Ateşkesin ardından Gazzelileri neler bekliyor?

Büyük çoğunluk ateşkes konusunda mutabık ve hemfikir

9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)
9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)
TT

Ateşkesin ardından Gazzelileri neler bekliyor?

9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)
9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)

Salem el-Rayes

Ekim ayının başında, genç Muhammed Ahmed, eşi ve çocuklarıyla birlikte Gazze kentindeki bilinmeyen kaderlerine razı olmuştu. Şehrin güneyindeki Sabra mahallesindeki dairesinde oturmuş, kendisine dayatılan gerçekliğe boyun eğmişti. Gazze kentinin merkezine çeşitli yönlerden giriş yapan İsrail ordusunun bölge sakinlerine verdiği tahliye emirleri uyarınca, evini bırakıp Gazze Şeridi'nin güneyine gitmeyi reddediyordu. Kendisi ile konuştuğumuzda Al Majalla şunları söyledi:  “İki yıldır işsizim. Gelir kaynağım yok oldu ve sadece biraz param var. Güvenli bir yere gitmek maliyetli. Ulaşımdan çadır almaya, arazi kiralamaya kadar tüm masrafları karşılayabilecek durumda değilim. Ölüm daha ucuz hale geldi.”

İki yıldır devam eden İsrail imha savaşından önce, 38 yaşındaki Ahmed avukat olarak çalışıyordu ve ortaklarıyla birlikte kendi ofisi vardı. Savaş ile birlikte mahkemelerin ve davaların askıya alınması nedeniyle işleri durdurdu. Zira Filistinliler, hakları ve yasal yollarla bu hakları elde etmek peşinde koşmak yerine, savaş sebebiyle kaybettikleri insanlarla, yüzlerce kişinin ölümüyle meşguller. Savaş, ailesinin ve çocuklarının yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışma, tekrar tekrar yerinden edilmeler ve bir yerden diğerine taşınmalar sonucunda banka hesabı ve yıllarca çalışarak biriktirdiği birikimler tükenmiş.

9 Ekim'de Trump, Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım savaşının sona ereceği umudunu yeniden kazandıran bir ateşkes anlaşmasını duyurdu

Son zamanlarda, kendisi gerçeklere teslim olurken, komşularının ve diğerlerinin evlerini bırakıp gitmeleri nedeniyle yaşadığı bölgenin sakinlerinin sayısının her geçen gün azaldığına ve çoğunun kaçmak zorunda kaldığına tanık oluyordu. Ailesi için duyduğu korku ve endişe onu her geçen gün sarsıyordu ve bu da onu, kendi ifadesiyle, biraz olsun içini rahatlatacak bir şeyler duyma umuduyla, haberleri çılgınca takip etmeye itiyordu. İsrail ordusu hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırıp tonlarca patlayıcı taşıyan dronları patlattıkça, duvarları defalarca sarsılan evinin içinde uzun saatler ve günler geçirdi. Sonunda saldırıların yoğunluğu onu evinden sadece bir kilometre uzakta, kentin merkezinde olan arkadaşının evine kaçmaya yöneltti. Kenti terk etmeyi reddeden yüzlerce Gazzelinin durumu da onun gibi.

yj

Eylül ayı sonlarında haberleri izlerken Ahmed, ABD Başkanı Donald Trump'ın, 20 maddeden oluşan ve ABD-İsrail vizyonuna göre savaşı sona erdirecek ve rehine takasını gerçekleştirecek planını açıkladığına dair haberi duydu. İsrail, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Beyaz Saray'da yapılan bir görüşmede planı onayladığını duyurdu. Ardından Hamas da sosyal medya hesaplarından bazı temel maddeleri onaylayan, bazılarını görmezden gelen bir duyuruda bulundu.

9 Ekim'de Trump, ilk aşama olarak İsrail ordusunun kentlerin merkezlerinden çekilmesi, sınır kapılarının açılması ve yardım akışının sağlanması da dahil olmak üzere bir ateşkes ve rehine takası anlaşmasına varıldığını duyurdu. Bu, Gazze'deki Filistinlilere, iki yıldır yaşadıkları soykırım savaşının sona ereceği umudunu yeniden kazandırdı. Gazze'deki hükümetin medya ofisinin son açıklamasına göre bu savaş sırasında 67 binden fazla Filistinli öldürüldü, yaklaşık 10 bin kişinin akıbeti ise henüz bilinmiyor.

