Irak seçimleri, Kürt hükümeti ve muhalefeti için bir dönüm noktası

Geleneksel partiler, bölgeye tahsis edilmiş sandalyeleri kazanarak rakiplerini devirmeye çalışıyorlar

Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin lideri Bafel Talabani destekçilerine hitap ediyor (partinin resmi medya platformu)
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin lideri Bafel Talabani destekçilerine hitap ediyor (partinin resmi medya platformu)
TT

Irak seçimleri, Kürt hükümeti ve muhalefeti için bir dönüm noktası

Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin lideri Bafel Talabani destekçilerine hitap ediyor (partinin resmi medya platformu)
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin lideri Bafel Talabani destekçilerine hitap ediyor (partinin resmi medya platformu)

Basim Fransis

Kürt muhalif güçlerin dağılması ve bazı liderlerinin tutuklanması nedeniyle seçimlerdeki şanslarının gerilediğine yönelik tahminlerin ortasında, Iraklı Kürtler, 11 Kasım'daki federal parlamento seçimlerine katılmaya hazırlanıyor. Bu durum, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) yerel ve federal karar alma süreçlerindeki artan hakimiyetine dair göstergelerin öne çıktığı bir dönemde yaşanıyor. İki partinin de seçimlerde bölgedeki şehirlere ayrılan sandalyelerin çoğunu kazanması muhtemel.

Verilere göre, Kürt muhalefeti, Kürt denkleminde etkili bir aktör olmasını sağlayacak bir ittifak kuramamasının ardından zorluklarla karşı karşıya. Buna bir de Talabani'nin partisinin en büyük etkiye sahip olduğu Süleymaniye'de bazı liderlerinin tutuklanması eklendi. Bu liderler arasında, son Kürt parlamentosu seçimlerinde 15 sandalye kazanan ve federal parlamentoda dokuz sandalyesi bulunan Yeni Hareket Partisi Lideri Şasvar Abdulvahit de yer alıyor. Şiddetli bir silahlı çatışmanın ardından Talabani'nin partisinden ayrılan ve Kürt parlamentosunda iki sandalyeye sahip Halk Cephesi lideri Lahur Şeyh Cengi de tutuklandı.

Bu değişkenler, seçimlerin bir sonraki aşamasının iç krizler ve federal hükümetle ilişkilerin seyri açısından Kürt tarafına ne getireceği konusunda da soruları gündeme getiriyor. Aynı şekilde seçimler sonucunda Kürtlerin parlamentodaki etki ve ağırlığı, Kürt söyleminde her iki yöndeki değişiklikler, muhalefetin rolünün gerilemesinin, Erbil ve Süleymaniye'deki yetkililer arasındaki ilişkinin onarılmasına mı yoksa siyasi karar alma süreçlerinde daha fazla tekele mi yol açacağı hakkında da soru işaretleri yaratıyor.

cx
KDP Lideri Mesud Barzani, parti üyeleri ve liderleriyle bir seminerde (parti web sitesi)

Kürt medya kuruluşları tarafından yapılan kamuoyu yoklamalarının yanı sıra önceki seçim sonuçları, daha küçük partiler aleyhine iki geleneksel partinin en büyük kazananlar olacağını gösteriyor. Bu tahminlerde parlamentoda sandalyelerin paylaşımı ile ilgili seçim yasasında benimsenen Sainte-Laguë sistemi ile beklenen düşük katılım da hesaba katılıyor.

Buna göre Barzani'nin partisinin, Kürt bölgesine tahsis edilen 46 sandalyeden 27 ila yaklaşık 30'unu kazanarak Kürt seçim yarışında yeniden lider olması bekleniyor. Talabani'nin partisinin ise 18 ila 20 sandalye ile onu takip etmesi, cezaevinde olan ve en büyük muhalif güce liderlik eden Şasvar’ın partisinin ise beş ila 10 sandalye kazanması bekleniyor. İttihad-ı İslam ve Milli Pozisyon gibi geri kalan Kürt muhalif güçlerinin her birinin en fazla dört veya beş sandalye kazanabileceği tahmin ediliyor. İslami Adalet Grubu ile Lahur Şeyh Cengi’nin partisinin ise daha da az sandalye kazanması tahmin ediliyor.

