İsrail'in desteğiyle Gazze'nin yeniden inşası için hazırlanan Amerikan ve Fransız planları

Planların içeriğinde Gazze Şeridi açıklarındaki potansiyel gaz rezervlerinin geliştirilmesi de yer alıyor. Bu rezervlerin, bölgeye yıllık en az 10 milyar dolarlık bir katkı sağlaması bekleniyor.

Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)
Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)
TT

İsrail'in desteğiyle Gazze'nin yeniden inşası için hazırlanan Amerikan ve Fransız planları

Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)
Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)

Emel Şehade

Washington ile Tel Aviv arasında Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurmaya yönelik Trump planının ikinci aşamasına geçilmesi konusunda görüşmeler derinleşiyor. Bu aşama, İsrail’in, Gazze Şeridi’nin yeniden imarına başlanmadan önce Hamas’ın silahsızlandırılması ve bölgenin tamamen silahtan arındırılması şartını içeriyor. Tahminlere göre bu planın maliyeti 50 ila 70 milyar dolar arasında olacak ve en az 10 yıl sürecek. Ancak Filistinliler hâlâ yüzde 80’i yaşanamaz hale gelen bir bölgede, özellikle kış mevsimi yaklaşırken hastalıkların yayılma riskiyle karşı karşıya yaşıyor. Ayrıca, enkaz altında kayıp durumundaki Filistinlilerin bulunduğuna dair bilgiler de yayılıyor.

Raporlara göre, Gideon’un Savaş Arabaları 2 Operasyonu başlamadan önce Gazze Şeridi'nde 245 bin bina yıkıldı, bu da Gazze Şeridi'ndeki binaların yüzde 80'inden fazlasını oluşturuyor. İsrail'in bir raporuna göre, yıkım ve tahrip operasyonları 40 ila 50 milyon ton enkaz bıraktı. Bu durum, İsrail’in ‘Gazze Şeridi’ni yerle bir etme’ yönündeki tehditlerinin somut bir tercümesi olarak değerlendiriliyor. Bazı gözlemciler, Şarm eş-Şeyh Zirvesi ve savaşın durmasından sonra Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan manzarayı, ‘dünyanın sonrasını konu alan bir bilim kurgu filmi setine’ benzetti.

Bu yıkım, binalar ve konutlarla sınırlı değil; asıl büyük tahribat, hayati altyapı sistemlerinde yaşandı. Ana yollar kumla kaplı toprak yollara dönüşürken, elektrik ve su şebekeleri çöktü, pompa istasyonları ve kanalizasyon sistemleri tamamen devre dışı kaldı. Buna ek olarak, hastaneler, eğitim kurumları ve kamu binaları da ağır hasar gördü. Tüm bunların arasında, sanayi bölgeleri ve ticaret merkezleri de büyük ölçüde yok oldu.

dfv
Bazı gözlemciler, Şarm eş-Şeyh Zirvesi ve savaşın durmasından sonra Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan manzarayı, ‘dünyanın sonrasını konu alan bir bilim kurgu filmi setine’ benzetti. (AFP)

Bazı yetkililer, Gazze Şeridi'ndeki durumu ‘tamamen yıkım ve cehenneme benzeyen bir yaşam’ olarak tanımladı. Bu tanım, ABD'li yetkililerin Trump'ın planının uygulanmasını denetlemek ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için ilk adımları atmak üzere geçen hafta İsrail'i ziyaret etmesiyle aynı zamana denk geldi.

Bazı İsrailliler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Şarm eş-Şeyh Zirvesi’nde söylediği “Gazze Şeridi’ni yeniden inşa etmenin zamanı geldi” ifadesini büyük bir meydan okuma olarak değerlendiriyor. Bunun nedeni, Tel Aviv’in yeniden imarı, Hamas’ın silahsızlandırılması şartına bağlama konusundaki ısrarı. Ancak bu görüşe karşı çıkanlar da var. Onlara göre, Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve iki milyondan fazla Filistinlinin normal yaşamlarına dönmesi, İsrail’in güvenliği ve istikrarı üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır. Ayrıca, İsrail’in bu konudaki ısrarının sonuç vermeyeceği, çünkü ABD’nin Trump planını uygulamakta kararlı olduğu belirtiliyor. Gazze Şeridi’nin yeniden imarı, ABD’nin öncelikli ilgi alanlarından biri olarak görülüyor ve bu girişim geniş bir uluslararası ve Arap desteğine sahip.

