Mısırlı kaynak: Gazze anlaşmasının ikinci aşaması henüz başlamadı ve zorluklar var

Refah Sınır Kapısı’nın bugün yeniden açılması bekleniyor... İsrail yardım tırlarının sayısını azaltma kararını iptal etti

TT

Mısırlı kaynak: Gazze anlaşmasının ikinci aşaması henüz başlamadı ve zorluklar var

Mısırlı kaynak: Gazze anlaşmasının ikinci aşaması henüz başlamadı ve zorluklar var

Mısırlı bir kaynak dün Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “İkinci aşama müzakereleri henüz fiilen başlamadı, ancak sahadaki zorluklar ve İsrail'in cesetler konusundaki kriz dahil olmak üzere bazı boşlukları açıkça istismar etmesi nedeniyle sadece teorik olarak tartışılıyor” dedi. Kaynak, ‘gelecekte herhangi bir zorlukla karşılaşmamak için uluslararası güçlerin konuşlandırılması gerektiğini ve Mısır'ın bu konuda çalıştığını’ belirtti.

Kaynak, ‘bölünmenin daha da genişleyebileceğine dair işaretler göz önüne alındığında, sahadaki durumun son derece tehlikeli olduğunu’ bildirdi. Kaynak şöyle devam etti: “Teorik olarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın dediği gibi ikinci aşamadayız, ancak pratikte henüz başlamadı. Bu aşama zor, bu aşamaya giden yol engebeli, hiç de kolay değil ve ikinci aşamada olduğumuzu iddia etmemizi sağlayacak uygun koşullar yok.”

Geçtiğimiz salı günü Trump, ateşkes anlaşmasını çevreleyen belirsizlikler sürerken, İsrail'in insani yardım girişini geciktirmesi ve Hamas'ın Gazze Şeridi üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasıyla birlikte, Truth Social'da Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başladığını duyurdu.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari salı günü yaptığı açıklamada, “Durumu nasıl güvence altına alacağımız, yöneteceğimiz ve Gazze Şeridi'nde savaşın yeniden başlamamasını nasıl sağlayacağımız konusunda zorlu görüşmeler başladı” dedi. El-Ensari Amerikan haber ağı Fox News ile yaptığı röportajda, ‘görüşmelerin Şarm eş-Şeyh'te başladığını ve ekiplerin birinci ve ikinci aşamalar arasında zaman farkı olmaması için gece gündüz çalıştığını’ belirtti.

Mısır'ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı gibi, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin onayıyla uluslararası güçlerin konuşlandırılması olasılığıyla ilgili olarak Mısırlı kaynak Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: “Buna ihtiyacımız var. Mısır, ortakları ve ilgili taraflarla bu konuda çalışıyor. Ancak, özellikle Hamas, Trump'ın güvenliği kontrol etmesine izin verdiği geçiş döneminde askeri önlemler uygulamaya koymaya başladığından, bunun için bir tarih belirlemek zor. Bu, Trump’ın salı günü Hamas'a hızlı bir şekilde silahsızlanma çağrısı yapmasıyla temelden çelişiyor.”

Kaynak, “Bu sadece silahsızlanma meselesi değil (ki bu da kolay olmayacak), aynı zamanda tünelleri yıkma fikrini öneren İsrail meselesi de var. Bunlar şu anda çözülmesi zor karmaşık meseleler. Bu nedenle belirsiz bir durumla karşı karşıyayız ve yarın Gazze Şeridi'nde ne olacağı bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz salı günü Beyaz Saray'da Arjantinli mevkidaşı Javier Milei ile yaptığı görüşmede Trump, “Eğer Hamas silahlarını bırakmazsa, biz onları elinden alacağız. Bu hızlı ve belki de şiddetli bir şekilde olacak” dedi.

gthyj
Gazze Şeridi'nin orta kesiminde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı yakınlarındaki Netzarim Koridoru’ndan geçen Filistinliler (AFP)

Mısırlı kaynak, “Mısır, anlaşmanın dayanıklılığını desteklemek, aşamalarını tam olarak uygulamak ve insani yardımı sağlamak için her yönden çaba gösteriyor” dedi. İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafını açmamasının ‘henüz tamamen çözülmemiş olan kurumların krizine dayalı olarak, durumu geciktirme ve istismar ederek kargaşaya neden olma politikasının bir parçası’ olduğunu ifade etti.

