Gazze sakinleri kuzeye dönmeye devam ediyor... Savaş, Gazze Şeridi'ndeki binaların yüzde 80'ini yıktı

Ateşkesin başlamasıyla Gazze şehrine dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Ateşkesin başlamasıyla Gazze şehrine dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
TT

Gazze sakinleri kuzeye dönmeye devam ediyor... Savaş, Gazze Şeridi'ndeki binaların yüzde 80'ini yıktı

Ateşkesin başlamasıyla Gazze şehrine dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Ateşkesin başlamasıyla Gazze şehrine dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

Yüzbinlerce Filistinli Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki evlerine dönmeye devam ederken, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) bugün İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının bölgenin neredeyse tüm nüfusunu yerinden ettiğini açıkladı. Binaların yaklaşık yüzde 80'inin yıkıldığını belirten UNRWA, Gazze Şeridi'ndeki tesislerinin neredeyse tamamının hasar gördüğünü bildirdi.

UNRWA, bir raporda, Ekim 2023'te savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki sağlık çalışanlarına, hastalara ve hastanelere yönelik 790'dan fazla saldırıyı belgeledi.

UNRWA, savaş sırasında 370 personelinin öldürüldüğünü ve Gazze Şeridi'ndeki hastanelerin yüzde 40'ından azının faaliyette olduğunu, bunların da hepsinin kısmen hasar gördüğünü belirtti.

UNRWA, Gazze Şeridi'ndeki okulların yaklaşık yüzde 92'sinin faaliyete geçebilmesi için yeniden inşa edilmesi veya yenilenmesi gerektiğini belirtti. UNRWA ayrıca, yerinden edilmiş kişilerin barınak olarak kullandığı UNRWA’ya ait okullarının yaklaşık yüzde 90'ının hasar gördüğünü açıkladı.

Savaş sırasında yaklaşık bir milyon yerinden edilmiş kişinin okullarına sığındığı tahmin ediliyor.

yju
Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentinde UNRWA’ya ait bir okula sığınan yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (Reuters)

Yüz binlerce yerinden edilmiş Filistinli, kentin uğradığı yıkıma rağmen bugün Gazze şehrindeki evlerine dönmeye devam etti.

Filistin El-Aksa televizyonu, ‘Gazze Şeridi'nin güneyine yerinden edilmiş binlerce insanın, dün öğleden sonra ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından işgal ordusunun çekildiği Salahaddin ve er-Reşid caddelerinden ikinci gün üst üste Gazze şehrine akın ettiğini’ bildirdi.

sdfg
Ateşkesin başlamasıyla Gazze şehrine dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AP)

Şarku’l Avsat’ın El-Aksa televizyonundan aktardığına göre, işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmeye başlamasıyla, özellikle Gazze şehrinde altyapı ve konutlara yönelik eşi görülmemiş ölçekte bir yıkım ortaya çıktı.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Belediye Başkanı Alaaddin el-Batta bugün yaptığı açıklamada, Han Yunus’un yüzde 80'inin tamamen yıkıldığını söyledi. Han Yunus Belediyesi Medya Ofisi, el-Batta'nın bugün düzenlediği basın toplantısında, sadece Han Yunus sokaklarında 400 bin ton moloz olduğunu söylediğini aktardı. El-Batta, ‘sokakları temizlemek için dokuz saha ekibi görevlendirildiğini, ancak yolları tıkayan büyük miktarda moloz nedeniyle ağır ekipman ve makinelere ihtiyaç duyulduğunu’ açıkladı.

dfgth
Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Gazze şehrindeki yıkımı gösteren bir uydu görüntüsü (AFP)