İsrail zihniyetli Amerikan-Fransız planları

Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için ayrıntılı haritalar ve maliyet tahminleri de dahil olmak üzere birden fazla plan ortaya konuldu. Şarm eş-Şeyh Zirvesi’nden sonra bu konu gündeme geldiğinde, iki plan İsrail müzakerelerinin ön saflarına geri döndü: ilki RAND Corporation tarafından denetlenen Amerikan planı, ikincisi ise ‘Gazze'yi hayal et - barışı inşa et’ başlığı altında hazırlanan Fransız planıydı.

İsrailli mimar Amnon Direktor'a göre, Amerikan ve Fransız planları İsrail'e ait. Direktor, “Ben bunu İsrail'in Gazze Şeridi'nin yeniden inşası da dahil olmak üzere Gazze'deki işlere elini sürmeye devam etmesinin bir yolu olarak görüyorum” dedi.

Direktor'a göre, en profesyonel ve uygulanabilir plan, New York ve Brüksel'de faaliyet gösteren mimarlık firması ORG Permanent Modernity ile iş birliği içinde geliştirilen RAND Corporation'ın planı. ‘Yerinden Edilme Kamplarından Topluluklara: Savaş Sonrası Konut Çözümleri’ başlığıyla yayınlanan plan, dört rehabilitasyon çözümü içeriyor: Birincisi, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasının uzun yıllar süreceği öngörüsüyle, on yıl boyunca hizmet verecek geçici konutların inşasını içeren geçici bir çözüm. İkincisi, yıkılmış alanlar arasındaki açık alanları kullanarak uygun ve modern bir yaşam ortamı yaratmak için mahallelerin tamamının rehabilitasyonu ve yenilenmesi. Üçüncü çözüm, mülteci kamplarının bir kez daha yoksulluk ve aşırı kalabalıklaşmanın yuvası haline gelmemesi, aksine insana yakışır yaşam koşulları ve gelişmiş altyapı sunması için yenilikçi bir planlama modeli geliştirmek. Dördüncü çözüm, öneriye göre, konut seçeneklerini genişletmek ve gelişmiş ve verimli bir kentsel çevre oluşturmak amacıyla Gazze Şeridi'ndeki gelişmemiş arazilerde yeni mahalleler için planlar sunmak.

scdfrgt
Enkaz kaldırma, büyük lojistik ve çevresel zorluklar içeriyor. Bu işlemin, patlayıcıların imhası ve atık yönetimi ile eş zamanlı olarak yürütülmesi gerekiyor. (AFP)

RAND Corporation planının tasarımcılarından biri olan İsrail asıllı ABD’li Kobi Rotenberg, planın amacını şöyle açıkladı: “Planın amacı, tüm karar alıcılar için bir dizi araç ve politika belgesi sunmak, ‘ertesi güne’ hazırlıklı olmak ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşası için gerçekçi çözümler üretmek, ayrıca tüm taraflardaki karar alıcıları desteklemektir.”

Planın maliyeti 50 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Rotenberg'e göre bu, Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Bankası'nın tahminlerine dayanıyor, ancak bu tahminler yapıldıktan sonra çatışmalar devam ettiği için gerçek maliyetin çok daha yüksek olması muhtemel.

Mimar Amnon Direktor ile yapılan bir röportajda, enkaz kaldırmanın büyük lojistik ve çevresel zorluklar içerdiğini belirtildi. Bu işlemin, patlayıcıların imhası ve atık yönetimi ile eş zamanlı olarak yürütülmesi gerektiği, böylece kamu sağlığının korunacağı ve güvenli yeniden inşanın mümkün olacağı vurgulandı. Direktor, planın belirli bir atık bertaraf modeli öngörmediğini, ancak erken planlama, yeniden kullanım ve geri dönüşüme odaklandığını ve bunun da her alanın türüne ve yıkım düzeyine uygun farklı süreçler ve teknikler gerektirdiğini ifade etti.

Rotenberg'e göre plan, zorluklara boyun eğmeden bunları aşmak için tasarlandı ve Gazze Şeridi ile tüm bölge sakinleri için istikrarlı ve sürdürülebilir bir gelecek adına temel oluşturmak amacıyla kullanılabilir.

Fransız planı

‘Gazze'yi hayal et - barışı inşa et’ başlıklı Fransız planı, önümüzdeki on yıl için kapsamlı bir uygulama vizyonu sunuyor ve öncelikle bölge halkının ihtiyaçlarına odaklanıyor.

