Hamas destekçilerini Trump’ın planından sonra nasıl bir gelecek bekliyor?

Gazze'de bir Hamas liderinin cenaze törenine katılan Hamas mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze'de bir Hamas liderinin cenaze törenine katılan Hamas mensupları (Arşiv – Reuters)
TT

Hamas destekçilerini Trump’ın planından sonra nasıl bir gelecek bekliyor?

Gazze'de bir Hamas liderinin cenaze törenine katılan Hamas mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze'de bir Hamas liderinin cenaze törenine katılan Hamas mensupları (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'nde ateşkes ve iki yıldır süren savaşın sona erdirilmesi planı, Hamas mensupları, destekçileri ve çeşitli hükümet yapılarında çalışanlar arasında, yıllardır destekledikleri hareketin geleceği hakkında birçok soru işareti yarattı.

Onlarca yıldır kendilerini Filistinli gruplar konusunda uzman olarak gören birçok kişi, Hamas'ı siyasi, askeri, ekonomik, sosyal ve dini açıdan en organize yapı olarak değerlendirdi. Bu durum, Hamas’ın uzun süre Filistinliler arasında popülaritesini artırdı. Ancak Hamas, Gazze Şeridi’ni yönetme sürecinde, çoğu zaman tüm Filistinlileri temsil edebilecek bir yapı olarak hareket etme konusunda yetersizliğini gösterdi. Son savaş ve Hamas’ın bu savaşın ters etkilerini öngörememesi, hem halk hem de hareketin destekçileri üzerinde yeni bir gerçeklik oluşturdu. Bazılarına göre bu durum, Hamas’ın beklenmedik bir sona sürüklenmesine neden olan kararlarından ötürü halkın ondan daha da uzaklaşmasına yol açtı.

Savaşta liderlik

Devam eden savaş boyunca Hamas, siyasi, askeri, sosyal ve hatta hükümet olarak yapısının sorunsuz işleyişini sürdürmeyi başardı. Ancak 18 Mart'tan sonra, İsrail'in savaşı yeniden başlatması, hedefli suikastların artması ve daha odaklanmış saldırılarla birlikte, çeşitli görevlerle yükümlü lider ve aktivistleri yakalamak için operasyonların yoğunlaşması nedeniyle hareket bu avantajını kaybetmeye başladı.

sdfrgt
Geçtiğimiz çarşamba günü İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Gazze şehrine sis bombası atmasının ardından sığınacak yer arayan Filistinliler (EPA)

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, belirli görevleri yönetmesi gereken bazı yetkililerin, kişisel güvenlik endişeleri nedeniyle ilk kez sorumluluklarını terk ettiklerini, ancak görevlerine devam edenlere kıyasla sayılarının az olduğunu açıkladı. Güvenlik baskısının zorlukları, bu görevlere devam edenleri ortadan kaybolmaya zorladı ve bu da bazı alanlarda idari ve askeri işlerin yönetilmesini daha da zorlaştırdı.

Bu durumun başlıca nedeni, farklı zamanlarda ve farklı koşullarda suikasta kurban giden tanınmış üst düzey liderlerin bıraktığı boşluk ve İsrail'in savaşı sürdürme ısrarı nedeniyle kalanlar arasında oluşan güvensizlik hissi gibi görünüyor.

Nasıl düşünüyorlar?

İsrail'in geçtiğimiz mart ayında savaşı yeniden başlatmasından bu yana Hamas mensupları, destekçileri ve hükümet çalışanları her geçen ay kendilerini daha zayıf hissediyor. Bunun nedeni, maaşların ödenme oranlarının düşmesi. Ödemelerin eskisine göre daha düşük olduğu, yüzde 40'ın altına düştüğü ve eski ve hasarlı nakit paralarla yapıldığı gözlemleniyor.

sdfrgt
İsrail'in perşembe günü Gazze şehrine düzenlediği bombardımanın ardından yükselen duman (EPA)

Bu durum, savaşı sona erdirecek veya önceki ateşkesi sürdürecek bir anlaşmaya varılamamasıyla aynı zamana denk geldi. Bu da siyasi, askeri ve mali durumun ne kadar karmaşık hâle geldiğine işaret ediyor. Aynı zamanda bu durum, Hamas’ın Gazze Şeridi’ni tam anlamıyla yönetme kapasitesini de sorgulanır hâle getirdi. Zira bölgede güvenlik boşluğu yayıldı, İsrail’e hizmet eden silahlı çeteler ortaya çıktı. Ayrıca, hem organize hem de organize olmayan çeteler tarafından yardım malzemelerinin çalınması ve yağmalanması olayları yaşandı.

Yeni ABD planıyla birlikte, Hamas destekçileri ve üyeleri ile hükümet çalışanları, hareketin iktidardaki geleceğinin, hatta önemli bir güç olarak kalma kabiliyetinin azaldığını anlıyorlar, ancak bu konudaki görüşleri karışık.

Gazze şehrinin bir mahallesinde yaşayan ve Ekonomi Bakanlığı'nda görevli bir memur olan C.A., ABD planının tehlikeli olduğunu belirtti. Hareketin birçok üyesi, gelecekte Gazze Şeridi'nde güvenliği sağlayacak güçlerin, Hamas’a üye oldukları için kendilerini tutuklayıp soruşturma açacağından gerçekten korkuyor.

hyu
1 Şubat 2025'teki esir takasından önce Hamas mensupları (EPA)

C.A. Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, bu korkuların sadece kendisine özgü olmadığını, savaşı sona erdirmek isteyen ancak kendilerini takip eden Arap veya uluslararası güçlerin kolay avı olmak istemeyen hareketin birçok üyesi tarafından da paylaşıldığını bildirdi.

