Gecikmiş Filistin devleti için mücadeleyi başlatan Gazze savaşı

Paris'te dün düzenlenen yürüyüşte ‘Barış için Filistin devletini tanıyın’ yazılı bir pankart taşıyan Fransızlar (AFP)
Paris'te dün düzenlenen yürüyüşte ‘Barış için Filistin devletini tanıyın’ yazılı bir pankart taşıyan Fransızlar (AFP)
TT

Gecikmiş Filistin devleti için mücadeleyi başlatan Gazze savaşı

Paris'te dün düzenlenen yürüyüşte ‘Barış için Filistin devletini tanıyın’ yazılı bir pankart taşıyan Fransızlar (AFP)
Paris'te dün düzenlenen yürüyüşte ‘Barış için Filistin devletini tanıyın’ yazılı bir pankart taşıyan Fransızlar (AFP)

Filistin-İsrail ve Arap-İsrail çatışmasının tarihinde tüm bölgenin çehresini değiştiren ‘dönüm noktası’ olan 7 Ekim'den iki yıl sonra, sorunlu ve patlayıcı soru halen cevapsız kalıyor: Aksa Tufanı Filistin devletinin kurulmasını yaklaştırdı mı, yoksa tamamen yok mu etti?

Cevabın, arzu edilen devletin kaderi netleşene kadar uzun bir süre beklemesi gerekeceği ve şu anda şiddetli bir şekilde süren tartışmayı çözmeyeceği şüphesiz. 7 Ekim saldırısını destekleyenler, saldırının Filistin devletinin tanınmasını sağladığını ve kurulmasının önünü açtığını savunuyorlar. Ancak muhalifler, saldırının kendisinin değil, İsrail'in katliamları, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere halkın kanı ve eşi görülmemiş trajedilerin tanınmayı sağladığını ve devletin kurulmasını sağlayacağını düşünüyor.

gthy

‘Sadece birkaç yıl’

Bugün, yıkıma uğramış Gazze Şeridi'nde savaş yavaş yavaş yatışırken, Filistin devletinin kurulması konusunda başka bir savaş şiddetleniyor. Bu savaş, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirmek için hazırladığı ünlü planda devletin kurulma olasılığından bahsedilmeden önce, devletin çok sayıda ülke tarafından tanınmasına yol açan Arap ve uluslararası girişimlerle başladı.

Filistinli bir yetkili Şarku’l Avsat'a, “Filistin devletinin kurulacağına olan güven her geçen gün artıyor. Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da söylediği gibi, bunun bir zaman meselesi olduğuna inanıyoruz... Sadece birkaç yıl” dedi.

Yetkili, “Bugün, dünyada ve bölgede büyük bir değişim var. Dünya işgalden ve işgalin uygulamalarından bıkmış durumda ve bir devlet görmek istiyor. Son zamanlarda yapılan tanıma, bu sürecin başlangıcı oldu” ifadelerini kullandı.

sdcfgth
Son süreçte Filistin devleti birçok Avrupa ülkesi tarafından tanındı. (AP)

Geçtiğimiz ay Filistin devletini tanıyan ülke sayısı, 193 Birleşmiş Milletler (BM) üye ülkesinden 158'e ulaştı. Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya, Portekiz, Lüksemburg, Belçika, Fransa ve diğerleri de dahil olmak üzere yapılan tanıma, devlet kurma zamanının geldiğine dair doğrudan bir uluslararası mesaj gönderdi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu bu devletin kurulmayacağına dair tehditlerde bulunmaya sevk etti.

Netanyahu, “Filistin devleti kurulmayacak… Ülkemizin kalbine terörist bir devlet dayatma girişimine karşılık vereceğiz” diyerek tutumunu özetledi.

İsrail'in endişesi

Görünüşe göre bu kibir, İsrail içinde büyük bir endişeyi gizliyor. Anna Barsky, Maariv gazetesinde, son tanıma kararlarının öncekilerden farklı olduğunu, çünkü tanıyan başkentlerin uluslararası sahnede marjinal değil, Washington'a yakın ortak ülkeler olduğunu ve uzun süredir İsrail'in müttefiki olarak kabul edildiğini belirtti.

Barsky, bu tanıma kararlarının ‘siyasi bir deprem ve İsrail'in dünyadaki diplomatik dokunulmazlığının ince bir aşınması’ olduğunu ve İsrail'i yeni bir gerçeklikle karşı karşıya bıraktığını yazdı.

defrgty
İspanya'nın güneybatısındaki Kanarya Adaları'nda Filistin halkını desteklemek için düzenlenen mitinge ‘Özgür Filistin’ yazılı şapkasıyla katılan bir protestocu (EPA)

Barsky şu ifadeleri kullandı: “Bugün Filistin devleti yok. Yeni bayraklar, yeni sınırlar, yönetim mekanizmaları yok. Fransa ve Suudi Arabistan'ın ortaklaşa yürüttüğü BM'deki görkemli tanıma törenine rağmen, bir hafta içinde de olmayacak. Yine de bu tanıma kararları siyasi bir deprem ve Tel Aviv'e oyun kurallarının değiştiği ve zamanın dolduğu mesajını veriyor.”

