Sistani'nin ofisinden Hizbullah'a gönderilen mektupta ‘kuralsız bir savaş’ uyarısı yapıldı

Nasrallah'ın suikastından birkaç hafta önce gelen mektubun içeriği ‘Lübnan'daki sivilleri koruma tavsiyeleriydi’

Şii din adamı Ali es-Sistani, Nisan 2019'da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi kabulü sırasında (Sistani’nin internet sitesi)
Şii din adamı Ali es-Sistani, Nisan 2019'da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi kabulü sırasında (Sistani’nin internet sitesi)
TT

Sistani'nin ofisinden Hizbullah'a gönderilen mektupta ‘kuralsız bir savaş’ uyarısı yapıldı

Şii din adamı Ali es-Sistani, Nisan 2019'da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi kabulü sırasında (Sistani’nin internet sitesi)
Şii din adamı Ali es-Sistani, Nisan 2019'da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi kabulü sırasında (Sistani’nin internet sitesi)

Iraklı ve Lübnanlı din adamları, Şii din adamı Ali es-Sistani'nin ofisi tarafından, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastından haftalar önce Hizbullah'a gönderilen bir mektubu ilk kez kamuoyuna açıkladı. Mektupta, bölgede ‘kuralsız bir savaşın tehlikeli sonuçları’ konusunda uyarıda bulunulmuş ve ‘Lübnan'daki tüm sivillerin hayatlarının korunması’ gerektiği vurgulanmıştı.

Şarku’l Avsat'ın Beyrut ve Necef'teki Şii dini liderlerle yaptığı özel röportajlara göre, mektup Lübnan'daki çağrı cihazı patlamalarının ardından Hizbullah liderliğine ulaşan bir ‘tavsiye’ niteliğindeydi.

Çağrı cihazı patlamalarından bir hafta sonra düzenlenen özel bir toplantıda mesajın içeriğini dinleyen Lübnanlı bir din adamı, “Sistani’nin tavsiyesinin, sadece Şiilerin değil, Lübnan'daki tüm sivillerin hayatlarına öncelik veren kararları teşvik ettiğini” söyledi.

cdfrgt
Hizbullah'ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah (AFP)

17 Eylül 2024'te, Hizbullah üyeleri tarafından kullanılan birçok çağrı cihazı patladı ve Beyrut ile Lübnan'ın güneyinde dokuz kişi hayatını kaybetti, 2 bin 700'den fazla kişi de yaralandı.

O gün Lübnan genelinde bir şok ve şaşkınlık hakimdi. Lübnanlı bir din adamı Şarku’l Avsat’a “Çağrı cihazlarının patlaması sonun başlangıcıydı” dedi. Takip eden haftalarda İsrail, saldırılarını yoğunlaştırdı ve bu saldırılar Nasrallah'ın suikastıyla sonuçlandı.

Kuralsız bir savaş

Şarku’l Avsat'ın Beyrut'un güney banliyölerindeki evinde röportaj yaptığı Lübnanlı Şii din adamına göre, Sistani'nin ofisinden gelen mektupta ‘Lübnan'a yönelik saldırganlığın sınırsız olduğu ve savaşın ateşinin kurallara tabi olmadığı, bu nedenle Lübnanlıların hayatlarını koruma sorumluluğunun olduğu’ uyarısında bulunuldu.

60'lı yaşlarında görünen adam, beyaz sarık takmış halde konuştu. Yanındaki yemek masasında, geçen yıl İsrail'in düzenlediği bir saldırıda öldürülen, güneydeki bir köyden gelen ailesinin genç erkeklerinin fotoğrafları vardı.

Lübnanlı yetkililere göre, 8 Ekim'de başlayan savaşta Kasım 2024 itibarıyla Lübnan'da yaklaşık 3 bin 700 kişi hayatını kaybetti ve 15 binden fazla kişi yaralandı.