Güvenlik gerekçesiyle adını açıklamayı reddeden bu kişiye göre, bu durum, birçok kişiyi kendi geleceğini düşünmeye itiyor. Bunların arasında, yurt dışına çıkma imkânını değerlendirme düşüncesi de var. Ancak, sahada askeri faaliyetlerde bulunan bazı aktivistlerin bu düşünceye karşı çıktığını belirtiyor. Bu kişiler, ileride hayatlarını kaybetme korkusuyla silahlarını bırakmaktan yana olmadıklarını ifade ediyorlar.

Bu arada, Gazze'nin batısındaki Hamas propaganda aygıtının liderlerinden biri Şarku’l Avsat'a, yeni durumun hareketin birçok üyesine ve destekçisine, 1990'larda öncelikle İsrail'i korumayı amaçlayan güvenlik anlaşmalarını hatırlattığını söyledi. Kendisinin ve savunma aygıtındaki ve başka yerlerdeki birçok yetkilinin, hareketin 1996 ve 1997 yıllarında Filistin Yönetimi güvenlik güçlerinin elinde yaşadığına benzer şiddetli bir tutuklama kampanyasına maruz kalmaktan gerçekten korktuğunu açıkladı.

thy
Han Yunus sahilindeki mülteci kampında yürüyen Filistinli bir çocuk, 2 Ekim 2025 (AFP)

Üst düzey yetkili, Trump'ın planının henüz liderliğin alt kademelerine sunulmadığını, önceki birçok durumda olduğu gibi çeşitli düzeylerdeki liderlerin öneriler hakkında bilgilendirilmediğini söyledi. Bunun nedeni, Gazze Şeridi'ndeki üst düzey liderlerin, savaşı kalıcı olarak sona erdirecek bir anlaşmaya varmak için yurtdışındaki liderlerin uygun kararları almasına izin vermiş olması olabilir.

Belirsiz bir gelecek

Hamas hükümetinin birçok çalışanı ve siyasi, askeri ve idari kanatlarındaki üyeler, geleceğin belirsiz ve öngörülemez olduğu konusunda hemfikir. Bazıları, yayınlanan bilgilere göre planın en tehlikeli yönünün, silahlarını teslim etmeleri karşılığında ‘af’ verilme olasılığı ile ilgili olan kısım olduğunu düşünürken, diğerleri en tehlikeli konunun şu anda henüz bilinmeyen Arap ve uluslararası güç olduğunu düşünüyor. Ayrıca, şu anda göreve hazırlanmakta olan ve Filistin Yönetimi’ne bağlı polis gücünün, yeniden idari kontrolü devralma ihtimali de endişe kaynağı olarak görülüyor.

Hamas'ın kitlesel eylem aygıtından (festivaller, kutlamalar ve konferanslardan sorumlu organ) bir aktivist, durumun istikrarsız olarak tanımlanabileceğini ifade etti. Aktivistlerin geleceği hakkında birçok soru işareti olduğunu belirtirken, bu yıkıcı savaşa rağmen hareketin idari, yapısal ve örgütsel olarak çeşitli düzeylerde bütünlüğünü koruduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi'ndeki tüm yıkıma ve halkın yaşadığı koşullara duydukları öfkeye rağmen, halkın içinde halen direniş silahlarına sarılanlar olduğunu ve yaşananların hareketin içinde ya da dışında bir yenilgi olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.

Aktivist, “Hamas hareketi hâlâ sağlam ve güçlü; şu anda yaşananlarla başa çıkabilecek kapasiteye sahip. Biz de bu hareketin içinde uzun yıllardır yer alan kişiler olarak hâlâ ona bağlıyız. Yaptığımız fedakarlıklardan vazgeçemeyiz. Bu, iki yıllık savaş sürecinin de ortaya koyduğu bir gerçek. Bu süreç, hareketin ne kadar sağlam kaldığını gösterdi ve İsrail'in iddia ettiği gibi Hamas’ı dağıtmayı başaramadığını ortaya koydu” dedi.

Bu ifadeler, hareketin birçok üyesi ve destekçisinin görüşlerini yansıtmıyor gibi görünüyor. Gazze şehrinden hareketin destekçisi olan ve kısa süre önce Gazze Şeridi'nin orta kesimine kaçan Muhammed Hamdan, Hamas liderliğinin, 20 İsrailli rehinenin hayatının bedelini ödeyen yorgun halkın durumuna duyarlı olmasını beklediğini söyledi.

Hamdan, hareketin Gazze Şeridi'ndeki yönetimi bırakıp başka bir Filistin kuruluşuna devretmesi için şimdi doğru zaman olduğuna inanıyor. Hamdan, hareketin birçok destekçisi ve hatta aktif üyesi gibi, güvenliklerinin garanti altına alınması ve tutuklanmayacakları veya başka türlü zulüm görmeyecekleri taahhüdüyle yönetimi Filistin Yönetimi'ne teslim edilebileceklerini ve böylece Filistin için yeni bir sayfa açılabileceğini belirtti.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.