Mısır'ın Gazze için bağış toplayan Ulusal Mekanizma yeniden inşayı desteklemede başarılı olabilecek mi?

Uzmanlar, bunu Filistin halkıyla dayanışmanın nişanesi niteliğinde sembolik bir adım olarak değerlendirdi

Gazze Şeridi'nde yıkılan binalar (Reuters)
Gazze Şeridi'nde yıkılan binalar (Reuters)
TT

Mısır'ın Gazze için bağış toplayan Ulusal Mekanizma yeniden inşayı desteklemede başarılı olabilecek mi?

Gazze Şeridi'nde yıkılan binalar (Reuters)
Gazze Şeridi'nde yıkılan binalar (Reuters)

Mısır'ın Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına katkıda bulunmak ve bağış toplamak için bir ‘ulusal mekanizma’ kurulacağını duyurması, son günlerde çok tartışılan bir konu olurken mekanizmanın, bu ay varılan ateşkes anlaşmasının ardından yeniden inşa ve erken toparlanma planlarının başarısını sağlayıp sağlayamayacağı konusunda soru işaretlerine yol açtı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, bu haftanın başlarında, Başbakan Mustafa Medbuli’ye, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını finanse etmek için vatandaşlardan bağış toplamak üzere ulusal bir mekanizma kurulmasını çalışmalarının başlatılması için sivil toplum kuruluşları ve ilgili devlet kurumlarıyla koordinasyon kurması görevini verdi.

Sisi, kasım ayında Gazze'nin yeniden inşası konusunda uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapması beklenen ülkesinde halkını ‘Filistinli kardeşlerimize karşı dayanışma, sorumluluk ve sevginin bir ifadesi olarak Gazze'nin yeniden inşası çabalarına aktif olarak katkıda bulunmaya’ çağırdı.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, kurulacak mekanizmanın bağış toplama faaliyetleri temelinde dernekler ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak için hükümetin katılımını amaçladığını ve Mısırlıların Filistin halkıyla dayanışmasını teyit eden sembolik bir adım olduğunu belirttiler.

Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Bankası'nın tahminlerine göre Gazze'nin yeniden inşası için gereken maliyet 70 milyar doları aşabilir. Gazzeli yetkililer, İsrail saldırıları sonucu ortaya çıkan moloz miktarının 55 milyon tonu aştığını ve şimdiye kadar bunun sadece 81 bin tonunun kaldırıldığını tahmin ediyor.

“Mısır’ın sembolizmi”

Mısır, Hamas ile İsrail arasında yaşanan ‘Kudüs'ün Kılıcı’ savaşının ardından Gazze'nin yeniden inşası için 2021 yılının mayıs ayında 500 milyon dolarlık bir fon ayırmıştı. O dönemde, bu amaçla ülke içinden ve dışından bağışların alınması için özel bir banka hesabı açılmıştı.

Mısır, Gazze'nin güneyindeki ez-Zehra’da ‘Mısır Evleri 1’, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye’de ‘Mısır Evleri 2’ ve Beyt Lahiye'de ‘Mısır Evleri 3’ olmak üzere 2021 ile 2023 yılları arasında Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde üç yerleşim şehri kurdu. Bu şehirlerde yüzlerce konut binası, dükkan ve kamu tesisi bulunuyordu.

xsdf
Mısır’dan Gazze Şeridi’ne yola çıkan yardımlar (Mısır Sosyal Dayanışma Bakanlığı)

Mısır Sosyal Dayanışma Bakanlığı’na bağlı Sivil Dernekler ve Kurumlar Genel Birliği Başkanı Talat Abdulkavi, Ulusal Mekanizma’nın kurulmasına ilişkin kılavuzların henüz yayınlanmadığını, ancak ‘katkıda bulunmak isteyen dernekler veya vatandaşlar için katılımın kısıtlama olmaksızın açık olduğunu’ söyledi.

Ulusal Mekanizma’nın oluşturulmasının, Filistin halkının acılarını hafifletmeye katkıda bulunmak açısından Mısır sembolizmini taşıdığını belirten Abdulkavi, “Ancak, ana vurgu, yeniden inşa konferansı ve bunun sonucunda erken iyileşme için sağlanacak uluslararası yardım ve katkılar üzerinde olacak” diye ekledi.

Mısırlıların son iki yıldır insani yardım sağlamak için bağış yaptıklarını ve bağış oranlarının bugüne kadar yüksek seviyeler ulaştığını ifade eden Abdulkavi, Mısırlıları bağış yapmaya çağıran bu girişimin, Gazze’deki istikrarın Mısır'daki istikrarla eşanlamlı olduğu mesajını dünyaya verdiğinin altını çizdi.