Çifte geri dönüş

Muhalefetin etkisinde görülmesi beklenen gerilemenin geri dönüşleri, bunun Kürt siyasi sahnesine yansımaları, gelecekte Kürt arenası üzerindeki etkisi ve seçimlerden sonra Bağdat ile tartışmalı konuları yönetme stratejisi hakkında farklı yorumlar mevcut. Iraklı siyaset analisti Yasin Aziz, bu gerilemeyi “iki geleneksel partinin lehine sahayı önemli ölçüde boşaltmaya katkıda bulunan” belirleyici bir faktör olarak görüyor. Aziz, “Bağdat'taki Kürt muhalif güçlerin temsilinin istendiği kadar güçlü olmadığını ve iki partinin Kürt siyasi temsiline eskisinden daha fazla hakim olacağının açık olduğunu” da belirtiyor.

Aziz, bu gerilemenin ikili sonuçları olacağına inanıyor. “Bir yandan, muhalefet baskısının yokluğu nedeniyle iki partiyi daha dengeli bir aşamaya itebilir.” Öte yandan, “bu durum iki partinin Erbil ve Süleymaniye'deki otoritesini ve dolayısıyla Kürt siyasi karar alma süreçleri üzerindeki neredeyse mutlak tekelini güçlendirecektir.”

ty
KDP İkinci Başkan Yardımcısı ve Başbakan Masrur Barzani, bir projenin açılışında (parti web sitesi)

İki ana parti, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) çeşitli güç odaklarına ve kurumlara hakim durumda. 20. yüzyılın ortalarından bu yana birbirini takip eden Irak hükümetlerine muhalefette yer aldıklarından, 1992'den beri idari düzeyde geniş bir nüfuz ağına, güvenlik ve askeri aygıtlara sahipler ve çeşitli gelir kaynakları üzerinde kontrolü paylaşıyorlar. Bu durum, muhalefeti seçim yarışına girme konusunda eşitsiz bir konumda bırakıyor.

Bulanık bir gerçeklik

Yazar ve gazeteci Sartib Cevher ise daha karamsar bir bakış açısı sunarak, “bu ülkede demokrasi her düzeyde zayıf” diyor. Muhalefetin kendisinin “gerçek bir alternatif sunmadığını, net bir ajandası olmadığını ve medya faaliyetleriyle sınırlı kaldığını” belirtiyor. IKBY Parlamentosu’nun bir yıldan uzun süredir toplanmamasına rağmen, muhalefetin birleşik bir blok oluşturamamasının veya pratik bir tavır alamamasının, onu “çarpık siyasi gerçekliğin bir parçası” haline getirdiğine dikkat çekiyor. Bu gerçekliğin, sahte bir muhalefetin varlığını “uluslararası forumlarda demokratik bir görüntü vermek için” kullanan iktidar güçlerine hizmet ettiğini ifade ediyor.

Cevher, hem iktidarda hem de muhalefetteki Kürt siyasi güçlerin, gerçek reform programları önermek yerine “dar partizan çıkarlar” olarak adlandırdığı şeye odaklanmalarını eleştiriyor. Şunu da ekliyor: “Sloganlarında bir çelişki görüyoruz. Bölge genelinde bağımsızlığı vurguluyorlar, ancak kendisini üstlenen kişinin ülkenin birliğini korumaya yemin ettiği cumhurbaşkanlığı makamını kazanmak için yarışıyorlar.”

Bölgede yeni bir hükümetin kurulmasının federal seçimlerden sonraya ertelenmesinin, “tek bir sepette makamların paylaşımı konusunda pazarlık yapma arzusundan” kaynaklandığını, geleceğe yönelik bir vizyon benimsemek yerine kotalara dayanan önceki yaklaşımın devamı niteliğinde olduğunu ortaya koyuyor.