Bu girişimin ve planın hazırlanmasının arkasında, Fransa'da yaşayan ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Ortadoğu ve İsrail-Filistin çatışması danışmanı olan İsrailli Ofer Bronstein bulunuyor.

Amnon Direktor'a göre, Fransız planı İsrail'in izlerini taşıyor ve daha çok rotayı belirlemeye yönelik bir ön yol haritası niteliğinde. Direktor, “Bu aşamada her şey makro düzeyde genel terimlerle yazılmış. Bazı şeyler şekillendiğinde, uzmanlar diğer ortaklarla birlikte çalışmanın merkezinde yer alacaklar” ifadelerini kullandı.

zxsdf
Fransız planında yer alan hususlar arasında, geçici bir Filistin sivil otoritesiyle birlikte çalışacak uluslararası bir yeniden inşa otoritesinin kurulması da bulunuyor. (AFP)

Fransız planında yer alan hususlar arasında, geçici bir Filistin sivil otoritesiyle birlikte çalışacak ve Avrupa Birliği (AB), Dünya Bankası ve ılımlı Arap ülkeleri gözetiminde tam şeffaflık içinde yönetilecek uluslararası bir yeniden inşa otoritesinin kurulması da bulunuyor. Plan, Macron’un danışmanının Direktor’a sunduğu bilgilere göre, bölgesel güvenlik kaynaklarını barışa yatırım yapmaya yönlendirmeye, İsrailliler ile Filistinliler arasında güveni yeniden tesis etmeye odaklanıyor. Ayrıca, Gazze Şeridi’ni ortak kalkınmanın bir modeli ve iki halk arasında gelecekteki siyasi bir çözümün temeli olarak ele alıyor.

Fransız planını Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için hazırlanan diğer planlardan ayıran özelliğin ne olduğu sorusuna Bronstein şu cevabı verdi: “Birçok fark var, en önemlisi Filistin halkını odak noktasına koyması. Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını bir gayrimenkul projesi olarak değil, istihdam fırsatları, ulaşım, altyapı ve konut dahil olmak üzere Gazzelilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmış sosyal ve ekonomik bir süreç olarak görüyoruz.”

Söz konusu plan, Körfez ülkeleri, Avrupa ülkeleri ve ABD tarafından finanse edilecek. Bronstein, “Bunu başarmanın bir yolu, Gazze açıklarındaki potansiyel gaz rezervlerini geliştirmek ve bu sayede yılda yaklaşık 10 milyar dolar gelir elde etmektir” dedi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Fransız planı ayrıca, güneş enerjisi sistemleri ve yağmur suyu toplama sistemleri ile düşük karbon ayak izine sahip yerel malzemelerden yapılmış yaklaşık 120 bin çevre dostu konut biriminin inşasını da içeriyor. Bronstein, yeni mahallelerin okullar, klinikler, pazarlar ve yeşil kamusal alanlardan oluşan entegre sistemler olarak inşa edileceğini, bunun geçici bir rehabilitasyon kampı değil, yaşayan, işleyen bir şehir konsepti olduğunu belirtti. Maddi boyutun ötesinde, plan kültürel boyuta da odaklanıyor. Örneğin, Sürdürülebilir Mimarlık için Avrupa-Arap Enstitüsü’nün kurulması, mimarlar ve yeniden inşa ile barış için çalışan sanatçılar için ödüller verilmesi gibi girişimler içeriyor. Bronstein’e göre planlama süreci bile, uzlaşma ve toplumun yeniden inşasının bir parçası olarak görülüyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
TT

Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)

Bu hafta Lusaka'da düzenlenen Gana-Zambiya İş Forumu'na Batı Afrika ülkesinin lideri John Dramani Mahama da katıldı. 

67 yaşındaki Gana Cumhurbaşkanı, Afrika'nın güneyindeki Zambiya'nın başkentine çarşamba günü ulaştığında üstünde "fugu" diye bilinen geleneksel bir kıyafet vardı. 

Üç günlük devlet ziyaretine panço benzeri bu kıyafetle başlayan Mahama'yı, Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema ve beraberindeki yetkililer takım elbiseleriyle karşıladı.

Gana Cumhurbaşkanı, Zambiya'da yaşayan yurttaşlarıyla bir araya geldiğinde de üzerinde aynı kıyafet vardı

Haftanın bir gününü "Fugu Cuması" ilan ederek geleneksel kıyafetlerin giyilmesini teşvik eden Mahama, sosyal medyada alaycı yorumlara konu oldu. 

