Gazze’de ateşkesi sarsan şiddetli sarsıntılar

Hamas, ABD'nin ateşkesi ihlal ettiği yönündeki suçlamalarını reddederken, İsrail, Refah'ta bir subay ve bir askerinin öldürüldüğünü kabul etti

İsrail’in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında yaralanan yaralı bir çocuğu Nasır Hastanesi'ne taşıyan Filistinli bir adan (AP)
İsrail’in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında yaralanan yaralı bir çocuğu Nasır Hastanesi'ne taşıyan Filistinli bir adan (AP)
TT

Gazze’de ateşkesi sarsan şiddetli sarsıntılar

İsrail’in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında yaralanan yaralı bir çocuğu Nasır Hastanesi'ne taşıyan Filistinli bir adan (AP)
İsrail’in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında yaralanan yaralı bir çocuğu Nasır Hastanesi'ne taşıyan Filistinli bir adan (AP)

Gazze’de ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin üzerinden henüz iki hafta geçmemişken şiddetli sarsıntılar yaşandı. İsrail ordusu, Hamas'ı ‘İsrail askerlerine karşı saldırı düzenlemekle’ suçladıktan sonra (Gazze Şeridi'nin güneyindeki) Refah’ta birkaç hava saldırısı düzenledi. Saldırıda en az 33 kişi öldü. İsrail ordusu dün akşam yaptığı açıklamada, Refah'ta meydana gelen ‘ciddi’ bir olayda Nahal Tugayı'ndan bir subay ve bir askerin öldüğünü duyurdu.

Ancak İsrailli bir güvenlik yetkilisi ateşkesin kurtarılmasına gerek olmadığını söyledi. İbranice yayın yapan haber sitesi Ynet'e açıklamalarda bulunan yetkili, saldırıların anlaşmayı zedeleyecek bir tepki olmadığını, bu yüzden endişelenecek bir durum olmadığını belirtti. Olayın anlaşmanın çöküşü değil, bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu vurgulayan yetkili, “Bir ihlal oldu ve cezası kesildi” ifadelerini kullandı.

İsrailli yetkili, saldırıların Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde Hamas'ın üç ayrı silahlı çatışmada ateşkesi ihlal etmesinin ardından gerçekleştiğini iddia etti.

İsrail ordusu, askerlerinin Filistinli silahlı gruplar tarafından saldırıya uğramasının ardından Refah şehrine hava saldırıları düzenlediğini açıkladı.

DY
İsrail'in pazar günü Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’ndaki bir binayı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail hükümeti, Refah'ta saldırı düzenleyeceğini duyurduktan sonra bir toplantı düzenledi. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ordunun Gazze Şeridi'ndeki Hamas hedeflerine karşı ‘güçlü bir şekilde harekete geçme’ talimatı aldığını açıkladı. Katz, İsrail askerlerinin üzerine ateş açılması veya ateşkesin ihlali durumunda Hamas’ın ‘ağır bir bedel ödeyeceği’ uyarısında bulundu.

Hamas’ın ‘İsrail askerlerini korumaya ve onlara zarar gelmesini önlemesi gerektiğini’ zor yoldan da olsa öğreneceğini söyleyen Katz, “Hamas bu mesajı anlamazsa, yanıt daha da sert olacak” ifadelerini kullandı.

İletişimi kesilmiş

Ancak Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları dün sabah, Refah bölgesinde herhangi bir olay veya çatışma hakkında bilgisi olmadığını, çünkü bu bölgelerin işgal kontrolü altındaki kırmızı bölgeler olduğunu açıkladı. Ayrıca, bu yıl mart ayında savaşın yeniden başlamasından bu yana bölgede kalan gruplarla iletişimin kesildiğini kaydetti.

Öte yandan İsrailli yetkili, Tel Aviv'in ‘saldırıları gerçekleştirmeden önce ABD'yi önceden bilgilendirdiğini’ belirterek, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını izleme mekanizması çerçevesinde Washington ile yapılan koordinasyona atıfta bulundu.

DFRG
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrailli rehineleri Kızılhaç'a teslim eden Hamas üyeleri, 13 Ekim 2025 (Reuters)

Bu gelişmeler, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın cumartesi akşamı ‘Hamas'ın yakında Gazze'deki sivillere karşı bir saldırı planladığına dair güvenilir raporlar’ olduğunu belirten sert açıklamasının hemen ardından yaşandı. Washington bunu ‘ateşkesin ihlali’ olarak değerlendirdi.

Hamas, ABD’nin suçlamalarını reddederken anlaşmaya bağlı olduğunu vurguladı ve İsrail'i Filistinlilere karşı sürekli ihlallerde bulunmakla suçladı.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, “İsrail’in bu iddiaları yanıltıcı propagandasıyla tamamen uyumlu. Tüm bunlar işgalci İsrail’in halkımıza karşı işlediği suçları ve sistematik saldırılarını sürdürmesi için bir bahane oluşturuyor” ifadeleri yer aldı.

