Gazze'de Hamas karşıtı silahlı gruplara ne olacak?

İsrail ordusu söz konusu gruplar için koruma sağlamayı reddederken, Hamas teslim olmaları için bir süre verdi

Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)
Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)
TT

Gazze'de Hamas karşıtı silahlı gruplara ne olacak?

Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)
Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)

İzzettin Ebu Ayşe

Hamas ve İsrail’in Gazze’deki savaşı sona erdirme konusunda anlaşmaya varmasının ardından, Gazze Şeridi'ni yöneten harekete açıkça karşı çıkan ve İsrail ordusuyla birlikte savaşan silahlı milislerin akıbeti belirsizliğini koruyor. Peki, Tel Aviv ve Hamas bu gruplarla nasıl davranacak?

Hamas ile İsrail arasında geçtiğimiz mart ayında varılan insani ateşkesin çökmesi ve çatışmaların yeniden başlamasının ardından, Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren ve Gazzeliler tarafından yönetilen silahlı gruplar ortaya çıktı. Bu grupların iddiasına göre görevleri Hamas ile savaşmak ve halkı Hamas’tan kurtarmaktı.

Görsel kaldırıldı.Ebu Şebab ailesi, Yasir Ebu Şebab’ın eylemlerini ‘vatan hainliği ve işgalci İsrail ile iş birliği’ olarak nitelendirerek onu reddetti (Independent Arabia)

Silahlı milislerin ortaya çıkış öyküsü

Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor. Bu grupların hepsi, İsrail ordusu tarafından kontrol edilen bölgelerde ve onun koruması altında faaliyet gösteriyor.

Bu gruplar, İsrail ordusu tarafından yıkıma uğratılan bölgelerde insani yardım alanları kurdular ve güvenlik kontrollerinden geçtikten sonra aileleri bu bölgelere davet ettiler. Bu çağrıya Az sayıda Gazzeli yanıt verdi. Bu grupların kontrolündeki bölgelere vardıklarında, silah eğitimi aldılar ve silahlarını Hamas'a doğrulttular.

Tüm bu silahlı gruplar birbirleriyle koordineli olarak hareket ederken, Ebu Şebab’ın yönettiği ‘Halk Güçleri’ adıyla anılan grupla da sürekli temas halindeler. Bu gruplar, Hamas'ın Gazze Şeridi’ndeki hakimiyetine son vermek ve İsrail ile iş birliği içinde Gazze'nin kontrolünü ele geçirmek istiyorlar.        

Görsel kaldırıldı.Yasir Ebu Şebab’ın sosyal medya platformlarında dolaşan bir fotoğrafı (Sosyal medya)

İsrail ordusuyla iş birliği

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hükümetinin Gazze'de bahsi geçen silahlı grupların kurulmasının arkasında olduğunu kendisi de kabul etti. Netanyahu, geçtiğimiz haziran ayında yaptığı bir açıklamada, “Gazze'de Hamas'a karşı çıkan Filistinli aşiretleri silahlandırmaya çalışıyoruz. Gazze Şeridi'ni aşiret bölgelerine ayırmaya çalışıyoruz. Böylece Hamas'a yerel bir alternatif oluşturulacak” dedi.

İsrail'in bu milis gruplarına açıkça destek vermesi, bu grupların kadrolarının Tel Aviv'deki güvenlik ve istihbarat servisleriyle doğrudan bağlantılı olduğu anlamına geliyor. Bu da onları Filistin toplumunda dışlanmış hale getiriyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bir başka deyişle, bu gruplar iş birliği yapmakla suçlanıyor ve bu, Gazze Şeridi'nde ciddi bir suç. İş birliği yapan herkes dışlanıyor ve ‘devrimci yasaya’ göre ölüm cezasına çarptırılıyor.

Söz konusu grupların liderleri Hamas'a düşmanlık ediyor. Bazı videolar yayınlayarak Hamas’ı çatışma ve zulümle tehdit ediyorlar. Bu da yıkıcı bir iç savaşın habercisi olarak görülüyor. Silahlı gruplar, uzun bir hainlik geçmişine ve şüphelerle dolu bir sicile sahip. Bu durum, özellikle görevleri İsrail ordusunun çalışmalarını tamamlayıcı nitelikte olduğundan, Gazze halkı arasında şüpheyle karşılanmalarına neden oluyor.