Göreceli bir uyuma doğru

Başka bir okuma, Bağdat'taki Kürt temsilini tüketen anlaşmazlık durumunun sona ermesine katkıda bulunabilecek herhangi bir faktörün, mutlaka daha uyumlu bir gerçekliğin önünü açacağını, ardından da IKBY’nin bütçedeki payı ve petrol, doğal gaz ve tartışmalı bölgelerin yönetimi konusundaki anlaşmazlık gibi temel konularda Bağdat ile müzakere pozisyonunu güçlendireceğini öne sürüyor. Dolayısıyla daha önce de sınırlı olsa bile, muhalefetin gücünün daha da azalması, iç çekişmelerin yoğunluğunu azaltabilir ve nihayetinde yürütme ve bölgesel konulara odaklanmaya elverişli bir ortam yaratabilir.

Bu bağlamda, Kürt akademisyen Ali Bakh, muhalefetin gerilemesinin olumlu bir yönü olabileceğine inanıyor, çünkü bu, “Bağdat'ın Kürtler arasındaki ihtilafları bölgenin konumunu zayıflatmak için kullanmasının ardından, Kürt karar alma süreçlerini birleştirme veya en azından söylemi kabul edilebilir bir ölçüde birleştirme sürecini kolaylaştıran bir faktör olabilir.”

sdfrt
Federal Parti lideri ve IKBY Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani (parti web sitesi)

Bakh, iki parti arasında 1998'de varılan ve yaklaşık on yıllık bir istikrar sağlayan uzlaşıyı yeniden canlandırmak için “yarı stratejik bir anlaşma” olduğuna işaret ediyor. “Veriler, bölgede göreceli bir siyasi istikrara tanık olacağımızı gösteriyor” diyor, ancak aynı zamanda bu istikrarın çoğulculuk pahasına gerçekleşeceği ve iki partinin Kürt siyasi karar alma süreçlerindeki hakimiyetini güçlendireceği konusunda uyarıyor.

Bakh, bölge yönetiminin “muhalefetin ayağını kaydırdıktan” sonra karşı karşıya kalacağı meydan okumanın “hizmet geliştirme ve sunma kapasitesinin kapsamı” olacağı sonucuna varıyor. Kürtlerin Bağdat’a yönelik söylemlerindeki belirgin değişime ve Mesud Barzani'nin 2018 ve 2021'deki seçim kampanyalarından farklı olarak mevcut seçim kampanyasına güçlü katılımına dikkat çekiyor ve bunun “bölgenin yeni bir vizyonla Bağdat'a gittiğinin” göstergesi olduğunu belirtiyor.

Gözlemciler ve seçim uzmanları, seçmenlerin oy kullanmalarının faydası konusunda duydukları hayal kırıklığı nedeniyle, seçimlere yönelik boykotun tekrarlanabileceği ve bunun küçük güçlere ve bağımsızlara hizmet etmeyeceği konusunda uyarıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre önceki deneyimler, seçim vaatlerinin yerine getirilmesi konusunda seçmenlerin beklentilerini karşılamadı ve seçmenler iktidarın yapısında ve hükümetin performansında gerçek bir değişiklik hissetmedi.

Önceki federal parlamento seçim dönemindeki katılım oranına geri dönersek, yüzde 36'yı geçmemişti, ancak 2024 Kürt parlamentosu seçimleri sırasında katılım oranı şaşırtıcı bir artışa tanık oldu ve yaklaşık yüzde 70'e ulaştı. Bu noktada seçmen katılım oranının, tüm seçme hakkına sahip olanlar hariç tutularak, yalnızca seçim komisyonunun biyometrik sistemine kayıtlı seçmenlere dayandığını da belirtmeliyiz.

Sonuç olarak, yaklaşan federal seçimler Irak'taki Kürt siyaseti için kritik bir dönüm noktası olacak. Bir yandan iki parti, makamlar konusunda yeni bir pazarlığa girerken, diğer yandan bölgenin stratejik çıkarları ile yolsuzluk, Bağdat ile devam eden anlaşmazlık nedeniyle gecikmiş maaşlar krizinden rahatsız olan Kürt halkının talepleri doğrultusunda siyasi çıkarlarını dengelemeleri gerekecek.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.