Somali'de gerginlik artıyor... Bu, hükümet ile muhalefet arasında bir çatışmanın habercisi mi?

Kurtuluş Forumu, güvenlik çatışmalarının ardından Mogadişu'da gösteri çağrısında bulundu

Somali Başbakanı kabine üyeleriyle bir araya geldi. (Somali resmi haber ajansı SONNA)
Somali Başbakanı kabine üyeleriyle bir araya geldi. (Somali resmi haber ajansı SONNA)
TT

Somali'de gerginlik artıyor... Bu, hükümet ile muhalefet arasında bir çatışmanın habercisi mi?

Somali Başbakanı kabine üyeleriyle bir araya geldi. (Somali resmi haber ajansı SONNA)
Somali Başbakanı kabine üyeleriyle bir araya geldi. (Somali resmi haber ajansı SONNA)

Somali'de muhalif Kurtuluş Forumu ile yeni federal hükümet arasındaki siyasi krizde, polis merkezinin önünde günlerce süren çatışmalar ve başkent Mogadişu'da gösteri çağrılarının ardından yeni bir aşama başladı.

Kurtuluş Forumu’nun hükümetle diyalog kurmayı reddetmesi ve önde gelen yetkililerin Forum'dan ayrılmasının ardından gelen bu gelişme, Afrika uzmanları tarafından ‘ülkeyi on yıllardır yaşadığı istikrarsızlığa geri döndürebilecek bir olay’ olarak değerlendiriliyor.

Somali'de, 1969'da yapılan son seçimlerden 57 yıl sonra, 2026'da yapılacak doğrudan seçimler konusunda yoğun tartışmalar yaşanıyor. Bu seçimler, ‘darbeler ve iç savaşların’ ardından uygulanan ve ülkenin beş eyaletindeki kabile kotalarını esas alan 2000 yılında yapılan dolaylı seçimlerin yerine geçecek.

Somali Halk Meclisi Başkanı Şeyh Âdem Muhammed Nur Madobe, can kaybına yol açan çatışmaların ardından perşembe günü başkent Mogadişu'daki Warta Nabda polis karakolunu ziyaret ederek, ‘yüksek mevkilerdeki politikacılar tarafından kışkırtılan’ olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın Somali resmi haber ajansı SONNA’dan aktardığına göre Madobe, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Çatışmaların ardından Somali federal hükümeti yaptığı açıklamada, ‘iktidara susamış bazı politikacıların polis karakolunu zorla ele geçirmeye çalıştığını, sivillerin kanını döktüğünü ve devletin egemenliğini ve güvenliğini açıkça ihlal ettiğini’ iddia etti.

Somali medyasına göre çatışmalar, muhalefet lideri eski Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmed'in de aralarında bulunduğu Somali Kurtuluş Forumu liderlerinin, muhalefetin hükümet güçlerinin sivillere saldırdığını iddia ettiği başkent Mogadişu'daki bir polis karakoluna gidip üyelerinden birinin serbest bırakılmasını talep etmeden önce patlak verdi.

Bunun ardından Şeyh Şerif Ahmed, ‘hükümet tarafından ezilen’ vatandaşlarla dayanışmayı ifade etmek için cumartesi günü başkent Mogadişu'da gösteri düzenleme çağrısında bulundu.

Somali Savunma Bakanı Ahmed Muallim Fiki, geçtiğimiz perşembe günü bu olaylara sert bir şekilde tepki göstererek, muhalefet liderlerini ‘sabotajcı’ olmakla suçladı ve yargılanmalarını istedi.

Afrika meseleleri uzmanı Dr. Ali Mahmud Keleni, mevcut krizin Somali siyasi sahnesinin kırılganlığını ortaya çıkardığını ve hükümet ile muhalefet arasındaki anlaşmazlıkları yönetme mekanizmalarının zayıflığını ortaya koyduğunu düşünüyor. Keleni, bu gerginliğin uzlaşmacı çözümler bulunmadan devam etmesinin federal devleti zayıflatabileceğini ve ülkeyi on yıllardır yaşadığı istikrarsızlığa geri döndürebileceğini açıkladı.

Keleni, ‘muhalefetin, hükümetin yasadışı arazi ele geçirme ve yoksulları ve alternatif konut bulamayanları zorla yerinden etme uygulamalarını protesto etmek için başkent Mogadişu'da barışçıl bir gösteri çağrısı yaptığını’ belirtti. Bu çağrı, muhalefet ile hükümet arasında yapılan birkaç tur diyaloğun başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından geldi.