Toplum üzerindeki etkileri

Suç oluşumlarının en öne çıkanı Ebu Şebab liderliğindeki grup olurken, Gazze'deki varlıkları artık marjinal bir fenomen olarak görülmüyor. Sosyolog Sureyya Zehri, bu oluşumların ‘Filistinli grupların kapasitelerini tüketen bir iç cephe açtığını’ söyledi. Bunun yanında Filistin toplumsal dokusunun parçalanmasına katkıda bulunduklarını belirten Zehri, aşiretler arasındaki anlaşmazlıkları körüklediklerini, sömürü aracı haline geldiklerini, insani yardımları yağmaladıklarını ve Tel Aviv'e İsrail ordusunun kayıplarını azaltan doğru bilgiler sağladıklarını, kısacası, ortadan kaldırılması gereken bir yolsuzluk yuvası haline geldiklerini ve bu yüzden var olmaya devam etmelerinin Gazzeliler için tehlikeli ve yıkıcı bir duruma dönüştüğünü belirtti. Bu oluşumların her zaman başarısızlıkla karşılaşacaklarını vurgulayan Zehri, “Filistinliler bunların oluşturduğu tehlikenin farkında. Kabile yapısı, İsrail ile iş birliğini silinmez bir leke olarak görüyor. Bu da özellikle halkın desteğine sahip olmadıkları için, alternatif liderlerin meşruiyetini kanıtlamasını zorlaştırıyor. Çete liderleri, toplum ve hükümetle ilk ciddi çatışmada hızla izole ediliyor veya ortadan kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze'de ateşkesin ilan edilmesi ve Hamas ile güvenlik güçlerinin geri dönerek saflarını yeniden düzenlemesi ve Gazze Şeridi'nin yönetimini nispeten yeniden üstlenmesi ile Ebu Şebab ve diğer silahlı gruplar zor bir gelecekle karşı karşıya kaldı. İbranice yayın yapan haber sitesi Israel Hadashot, bir haberinde “Savaş bittikten sonra Hamas Gazze'de serbestçe faaliyet gösterebilecek. Yasir Ebu Şebab ve İsrail ile iş birliği yapan diğer örgütlere iyi şanslar” yazdı.

Hamas kontrolü yeniden ele geçirdi

Ordu, Trump'ın barış planında belirtilen sarı çizgiye çekilir çekilmez, Gazze’deki Hamas Hükümeti’ne bağlı İçişleri Bakanlığı, düzeni sağlamak ve özellikle silahlı milislerle ilgili kaosu kontrol altına almak için güvenlik güçlerine İsrail'in çekildiği bölgelere konuşlanma talimatı verdi.

Halk Güçleri lideri Yasir Ebu Şebab, ateşkes anlaşmasına varılmasını memnuniyetle karşıladı. Ebu Şebab, yaptığı açıklamada, grup üyelerinin İsrail ordusunun koruması altında Refah'taki bölgelerinde kaldıklarını ve Gazze Şeridi'nden kaçmak gibi bir niyetleri olmadan burada varlıklarını sürdürmeye devam edeceklerini söyledi. Ebu Şebab, Gazze'nin silahlı gruplardan ve gereksiz silahlardan arındırılmasını ve savaşsız bir yaşam sürmesini dilediklerini de ifade etti.

Bir diğer silahlı grubun lideri olan Hüsam el-Astal, Hamas'ın medyada Gazze Şeridi'nde otorite sahibiymiş gibi görünmeye çalıştığını ve bunun Gazzelilere zarar vereceğini söyledi.

Astal, şunları söyledi:

“Bu psikolojik bir savaş. Bize zarar vermeyi başaramayacaklar. Onlar, kendilerinden başka kimse olmadığını kanıtlamak için tüm güçlerini kullanacaklar, ancak biz onlara karşı koyacağız ve onlara karşı koymaya hazırız. Bunu yapacak gücümüz var.”