El-Batta, toplam yol ağının yüzde 82'sini oluşturan 206 bin metre uzunluğundaki yolun yıkıldığını ve tahrip edildiğini, toplam su şebekesinin yüzde 86'sını oluşturan 296 bin metre uzunluğundaki su şebekesinin buldozerlerle yıkıldığını, tamamen veya kısmen hasar gördüğünü ve hizmet dışı kaldığını belirtti. El-Batta, 36 su kuyusunun tamamen hizmet dışı kaldığını ve bir dizi kuyunun şu anda kısmi kapasiteyle çalıştığını belirterek, üç merkezi su rezervuarının tahrip edildiğini ve hizmet dışı kaldığını açıkladı. Kanalizasyon altyapı ağının 130 bin metre uzunluğundaki kısmının hasar gördüğünü ve bunun toplam ağın yüzde 68'ini oluşturduğunu bildirdi ve yağmur suyu ağının 13 bin metre uzunluğundaki kısmının hasar gördüğünü ve bunun toplam ağın yüzde 62'sini oluşturduğunu açıkladı.

bgh
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalarla çevrili bir bölgeden geçen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AP)

El-Batta, Han Yunus'un doğusundaki merkezi çöp depolama sahasının saldırı nedeniyle hizmet dışı kalması nedeniyle çöp toplama sisteminin çalışmayı durdurduğunu ve bu durumun sakinleri ve yerinden edilmiş kişileri şehrin batısındaki geçici çöp depolama sahalarına başvurmaya zorladığını belirtti. El-Batta, geçici çöp sahalarında, barınaklara ve yerinden edilmiş kişilere yakın bir yerde 350 bin ton atık biriktiğini belirtti. 136 park, bahçe ve kamu meydanının buldozerlerle yıkıldığını ve tahrip edildiğini doğrulayan el-Batta, 66 belediye tesisinin tamamen ve ciddi şekilde hasar gördüğünü, 200 bin metrekarelik yol aydınlatması, 7 bin 400 sokak lambası ve 7 bin 200 lamba direğinin hasar gördüğünü söyledi. El-Batta, uluslararası topluma ve küresel kuruluşlara, özellikle su, sanitasyon ve hijyen sektörlerinde, bölgedeki belediyelere çalışmalarını yürütmek için gerekli makine ve ekipmanı sağlamaları çağrısında bulundu.

cvfg
Gazze şehrindeki yıkık binaların önünden geçen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AP)

El-Batta ayrıca, temel hizmet sektörlerinin hedef alınması sonucu insani krizin daha da kötüye gitmesini önlemek için belediyelere sağlık ve su tesislerinin çalışması için gerekli yakıtın sağlanması çağrısında bulundu.

29 Eylül'de ABD Başkanı Donald Trump, 20 maddelik ‘barış planı’ olarak adlandırdığı planını açıkladı.

fgh
Eşyalarıyla Gazze şehrine doğru ilerleyen bisikletli bir adam (AFP)

Hamas ve İsrail heyetleri arasında ABD, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakerelerin ardından, perşembe sabahı erken saatlerde Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde Trump'ın Gazze Şeridi barış planının ilk aşamasına ilişkin bir anlaşma açıklandı.

fghy
Eşyalarıyla Gazze şehrine doğru ilerleyen Filistinli gençler (AFP)

Trump dün yürürlüğe giren Gazze'deki ateşkesin ‘devam edeceğinden’ emin olduğunu belirterek, Beyaz Saray muhabirlerine yaptığı açıklamada, oradaki herkesin savaştan yorulduğunu söyledi.

cdfgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'ndan Gazze şehrine doğru yola çıkan Filistinliler (AFP)

Trump, bu hafta sonu Ortadoğu'ya seyahat edecek. İlk olarak İsrail'i ziyaret edip Knesset'te bir konuşma yapacak, ardından Mısır'a geçerek pazartesi günü ‘birkaç lider’ ile Gazze Şeridi'nin geleceğini görüşecek.

