Suriyeli yetkililer, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra ilk meclisi oluşturdu

Suriye Halk Meclisi seçimlerini denetleyen alt komite üyelerinin seçimi sırasında anayasadaki yemin metnini okuyan bir adam (Reuters)
Suriye Halk Meclisi seçimlerini denetleyen alt komite üyelerinin seçimi sırasında anayasadaki yemin metnini okuyan bir adam (Reuters)
TT

Suriyeli yetkililer, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra ilk meclisi oluşturdu

Suriye Halk Meclisi seçimlerini denetleyen alt komite üyelerinin seçimi sırasında anayasadaki yemin metnini okuyan bir adam (Reuters)
Suriye Halk Meclisi seçimlerini denetleyen alt komite üyelerinin seçimi sırasında anayasadaki yemin metnini okuyan bir adam (Reuters)

Suriye'deki geçiş dönemi yönetimi, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra ilk meclisi kurmak için bugün de hazırlıklarını sürdürdü. Ancak hazırlıklar devam ederken Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya Halk Meclisi’nin üçte birini atama yetkisi veren mekanizma eleştiriliyor. Bu mekanizmaya göre ‘güvenlik’ gerekçesiyle üç ilin Halk Meclisi’nde temsil edilmesi engellendi.

Suriye Şura Konseyi, Esed rejiminin geçtiğimiz yılın sonlarında düşmesinin ardından Halk Meclisi'ni feshetmek ve geçiş dönemini beş yıl olarak belirleyen bir anayasa bildirisi imzalamak dahil olmak üzere geçiş dönemini yönetmek için bazı adımlar attı. Bildiri, ülke için kalıcı bir anayasa hazırlanana ve bu temelde seçimler yapılana kadar yetkilerini kullanacak bir konsey seçmek için bir mekanizmanın kurulmasını öngörüyordu.

Halk Meclisi, halkın doğrudan seçimleriyle değil, anayasal bildirgede belirtilen bir mekanizma temelinde 30 aylık yenilenebilir bir dönem için oluşturulacak. Bu mekanizmaya göre üyeleri Şura Konseyi tarafından atanan bir yüksek komite tarafından oluşturulan bölgesel yapılar, Halk Meclisi’nin 210 üyesinin üçte ikisini seçecek, geri kalan üçte biri ise cumhurbaşkanı tarafından atanacak.

Suriye Yüksek Seçim Komisyonu'na göre yüzde 14'ü kadın olan bin 578 aday Halk Meclisi’nde yer almak için yarışıyor. Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre bu kişiler arasında 1990'lı yıllarda Suriye'yi terk eden son hahamın oğlu olan ABD vatandaşlığı da bulunan Henry Hamra da var. Hamra, yaklaşık yetmiş yıldır Suriye’de milletvekilliği için aday olan ilk Yahudi oldu.

Suriyeliler yeni parlamentonun oluşum sürecini açıkça eleştiriyorlar.

Adalet Bakanlığı’ndan emekli Luay el-Urfi (77) “Mevcut yönetimi destekliyorum ve onu savunmaya hazırım, ancak bu seçimler gerçek seçimler değil” ifadelerini kullandı.

Urfi, Şam'ın orta kesimlerindeki er-Ravda Kafe’de arkadaşlarıyla otururken yaptığı değerlendirmede, “Bu geçiş döneminin bir gerekliliği, ancak bu dönem biter bitmez seçimlerin yapılmasını istiyoruz” dedi.

Ülke genelinde güvenlik ve siyasi gücünü pekiştirmek için çalışan Cumhurbaşkanı Şara, dolaylı seçim mekanizmasının benimsenmesini “Geçiş aşamasındayız ve doğrudan genel seçimler yapabilecek durumda değiliz” diyerek gerekçelendirdi.

“Yenilenen Özgürlük”

Suriye’deki bazı insan hakları örgütleri, yasaların önerilmesi ve değiştirilmesi, uluslararası anlaşmaların onaylanması ve genel bütçenin kabul edilmesi gibi geniş görevleri üstlenecek olan Halk Meclisi'nin oluşturulmasında Şura Konseyi'ne verilen yetkileri eleştirdiler.

Toplam 14 insanlar hakları örgütü, eylül ayı ortalarında ortak bir bildiri yayınlayarak, bu mekanizmanın cumhurbaşkanına ‘kendisinin seçtiği veya sadakatini garanti edebileceği kişilerden oluşan bir meclis çoğunluğu oluşturma’ imkanı verdiğini ve bunun da Halk Meclisi’ni tek siyasi renkten oluşan bir organ haline getirerek çoğulculuk ilkesini zedeleyebileceğini belirtti.

AFP'ye göre bildiride genel düzenlemelerin seçimleri ‘sadece bir formalite’ haline getirdiği belirtildi.

Paris merkezli Suriye Hakikat ve Adalet Derneği'nin yönetici direktörü Bessam el-Ahmed, “Bu süreci seçimden başka her şey olarak adlandırabiliriz; bu bir atamadır” yorumunda bulundu.

Ahmed, Halk Meclisi’nin tek bir siyasi rengin ezici çoğunluğuyla kurulacağını öngördü.

“Marjinalleşme”

Meclis oluşturulma mekanizması, özellikle ülkenin kuzeydoğusunda, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin (KDSÖY) etki alanlarının, yetki paylaşımı ve kurumların entegrasyonu konusunda Şam’daki yetkililerle çatıştığı bölgelerde eleştirilere neden oldu. Aynı durum, Dürzi azınlığın kalesi olan, ülkenin güneyindeki Suveyda ilinde de geçerli.

Eylül ayında, KDSÖY’ün Rakka ve Haseke'de kontrol ettiği bazı bölgelerde alt seçim komiteleri oluşturuldu.

Geçici seçim sistemi, adayların ‘eski rejimin destekçileri veya bölünme ya da ayrılma savunucuları’ olmamalarını şart koşuyor.

Suriye geçici yönetimi, KDSÖY’e Şam’a bağlanması için baskı uygularken, Suveyda'daki Dürzilerin Ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri, Şam’a bağlı güvenlik güçleriyle yaşanan şiddet olaylarının yol açtığı büyük kopuşun ardından Dürzileri korumak için İsrail'e müdahale etmesi çağrısında bulundu.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.