Rothschild ve Trump'ın planları arasında Gazze Rivierası: Finansman ve yerinden edilmenin sırları

Savaş sonrası Gazze'nin yeniden inşası için ekonomik planlar ve uluslararası yatırımlar. Finansmanın arkasında yatan gerçek mali kaynaklar neler?

Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)
Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)
TT

Rothschild ve Trump'ın planları arasında Gazze Rivierası: Finansman ve yerinden edilmenin sırları

Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)
Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)

İnci Mecdi

Yahudi bir Alman olan para tüccarı ve bankacı Mayer Amschel Rothschild, Avrupa'nın en güçlü finans ailesinin temellerini atmaya 18. yüzyılın ikinci yarısında başladı. Beş oğlu kısa sürede Londra, Paris, Viyana, Napoli ve Frankfurt'a dağıldı ve Avrupa'yı kapsayan bir bankacılık imparatorluğu kurdular.

Bu bankacılık imparatorluğunun kurucuları, istikrarlı ve sakin adımlarla İsrail Devleti'nin kurulması için ekonomik, siyasi ve maddi temelleri atmak için çalıştılar. Rothschild ailesi, Osmanlı Filistin'inde arazi satın almaktan İsrail Yüksek Mahkemesi'nin inşasına kadar, henüz adı dahi olmayan bir ulusun oluşumuna katkıda bulundu. Baron Edmond James de Rothschild, 1880'lerden 1920'lere kadar fonlarını o dönemde Osmanlı kontrolü altındaki topraklara yönlendirdi, tarım arazilerine yatırım yaptı, İbrani okullarını destekledi ve şarap imalathaneleri kurdu. İngiliz Siyonist Federasyonu'nun başkanı olan İngiliz aristokrat Lionel Walter Rothschild, 1917'de Balfour Deklarasyonu'nun resmi alıcısıydı. James Armand de Rothschild ve eşi Dorothy daha sonra bu görevi devraldı ve İsrail parlamentosu binası Knesset'in inşası için 1,25 milyon sterlin bağışladı. James'in ölümünden sonra Dorothy, İsrail Yüksek Mahkemesi'nin kurulması için gerekli finansmanı üstlendi.

Geçen yıl vefat eden Lord Jacob Rothschild, dördüncü baron ve Victor'un oğluydu. Aynı zamanda İsrail'deki büyük projeleri desteklemeye devam eden Yad Hanadiv Vakfı'nın başkanıydı ve onun liderliği döneminde vakıf, Kudüs'teki yeni İsrail Ulusal Kütüphanesi'nin finansmanına katkıda bulundu.

Dünyanın gizli hükümdarları

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Yahudi devletinin kurucuları olarak uzun bir geçmişe sahip olan Rothschild ailesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘Gazze Rivierası’ adı altında Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etme konusundaki tartışmalı planını ortaya attığında, doğal olarak, vatanları olarak kurmak istedikleri devletin genişlemesi kapsamında projenin ana finansörleri olarak öne çıktı. Yahudiler için ulusal bir vatan olarak kurmak istedikleri devletin genişlemesi kapsamında projenin ana finansörleri olarak ‘Rothschild ailesi’ adının öne çıkması doğaldı. Ancak bu durum, Rothschild ailesinin tarihi boyunca süregelen birçok efsaneden biri olabilir. Örneğin Nathan Rothschild'ın Londra'da Napolyon'un Waterloo'da yenilgiye uğradığı haberini ilk alan kişi olması nedeniyle ailenin servetini biriktirdiği yönündeki anlatı, ailenin hakkındaki en yaygın efsanelerden biri. Nathan Rothschild'ın Napolyon'un kazandığını iddia ederek borsanın çökmesine neden olduğu ve İngilizlerin zaferi haberi geldiğinde değerini geri kazanan hisse senetlerini satın aldığı söylenir. Bu hikayenin hiçbir dayanağı olmasa da Rothschildların ‘dünyanın gizli hükümdarları’ olduğu şeklinde heyecan verici hikayelerin önemli bir parçası olmaya devam ediyor.

