Ateşkesin ardından Gazzelileri neler bekliyor?

Büyük çoğunluk ateşkes konusunda mutabık ve hemfikir

9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)
9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)
TT

Ateşkesin ardından Gazzelileri neler bekliyor?

9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)
9 Ekim 2025'te, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta, Gazze'de yeni bir ateşkes anlaşmasının haberinin ardından Filistinli çocuklar kutlama yapıyor (AFP)

Salem el-Rayes

Ekim ayının başında, genç Muhammed Ahmed, eşi ve çocuklarıyla birlikte Gazze kentindeki bilinmeyen kaderlerine razı olmuştu. Şehrin güneyindeki Sabra mahallesindeki dairesinde oturmuş, kendisine dayatılan gerçekliğe boyun eğmişti. Gazze kentinin merkezine çeşitli yönlerden giriş yapan İsrail ordusunun bölge sakinlerine verdiği tahliye emirleri uyarınca, evini bırakıp Gazze Şeridi'nin güneyine gitmeyi reddediyordu. Kendisi ile konuştuğumuzda Al Majalla şunları söyledi:  “İki yıldır işsizim. Gelir kaynağım yok oldu ve sadece biraz param var. Güvenli bir yere gitmek maliyetli. Ulaşımdan çadır almaya, arazi kiralamaya kadar tüm masrafları karşılayabilecek durumda değilim. Ölüm daha ucuz hale geldi.”

İki yıldır devam eden İsrail imha savaşından önce, 38 yaşındaki Ahmed avukat olarak çalışıyordu ve ortaklarıyla birlikte kendi ofisi vardı. Savaş ile birlikte mahkemelerin ve davaların askıya alınması nedeniyle işleri durdurdu. Zira Filistinliler, hakları ve yasal yollarla bu hakları elde etmek peşinde koşmak yerine, savaş sebebiyle kaybettikleri insanlarla, yüzlerce kişinin ölümüyle meşguller. Savaş, ailesinin ve çocuklarının yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışma, tekrar tekrar yerinden edilmeler ve bir yerden diğerine taşınmalar sonucunda banka hesabı ve yıllarca çalışarak biriktirdiği birikimler tükenmiş.

9 Ekim'de Trump, Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım savaşının sona ereceği umudunu yeniden kazandıran bir ateşkes anlaşmasını duyurdu

Son zamanlarda, kendisi gerçeklere teslim olurken, komşularının ve diğerlerinin evlerini bırakıp gitmeleri nedeniyle yaşadığı bölgenin sakinlerinin sayısının her geçen gün azaldığına ve çoğunun kaçmak zorunda kaldığına tanık oluyordu. Ailesi için duyduğu korku ve endişe onu her geçen gün sarsıyordu ve bu da onu, kendi ifadesiyle, biraz olsun içini rahatlatacak bir şeyler duyma umuduyla, haberleri çılgınca takip etmeye itiyordu. İsrail ordusu hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırıp tonlarca patlayıcı taşıyan dronları patlattıkça, duvarları defalarca sarsılan evinin içinde uzun saatler ve günler geçirdi. Sonunda saldırıların yoğunluğu onu evinden sadece bir kilometre uzakta, kentin merkezinde olan arkadaşının evine kaçmaya yöneltti. Kenti terk etmeyi reddeden yüzlerce Gazzelinin durumu da onun gibi.

yj

Eylül ayı sonlarında haberleri izlerken Ahmed, ABD Başkanı Donald Trump'ın, 20 maddeden oluşan ve ABD-İsrail vizyonuna göre savaşı sona erdirecek ve rehine takasını gerçekleştirecek planını açıkladığına dair haberi duydu. İsrail, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Beyaz Saray'da yapılan bir görüşmede planı onayladığını duyurdu. Ardından Hamas da sosyal medya hesaplarından bazı temel maddeleri onaylayan, bazılarını görmezden gelen bir duyuruda bulundu.

9 Ekim'de Trump, ilk aşama olarak İsrail ordusunun kentlerin merkezlerinden çekilmesi, sınır kapılarının açılması ve yardım akışının sağlanması da dahil olmak üzere bir ateşkes ve rehine takası anlaşmasına varıldığını duyurdu. Bu, Gazze'deki Filistinlilere, iki yıldır yaşadıkları soykırım savaşının sona ereceği umudunu yeniden kazandırdı. Gazze'deki hükümetin medya ofisinin son açıklamasına göre bu savaş sırasında 67 binden fazla Filistinli öldürüldü, yaklaşık 10 bin kişinin akıbeti ise henüz bilinmiyor.