Kaynak, ‘durumun her an izlenmesi gerektiğini, çünkü birçok hızlı değişiklik olduğunu ve Şarm eş-Şeyh müzakerelerinde anlaşmanın ilk aşamasının birkaç saat içinde tamamlanmasından farklı olarak, sonraki aşamaların zaman alacağını’ düşündüğünü belirtti. Kaynak, ‘Hamas ve İsrail'in, önerildiği şekilde anlaşmayı uygulamak için büyük sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini’ kaydetti.

Hamas pazartesi günü hayatta kalan son İsrailli rehineleri serbest bıraktı ve İsrail, Trump'ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes anlaşması kapsamında Filistinli mahkûmlarla dolu otobüsleri Gazze Şeridi'ne gönderdi, ancak cesetlerle ilgili kriz henüz çözülmedi.

Times of Israel gazetesi, bir diplomat ve başka bir bilgi sahibi kaynağa atıfta bulunarak, Hamas'ın arabuluculara dün diğer dört İsrailli rehinenin cesetlerini teslim etme niyetini bildirdiğini ve böylece İsrail'e teslim edilen rehine cesetlerinin sayısının 12'ye çıktığını duyurdu.

Ateşkes anlaşması uyarınca Hamas'ın toplam 28 cesedi teslim etmesi gerekiyor. Salı günü dört cesedi teslim ettikten sonra, 20 ceset hareketin elinde kaldı. Hamas, Gazze Şeridi'nde iki yıl süren savaşın ardından enkaz arasında cesetleri bulmanın zor olduğunu bildirdi.

7u8ı
İnsani yardım malzemeleriyle yüklü tırlar, Gazze Şeridi'ne geçmek için Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekliyor (AFP)

Bu çatışma ve ikinci aşamanın çözülmesinin daha uzun süreceği beklentisi içinde, Amerikan meseleleri üzerine çalışan Filistinli araştırmacı Kemal ez-Zeğul, Trump'ın ‘anlaşmanın aşamalarını tamamlamaya kararlı’ olduğunu düşünüyor. Ez-Zeğul, “Trump, salı günü cenazelerin teslimi konusunda bir kriz olduğunu hissettiğinde, ‘Hemen en üst düzeyde Hamas ile iletişime geçtik’ demişti. Ancak şimdi İsrail, anlaşmayı tamamlamak için Refah Sınır Kapısı’nı bir baskı aracı olarak kullanıyor ve her aşamada bunu tekrarlayacak” şeklinde konuştu.

İsrail Yayın Kurumu dün, İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı açmaya ve Gazze Şeridi'ne insani yardımın ulaştırılmasına izin vermeye karar verdiğini bildirdi. Bu karar, dört rehinenin cenazesinin iadesi ve Gazze Şeridi'ne giren yardım tırlarının sayısını yarıya indirme önlemlerinin iptal edilmesinin ardından geldi.

Sınır kapısındaki kriz, anlaşmanın tamamlanmasının önündeki tek engel değil. Ez-Zeğul'a göre, Kahire'nin yakın zamanda açıkladığı gibi, Mısır ve Ürdün'de eğitilen Filistin polis güçlerinin Gazze Şeridi'ne nasıl entegre edileceğini tartışmak için Hamas ve diğer Filistinli gruplarla müzakere yapılması gerekiyor.

Trump'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile karşı karşıya kalarak, savaşı sona erdirme ve ateşkes aşamalarını tamamlama sözünü yerine getirmesi bekleniyor. Ez-Zeğul, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Hamas kalan cesetleri teslim etmezse işler karmaşıklaşacak ve ilk aşamanın nasıl tamamlanacağı konusunda yeni müzakerelere geri döneceğiz” dedi.

İlk aşamanın iki unsuru kaldı: tüm cesetlerin teslim edilmesi ve Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması. Böylece yardımların kısıtlama olmaksızın ve büyük miktarlarda Gazze Şeridi'ne girmesi sağlanacak.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.