Belki de Trump'ın Gazze Rivierası projesinin finansal yönündeki belirsizlik, ‘Gazze Yeniden Yapılanma, Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Fonu’ adı altında bir fon kurulmasından ibaret olmasıdır. Bu projede Gazzelileri buranın dışına nakletme, daha doğrusu ‘nüfusu yerinden etme’ planını içermesi, buna karşılık olarak 5 bin dolar ve dört yıl boyunca konut ve bir yıl boyunca gıda için mali destek sağlanması öngörülüyor. Planın metni bu yönden tarihte Yahudiler tarafından Filistin topraklarının satın alınmasıyla olanları akıllara getirdi.

Filistin topraklarının satın alınması

Sonuç olarak İsrailli iş adamlarının Gazze Şeridi'nde arazi satın almak ve İsrail'in genişlemesini finanse etmek için 300 milyar dolar ayırdıkları söylentisi, konuyla ilgili yayılan söylentilerden sadece biri. Bu söylenti, eylül ayı başlarında dillendirilmeye başlandı ve fonun Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 30'unu 99 yıla kadar kiralamasını öneren Trump'ın planıyla inandırıcılık kazandı. Plana göre kiralanan topraklar projenin başlangıç sermayesi veya varlıkları olarak kabul ediliyor.

ABD medyasında yer alan belgelere dayanan plan, buradaki ‘kamu’ arazilerinin gelir getirici varlıklar olarak kullanılması, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasından sonra 300 milyar doları aşan bir değer tahmininin parçası olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla belirtilen rakam, kiralanacak ve fon için finansman olarak kullanılacak kamu arazilerinin yüzde 30'unun tahmini değeri olarak görülüyor.

Trilyon dolarlık plan

Gazze'nin yeniden inşası planı veya ABD Başkanı’nın ‘Gazze Rivierası’ olarak adlandırdığı proje ile ilgili olarak Ekonomi Profesörü Joseph Pelzman tarafından hazırlanan ve geçtiğimiz yıl temmuz ayında ABD’deki George Washington Üniversitesi tarafından yayınlanan makale başvurulması gereken, güvenilir bir kaynaktan alınan bir belge olarak karşılımıza çıkıyor. Makale, inşa, işletme ve ulaşım temelli uzun vadeli bir yatırım modeli aracılığıyla savaş sonrası Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için ekonomik bir vizyon sunuyor.

Toplamda 49 sayfadan oluşan araştırma makalesine göre Gazze Şeridi’nin yeniden inşasının 5 ila 10 yıl arasında 1 ila 2 trilyon dolara mal olması tahmin ediliyor. Gazze'nin yeniden inşasını, uzun vadeli bir kira sözleşmesi kapsamında 50 yıl boyunca burayı yönetme ve işletme hakkını elde edecek olan birkaç ülkeden gelen yabancı yatırımlarla gerçekleştirmeyi öneren Prof. Pelzman’a göre bu süre zarfında modern sivil ve hukuki kurumlar kurulacak. Sürecin sonunda, yönetişim halka devredilecek ve hukukun üstünlüğüne ve serbest ekonomi sistemine dayalı iyi yönetişim kurumları kurulacak.

Makale, Gazze'nin yeniden inşası için dört finansman kaynağı öneriyor. Bunlar; ‘ılımlı’ Arap ve bölge ülkeleri ile yatırımcılara 50 yıllık geçici mülkiyet hakkı tanıyan bir imtiyaz sistemi aracılığıyla uluslararası ekonomik güçler. Özellikle Arap Körfez ülkelerini eğitim ve ekonomi alanında rol model ve potansiyel finansörler olarak gösteren makale, finansman ve denetim konusunda potansiyel ortaklar olarak ABD ve Abraham Anlaşmaları’na katılan ülkelere işaret ediyor. Bunun yanında enerji, altyapı, teknoloji ve turizm alanlarında yatırım yapabilecek uluslararası özel sektör şirketleri finansman kaynağı olarak öneren makalede son olarak, başlangıç sermayesi ve risk garantisi sağlayacak Dünya Bankası ve Körfez ülkelerinin fonları gibi uluslararası finans kurumları sayıyor.