Filistinliler, son iki yıldır yaşadıkları yerinden edilme, evsiz kalma, yıkım ve devam eden ölümler nedeniyle varılan anlaşmaya dair karamsarlıklarını dile getiriyorlar ve İsrail'in savaşa ve askeri operasyonlara yeniden başlayabileceğine inanıyorlar

Öte yandan, bazı Filistinliler son iki yıldır yaşadıkları yerinden edilme, evsiz kalma, yıkım ve devam eden ölümler nedeniyle varılan anlaşmaya dair karamsarlıklarını dile getiriyorlar ve İsrail'in, Mart ayında rehine takası ve ateşkesin ilk aşamasının tamamlanmasının ardından Gazze kentlerine yönelik bombardımanlarını ve işgallerini yeniden başlatması gibi, savaşa ve askeri operasyonlara yeniden başlayabileceğine inanıyorlar.

Ahmed şöyle diyor: “İsrail ordusu bir kilometreden daha az bir mesafede konuşlanmış durumda. Gazze kentinin kalbinde yüzlerce aileyi kuşatıyor, yiyecek girişini engelliyor ve bulunduğu bölgelere geri dönmeye veya yaklaşmaya çalışan herkesi öldürüyor, bombardımanlar ile yakıp yıkıyor. İsrail uçakları ise ateşkes yürürlüğe girmeden önce, Gazzelileri bulundukları, ordunun geri çekilmesi ve binlerce Gazzelinin geri dönmesi beklenen çeşitli bölgelerde bombalamaya ve hedef almaya devam ediyor. Korkuyorum ama aynı zamanda eve döneceğime ve hayatlarımızın bir kısmını da olsa geri kazanmaya çalışacağımıza dair umudum da var.”

Gazzelilerin talepleri

Son haftalarda, Trump’ın planından önce, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki kara harekâtının yoğunluğu, özellikle 1 milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı Gazze kentinde artmıştı. Ordu, şehrin tüm mahalleleri ile kampları için kapsamlı tahliye emirleri yayınlamış ve burada yaşayan kişilerin Han Yunus ve Deyr el-Belah'ın batı bölgelerine, güvenli olarak belirlediği bölgelere taşınmalarını talep etmişti. Filistinlilerin emirlere uymaması ve zorla yerinden edilmeyi reddetmeleri nedeniyle, İsrail'in hava, kara ve deniz saldırılarının yoğunluğu, özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde artmıştı. Düzinelerce gökdelen, konut ve ev hedef alınmış, tahliyeye zorlamak için evsiz kalmış ve yerinden edilmiş kişilerin çadırları füzelerle yakılmıştı.

Son iki yıl, hayatın her alanında sürekli yıkım yıllarıydı. Çıkış yolu kapandı ve bireysel olarak hayatta kalma çabaları bile sonuçsuz kalıyordu

46 yaşındaki “Ümmü Saber”, Gazze kentinden Han Yunus'un batısındaki el-Mavasi bölgesine ailesi ile iltica eden yerinden edilmiş kadınlardan biri. İsrail askeri verilerine göre, ABD Başkanı’nın planını açıklanmasından sadece birkaç gün önce bile, yakın zamanda şehri terk etmek zorunda kalan yaklaşık 750 bin Filistinliden biri. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Ümmü Saber şunları söyledi: “Savaş sırasında gerçekleşen bir bombardımanda eşimi ve çocuğumu kaybettikten sonra çocuklarımla birlikte kaçmaktan başka seçeneğim yoktu.” Çadırı, eylül ayının ikinci yarısında komşu bir eve düzenlenen İsrail bombardımanı sonucu yıkılmış.

Şunu vurguluyor: “Zorunlu göç, bir yıldan uzun bir süre önce evimi kaybetmeme ve ordunun kara harekâtları sırasında yıkılıp yerle bir olmasına rağmen, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yerleşim bölgesine dönebileceğim anı beklememi engellemiyor.” Ümmü Saber, “Her gün, her an haberleri takip ediyor, anlaşmanın açıklanacağı anı bekliyoruz. Savaşın sonsuza dek bitmesini istiyoruz. Evlerimize dönüp onları yeniden inşa etmek istiyoruz. Yıktıkları hayatlara geri dönmek ve çocuklarımızın okula dönüp eğitim almasını istiyoruz” diye ekliyor.

