Faysal bin Ferhan, bölgede nükleer silahlanmanın önlenmesine bağlı kalmanın gerekliliğini, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve boğazların güvenliğini, seyrüseferini ve özgürlüğünü korumanın, terörizmle mücadele etmenin ve terörizmin kaynaklarını kurutmanın önemini vurguladı. Ayrıca, yapay zekâ uygulamalarının ve otonom silahların askeri amaçlarla kullanılmasının tehlikelerine ve bunları düzenlemek için uluslararası yasaların çıkarılması gerektiğine dikkat çekti.

Suriye'nin güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için attığı olumlu adımları öven Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan’ın Yemen'de güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etme ve Yemen ekonomisini destekleme ve insani acıları hafifletme çabalarını sürdürme konusundaki kararlılığını yineledi.
Ayrıca, Suudi Arabistan'ın Sudan'ın istikrarı, birliği ve bütünlüğüne verdiği önemi vurgulayarak, Cidde platformu aracılığıyla diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Suudi Arabistan’ın, Sudan'ın birliğini etkileyebilecek ve kardeş halkının iradesini yansıtmayan, devlet kurumları çerçevesinin dışındaki her türlü adımı reddettiğini bildirdi.
Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan’ın Libya'da birliği pekiştirecek ve terörle mücadele çabalarını destekleyecek bir çözüme destek verdiğini ifade etti. Ayrıca Lübnan'a desteğini ve Lübnan devletinin Taif Anlaşması'nı uygulamaya koyma, devlet egemenliğini genişletme ve silahları Lübnan devleti ve meşru kurumlarıyla sınırlandırma çabalarına takdirini dile getirdi.
Prens Faysal bin Ferhan konuşmasını, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında uzun vadeli kalkınma yoluna ve geçtiğimiz dönemde gençlerin ve kadınların güçlendirilmesi, hoşgörü değerlerinin teşvik edilmesi, iletişim ve uluslararası iş birliği ufkunun genişletilmesi, işsizliğin azaltılması ve kadınların işgücü piyasasına katılımının artırılması alanlarında ulaşılan hedeflere değinerek sonlandırdı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek ve çölleşme ve kuraklıkla mücadele etmek için öncü girişimleri, örneğin Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimlerini vurguladı. Bu, Suudi Arabistan’ın, sürdürülebilir kalkınmaya ve kalkınma ile iklim arasında bir denge sağlanmasına olan bağlılığını teyit ederek, küresel iklim sisteminin korunmasına katkıda bulunmak anlamına geliyor.