Filistinliler, son iki yıldır yaşadıkları yerinden edilme, evsiz kalma, yıkım ve devam eden ölümler nedeniyle varılan anlaşmaya dair karamsarlıklarını dile getiriyorlar ve İsrail'in savaşa ve askeri operasyonlara yeniden başlayabileceğine inanıyorlar

Öte yandan, bazı Filistinliler son iki yıldır yaşadıkları yerinden edilme, evsiz kalma, yıkım ve devam eden ölümler nedeniyle varılan anlaşmaya dair karamsarlıklarını dile getiriyorlar ve İsrail'in, Mart ayında rehine takası ve ateşkesin ilk aşamasının tamamlanmasının ardından Gazze kentlerine yönelik bombardımanlarını ve işgallerini yeniden başlatması gibi, savaşa ve askeri operasyonlara yeniden başlayabileceğine inanıyorlar.

Ahmed şöyle diyor: “İsrail ordusu bir kilometreden daha az bir mesafede konuşlanmış durumda. Gazze kentinin kalbinde yüzlerce aileyi kuşatıyor, yiyecek girişini engelliyor ve bulunduğu bölgelere geri dönmeye veya yaklaşmaya çalışan herkesi öldürüyor, bombardımanlar ile yakıp yıkıyor. İsrail uçakları ise ateşkes yürürlüğe girmeden önce, Gazzelileri bulundukları, ordunun geri çekilmesi ve binlerce Gazzelinin geri dönmesi beklenen çeşitli bölgelerde bombalamaya ve hedef almaya devam ediyor. Korkuyorum ama aynı zamanda eve döneceğime ve hayatlarımızın bir kısmını da olsa geri kazanmaya çalışacağımıza dair umudum da var.”

Gazzelilerin talepleri

Son haftalarda, Trump’ın planından önce, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki kara harekâtının yoğunluğu, özellikle 1 milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı Gazze kentinde artmıştı. Ordu, şehrin tüm mahalleleri ile kampları için kapsamlı tahliye emirleri yayınlamış ve burada yaşayan kişilerin Han Yunus ve Deyr el-Belah'ın batı bölgelerine, güvenli olarak belirlediği bölgelere taşınmalarını talep etmişti. Filistinlilerin emirlere uymaması ve zorla yerinden edilmeyi reddetmeleri nedeniyle, İsrail'in hava, kara ve deniz saldırılarının yoğunluğu, özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde artmıştı. Düzinelerce gökdelen, konut ve ev hedef alınmış, tahliyeye zorlamak için evsiz kalmış ve yerinden edilmiş kişilerin çadırları füzelerle yakılmıştı.

Son iki yıl, hayatın her alanında sürekli yıkım yıllarıydı. Çıkış yolu kapandı ve bireysel olarak hayatta kalma çabaları bile sonuçsuz kalıyordu

46 yaşındaki “Ümmü Saber”, Gazze kentinden Han Yunus'un batısındaki el-Mavasi bölgesine ailesi ile iltica eden yerinden edilmiş kadınlardan biri. İsrail askeri verilerine göre, ABD Başkanı’nın planını açıklanmasından sadece birkaç gün önce bile, yakın zamanda şehri terk etmek zorunda kalan yaklaşık 750 bin Filistinliden biri. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Ümmü Saber şunları söyledi: “Savaş sırasında gerçekleşen bir bombardımanda eşimi ve çocuğumu kaybettikten sonra çocuklarımla birlikte kaçmaktan başka seçeneğim yoktu.” Çadırı, eylül ayının ikinci yarısında komşu bir eve düzenlenen İsrail bombardımanı sonucu yıkılmış.

Şunu vurguluyor: “Zorunlu göç, bir yıldan uzun bir süre önce evimi kaybetmeme ve ordunun kara harekâtları sırasında yıkılıp yerle bir olmasına rağmen, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yerleşim bölgesine dönebileceğim anı beklememi engellemiyor.” Ümmü Saber, “Her gün, her an haberleri takip ediyor, anlaşmanın açıklanacağı anı bekliyoruz. Savaşın sonsuza dek bitmesini istiyoruz. Evlerimize dönüp onları yeniden inşa etmek istiyoruz. Yıktıkları hayatlara geri dönmek ve çocuklarımızın okula dönüp eğitim almasını istiyoruz” diye ekliyor.