İki Şii din adamı Şarku’l Avsat’a, Sistani'nin ofisinden gelen mektupta ‘hassas durumlarda alınan kararların inananların çıkarlarına uygun olması ve Lübnan'ın yabancı gündemlere hizmet eden ve halkının acılarını artıran savaşlara sürüklenmemesi’ gerektiğinin vurgulandığını söyledi.

Iraklı bir din adamı, “Irak ve dünyadaki Şii otoritesinin mesajı sadece tavsiye ve rehberlik bağlamında değerlendirilmelidir... Bunlar Necef otoritesinin değişmez gelenekleridir. Sistani'nin tavsiyesi dayatılmamaktadır, ancak dikkatle dinlenmektedir” ifadelerini kullandı.

csdfrgt
Hizbullah'ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ı anma törenine katılan Hizbullah destekçileri (AFP)

Şarku’l Avsat, mektubun ‘Lübnan'daki dini otoriteye bağlı, çoğu savaş dönemlerinde Necef'e sığınan kişilerin gönderdiği sorulara yanıt olarak’ yazıldığını öğrendi.

Iraklı din adamına göre, Lübnan'daki Sistani'nin onlarca takipçisi, savaş yayıldıkça ne yapmaları gerektiği konusunda sorular sordu. Sistani, dünya çapında milyonlarca Şii Müslüman için manevi liderdir ve Meşrik ve İran'da çok sayıda takipçisi vardır.

Sistani'nin ofisinin denetimi altındaki Necef ve Kerbela (ülkenin güneybatısında) şehirlerindeki dini kurumlar, Irak hükümeti ile anlaşarak savaştan kaçan binlerce Lübnanlıyı barındırmaya yardımcı oldu.

2024 Ekim ortası itibarıyla Lübnan hükümetinin verilerine göre, çoğu Lübnan'ın güneyindeki köylerden gelen yaklaşık 20 bin Lübnanlı, savaşın sonuna kadar Irak'ta kalmayı tercih etti.

23 Eylül 2024'te yapılan açıklamada, Sistani'nin Necef'teki ofisi ‘Lübnan halkını İsrail'in yıkıcı saldırısından korumak için her türlü çabanın gösterilmesi’ çağrısında bulundu. Ayrıca, ‘Lübnan halkının acılarını hafifletmek ve insani ihtiyaçlarını karşılamak için harekete geçilmesi’ çağrısında da bulundu.

Ertesi gün Nasrallah yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Doğru ile yanlış arasındaki savaş... Onların (İsraillilerin) sayıca fazla olmaları ve destekçilerinin ihaneti umurumuzda değil.”

Lübnan'ın Necef'teki tutumu

Uzmanlar, Sistani'nin ofisinden gelen mesajın bölgenin kaosa sürüklenmesinden duyulan endişeyi yansıttığına inanıyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'nde (CNRS) araştırmacı olan Hişam Davud, “Lübnan, Necef otoritesi için önemli bir ülke. Sadece büyük bir Şii nüfusa sahip olması ve otoritenin bu ülkede sahip olduğu nüfuz nedeniyle değil, aynı zamanda zorlu koşullarına rağmen Lübnan'ın bölgesel ve uluslararası öneminin farkında olması nedeniyle de böyle” değerlendirmesinde bulundu.

Davud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Necef otoritesi için Lübnan, dünya, özellikle Avrupa ve genel olarak Batı ile iletişim kurmak için önemli bir kapı” ifadelerini kullandı.

Davud’a göre, farklı dinlere mensup insanlarla birlikte yaşamak Lübnan'da başlar ve bu, mevcut dengeleri bozmadan, ülkenin çeşitliliğini kabul etmeyi gerektirir.

Davud, bunun Sistani'nin dini otoritesinin Lübnan Şiilerinin daha önemli bir siyasi konum almasını istemediği anlamına gelmediğini, bunun devlet ve kurumları aracılığıyla, hassas iç dengelere saygı gösterilerek, barışçıl bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı.