Devlet olma yolunda

Aslında ABD Başkanı bizzat devlet olma yolunu açtı. Bu yol zorlu, çetin, engebeli ve karmaşık; hiçbir garanti yok, ancak yıpratıcı bir savaşın sonunda en önemli yol.

Trump'ın planı, bir devletin kurulmasından ziyade Gazze Şeridi'nin yönetilmesine zemin hazırlamak olabilir, ancak bir devletin kurulup kurulmayacağını bilmek için Gazze Şeridi'ni kimin yöneteceğini gözlemlemeliyiz. Trump'ın planı, Ramallah ve Tel Aviv'i meşgul eden, her iki taraf için de mayın tarlasına yakın olan ve yorumlanması zafer ya da yenilgi olarak algılanabilecek hükümler içeriyor.

aa
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 25 Eylül 2025 tarihinde ABD'nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 80’inci oturumu sırasında video konferans yoluyla bir konuşma yaptı. (EPA)

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistin Yönetimi kaynakları, “Tanıma çok önemli, ancak Filistin devletinin Gazze Şeridi üzerindeki velayetini göz ardı ediyor” dedi.

Kaynaklar, “Arap ekibi ve biz, savaş bittikten sonra Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'nin yönetimini devralması için sürekli istişare halindeyiz” ifadesini kullandı.

‘Filistin devleti adına’

Filistin Yönetimi, Trump'ın çabalarını memnuniyetle karşıladı ve alışıldık şekilde başkanlık veya hükümet adına değil, ‘Filistin devleti’ adına bir bildiri yayınlamaya özen gösterdi. Bildiri iki mesaj içeriyordu. Birincisi, Filistin Yönetimi'nin hedef ve taleplerinin planın ötesine geçerek ‘iki devletli çözüme’ dayalı adil bir barışa ulaşmak olduğuydu. İkinci mesaj ise Trump’ın Filistin yönetimine yönelik reform çağrılarına açık bir yanıttı. Bildiride, Filistin devletinin tüm reform programlarını tamamlamaya kararlı olduğu ifade edildi. Bu reformlara, savaşın sona ermesinden sonraki bir yıl içinde başkanlık ve parlamento seçimlerine gidilmesi de dâhildi. Ayrıca, meşru ve tek bir Filistin güvenlik gücü aracılığıyla Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde güvenliğin sağlanması da taahhüt edildi. Yolsuzlukla mücadeleye bağlı kalınacağı ve eğitim müfredatının geliştirileceği belirtildi. Ayrıca, mahkûm ve şehit ailelerine yapılan ödemeleri düzenleyen yasa ve yönetmeliklerin kaldırılacağı ifade edildi; birleşik bir sosyal yardım sistemi kurulacağı taahhüt edildi.

sdfrg
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

Filistinliler, her şeye hazır olduklarını ve reformla ilgili birçok tartışmalı konuyu aştıklarını söylemeye çalışıyorlar.

Bilgi sahibi bir Filistinli kaynak Şarku’l Avsat’a, “Filistin Yönetimi, planın belirsiz şartları ve İsrail Başbakanı’nın söylediklerine bakılmaksızın, gerçek bir süreci başlatmak için Arap çabalarına güveniyor” dedi.

Filistinlilere ait her şeyin reddi

Netanyahu, Trump ile yaptığı görüşmede Filistin devletinin kurulmasını kabul etmediğini söyledi ve planın yayınlanmasından birkaç gün sonra, Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'nin yönetiminden sorumlu olmayacağını vurguladı. Netanyahu, “Hamas veya Filistin Yönetimi'nin hiçbir temsilcisi, savaşın ertesi günü Gazze Şeridi'nin yönetiminde yer almayacak” dedi. Ancak Arap ve Müslüman ülkelerin (Endonezya ve Türkiye) dışişleri bakanlarının tepkisi Netanyahu'nun umduğu gibi olmadı. Bu ülkelerin liderleri ortak bir açıklamada, savaşı sona erdirmek, Filistin Yönetimi'ni Gazze Şeridi'ne geri getirmek, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ni birleştirmek ve tüm tarafların güvenliğini garanti altına alan bir güvenlik mekanizması kurmak için çalışacaklarını, bunun sonucunda İsrail'in tamamen çekilmesini, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını ve ‘iki devletli çözüme’ dayalı adil bir barışın yolunun açılmasını sağlayacaklarını duyurdular.