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal dün akşam yaptığı açıklamada, ‘yaklaşık 200 bin vatandaşın kuzeye döndüğünü’ bildirdi.

fgt
Gazze Şeridi'nin güneyine göç etmek zorunda kalan Filistinliler kuzeye geri dönüyor. (Reuters)

İsrail ordusu, kuşatma altında bulunan Gazze Şeridi'ndeki güçlerinin yeniden konuşlandırıldığını duyururken, bazı bölgelerin siviller için ‘son derece tehlikeli’ olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Arama kurtarma ekipleri Gazze Şeridi'ndeki ateşkesi fırsat bilerek enkazları aradılar. Basal, ‘sadece Gazze şehrinde 63 ceset çıkarıldığını’ açıkladı.



Maduro'nun ardından: Delcy Rodriguez koltuğu bırakmak istemiyor

Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
TT

Maduro'nun ardından: Delcy Rodriguez koltuğu bırakmak istemiyor

Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)
Delcy Rodriguez, yarın 2018'den bu yana Venezuelalı bir liderin yüz yüze katılacağı ilk BM Milletler Genel Kurulu konuşmasını yapacak (Reuters)

Venezuela'nın geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez, ABD Başkanı Donald Trump'la arasını iyi tutarak iktidarını pekiştirmek istiyor.

Rodriguez, ABD'nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında bugün Trump'la bir araya gelecek. 

57 yaşındaki siyasetçi, ABD ordusunun ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyerek Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasının ardından ülkenin başına geçmişti.

Trump, Venezuela'yla "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını" yaptıklarını geçen ay duyurmuştu. Cumhuriyetçi lider, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.

Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.

Financial Times'ın aktardığına göre ocak ayından beri ülkenin petrol gelirlerini kontrol eden ABD yönetimi, ülkede faaliyet gösteren Çinli ve Rus firmalara ödeme yapılmasını da engelliyor.

Analizde, Rodriguez açısından Washington'la yakın ilişki kurmanın, Venezuela'da iktidarını sağlamlaştırmasına yardımcı olabileceğine işaret ediliyor.

Venezuela Anayasası'nda geçici devlet başkanlığı için öngörülen 180 günlük süre temmuzda dolmuştu. Analize göre Rodriguez, Trump'la kişisel bağlarını güçlendirerek kendisini koltuğundan edebilecek seçimleri mümkün mertebe ertelemek istiyor.

Yakın tarihli bir ankette net onay puanı eksi 36'ya gerileyen Rodriguez, ekonomik toparlanma sağlayabilirse kendisini ülkenin eski lideri Hugo Chavez'in etkili ve teknokrat bir halefi olarak sunmayı deneyebilir.

Muhalefet ise Washington'la yapılan anlaşmaların Rodriguez'i Trump açısından vazgeçilmez hale getirmesinden endişeli.

Venezuela'da muhalefetin önde gelen isimlerinden Henrique Capriles, Karakas ve Washington arasındaki petrol anlaşmalarını sıkça eleştiriyor.

Capriles, "Venezuela'da petrol sektörünü yok eden aynı kişilerle bu sektörü yeniden canlandırmaya çalışmayı anlamak mümkün değil" diyor.

Modern Diplomacy'deki analizde de ABD'nin, ülkenin petrol endüstrisinde "doğrudan ekonomik çıkarlar elde etmeye başladığına" dikkat çekiliyor. Trump yönetiminin, "askeri ve siyasi bir müdahale olarak başlayan süreci, onlarca yıl sürebilecek bir duruma dönüştürdüğü" ifade ediliyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Modern Diplomacy


Trump yönetiminin 410 milyon dolarlık gizli göç operasyonu

ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
TT

Trump yönetiminin 410 milyon dolarlık gizli göç operasyonu

ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)
ABD'de güvenlik güçleri, geçen yıl düzenlenen Trump karşıtı gösterilerde ve göçmenlere yönelik baskınlarda birçok kişiyi gözaltına almıştı (Reuters)

Donald Trump yönetiminin, göçmenleri üçüncü ülkelere göndermek için gizlice anlaşmalar yaptığı ortaya çıktı.

