Hamas, Trump'ın planına yanıt vermek için acele ediyor... Beyaz Saray, planın kabul edilmesini bekliyor

Kaynaklar: Gazze Şeridi’ndeki Hamas liderleri, yurtdışındaki liderlere ‘uygun kararı’ almaları talimatı verdi

Yerinden edilmiş Filistinliler, İsrail hava saldırısının ardından Gazze şehrinden yükselen dumanı izliyor, 2 Ekim 2025. (AP)
Yerinden edilmiş Filistinliler, İsrail hava saldırısının ardından Gazze şehrinden yükselen dumanı izliyor, 2 Ekim 2025. (AP)
TT

Hamas, Trump'ın planına yanıt vermek için acele ediyor... Beyaz Saray, planın kabul edilmesini bekliyor

Yerinden edilmiş Filistinliler, İsrail hava saldırısının ardından Gazze şehrinden yükselen dumanı izliyor, 2 Ekim 2025. (AP)
Yerinden edilmiş Filistinliler, İsrail hava saldırısının ardından Gazze şehrinden yükselen dumanı izliyor, 2 Ekim 2025. (AP)

Hamas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planına yanıt vermek üzere diğer Filistinli gruplarla istişarelerini sürdürürken, Beyaz Saray, Hamas’a yönelik baskılarını artırarak, planı reddetmesinin ‘kırmızı çizgiyi aşmak’ olacağını söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD'nin, Hamas'ın Trump’ın Gazze planını kabul etmesini umduğunu ve beklediğini, Başkan Trump'ın hareketin herhangi bir yanıtına çizgi çekeceğini belirtti.

Leavitt, Fox News'e verdiği röportajda, Hamas'ın plandan çekilme olasılığıyla ilgili bir soruya yanıt olarak, “Bu, ABD Başkanı’nın çizmesi gereken bir kırmızı çizgidir ve bunu yapacağından eminim” dedi.

Trump salı günü, Hamas'a Gazze ile ilgili ABD, Arap ve İslam ülkelerinin desteklediği planı kabul etmesi için üç ila dört gün süre verdi.

Müzakerelere doğrudan veya dolaylı olarak katılan Hamas ve diğer Filistinli gruplar, Trump'ın planının akıbeti ve bu konuda alınması gereken karar konusunda büyük bir ikilemle karşı karşıya.

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, hareketin ‘planı tamamen reddetmeyeceğini, ancak bazı konularda, özellikle rehinelerin teslimi, geri çekilme ve diğer konularla ilgili değişikliklerle kısmen kabul edeceğini’ doğruladı.

Öte yandan, diğer gruplardan kaynaklar, planın ‘onlar için açık bir yenilgi tablosu çizdiğini ve planı kabul veya reddetme kararının Gazze Şeridi'nin çok tehlikeli bir kader ve gelecekle karşı karşıya kalacağı anlamına geldiğini’ düşünüyor.

Kaynaklar, planın İsrail'in hedeflerine tam olarak ulaşmasına, özellikle de ‘Gazze Şeridi’ni güvenlik kontrolü altına almasına ve orayı Batı Şeria ve Kudüs'teki mevcut duruma benzer, günlük ihlallerin yaşandığı bir bölgeye dönüştürmesine’ yol açacağından korkuyor.

Hamas kaynaklarına göre hareketin liderliği, alınacak tutum konusunda halen devam eden iç görüşmelerin yanı sıra bazı gruplarla da istişarelerde bulunuyor. Bu gruplardan bazıları plan hakkındaki görüşlerini şimdiden açıklamaya başladı.

Kaynaklar, İslami Cihad Hareketi temsilcilerinin planın ‘tehlikeli’ olduğunu belirterek, ‘planın tamamının kabul edilmemesi ve en azından İsrail'in bölgedeki güvenliği kontrol etmesine ve kaçırılan kişileri geri alma hedefine ulaşmasına olanak tanıyan tehlikeli projelerin kabul edilmesini engelleyecek değişikliklerin yapılması gerektiğini’ vurguladıklarını bildirdi.

Görüşmelerin halen devam ettiği ve arabuluculara yanıtın verilmesi için her an sonuçlandırılabileceği, bunun da bugün veya birkaç gün içinde gerçekleşmesinin muhtemel olduğu belirtiliyor.

Uygun kararı verme yetkisi

Kaynaklar, Hamas liderliği ile yurtdışında ve Gazze Şeridi'nde istişarelerin sürdüğünü ve Gazze Şeridi'ndeki güvenlik durumunun neden olduğu iletişim zorlukları nedeniyle, hareketin Gazze Şeridi'ndeki liderliğinin yurtdışındakilere uygun kararı verme yetkisi verdiğini belirtti.

Kaynaklar, hareketin, savaşı bir kez ve sonsuza kadar sona erdirmek ve Gazze Şeridi'nden çekilmek gibi birincil hedefine ulaşmasını sağlayacak ve ‘sınır geçişlerinin açılmasını ve yardımların serbestçe girmesini garanti altına alacak’ olan önerilen plana olumlu yanıt verme konusunda çok istekli olduğunu vurguluyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, rehinelerin serbest bırakılması ve özellikle cesetlerin iadesi gibi ‘planda belirtilenden daha fazla zaman gerektiren bazı teknik sorunlar’ olduğunu ve geri çekilme ve yeniden inşa için net bir zaman çizelgesi belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Kaynaklar, Filistinli gruplar ve Hamas arasında Filistin'in tek bir sesle yanıt vermesi için kapsamlı istişarelerin sürdüğünü belirtti.

Bu bağlamda Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), ‘öncelikli hedefin, vatanlarını, topraklarını ve kimliklerini savunmak ve davalarına sadık kalmak için büyük fedakarlıklar yapmış ve yapmaya devam eden Gazze Şeridi halkının katledilmesini durdurmak olduğunu’ söyledi. FHKC tarafından yapılan açıklamada, herkesin ‘tüm Filistinlilerin hızlı ve acil bir şekilde ortak bir tutum sergilemesini gerektiren tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğu’ vurgulandı.

dfrgt
Gazze şehrindeki mahallelerin İsrail tarafından bombalanması sonucu yükselen dumanlar (AP)

FHKC, ‘tüm grupların tek başına hareket etmeden veya sorumluluklarından kaçınmadan, acil bir ulusal toplantı düzenleyerek ortak bir ulusal tutum belirlemek için tüm ulusal bileşenler ve güçlerle istişare halinde çalışması gerektiğini’ vurguladı. Açıklamada, “Filistinliler, Araplar ve uluslararası toplumun, Filistin halkının karşı karşıya olduğu soykırımı durdurmak ve geri çekilme ve yeniden yapılanmayı sağlamak için bir araya gelmesi, aynı zamanda ulusal sabitelerin, Filistin halkının haklarının ve haklı davasının, özgürlük, geri dönüş ve kendi kaderini tayin etme konusundaki meşru özlemlerinin korunması gerektiği’ vurgulandı.

FHKC, bu toplantının düzenlenmesinin, ‘Amerikan önerisi ve bazı hükümlerinde yer alan siyasi ve varoluşsal riskler konusunda ortak bir ulusal karar almak için bu aşamada acil bir ulusal gereklilik’ haline geldiğini vurguladı. Açıklamada, “Bunun amacı, sahada yeni gerçekler dayatma veya savaşın sonuçlarını, ulusal haklara aykırı bir şekilde sahneyi yeniden şekillendirmek için kullanılabilecek siyasi kalıplara dönüştürme girişimlerini engellemektir” denildi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.