Askeri savaşın ardından başlayan siyasi savaş, Filistin devletinin bir parçası olan Gazze Şeridi'ni Filistin Yönetimi’nin yönetmesini isteyen dünya ile hem devleti hem Filistin Yönetimi’ni, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ni ve Filistinlilerle ilgili her şeyi reddeden İsrail arasında yaşanıyor.

Bu noktada İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın, Trump'ın planında Filistin Yönetimi ve devletten bahsedilmesi sorulduğunda söylediği sözleri hatırlamak yeterli: “Filistin devletine karşı mücadele, önümüzdeki uzun yıllar boyunca bizimle birlikte olacak. Bu zorlu bir mücadele olacak. Filistin devletinin kurulma tehlikesi olmadığını söyleyerek halkı aldatmak istemiyorum.”



Hamas, Washington'u İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına “koruma” sağlamakla suçluyor

Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)
Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)
TT

Hamas, Washington'u İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına “koruma” sağlamakla suçluyor

Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)
Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)

Bir Hamas yetkilisi dün, İsrail ile Filistin hareketi arasındaki ateşkes anlaşmasına rağmen perşembe günü 13 kişinin öldüğü saldırıların ardından ABD'yi İsrail ordusuna “koruma” sağlamakla suçladı.

Gazze sivil savunma yetkililerine göre, perşembe günü Filistin topraklarına düzenlenen İsrail saldırılarında 5’i çocuk olmak üzere en az 13 kişi hayatını kaybetti.

Hamas siyasi büro üyesi Basim Naim, Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda, bunun “Amerikan koruması veya yeşil ışık olmadan gerçekleşemeyeceğini” ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre çarşamba günü iki Hamas yetkilisi, hava koşulları nedeniyle iki haftalık aradan sonra Gazze'de rehine Ran Gvili'nin cesedinin aranmasına yeniden başlandığını doğruladı.

Gazze'de 10 Ekim'de ateşkes yürürlüğe girdi, ancak o günden bu yana ateşkesin birçok kez ihlal edilmesi ile 425 kişiden fazla Filistinli öldürüldü. İsrail ordusu, aynı dönemde silahlı kişiler tarafından 3 askerinin öldürüldüğünü açıkladı.


İsrail ordusu, Gazze'deki Hamas unsurlarını ve altyapıyı hedef aldığını duyurdu

Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)
Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)
TT

İsrail ordusu, Gazze'deki Hamas unsurlarını ve altyapıyı hedef aldığını duyurdu

Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)
Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde düzenlediği bir operasyon sırasında hayatını kaybeden Hamas mensuplarının isimlerini duyurdu.

Ordudan yapılan açıklamaya göre, Hamas’ın tanksavar roket sisteminden sorumlu komutanı Kemal Abdurrahman Muhammed Avvad ile hareketin üretim atölyesinin sorumlusu Ahmed Sabit öldürüldü.

Açıklamada ayrıca, Hamas’a bağlı Nuseyrat Tugayı’nın seçkin birliğinde yer alan ve 7 Ekim 2023’teki saldırıya katıldığı belirtilen Ahmed Abdulfettah Said Macdelavi’nin de hedef alındığı bildirildi.

İsrail ordusu, operasyonlar kapsamında Hamas’a ait sekiz roket fırlatma noktası, iki silah üretim tesisi ve üç silah deposu dahil olmak üzere çeşitli altyapı unsurlarının vurulduğunu kaydetti.

Ayrıca, Gazze Şeridi’nin kuzeyine düzenlenen ayrı bir hava saldırısında, Hamas’a ait bir komuta ve kontrol merkezinde faaliyet gösterdikleri belirtilen dört kişinin hedef alındığı ifade edildi.


İsrail, Lübnan'a yönelik “büyük saldırı”dan vazgeçti

İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)
İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan'a yönelik “büyük saldırı”dan vazgeçti

İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)
İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)

Siyasi ve askeri kaynaklara göre, İsrail şu anda Lübnan'a karşı “büyük bir saldırı” fikrinden vazgeçiyor ve “şiddetli ancak sınırlı saldırılar” ile yetinmeye karar verdi.

Dün günü güney ve Bekaa vadisini hedef alan saldırılar, Lübnan ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırma konusundaki “yetersiz” çabalarını öven Başbakan Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına ordunun verdiği yanıttı. Bu saldırılar aynı zamanda Lübnan hükümetinin bu görevin ilk aşamasını tamamladığını duyurmasına da bir yanıt niteliğindeydi.

Öte yandan, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen başkanlığındaki bir Avrupa heyeti, Lübnan'daki yetkilileri ziyaret ederek devlet kurumlarına ve gerçekleştirilen reformlara desteklerini teyit etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre heyet, Hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması gerektiğini ve “silahlı milislere yer olmadığını” vurguladı. Heyet ayrıca İsrail ile diyalog başlatma çabalarını da memnuniyetle karşıladı.