Mısır Sosyal Dayanışma Bakanı Maya Morsy, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 735 gün süren savaş boyunca Mısır'ın en büyük insani yardım operasyonunu gerçekleştirdiğini ve 35 bin gönüllü ve çalışanın katılımıyla toplam yardımın yüzde 70'inden fazlasını, yaklaşık 600 bin tonluk yardımı sağladığını söyledi.

Büyük kayıplar ve büyük maliyetler

Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi Yahya el-Kadvani, Ulusal Mekanizma’nın Mısırlılardan bağışları kabul etmek ve yeniden inşa çalışmalarına katkıda bulunmak için hükümet ile sivil toplum arasındaki çabaları koordine etmekle görevli olduğunu ve bunun Mısırlıları uluslararası toplum ve bağışçı ülkelerle birlikte Gazze'nin yeniden inşası projesinin bir parçası haline getirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

Mısır'ın ‘tarihsel olarak Filistin davasını desteklemek için sadece maddi olarak değil, insani açıdan da ağır bir bedel ödediğini” ve Mısır'ın ekonomik koşulları ışığında bazılarının Ulusal Mekanizma ile ilgili başlattığı tartışmanın ‘sadece laftan ibaret’ olduğunu belirten Kadvani, “Bunun nedeni, Mısırlıların imkânları ölçüsünde bağışta bulunacak olmaları, en büyük desteğin ise bölgesel ve uluslararası katkılara bağlı kalmaya devam edecek olması” diye ekledi.

xsdf
Mısır Kızılayı, yardımların Gazze Şeridi'ne ulaştırılmasında önemli bir rol oynuyor (Mısır Sosyal Dayanışma Bakanlığı)

Mısır’ın geçtiğimiz mart ayında Gazze'nin yeniden inşası için bir plan sundu. Plan Arap ve İslam dünyası tarafından onaylandı. Mısırın toplam maliyetini yaklaşık 53 milyar dolar olarak tahmin ettiği plan Gazze Şeridi'nin konut projeleri, parklar ve toplum merkezleri inşa edilerek nasıl yeniden geliştirileceğini gösteren haritalar içeren ayrıntılı bir belgeyle sunuldu. Yeniden inşa çalışmalarının tamamlanması için beş yıl, enkazın kaldırılması ve geçici konutların kurulması dahil olmak üzere erken iyileşme için altı ay süre belirlendi.

Filistin Halkıyla Dayanışma Halk Komitesi Üyesi Muhammed Hasan Halil, kayıpların ciddiyeti ve yeniden inşa maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle Mısırlıların Gazze'nin yeniden inşası için bağış yapmasının kolay olmadığını söyledi. Halil’e göre Mısır hükümetinin, ağır iş makineleri ithalatı alanlarında faaliyet gösteren şirketleri sürece dahil etme konusunda daha büyük bir rol oynamaya devam edebilir. Bu durumda, Ulusal Mekanizma olumlu bir rol oynamayı sürdürebilir. Ancak bunun için uluslararası katkıların akışının devam etmesi gerekiyor.

Halil, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeniden yapılanmayı başarıya ulaştıracak gerçek garanti, İsrail'in Gazze'nin uğradığı yıkımdan sorumlu tutulması olacak. Çünkü 2008 yılından bu yana Gazze Şeridi'nin bazı bölgeleri tekrarlanan savaşlar ve saldırılar sırasında yıkıldı. Şimdi ise neredeyse tamamen yıkılmış durumda. En etkili yaklaşım, özellikle İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında bulunmasının yasadışı olduğuna dair uluslararası kararlar olduğundan İsrail'in yeniden yapılanmanın maliyetini üstlenmesini sağlamak için uluslararası diplomatik baskı uygulamak olacak. Son olarak da yardımların girişini kolaylaştırması için İsrail'e çağrıda bulunması gerekiyor.”

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) geçtiğimiz hafta Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin ‘yeterli yardım malzemesi almadığını’ belirterek, İsrail'in Gazze Şeridi'ne erişimi izin vermesi, kolaylaştırması ve açlığı bir savaş silahı olarak kullanmayı bırakması gerektiğine hükmetti.



Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
TT

Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin ölmesinin ardından, Washington'un Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki "herhangi bir iddianın kesinlikle yanlış" olduğunu söyledi.

Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki iddiaların kesinlikle yanlış olduğunu, ABD-Irak ortaklığına aykırı olduğunu ve ABD ile Irak güçleri arasındaki uzun yıllara dayanan dostluk ve iş birliğine zarar verdiğini" belirtti.

Irak hükümeti, askeri kliniğe yapılan baskını doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlamadı, ancak bu hedef almayı "devletler arası ilişkilerde uluslararası hukukun tüm tanım ve özelliklerini ihlal eden ve Irak halkı ile Amerika Birleşik Devletleri'ni birleştiren ilişkiye zarar veren tam teşekküllü bir suç" olarak değerlendirdi.