Masumiyet ve soruşturma

İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde halen silahlı milisler konuşlu, ancak anlaşmada ilerleme kaydedildikçe, bu güçlerin bu bölgelerden çekileceğine şüphe yok. İşte o gün bu gruplar, kaderlerini düşünmek zorunda kalacaklar.

Ebu Şebab’ın ailesi, Yasir’in eylemlerini ‘vatan hainliği ve işgalci İsrail ile iş birliği yapmak’ olarak nitelendirerek onu reddetti. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri daha sonra onun adını arananlar listesine ekledi ve ‘casusluk yapmak ve silahlı çete kurmak’ suçlamasıyla hakkında tutuklama emri çıkardı. Ebu Şebab’a teslim olması için 10 gün süre verildi.

Yasir Ebu Şebab ise “Ben ne ajan ne de gangsterim. Hamas'ın hedefindeyim, bu yüzden uluslararası toplum bana koruma sağlamalı. Hamas, her türlü ateşkesi muhalefeti ortadan kaldırmak için kullanıyor” açıklamasında bulundu.

Kendileri teslim olsun

Ebu Şebab örgütü üyeleri arasında büyük bir anlaşmazlık çıktı. Gelen haberlere göre milislerin bir kısmı, yasalar ve aşiretler nezdinde statülerini düzenlemek ve önümüzdeki dönemde haklarında arama emri çıkarılmayacağını garanti altına almak amacıyla Gazze’deki İçişleri Bakanlığı ile dolaylı iletişim kanalları kurmak için birkaç aile ve aşiret lideriyle temasa geçmeye başladı.

İçişleri Bakanlığı, teslim olmaları için verilen süre dolmadan teslim olan herkes hakkında af çıkarırken ‘savaş boyunca işgalci İsrail ile iş birliği yapmakla ve iç güvenliği tehlikeye atmakla’ suçlanan milislerin saklandıkları yerleri hedef alan geniş çaplı bir güvenlik operasyonu düzenleyeceği tehdidinde bulundu. Şimdi Ebu Şebab ve diğer silahlı gruplar, tahliye planlarının kendilerinin de güvenli bölgelere nakledilmesini öngören bir madde içereceğini umuduyla İsrail ordusundan adım atmasını bekliyorlar. İsrail devlet televizyonu KAN'a göre Tel Aviv, söz konusu milisleri korumak ve güvenlik kontrolünü sağlamak için geçici bir önlem olarak onları Gazze çevresindeki kapalı kamplara nakletmeyi düşünüyor.

Görsel kaldırıldı.Hamas ve İsrail'in Gazze'deki savaşı sona erdirme konusunda anlaşmaya varmasının ardından, Hamas’a açıkça muhalefetini ilan eden silahlı örgütlerin akıbeti belirsizliğini koruyor (Independent Arabia)

Askeri araçlarla taşınmayacaklar

Öte yandan İsrail ordusu eski Sözcüsü Tümgeneral Avraham Benayahu, “Gazze'de iş birliği yapan milisler İsrail'e girmeyecek ve kaderleriyle tek başlarına yüzleşmek zorunda kalacaklar. Ordumuz kimseyi Hamas'la savaşmaya zorlamadı. Kendi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorundalar” dedi.

İsrail ordusu, milisler için bir güvenlik bölgesi kurulması önerisini reddetti. İsrail Ordusu Güney Bölgesi Komutanı Tümgeneral Yaron Finkelman, söz konusu silahlı grupların İsrailli yerleşimciler için oluşturabileceği tehlikenin, onları koruma yükümlülüğünden daha ağır bastığını söyledi. Finkelman, “Askeri istihbarat, bir dizi milis üyesinin Hamas'tan af sözü aldıktan sonra kaçtığına dair işaretler tespit etti ve bazı milis üyeleri af elde etmek için Hamas ile dolaylı arabuluculuğa başvurmaya başladı” diye ekledi. İsrailli yetkili, “İsrail askeri araçları onları taşımayacak. Bu grupların üyeleri, işlevsel rol oynayan işbirlikçilerden başka bir şey değil ve ordu onları korumak için tek bir askerini bile feda etmez” şeklinde konuştu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.