 Vatandaş Abdusselam el-Sama'ne, Ümmü Saber'in savaşın durdurulması yönündeki taleplerine katılıyor ve ateşkesin sağlanmasının, rehine takasının gerçekleşmesinin, savaş ve soykırım halinin sona ermesinin önemine dikkat çekiyor. Ancak, ordunun Gazze Şeridi'nin iki kilometreden fazla içerisinde konuşlandırılması konusunda üzerinde anlaşılan haritalardan duyduğu hayal kırıklığını dile getiriyor: “Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir sınır bölgesinde yaşıyorum ve üzerinde anlaşılan haritalara göre ne zaman döneceğimiz belirsiz. Bir ay, iki ay veya bir yıl içinde mi döneceğiz? Net bir bilgi yok. Bu, çatışmaların sona ermesine rağmen yerinden edilmemizin ve tereddütlerimizin devam ettiği anlamına geliyor."

dfgthy
İsrail'in kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nin kuzey kısmına giden Raşid Yolu'nu kapatacağını açıklamasının ardından güneye göç eden Filistinli bir adam, Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeybatısındaki bir sahil yolunun kenarında kovalarla su taşıyor, 4 Ekim 2025 (AFP)

36 yaşındaki Abdusselam, taleplerinin savaşın sona ermesi ve evlerine geri dönmenin ötesinde olduğunu açıklıyor. Yiyecek, sebze, meyve, et, çadır, bebek maması ve ilaçların yanı sıra yakıt, hammadde, giyim ve deterjan gibi diğer günlük ihtiyaçların da girişine izin verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. “Her şeye ihtiyacımız var. Gazze'de mevcut olan minimumun altında. Ne yiyeceğimizi, ne çalışacağımızı ve ne yapacağımızı seçme özgürlüğü istiyoruz. Tedavi için hastanelere gittiğimizde ilaç bulmak istiyoruz. Yıkılan evlerimizi yeniden inşa edebilmek, topraklarımızı ekebilmek ve çocuklarımızın okula gidebilmesini sağlamak istiyoruz.”

Son iki yıl, hayatın her alanında sürekli yıkım yıllarıydı. Gazzelilerin hayatları tamamen mahvoldu. İsrail ordusunun Mayıs 2024'te Refah Kara Sınır Kapısı’nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından, çıkış yolu kapandı ve bireysel hayatta kalma çabaları bile sonuçsuz kalıyordu. Zaman zaman, hastaların veya oturma izni ve burs sahibi olanların tahliyesi kapsamında sınırlı sayıda Filistinlinin Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan çıkışına izin verildi.

Gazze Şeridi'nde iki milyondan fazla Filistinli, kendileri ve çocukları için güvenlik arayışında. Her birinin, ihtiyaçlarına ve yaşadıkları kayıplara dayalı bireysel talepleri var

42 yaşındaki Tamer Umran’ın eşi ve çocukları, savaş başlamadan önce kanser tedavisi gören sekiz yaşındaki kızının tedavisini tamamlayabilmesi için, hastaların tahliyesi kapsamında bir yıldan uzun bir süre önce Gazze’den ayrılabildiler. Savaş altındaki Gazze'de ailesi olmadan yalnız kalan baba, internete bağlanma fırsatı buldukça onlarla iletişim kuruyor. Anlattığına göre çocukları ona her zaman “Ne zaman geleceksin baba?” diye soruyor. Kendisinin, çocuklarının sorularını duymazdan geldiğini, savaş sona erene ve Gazzelilerin seyahat edebilmesi için sınır kapıları açılana kadar seyahat edemeyeceğine ve ailesiyle yeniden bir araya gelemeyeceğine inandığını belirtiyor. Ancak iyimser değil: “İki yıldır müzakereler, görüşmeler, arabuluculuklar ve talepler hakkında haberler duyuyoruz, ancak hiçbir taraf Filistinliler olarak hayatlarımızın siyasi ve askeri çıkarlardan daha önemli olduğuna inanmıyor. Sınır kapılarının giriş çıkışlara açılacağını duyuyoruz, ancak ne zaman, nasıl veya kimlerin seyahat etmesine izin verileceği konusunda bir açıklama yok.”

Gazze Şeridi'nde iki milyondan fazla Filistinli, kendileri ve çocukları için güvenlik arayışında. Hepsinin, ihtiyaçlarına ve yaşadıkları kayıplara dayalı bireysel talepleri var. Ancak büyük çoğunluk ateşkes ve İsrail'in geri çekilmesi konusunda mutabık ve hemfikir; böylece hayatlarını yeniden kurabilirler, savaşın yol açtığı ve her şeyi, taşları, insanları ve ağaçları etkileyen yıkıma karşı yeniden inşa sürecini başlatabilirler.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.