Ebu Şebab Grubu

İsrail ve Hamas'ın çatışma noktaları ve kayıplar hakkında kesin bir açıklama yapmaması üzerine, İsrailli yerleşimcilere yakın medya platformları, saldırının öncelikle İsrail tarafından desteklenen, Yasir Ebu Şebab liderliğindeki ve Refah'ın doğusunda faaliyet gösteren silahlı bir gruba yönelik olduğunu bildirdi.

İbranice yayın yapan bazı platformlara göre İsrail güçleri Ebu Şebab ve grubunun bulunduğu bölgeyi koruyor ve bu yüzden bölgeye saldıran Hamas üyeleriyle İsrail ordusu arasında çatışma yaşandı.

Hamas, bu bilgileri teyit etmezken ABD'nin açıklamasına verdiği yanıtta ve anlaşmanın ihlal edildiği iddialarını reddederek, “Yaşananlar tam tersini ortaya koyuyor. Cinayetler işleyen, insan kaçıran, yardım kamyonlarındaki malzemeleri çalan ve Filistinli sivillere karşı soygunlar yapan suç çetelerini kuran, silahlandıran ve finanse eden işgalci İsrail’dir. Görüntüler ve videolar aracılığıyla suçlarını kamuoyuna itiraf ederek, işgalci İsrail’in kaos yayma ve güvenliği bozma faaliyetlerine karıştığını doğruladılar” ifadelerini kullandı.

ABD yönetimine ‘işgalci İsrail’in yanıltıcı söylemlerini tekrarlamayı bırakması ve ateşkes anlaşmasını defalarca kez ihlal eden İsrail’i durdurmaya odaklanması’ çağrısında bulunan Hamas, bu ihlallerin başında, İsrail’in söz konusu çetelere destek vermesinin ve kontrolü altındaki bölgelerde onlara güvenli sığınak sağlamasının geldiğini vurguladı.

Hamas heyeti Kahire'de

Öte yandan Hamas dün akşam, Halil el-Hayya başkanlığındaki bir heyetin Kahire'ye ulaştığını ve heyetin arabulucular, gruplar ve Filistin güçleriyle ateşkes anlaşmasının uygulanmasını takip edeceğini duyurdu.

Hamas bir başka açıklamada, geçtiğimiz hafta imzalanan ateşkes anlaşmasının İsrail tarafından onlarca kez ihlal edildiğini belgelediğini söyledi. Anlaşmanın tüm şartlarını ‘harfiyen ve anlaşma ruhuna uygun olarak’ uygulamaya tamamen bağlı olduğunu vurgulayan Hamas, Arabuluculara, İsrail'in ‘ateşkese yönelik ağır ihlallerini’ durdurmak için müdahale etmeleri çağrısında bulundu.

FRT
Hamas'ın önde gelen liderlerinden Halil el-Hayya, 8 Ekim’de Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde Gazze'de ateşkes anlaşmasının açıklanmasından önce yapılan toplantıda konuşurken (Kahire el-İhbariyye)

Açıklamada, İsrail'in ateşkesin ilk gününden itibaren sivillere karşı korkunç suçlar işlediğini belirten Hamas, anlaşmanın imzalanmasından bu yana 46 Filistinlinin öldürüldüğünü ve 132 Filistinlinin de yaralandığını, bunların yarısının kadın, çocuk ve yaşlılar olduğunu vurguladı.

Bu tür saldırıları, ateşkes anlaşmasını baltalamak ve Gazze Şeridi'ndeki insani durumu istikrarsızlaştırmak için kasıtlı bir girişim olarak değerlendiren Hamas, İsrail'i ‘anlaşmada belirtilen sarı çizgiyi aşarak ve topçu ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları ile sivillerin evlerine dönmelerini engelleyerek güvenlik hükümlerini ihlal etmekle’ suçladı.

Hamas, İsrail'i ayrıca ‘birçok temel gıda maddesinin girişini engellemek ve yakıt ve gaz tedarikini anlaşılan miktarın yüzde 10'unun altına düşürmekle’ de suçladı.

Hamas, İsrail’in altyapının yeniden inşasını engellediğini, tıbbi ekipman, ambulans ve inşaat malzemelerinin girişini önlediğini, ayrıca mahkumların serbest bırakılmasını geciktirdiğini ve onlara kötü muamelede bulunup işkence yaptığını belirtti.

HYU
İsrail'in Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında iade ettiği Filistinlilerin cenazeleri için el-Bureyj Mülteci Kampı’nda düzenlenen cenaze töreninden bir kare (AFP)

Hamas, İsrail’den teslim aldığı 150 Filistinlinin cesetlerinin bazılarının elleri bağlı olduğunu, bazılarında ise ‘asılma ve ezilme’ izleri bulunduğunu, bunun da ‘uluslararası hesap verebilirlik gerektiren bir savaş suçu’ olduğunu kaydetti. Hamas, İsrail'i ‘anlaşmanın bozulmasından veya çökmesinden tamamen sorumlu’ olan tarafın olacağını vurgulayarak arabuluculara, İsrail'i imzalanan anlaşmalara uymaya zorlamaları çağrısında bulundu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.