Paris merkezli kâr amacı gütmeyen gazetecilik kuruluşu Forbidden Stories'in öncülüğünde, birçok medya ve analiz şirketinin katılımıyla hazırlanan araştırmada, ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait çeşitli belgeler incelendi.

Buna göre Beyaz Saray, kendi ülkelerine gönderilemeyen göçmenleri üçüncü ülkelere sınır dışı etmek amacıyla çoğu Afrika ve Latin Amerika'da bulunan 31 ülkeyle anlaşmalar yapmış. Bu düzenlemelerin desteklenmesi için de en az 410 milyon dolar kaynak ayrılmış.

Ayrıca ABD'nin, Haziran 2026 sonu itibarıyla 13 hükümete 81 milyon dolar doğrudan ödeme yapmayı taahhüt ettiği aktarılıyor. Uluslararası Göç Örgütü'ne (IOM) 179 milyon, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne 124 milyon dolarlık hibeler öngörüldü.

Washington Post (WP) ve Guardian, bu kuruluşların anlaşmaların tarafı olmadığına fakat fonların, ülkelerin sınır dışı edilenleri kabulünü sağlamak amacıyla görüşmelerde kullanıldığına dikkat çekiyor.

Trump yönetimi şimdiye dek 28 ülkeye 25 binden fazla kişi göndermiş. Bunların yaklaşık 20 bini Meksika'ya, geri kalanı da Afrika ve Latin Amerika'daki diğer ülkelere sınır dışı edilmiş.

Washington yönetiminin bazı anlaşmaları gizlice yürüttüğü ya da sözleşmelerle ilgili kamuoyuna şeffaf şekilde bilgilendirmede bulunmadığı da yazılıyor.

Belgelere göre Kamerun'a bin kişiyi kabul etmesi karşılığında 30 milyon dolar, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne de 2 bin kişiyi kabul etmesi karşılığında 75 milyon dolar, Orta Afrika Cumhuriyeti'ne 1500 kişiyi kabul etmesi karşılığında 85 milyon dolar ödeme taahhüdü verilmiş. Ancak şimdiye kadar Kamerun'a 44, Kongo'ya 15, Orta Afrika Cumhuriyeti'ne 18 kişi gönderilmiş.

Guardian, üçüncü ülkelere sınır dışı etme politikasının Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller tarafından yürütüldüğünü yazıyor. WP de Miller'ı politikanın Beyaz Saray'daki başlıca yürütücülerinden biri diye tanımlıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, ABD büyükelçiliklerindeki personel ve üst düzey yetkililerle ortak çalışarak yabancı hükümetlerle anlaşmaları müzakere ettiği aktarılıyor.

Anlaşmaların çoğunun Mayıs 2025'te Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan, başında diplomat Christian Jove Ehrhardt'ın yer aldığı Geri Göç Ofisi'nin (Office of Remigration) yürüttüğü ifade ediliyor. Ehrhardt, bu yıl haziranda çeşitli göç anlaşmaları için Fildişi Sahili, Gambiya, Gine-Bissau, Togo ve Gabon'u ziyaret etmiş.

Araştırmaya göre 54 Afrika ülkesinin 49'uyla üçüncü ülke vatandaşlarının kabulü hakkında görüşüldü. Avukatlar ise göçmenlerin kendileriyle hiçbir bağı olmayan ülkelerde "hukuki bir kara deliğe" atıldığını ve haklarının son derece sınırlı olduğunu söylüyor.

Guardian'ın haberinde adı "Nika" olarak değiştirilen 32 yaşındaki İranlı kadının yaşadıklarına da dikkat çekiliyor. Ülkesindeki rejim karşıtı protestoların ardından ABD'ye kaçan kadın, 18 aydan fazla süre göçmenlik gözetim merkezinde tutulmuş. İran'a gönderilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceği gerekçesiyle ABD'de kendisine hukuki koruma sağlanan Nika, 28 Mayıs'ta serbest bırakılmasına rağmen 8 Haziran'da rutin kontroller sırasında tekrar gözaltına alınmış.