Trump'ın Gazze Rivierası’na ilişkin ilk önerisinin ve sonraki önerilerinin temelini bu makale oluşturuyor. Bu önerilerin en sonuncusu, Gazze halkının yerinden edilmesinden veya nakledilmesinden açıkça bahsetmemekle birlikte, Gazze halkının yerinde kalması koşuluyla Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını içeren Gazze savaşını sona erdirme planıydı.

Gazze fonu planı

İlk belge, geçtiğimiz temmuz ayında İngiliz gazetesi Financial Times tarafından yayınlanan alıntılar gibi görünüyor. Amerikan medyası, yeniden inşa sürecinin finansörleri hakkında daha net bilgiler içeren daha ayrıntılı bir versiyonunu yayınladı. ‘Gazze Yeniden İnşa, Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Fonu’ (GREAT Trust) adlı teklif, Gazze Şeridi'ni devasa bir ekonomik projeye dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu fon aracılığıyla Gazze, İsrail ve Arap ülkelerini içeren Abraham Anlaşmaları'na dayalı bölgesel bir sistem içinde İsrail ile ekonomik olarak entegre olacak ve Filistin Yönetimi'nin de daha sonraki bir aşamada bu sisteme katılacağı varsayılıyor.

dfrgt
Gazze Şeridi’nin GREAT Trust’un önerildiği belgede öngörüldüğü şekilde yeniden yapılanma sonrası görünümü

Finansman, kamudan 70 milyar ila 100 milyar dolar arasında bir ilk kamu yatırımı ve kamu-özel sektör ortaklıkları yoluyla 35 ila 65 milyar dolarlık ek özel yatırımla, ilk 10 yıl için ortaklıklar ve özel sektörden toplam tahmini 133,4 milyar dolarlık bir maliyetle sağlanacak. Bu yatırımların altyapı, yeniden inşa, kalıcı konutlar, tıbbi ve eğitim tesisleri ve güvenlik dahil olmak üzere 10 farklı ‘mega projeyi’ kapsaması bekleniyor.

Musk ve Trump’ın projeleri

Bahsi geçen mega projelerden biri, Tesla'nın sahibi Elon Musk'ın bu sektöre yatırım yaptığını gösteren ‘Elon Musk Akıllı Üretim Bölgesi’ adını taşıyor. Diğer mega projeler arasında, ABD Başkanı tRump’ın sahibi olduğu şirketler aracılığıyla, öncelikle bir gayrimenkul geliştiricisi olarak yatırım yaptığı görünen bir grup turistik tatil köyü ve yapay adadan oluşan ‘Gazze Rivierası ve Trump Adaları” projesi bulunuyor. Gazze'deki tesisleri Mısır, İsrail ve Körfez ülkelerindeki limanlara bağlayan Refah'daki ‘İbrahim Sınır Kapısı’nın lojistik merkezi ve Gazze'yi el-Ariş ve İsrail'e bağlayan, Avrupa ve Körfez ülkeleriyle serbest ticaret sistemi ve Körfez ülkeleri ile İsrail'e hizmet veren veri merkezleri ve elektrikli otomobiller gibi ileri imalat sektörleri bulunan özel bir ekonomik bölge kurulmasını öngörüyor.

Ancak bu plan çerçevesinde yeniden inşa süreci boyunca Gazze nüfusunun yalnızca yüzde 75'inin Gazze Şeridi’nde kalacağı tahmin ediliyor. Başka bir ülkeye yerleşmek isteyenlere 5 bin dolarlık mali teşviklerin yanı sıra dört yıllık kira ve gıda yardımı ile ilgili diğer teşvikler de sunuluyor. Plan, yeniden yerleşenlerin üçte ikisinin Gazze'ye dönmeyeceğini varsayıyor.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.