Hükümet, Mogadişu Belediye Başkanı ve Banadir Bölge Valisi Mencab'ın geçen hafta yaptığı açıklamalara göre, bunun başkenti yeniden inşa etme ve kamu güvenliğini güçlendirme planlarının bir parçası olduğunu söyleyerek yanıt verdi.

Durumun geçici olarak yatıştırılması ve gösterinin bir hafta ertelenmesi için yapılan arabuluculuk çabalarına rağmen, federal hükümetin güvenlik birimleri herhangi bir gösteri için resmi izin alınması gerektiği konusunda ısrar etmeye devam ediyor. Aksi takdirde bu bir sabotaj eylemi olarak değerlendirilecek ve bu da gerginliği artıracak.

Bu gelişmeler, muhalif Kurtuluş Forumu’nun en önde gelen kurucularını kaybetmesinin ardından geldi. Kurucular forumdan ayrıldı ve 2026'daki doğrudan seçimlerde aday olmaya karar verdiler. Bu, hükümet ile Kurtuluş Forumu arasındaki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri.

fgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (Somali resmi haber ajansı SONNA)

Geçtiğimiz ağustos ayı sonunda, eski Somali Başbakanı Ömer Abdurreşid, eski parlamento başkanları Şerif Hasan Şeyh Âdem ve Muhammed Mürsel Şeyh Abdurrahman (Kurtuluş Forumu Başkan Yardımcısı) ve eski Enformasyon Bakanı (Kurtuluş Forumu Sözcüsü) Tahir Mahmud Cili, ‘gelecek yıl ülkede yapılacak seçimlere katılmak için siyasi partiler kurmak’ amacıyla, kurucu üyeleri oldukları Somali Kurtuluş Forumu'ndan ayrıldıklarını açıkladılar. Bu arada, forumun lideri eski Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmed, eski başbakanlar Hasan Ali Hayri ve Muhammed Hüseyin Rubli ile diğer önde gelen isimlerden oluşan başka bir grup, hükümetin seçim programını reddetti.

Birkaç gün sonra, bu isimler seçimler konusunda federal hükümetle ‘anlaşmaya’ vardı. Bölünme ve ardından gelen anlaşmalardan önce, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud yerel basında yer alan açıklamalarında, ‘muhalefetin, özellikle de Somali Kurtuluş Forumu'nun siyasi gündeminde bölünmüş’ olduğunu ifade etti.

Anlaşmazlıklar, Hasan Şeyh Mahmud'un 13 Mayıs'ta Adalet ve Dayanışma Partisi'ni kurması ve yaklaşan doğrudan seçimlerde aday olarak gösterilmesinden sonra daha da şiddetlendi. Bunu, 15 önde gelen Somali siyasi figürünün ülkeyi kurtarmak için acil istişareler yapılması çağrısında bulunan bir bildiri yayınlaması izledi.

Keleni, siyasi çıkmaz göz önüne alındığında, birkaç senaryonun halen mümkün olduğunu ve bunların en ciddi olanının uluslararası müdahale olduğunu düşünüyor. Keleni, gerginliğin devam etmesinin, durumu yatıştırmak ve barışçıl bir siyasi geçiş sağlamak gerekçesiyle, Birleşmiş Milletler (BM) veya Afrika Birliği (AfB) aracılığıyla uluslararası toplumun doğrudan müdahalesine yol açabileceğini ifade etti. Keleni, muhalefetin dış destek elde etmek için bu seçeneği istediğine inanıyor.

“İkinci senaryo ise seçimlerin ertelenmesi” diyen Keleni, hükümetin mevcut durumu, siyasi ve güvenlik koşullarının özgür ve güvenli bir seçim sürecine izin vermediği gerekçesiyle 2026'nın başlarında yapılması planlanan seçimleri ertelemek için kullanabileceğini belirtti.

Şayet olaylar açık bir çatışmaya dönüşürse, Keleni üçüncü bir senaryo öne sürdü. Bu senaryoda, eş-Şebab'ın önderliğindeki silahlı gruplar kaosu fırsat bilerek şehirlere geri dönebilir veya ulusal güvenliği tehdit eden belirli operasyonlar gerçekleştirebilir. Dördüncü senaryo ise Kurtuluş Forumu içindeki iç bölünmeler olarak öngörülüyor. Bazı üyeler silahlı çatışmaya girmeyi reddederek forumun dağılmasına ve siyasi meşruiyetinin yitirilmesine yol açabilir.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.