BBC'nin yorumunu aktardığı Zambiyalılardan Malama Mulenga, "hamile bluzu" derken Master G, meşhur Cazcı Kardeşler (Blues Brothers) filmine gönderme yaparak "Bluz kardeşlerimizi seviyoruz" ifadesini kullandı.

Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa bu kıyafetin sosyal medyada ses getirmesinin gençlerin kültürel miraslarına sahip çıkmaya niyetli olduğunun göstergesi olduğunu savundu. 

45 yaşındaki siyasetçi, fuguyu bir kıyafetten ibaret görmediklerini, Afrika kimliği, onuru ve mirasının bir sembolü olarak saydıklarını söyledi:

Sosyal medyada bu elbiseyi merak eden gençlere: Bu kıyafeti 6 Mart 1957'de ülkenin bağımsızlığını ilan eden, Gana'nın kurucusu Osagyefo Kwame Nkrumah giyiyordu.

63 yaşındaki Zambiya lideri de mevkidaşının kıyafet tercihini destekledi. Hichilema cuma günü yaptığı açıklamada Mahama'nın kendisine bir adet fugu hediye ettiğini hatırlattı. Ancak daha fazlasını almaya niyetli olduğunu da sözlerine ekledi: 

Sosyal medyadaki yorumlardan sonra Gana'dan daha fazla fugu isteyeceğiz.

Independent Türkçe, BBC, News Ghana


David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
TT

David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)

David Beckham, Brooklyn'in ailesiyle barışma planı olmadığını açıklamasından sadece birkaç hafta sonra, en büyük oğlu hakkında düşük profilli bir gönderme paylaşmış gibi görünüyor.

26 yaşındaki Brooklyn, ocak ayında Instagram'da yayımladığı bomba etkisi yaratan açıklamada, babası David ve annesi Victoria'yı, oyuncu ve mirasyedi eşi Nicola Peltz Beckham'la ilişkisini "durmaksızın sabote etmeye" çalışmakla suçlamıştı.

"Tüm hayatım boyunca, ebeveynlerim basında ailemiz hakkındaki anlatıları kontrol etti" iddiasında bulunmuştu.

Yapmacık sosyal medya paylaşımları, aile etkinlikleri ve sahte ilişkiler, içine doğduğum hayatın değişmez bir parçası oldu.

Beckham ailesi henüz Brooklyn'in açıklamasına doğrudan yorumda bulunmadı ancak 50 yaşındaki eski futbolcu, son sosyal medya paylaşımında oğluna ince bir gönderme yaptı.

İngiltere milli takımının eski kaptanı, kariyeri boyunca kullandığı kramponların "arşivinin" fotoğrafını paylaştı; bazılarının üzerinde Brooklyn'in adı yazılmıştı.

Kramponların çoğunda Brooklyn'in küçük kardeşleri 23 yaşındaki Romeo, 20 yaşındaki Cruz ve 14 yaşındaki Harper'ın da adları yazıyordu.

sdfv
David Beckham, kişiselleştirilmiş krampon "arşivinin" fotoğrafını paylaştı (Instagram/Davidbeckham)

David, futbol kariyerine 1992'de Manchester United'da başlamış, 2003'te Real Madrid'e transfer olmuş ve daha sonra LA Galaxy'de oynamak için Atlantik'in ötesine geçmişti.

Bu hafta, Brooklyn'in babasına adanmış bir dövmesini kapattırdığı iddia edildi.

Gelecek vaat eden aşçı Brooklyn'in kolunda daha önce "Baba" kelimesi yazılmış bir çapa dövmesi vardı.

Ancak Brooklyn'in yakın zamanda çekilen bir fotoğrafında, yazının soyut şekillerle kapatıldığı anlaşılıyordu.

Brooklyn'in kayınpederi milyarder Nelson Peltz, yakın zamanda bir soru-cevap etkinliğinde aile dramasına değinerek, izleyicilere "uzun ve mutlu bir evlilikleri olmasını" umduğunu söyledi.

"Kızım ve Beckham ailesi bambaşka bir konu ve bugün burada bunun hakkında konuşmayacağız" dedi.

Şunu söyleyeyim, kızım harika, damadım Brooklyn harika ve onların uzun ve mutlu bir evlilik geçirmesini çok istiyorum.

Independent Türkçe