 Vatandaş Abdusselam el-Sama'ne, Ümmü Saber'in savaşın durdurulması yönündeki taleplerine katılıyor ve ateşkesin sağlanmasının, rehine takasının gerçekleşmesinin, savaş ve soykırım halinin sona ermesinin önemine dikkat çekiyor. Ancak, ordunun Gazze Şeridi'nin iki kilometreden fazla içerisinde konuşlandırılması konusunda üzerinde anlaşılan haritalardan duyduğu hayal kırıklığını dile getiriyor: “Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir sınır bölgesinde yaşıyorum ve üzerinde anlaşılan haritalara göre ne zaman döneceğimiz belirsiz. Bir ay, iki ay veya bir yıl içinde mi döneceğiz? Net bir bilgi yok. Bu, çatışmaların sona ermesine rağmen yerinden edilmemizin ve tereddütlerimizin devam ettiği anlamına geliyor."

dfgthy
İsrail'in kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nin kuzey kısmına giden Raşid Yolu'nu kapatacağını açıklamasının ardından güneye göç eden Filistinli bir adam, Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeybatısındaki bir sahil yolunun kenarında kovalarla su taşıyor, 4 Ekim 2025 (AFP)

36 yaşındaki Abdusselam, taleplerinin savaşın sona ermesi ve evlerine geri dönmenin ötesinde olduğunu açıklıyor. Yiyecek, sebze, meyve, et, çadır, bebek maması ve ilaçların yanı sıra yakıt, hammadde, giyim ve deterjan gibi diğer günlük ihtiyaçların da girişine izin verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. “Her şeye ihtiyacımız var. Gazze'de mevcut olan minimumun altında. Ne yiyeceğimizi, ne çalışacağımızı ve ne yapacağımızı seçme özgürlüğü istiyoruz. Tedavi için hastanelere gittiğimizde ilaç bulmak istiyoruz. Yıkılan evlerimizi yeniden inşa edebilmek, topraklarımızı ekebilmek ve çocuklarımızın okula gidebilmesini sağlamak istiyoruz.”

Son iki yıl, hayatın her alanında sürekli yıkım yıllarıydı. Gazzelilerin hayatları tamamen mahvoldu. İsrail ordusunun Mayıs 2024'te Refah Kara Sınır Kapısı’nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından, çıkış yolu kapandı ve bireysel hayatta kalma çabaları bile sonuçsuz kalıyordu. Zaman zaman, hastaların veya oturma izni ve burs sahibi olanların tahliyesi kapsamında sınırlı sayıda Filistinlinin Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan çıkışına izin verildi.

Gazze Şeridi'nde iki milyondan fazla Filistinli, kendileri ve çocukları için güvenlik arayışında. Her birinin, ihtiyaçlarına ve yaşadıkları kayıplara dayalı bireysel talepleri var

42 yaşındaki Tamer Umran’ın eşi ve çocukları, savaş başlamadan önce kanser tedavisi gören sekiz yaşındaki kızının tedavisini tamamlayabilmesi için, hastaların tahliyesi kapsamında bir yıldan uzun bir süre önce Gazze’den ayrılabildiler. Savaş altındaki Gazze'de ailesi olmadan yalnız kalan baba, internete bağlanma fırsatı buldukça onlarla iletişim kuruyor. Anlattığına göre çocukları ona her zaman “Ne zaman geleceksin baba?” diye soruyor. Kendisinin, çocuklarının sorularını duymazdan geldiğini, savaş sona erene ve Gazzelilerin seyahat edebilmesi için sınır kapıları açılana kadar seyahat edemeyeceğine ve ailesiyle yeniden bir araya gelemeyeceğine inandığını belirtiyor. Ancak iyimser değil: “İki yıldır müzakereler, görüşmeler, arabuluculuklar ve talepler hakkında haberler duyuyoruz, ancak hiçbir taraf Filistinliler olarak hayatlarımızın siyasi ve askeri çıkarlardan daha önemli olduğuna inanmıyor. Sınır kapılarının giriş çıkışlara açılacağını duyuyoruz, ancak ne zaman, nasıl veya kimlerin seyahat etmesine izin verileceği konusunda bir açıklama yok.”

Gazze Şeridi'nde iki milyondan fazla Filistinli, kendileri ve çocukları için güvenlik arayışında. Hepsinin, ihtiyaçlarına ve yaşadıkları kayıplara dayalı bireysel talepleri var. Ancak büyük çoğunluk ateşkes ve İsrail'in geri çekilmesi konusunda mutabık ve hemfikir; böylece hayatlarını yeniden kurabilirler, savaşın yol açtığı ve her şeyi, taşları, insanları ve ağaçları etkileyen yıkıma karşı yeniden inşa sürecini başlatabilirler.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.