Lübnan'daki savaşın sona ermesinden bir yıldan fazla bir süre sonra, Hizbullah silahlarını teslim etmek ve siyasi hayata barışçıl bir şekilde entegre olmak için büyük baskı altında. Ancak İran yanlısı grup, ‘İsrail'e hizmet ettiği’ gerekçesiyle ‘silahların devletin elinde toplanması’ planını uygulamayı reddetmeye devam ediyor.

Şarku’l Avsat 12 Ekim'de, Washington'un Hizbullah'ın elindeki stratejik silahları Irak'ta bir garantöre aktarma önerisini reddettiğini açıkladı.



Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
TT

Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)

Irak hükümetinin kurulması çabaları durma noktasına geldi; cumhurbaşkanı seçimi ve hükümetin başına geçecek kişi konusunda siyasi güçler arasındaki anlaşmazlığın karmaşıklığı nedeniyle siyasi çıkmazın aylarca süreceği tahmin ediliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinden önde gelen bir kaynak, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, hükümetin kurulmasındaki gecikmenin muhtemelen bölgesel gerilimlerin sona erme biçimi ve Washington ile Tahran arasında bir çatışma olasılığıyla ilgili olduğunu belirterek, siyasi güçlerin, özellikle Şii güçlerin, hükümet kurma sürecinde Amerikan ve İran'ın rolünün etki boyutunun farkında olduklarını kaydetti.

Siyasi değerlendirmelere göre, hükümet kurma süreci beklenenden daha uzun sürebilir.


Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün İsrail Güvenlik Kabinesi'nin işgal altındaki Batı Şeria'nın A ve B bölgelerinde bir dizi idari ve yürütme tedbirini onaylama kararına ilişkin ciddi endişelerini dile getirerek, bu kararın iki devletli çözüm olasılığını baltaladığı uyarısında bulundu.

Genel Sekreter yaptığı açıklamada, İsrail'in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki varlığını sürdürmesi de dahil olmak üzere bu tür eylemlerin, Uluslararası Adalet Divanı'na göre yalnızca istikrarsızlaştırıcı değil, aynı zamanda yasadışı olduğunu belirtti.

Açıklamada ayrıca, "Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'daki tüm İsrail yerleşimlerinin ve bunlarla ilişkili yerleşim sistemi ve altyapısının hiçbir yasal meşruiyeti olmadığı ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları da dahil olmak üzere uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturduğu" yinelendi.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın İsrail haber sitesi Ynet’ten aktardığına göre İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki arazi kayıt ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladı ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasına izin verdi.

İnternet sitesi, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın A Bölgesi'ndeki Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini, ayrıca Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını vurguladı.

Ramallah'ta Filistin başkanlığı, İsrail hükümetinin Batı Şeria ile ilgili kararlarını "tehlikeli ve Filistin varlığını hedef alan" kararlar olarak nitelendirdi.

Filistin haber ajansı, cumhurbaşkanlığının bu kararları "Filistin halkına karşı yürütülen kapsamlı savaş ve ilhak ile yerinden etme planlarının uygulanması" çerçevesinde atılan adım olarak nitelendirdiği ifade edildi.


Arap ve İslam dünyası "Batı Şeria'yı ilhak etme" girişimlerini reddetti

Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası "Batı Şeria'yı ilhak etme" girişimlerini reddetti

Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)

Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları, Batı Şeria'da yeni bir yasal ve idari gerçeklik dayatmayı ve böylece ilhakı hızlandırmayı amaçlayan son İsrail kararları ve önlemlerini kınadı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenliğinin olmadığını teyit ederek, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yayılmacı politikalarının ve yasadışı önlemlerinin devam etmemesi konusunda uyardı.

Ürdün Kralı II. Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Amman'da yaptıkları açıklamada, "Batı Şeria'da yerleşim yerlerini güçlendirmeyi ve İsrail egemenliğini dayatmayı amaçlayan" yasadışı önlemleri reddettiklerini ve kınadıklarını yinelediler.