Bunun ardından ABD'nin, Nika'nın pasaportuna el koyup kadını 18 kişinin yer aldığı bir uçakla Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Bangui'ye sınır dışı ettiği aktarılıyor. İran vatandaşının avukatıysa Nika'nın tekrar ABD'ye getirilmesi için dava açtıklarını ve hukuki sürecin devam ettiğini söylüyor.

Independent Türkçe, Washington Post, Guardian


Suudi Arabistan rotayı yeniden Hürmüz'e çevirdi

ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
TT

Suudi Arabistan rotayı yeniden Hürmüz'e çevirdi

ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)
ABD ve İran'ın anlaşamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz aylardır atlatılamadı (Reuters)

Suudi Arabistan, İran destekli Husilerin son dönemde Kızıldeniz'deki saldırılarının ardından, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkıyatını yeniden artırıyor.

Reuters'ın gemi verilerini takip eden TankerTrackers.com platformuna dayandırdığı habere göre Saudi Aramco, pazar günü 7 adet Çok Büyük Ham Petrol Tankeri'ne (VLCC) yaklaşık 14 milyon varil ham petrol yükledi.

Suudi Arabistan'ın Ras Tanura Limanı'ndan gerçekleştirilen yükleme, Riyad'ın ham petrol arzında bir artışa işaret ediyor olabilir.  

JP Morgan analistleri, 18 Eylül tarihli bilgilendirme notunda, Hürmüz Boğazı'ndan son 6 günde günlük ortalama 2,9 milyon varil Suudi petrolü geçtiğini, bu rakamın ağustosta 700 bin varil olduğunu aktarmıştı.

Pazartesi günü de Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık yüzde 4 düşüşle 9 Eylül'den beri ilk kez 100 doların altına inmişti.

Riyad yönetimi, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın drone'larla hedef alındığını 13 Eylül'de açıklamıştı. Saldırının Irak'taki İran destekli milisler tarafından düzenlendiği öne sürülmüştü. Ancak Şii milis güçlerden oluşan "Irak'taki İslami Direniş" örgütü iddiaları yalanlamıştı.

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesi nedeniyle bu 1200 kilometrelik boru hattı üzerinden sevkıyatı artırmıştı.

Reuters, saldırının ardından boru hattının faaliyetlerinin askıya alınması yüzünden Riyad'ın sevkıyatı yeniden Hürmüz'e kaydırmaya başladığına dikkat çekiyor.

Wall Street Journal da "Dünyanın petrol devi, başlangıçta kaçınmaya çalıştığı boğaza geri dönmek zorunda kalıyor" diye yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan kaynaklara göre Suudi Arabistan, Çin, Güney Kore ve Japonya gibi Asya'daki müşterilerine sevkıyatları Umman açıklarından teslim almalarını söylemiş.

Diğer yandan Suudi Arabistan'ın bu hamleyle "İran'la karşı karşıya gelme riskine girdiği" de vurgulanıyor. ABD ve Körfez'deki müttefiklerinin, kritik petrol sevkıyatı rotalarını açık tutmak için büyük çaba sarf ettiği yazılıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bu ay yaptığı açıklamada, petrolün karadan taşınmaya başlamasıyla yeni boru hatlarının iki yıl içinde Hürmüz Boğazı'nı "değersiz bir su parçası" haline getireceğini öne sürmüştü.

Ancak Körfez ülkelerinin enerji sevkıyatı için Hürmüz'e olan bağımlılıklarını sadece yeni altyapı inşa ederek sonlandırmaları zor görünüyor.

Katar Enerji Bakanı Saad bin Şeride el-Kaabi de pazar günkü açıklamasında Hürmüz'ün sadece petrol ve doğalgaz değil, tüm ürünlerin ticareti için kritik olduğunu vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal