Taht Revançi: Trump yönetimi kendi koşullarını dayatmaya çalıştı ve ardından savaşa başvurdu

İran'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, nükleer programın ortadan kaldırılamayacağını söyledi

İran'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, dün Tahran'da düzenlenen bir konferansta İsrail ile müzakereler ve savaş hakkında konuştu. (IRNA)
İran'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, dün Tahran'da düzenlenen bir konferansta İsrail ile müzakereler ve savaş hakkında konuştu. (IRNA)
TT

Taht Revançi: Trump yönetimi kendi koşullarını dayatmaya çalıştı ve ardından savaşa başvurdu

İran'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, dün Tahran'da düzenlenen bir konferansta İsrail ile müzakereler ve savaş hakkında konuştu. (IRNA)
İran'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, dün Tahran'da düzenlenen bir konferansta İsrail ile müzakereler ve savaş hakkında konuştu. (IRNA)

İran'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, ABD'nin İran'ın nükleer programını tamamen durdurmak gibi ‘gayri meşru taleplerini’ gerçekleştiremeyeceğini anladıktan sonra savaşa başvurduğunu söyledi.

Tahran ve Washington, beş tur dolaylı nükleer müzakereye girmiş, bu müzakereler Haziran ayında 12 günlük bir hava savaşıyla sona ermiş ve bu süre zarfında İsrail ve ABD İran'ın nükleer tesislerini bombalamıştı.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Revançi, Dördüncü Uluslararası Çağdaş İran Araştırmaları Konferansı'nda yaptığı konuşmada, Washington'un ‘kendi çıkarlarına hizmet eden bir anlaşmayı dayatmak’ amacıyla müzakerelere girdiğini söyledi. Revançi, ABD müzakere ekibinin ‘kaçamak cevaplar verdiğini’ ve nükleer zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını talep ederek taleplerinin tavanını yükselttiğini, buna paralel olarak ikna ve tehdit girişimlerinde bulunduğunu belirtti.

Revançi, Washington'un önce ‘teşviklerle Tahran'ı kazanmaya’ çalıştığını, ardından ‘tehdit ve baskıya’ geçtiğini, ancak ‘kendi vizyonunu dayatmaktan umudunu kestiğinde askeri seçeneği tercih ettiğini’ açıkladı.

dfrt
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) yakınlığıyla bilinen Cevan gazetesinin manşetinde ‘Witkoff'un Avrupa Yanılgısı’ ve ‘Zenginleştirme Devam Edecek’ yazıyor. Zeminde ise ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin fotoğrafları var… Geçtiğimiz mayıs ayında Tahran'daki bir gazete bayisinden (EPA)

İran'ın ‘bir tarafın pozisyonunu diğerine dayatmayan diplomasiye her zaman inandığını’ bildiren Revançi, “Eğer anlaşmazlıklar diyalog yoluyla çözülebilecekse, kimse savaşmayı tercih etmez; yeter ki iki taraf da koşulların niteliğini anlasın ve hiçbir taraf kendi görüşünü dayatabileceği yanılgısına kapılmasın” dedi.

12 günlük savaşın arka planı

Revançi, İsrail ile 12 günlük savaşın patlak vermesinin arka planına değinerek, “Savaşın nedenini açıklamak için tek bir senaryo benimsemek mümkün değildir, çünkü bu ne bilimsel ne de tarihsel olarak doğrudur” dedi. Revançi, Trump yönetiminin iktidara geldiğinde ‘İran Dini Lideri Ali Hamaney'e müzakerelerin başlatılmasını öneren ve bir sonuca varılamaması halinde savaşa girileceğini ima eden bir mesaj gönderdiğini’ bildirdi. İran'ın yanıtında dolaylı müzakerelere katılmayı kabul ettiğini, Washington'un ise doğrudan müzakereler istediğini söyledi.

Trump yönetiminin ‘güçlü konumundan’ kendi vizyonunu dayatabileceğini düşündüğünü ve ABD'nin dünyanın Trump'a ihtiyacı olduğunu hissettiğini, bunun da İran'la ‘eşit olmayan’ bir şekilde ilgilenmesine yol açtığını açıkladı. Ayrıca, Tahran’ın, Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden gelen bir Amerikan girişimine yanıt olarak, Ummanlı bir arabulucu aracılığıyla dolaylı müzakereleri kabul ettiğini belirtti.

Revançi, ABD’nin mesajlarını BAE aracılığıyla ilettiğini belirterek, “Ancak biz kendi özel nedenlerimizden dolayı yanıtımızı Umman üzerinden verdik” dedi. Beş tur müzakere yapıldığını ve ‘altıncı turdan yalnızca iki gün önce savaşın patlak verdiğini, bunun uluslararası toplumu -hatta Amerikalı gazetecileri bile- şaşkına çevirdiğini’ ifade etti. Washington’un ‘başından itibaren iyimser bir tablo çizdiğini ve iş birliğine hazır olduğunu gösterdiğini, ancak müzakerelere ikircikli bir dille girerek bu yolla hedeflerine ulaşabileceğini sandığını’ söyledi.

cdfrgt
İsrail'in Tahran'a düzenlediği saldırı sonucu yükselen dumanlar, 23 Haziran 2025 (AP)

Amerikalıların ‘çeşitli yöntemler denediğini’ ifade eden Revançi sözlerini şöyle sürdürdü: “Önce ‘sıfır zenginleştirme’ fikrini önerdiler, İran bunu reddettiğinde ise diğer konulara geçerek aynı anda iki cephede birden oynadılar. Müzakerelerle istediklerini elde edemeyeceklerini anladıklarında, güç kullanmaya başvurdular.”

Ülkesinin ‘hızlı sonuçlar beklemediğini ve uluslararası müzakerelerin iniş çıkışlarla dolu olduğunu bildiğini, ancak diplomasi yoluyla bir sonuca ulaşılabileceğine inandığını’ belirtti.

“Savaşın nedenlerinden biri, ABD’nin ikna veya tehdit yoluyla gayri meşru taleplerini gerçekleştirememesiydi” diyen Revançi şu soruları sordu: “Savaş başından beri onların hedefi miydi? Daha sonra ‘Denedik ama başaramadık, bu yüzden savaşa girmek zorunda kaldık’ diyebilmek için önceden zemin mi hazırlıyorlardı? Siyonist varlığın rolü nedir? Başından beri karşı mıydı, yoksa aralarında planlanmış ve koordine edilmiş miydi?”

Bu soruların kesin cevapları olmadığını söyleyen Revançi, savaşın ana nedenlerinden birinin Washington'un diyalog yoluyla taleplerini gerçekleştiremeyeceğine inanması olduğunu bildirdi ve hedefin ‘İran'ın nükleer programını tamamen durdurmak’ olduğunu belirtti. Revançi, ABD'nin bazen ‘İran'ı ikna etmeye ve teşvikler sunmaya’ çalıştığını, bazen de ‘baskı ve tehditlere’ başvurduğunu bildirdi.

Revançi şöyle devam etti: “Trump veya başka bir hükümetin isteği için, bu kadar yatırım yaptığımız bir programı terk edemeyiz. Karşı tarafın Doğu'dan mı Batı'dan mı olduğu bizim için fark etmez... Böyle bir talebi kabul edemeyiz.”

Diğer yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi perşembe günü yaptığı açıklamada, ‘ABD ile görüşmelerin yanı sıra New York'taki müzakerelerin de askıya alındığını ve ABD'nin aşırı talepleri nedeniyle ilerleme kaydedilmediğini’ söyledi.

Bu bağlamda Revançi, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un ‘New York'ta önceden belirlenmiş bir sonuçla müzakereler yapmaya çalıştığını’ kaydetti. Revançi, doğrudan müzakerelerin genellikle daha hızlı olduğunu, ancak ‘kendi şartlarını dayatmak isteyen’ Washington için uygun olmadığını açıkladı.

Avrupa kendi ayağına sıktı

Avrupalıların nükleer müzakere sürecinden çekilerek ‘büyük bir hata’ yaptıklarını söyleyen Revançi, İran'ın snapback sonrası Avrupa ve ABD ile ilişkilerinde yaşanan değişime rağmen, bölge ve dünyadaki ülkelerle ilişkilerini sürdürdüğünü bildirdi.

Nükleer meselenin ‘önemli ve ele alınması gereken’ bir konu olduğunu belirten Revançi, İran'ın ‘diplomasi ve diyaloga açık’ olduğunu, ancak bunun ‘müzakere sürecinde gerçekçi ölçütlerle’ yürütülmesi gerektiğini bildirdi. Revançi, “Tutumumuz sabit ve akılcıdır... Müzakereler sürerken bize saldırıldığında, dünya savaş arayışında olan tarafın biz olmadığımızı anladı” dedi.

gthyu
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, geçtiğimiz cuma günü Rusya ve Çin tarafından İran'a yönelik yaptırımların altı ay süreyle ertelenmesi için sunulan kararı reddetti. (Reuters)

Snapback mekanizmasının devreye girmesinin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde ‘Güvenlik Konseyi'nin kararlarına ilişkin tamamen çelişkili iki tutum’ ile benzeri görülmemiş bir durum yarattığını belirten Revançi, bunun ‘Avrupa'nın hatası’ sonucu olduğunu düşündüğünü ifade etti. İran'ın snapback aşamasına gelmemek için büyük çaba sarf ettiğini belirten Revançi, İran'ın ‘sorunları diyalog yoluyla çözmek istediğini’ ancak karşı tarafın ‘yaptırımları yeniden uygulayarak daha fazla ayrıcalık kazanacağı’ yanılgısına kapıldığını söyledi. Revançi bunu ‘hayalperestlik’ olarak nitelendirdi.

Savaş sonrası hızlanan bölgesel yakınlaşma

Revançi, İran'ın bölgeden dışlandığına dair görüşe yanıt vererek, “Bu karamsar bir görüş. İran'ı dışlama girişimleri olduğu doğru, ancak İran bundan daha büyük” dedi.

İran’ın bölgedeki geniş ilişkilerine dikkat çekerek, bunun ‘tutumların tamamen örtüştüğü’ anlamına gelmediğini belirtti; ancak ‘komşuluk politikası aracılığıyla ilişkilerin ilerletilmesi’ yönünde karşılıklı bir isteğin bulunduğunu vurguladı. Ayrıca, İran’a yönelik son saldırının ve İsrail’in Katar’a yönelik saldırısının, ‘İsrail’in niyetlerine dair endişe ve ABD’ye duyulan güvensizlik nedeniyle’ bölge ülkelerinin iş birliği isteğini artırdığını ifade etti.

Revançi, İran’ın 15 ülkeyle sınırı olduğunu belirterek, bunun ‘değerlendirilmesi gereken büyük ekonomik ve siyasi imkânlar sunduğunu’ söyledi. Bazı eyaletlerde ‘bölgesel diplomasinin’ etkinleştirildiğine dikkat çekti. Yaptırımların var olduğunu ve ‘göz ardı edilemeyeceğini’ ifade ederek, İran’ın içerde ekonomiyi iyileştirmek, dışarıda ise yaptırımları kaldırmak için çalıştığını açıkladı. Ayrıca, komşu ülkelerle iş birliğinin ‘engellenmesinin zor olduğunu’ ve son 10–15 yıllık deneyimlerin ‘yaptırımların aşılmasının mümkün olduğunu’ kanıtladığını vurguladı.

Güven eksikliği

İlgili bir bağlamda, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi İsmail Kevseri, “Trump’ın ülkemizle müzakere etme veya bir anlaşma yapma isteğinden söz ettiğinde, onun sözlerine bir an bile güvenemeyiz… Trump'ın kendisi de, müzakereler sürerken Siyonist varlığın İran'a saldırmasına izin verenin ABD olduğunu biliyor” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz ay Reuters, bilgi sahibi bir İranlı kaynağa dayandırdığı haberinde, ‘son haftalarda müzakerelerin yeniden başlaması amacıyla arabulucular aracılığıyla Washington’a birkaç mesaj gönderildiğini, ancak Amerikalıların bu mesajlara yanıt vermediğini’ bildirdi.

Bu ayın başlarında İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacirani, ABD'li yetkililerin BM Genel Kurulu sırasında İran'ın New York'ta önerdiği toplantıya katılmadıklarını söyledi.

ABD, Avrupalı müttefikleri ve İsrail, Tahran'ı nükleer programını silah geliştirme çabalarını gizlemek için bir paravan olarak kullanmakla suçluyor. Tahran ise nükleer programının barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunuyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre İran, nükleer bomba üretimi için gerekli olan yüzde 90'lık teknik eşiğe yakın yüzde 60 oranında uranyum zenginleştiren tek nükleer silahsız ülke.



Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
TT

Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)

Bu sabah erken saatlerde Kiev'in merkezinde, yetkililerin Ukrayna başkentine yönelik yaklaşan hava saldırıları uyarısının ardından birkaç patlama meydana geldi. Patlamalar, Rus işgaline son verilmesini görüşmek üzere Cenevre'de ABD temsilcileriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde gerçekleşti.

Washington, özellikle Doğu ve Güney Ukrayna'da yüz binlerce insanın ölümüne ve geniş toprak parçalarının harap olmasına neden olan dört yıllık savaşı sona erdirmeyi amaçlıyor.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, başkentin askeri idaresinin başkanı Timur Tkachenko'nun Rusya'nın şehre insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırdığını açıklamasından kısa bir süre önce Kiev'e doğru ilerleyen yüksek hızlı hedefleri tespit ettiğini duyurdu. Tkachenko Telegram üzerinden, "Hava alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalın" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre saldırılar sadece başkentle sınırlı kalmadı.

Ülkenin kuzeydoğusunda, Harkiv Belediye Başkanı İhor Terekov, Rus Şahid insansız hava araçlarının (İHA) bölgeyi hedef almasının ardından şehirde iki patlama duyduğunu ve "insansız hava araçları ve füzelerin şehre doğru uçtuğu" gerekçesiyle sakinleri sığınaklarda kalmaları konusunda uyardığını söyledi. Terekov daha sonra Şevçenkiv ve Kiev bölgelerini etkileyen "ortak bir hava saldırısı" olduğunu bildirdi.

Güneydoğu Ukrayna'daki Zaporijya bölgesinin başkanı İvan Fedorov da şehrin saldırıya uğradığını ve en az bir kişinin yaralandığını belirtti.

Dnipropetrovsk bölge idaresi başkanı Oleksandr Ganja, Kryvyi Rih'de yaptığı açıklamada, Rus hava saldırısında 89 yaşında bir adamın yaralandığını ve yüksek bir binada yangın ve hasara yol açtığını söyledi.

Ukrayna, son aylarda Rusya'nın sert kış koşullarında füze ve İHA’larla şehirleri hedef aldığı tekrarlanan gece saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.


Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
TT

Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ‘Birliğin Durumu’ (State of the Union) konuşması sırasında kendisini protesto eden Kongre'nin Müslüman üyeleri Minnesota Temsilcisi İlhan Omar ve Michigan Temsilcisi Rashida Tlaib hakkında “Akıl hastanesine yatırılmalılar ve geldikleri ülkelere geri gönderilmeliler” ifadelerini kullandı.

Filistin asıllı Tlaib ve Somali asıllı Omar, Trump'ın konuşmasında, yönetiminin göçmenlere yönelik sert önlemlerini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasını övdüğü sözleri sırasında onu protesto ettiler.

Omar ve Tlaib, konuşma sırasında Trump'a ‘Amerikalıları öldürdünüz’ diye bağırdı ve Omar ayrıca Trump’ı ‘yalancı’ olarak nitelendirdi.

Trump dün sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, iki temsilci hakkında “Çıldırmış gibi gözleri vardı... Onlar akıl hastası... zihinsel olarak hasta... Açıkçası, akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor” dedi.

Trump, “Onları geldikleri yere geri göndermeliyiz... mümkün olduğunca çabuk” diye ekledi. Her ikisi de Amerikan vatandaşı.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Trump'ın Tlaib ve Omar'a yönelik sözlerinin tonunu ‘yabancı düşmanlığı’ ve ‘utanç verici’ olarak nitelendirdi.

Tlaib, Twitter hesabından Trump'ın sözlerinin ‘çöküntü halinde olduğunu gösterdiğini’ söyledi.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) de Trump'ın sözlerini ‘ırkçı’ olarak nitelendirdi.

Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Direktör Yardımcısı Edward Ahmed Mitchell ise ABD Temsilciler Meclisi'nin iki Müslüman üyesinin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin Amerikalılara ateş açmalarından ötürü eleştirdikleri için doğdukları ülkeye veya atalarının geldiği ülkeye geri gönderilmeleri gerektiğinin söylediğini vurguladı.

Trump'ın göçmenlere yönelik uygulamaları, ocak ayında Minnesota'da federal ajanlar tarafından iki ayrı silahlı çatışmada Amerikan vatandaşlarının öldürülmesinin ardından eleştirilere yol açtı.

Geçtiğimiz yıl en az 31 kişinin ölmesinin ardından, 2026 yılının başlarından bu yana ICE’ye ait gözaltı merkezlerinde en az sekiz kişi hayatını kaybetti.

Trump, salı günü yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında ABD'deki Somalililerin dolandırıcılıkla uğraştığı yönündeki suçlamasını yinelerken ‘Somalili siber korsanların’ Minnesota'yı yağmaladığını iddia etti. Trump yönetimi, dolandırıcılık suçlamalarını Minnesota'ya silahlı federal göçmenlik ajanları göndermek için kullanıyor.

Trump, eylemlerini dolandırıcılıkla mücadele ve ulusal güvenliği artırma amaçlı olarak nitelendiriyor.

İnsan hakları örgütleri, bu durumun bir korku ortamı yarattığını ve Trump'ın göçmenleri hedef almak için bireysel dolandırıcılık vakalarını bahane olarak kullandığını söylerken, Trump'ın geçmişte dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişileri affetme kararını gerekçe göstererek, Trump'ın dolandırıcılıkla mücadele etmediğini öne sürüyor.

Trump, sosyal medya hesaplarından birinde eski Başkan Barack Obama ve eşi Michelle Obama'yı da ırkçı bir şekilde gösteren bir video yayınladıktan sonra eleştirilere maruz kalmıştı.


Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
TT

Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)

İsrail ve Başbakanı Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırılar nedeniyle uluslararası alanda görece bir izolasyon yaşarken, Hindistan Başbakanı Narendra Modi İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaretle bu izolasyonu kısmen kırdı. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında 16 ikili anlaşma imzalandı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı.

Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu.

fffdv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA)

Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi.

Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı.

Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi.

16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan

İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti.

xz x
Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA)

Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti.

Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı.

Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi.

Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı

Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü.

Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi.

dsvdfv
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP)

Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler.

Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi.

Gizliliğin korunması

Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor.

sdds
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP)

Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı.

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu.