Trump'ın danışmanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Müslüman Kardeşler ve eski Sudan rejiminin kalıntıları ABD için kırmızı çizgidir

Massad Boulos, el-Faşir'deki olayların tehlikesi ve ülkenin bölünme olasılığı konusunda uyarıda bulundu

Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (Arşiv-AP)
Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (Arşiv-AP)
TT

Trump'ın danışmanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Müslüman Kardeşler ve eski Sudan rejiminin kalıntıları ABD için kırmızı çizgidir

Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (Arşiv-AP)
Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (Arşiv-AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos, “Müslüman Kardeşler ve Sudan’daki eski rejim yanlıları ABD açısından kırmızı çizgidir; onların gelecekte Sudan’da yeniden ön plana çıkmasını kabul etmeyeceğiz” dedi. Boulos, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, geçtiğimiz hafta Washington’da yaşanan önemli bir gelişmeye dikkat çekti; çatışmanın iki tarafını temsil eden ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) heyetlerinin bir araya gelmesini, fikir ayrılıklarını gidermeye yönelik önemli bir adım olarak nitelendirdi. Bu girişimi, savaşı durdurma çabaları çerçevesinde olumlu bir adım olarak gördüğünü belirten Boulos, aynı zamanda el-Faşir’de meydana gelen son olayların bu gelişmeleri gölgede bıraktığını söyledi ve söz konusu olayların sonucunda ‘Sudan’ın bölünmesi veya parçalanması ihtimalinin’ belirdiğine işaret ederek endişesini dile getirdi.

Boulos, insani bir ateşkes veya barışa ulaşmak için yıllardır çatışmanın her iki tarafıyla da iletişim halinde olunduğunu, bir çözüm önerisinin sunulduğunu ve şu anda her iki tarafça da incelenmekte olduğunu doğruladı. Boulos, ABD'nin Sudan'da savaşan taraflarla veya eski rejimin kalıntılarıyla bağlantılı herhangi bir grubun varlığını desteklemediğini belirtti, ancak bu konudaki nihai kararın Sudan halkına ait olduğunu yineleyerek Sudanlılar arası diyaloğun önemini vurguladı. Röportajın metni şu şekilde:

 Sudan Dörtlüsü'nün temsilcileri arasındaki toplantı sonrası çekilen hatıra fotoğrafı (Massad Boulos'un X hesabı)Sudan Dörtlüsü'nün temsilcileri arasındaki toplantı sonrası çekilen hatıra fotoğrafı (Massad Boulos'un X hesabı)

* Geçtiğimiz hafta, çatışmanın her iki tarafının heyetlerinin de hazır bulunduğu Washington'da Sudan için önemli bir hafta oldu. Bunu bir başarı olarak değerlendiriyor musunuz? İki tarafın tutumlarında herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?

- Bu aşamada bunu bir başarı olarak görmüyoruz. Anlaşma noktaları bulmak için çatışmanın her iki tarafıyla sürekli iletişim halindeyiz. Geçen hafta Washington'da gördüğünüz gibi, bu çok önemliydi. Bu aşamada ateşkes veya insani yardım ateşkesi sağlamak için her iki ekiple ayrı ayrı çalışıyoruz. Son iki gün içinde el-Faşir'de yaşananlar nedeniyle bu çok önemli hale geldi... Bu, özellikle insani yardım açısından bizim için büyük bir endişe kaynağı.

Şu anda, Sudan çatışmasının iki tarafıyla doğrudan iletişimimizin yanı sıra, Sudan Dörtlüsü (Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD) çerçevesinde çalışıyoruz. Dörtlü, 12 Temmuz'da bir plan ve yol haritası hazırladı, bu planın uygulanmasını umuyoruz. Geçen hafta, insani yardım sorunu ve üç aylık insani ateşkes konusunda bir girişim sunduk. Bu girişim şu anda her iki tarafça değerlendiriliyor. Bu soruna hızlı bir şekilde çözüm bulunmasını umuyoruz.

* Her iki tarafın da Washington’da bulunmasına rağmen, bu adımı reddeden açıklamalara karşın, diyalog konusunda iki taraf arasında herhangi bir uzlaşma sezebildiniz mi?

- Biz sadece iki ekiple iletişim halindeydik. O iki gün içinde işleri daha da karmaşık hale getiren şey el-Faşir'de yaşananlardı. Artık öncelikler farklı. Tehlike farklı. Bugün, Sudan'da bölünme veya parçalanma tehlikesi ya da Libya'dakine benzer bir senaryo gibi ciddi bir tehlike var ve bu kesinlikle istemediğimiz bir şey. Bu sorunun sadece komşu ülkeler değil, tüm bölgenin istikrarını, Kızıldeniz'deki seyrüsefer ve güvenliği de etkileyebileceğini biliyoruz.

* Sudan Dörtlüsü tarafından yayınlanan açıklamada, Sudan ordusu ile bağlantıları olduğu yönündeki suçlamalar arasında, Müslüman Kardeşler gibi aşırıcı grupların rolünün etkisiz hale getirilmesinin önemini vurgulayan bir madde yer alıyor. Bu bağları koparmak için ordudan somut taahhütler aldınız mı?

- Sudan ordusu anlayışlı ve duyarlı davrandı. Hatta son haftalarda Sudan hükümeti tarafından atılan çok net adımlar gördük. Bunlara şimdi girmeye gerek yok, ancak bu konu ABD için kırmızı çizgidir ve sanırım Dörtlü'nün diğer üyeleri için de öyle. Bunu 12 Temmuz'da yayınlanan ortak bildiride açıkça ifade ettik. ABD ve Sudan Dörtlüsü'nün bu konudaki tutumu çok net.

Hepimiz, Müslüman Kardeşler ve eski rejimin destekçilerinin bir sonraki aşamada hiçbir rol oynamayacağı konusunda hemfikiriz, ancak sonuçta nihai çözümün Sudanlılar arasında bulunacağı gerçeğini unutmamalıyız. Yardım etmeliyiz, gerekli desteği sağlamalıyız ve bu tür bir ulusal diyaloğu kolaylaştırmak için çaba göstermeliyiz. Ancak nihai karar Sudanlılara ve Sudan halkına aittir, ancak Dörtlü'de ortaya koyduğumuz planda bu konuda çok nettik.

* Gelecekte sivil bir hükümet kurulmasını önerdiniz... Çatışmanın iki tarafının gelecekteki herhangi bir çözümden dışlanacağına dair garanti aldınız mı?

- Bu konuda net olduk. Bir sonraki aşamanın iki savaşan taraftan çok uzak olacağını söyledik. Ancak daha önce de belirttiğim gibi, bu konu nihayetinde Sudanlılar arasındaki diyaloga bağlı. Bu karar Sudanlılara ait. Bununla birlikte, biz gelecekte Sudan’da savaşın taraflarıyla ilişkisi olan herhangi bir grubun varlığını desteklemiyoruz.

ABD Başkanı Donald Trump ve onun Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos, Kasım 2024'teki seçim mitinginde (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve onun Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos, Kasım 2024'teki seçim mitinginde (Reuters)

* Biliyoruz ki ABD Başkanı Donald Trump Sudan'da barış istiyor. Gazze'de yaptığı gibi sürece kişisel olarak müdahale edeceğini düşünüyor musunuz?

- Başkan Trump kısa süre önce Sudan'da barışçıl bir çözümü desteklediğini doğruladı. Bu çatışma ve savaşın, özellikle insani açıdan hızlı bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Sudan'daki insani krizin dünyadaki en kötü kriz olduğunu biliyoruz ve ne yazık ki bu konu medyada yeterince yer almıyor. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz. Bu, hızlı bir çözüm bulunması talimatını veren Başkan Trump için çok önemli bir konu. Bu soruna askeri bir çözümün olmadığını biliyoruz. Tek çözüm ve tek yol, barışçıl yöntemler ve diyalogdur. Sudan Dörtlüsü, bizi bu arzu edilen çözüme götürebilecek mükemmel ve ayrıntılı bir yol haritası hazırladı.

* Sudan Dörtlüsü tarafından hazırlanan yol haritası başarısız olursa, iki tarafı savaşı sona erdirmeye zorlayacak bir acil durum planı var mı?

- Kuşkusuz her zaman başka çözümler ve alternatif girişimler vardır. Bu seçenekler her zaman masadadır, ancak elbette bunlara başvurmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz. Bunun yerine, Dörtlü'nün önderliğinde barışçıl bir çözümü destekleyen tüm ülkelerin çabalarının meyve vereceğini umuyoruz. Bu barışçıl yolu destekleyen ve yardım etmeye hazır başka ülkeler ve kurumlar da var. Bunlar arasında Avrupa Birliği (AB), birçok Avrupa ülkesi, Birleşik Krallık, Türkiye, Katar ve özellikle komşu ülkeler ve diğerleri dahil olmak üzere çok sayıda ülke bulunuyor. Onlara minnettarız.

* Söz konusu alternatif planlar neler?

- Şüphesiz, bugün açıklanamayacak bir dizi seçenek mevcut. Ancak elbette bunlar, mecbur kalırsak başvurabileceğimiz araçlar. İnsani ateşkesle başlayıp ulusal diyalogla sonuçlanacak, birkaç ay sürebilecek bir süreçle hızlı bir çözüm bulmayı arzuluyoruz.

* Peki, tarafları diyaloga teşvik etmek için ne yapıyorsunuz Sayın Boulos?

- Birkaç haftadır onlarla sürekli temas halindeyiz. Elbette bu konular ve süreçler zaman alır ve bir gecede çözüme ulaşmak mümkün değildir. Hiç şüphesiz bu, birkaç ay daha sürebilecek uzun bir süreçtir. Ancak her iki taraftan da olumlu tepkiler aldık. Sudan halkının bu konudan bıktığına inanıyorum. Sudan'da, ülke içinde yerinden edilmiş ya da komşu ülkelerde mülteci olan yaklaşık 25 milyon insan insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Sudan içinde yerinden edilmiş olanların yanı sıra, Mısır'da 4-5 milyon, Çad'da yaklaşık 2 milyon ve diğer bazı ülkelerde de yaklaşık 8-9 milyon mülteci bulunuyor. Bugün Sudan nüfusunun yaklaşık yarısından bahsediyoruz, bu savaşta ölen on binlerce kişi ve gıda eksikliğinden dolayı ölen on binlerce çocuk da buna ekleniyor. Kriz için nihai bir çözüme ulaşmanın zamanı geldi.

* İyimser misiniz?

- İyimserim, ama elbette gerçekçi ve temkinliyim.



Fatima ez-Zehra Mansuri... Marakeş Belediye Başkanlığı’ndan Fas Başbakanlığına

2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu
2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu
TT

Fatima ez-Zehra Mansuri... Marakeş Belediye Başkanlığı’ndan Fas Başbakanlığına

2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu
2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu

Fas’ın başkenti Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nın sakin mermer koridorlarında yaşananlar, sıradan bir siyasi protokol töreninden çok daha fazlasını ifade ediyordu. Fatima ez-Zehra Mansuri, Fas Kralı 6. Muhammed’in huzurunda yasal yemini ederken, attığı her adım Fas kadın hareketinin onlarca yıllık mücadelesini simgeliyor ve ülke siyasetinde daha önce görülmemiş yeni bir dönemin kapısını aralıyordu.

Siyasi ve medya çevrelerinde “Demir Kadın” olarak anılan Mansuri, Fas Krallığı tarihinde hükümet başkanlığı görevine getirilen ilk kadın oldu. Mansuri, partisi Asalet ve Çağdaşlık Partisi’ni (PAM) seçimlerde öne taşıyarak parlamentoda önemli bir başarı elde etti ve ülkedeki siyasi dengelerin yeniden şekillenmesine katkıda bulundu.

Hukuk ve insan hakları alanındaki geçmişiyle öne çıkan Mansuri’nin yükselişi, tesadüfi bir gelişmenin ya da geçici siyasi düzenlemelerin sonucu olmadı. Bu süreç; zorlu seçim mücadeleleri, büyük yerel krizlerin yönetimi ve siyasi literatürde çoğunlukla erkeklerin hâkim olduğu kabul edilen bir alanda denge kurma ve müzakere etme becerisiyle şekillendi.

Avukatlık cübbesinden Marakeş Belediye Başkanlığına, oradan parti liderliğine ve nihayet yürütmenin başına uzanan kariyeri, Mansuri’yi Fas’ın yeni siyasi elitinin dikkat çekici isimlerinden biri haline getirdi.

Eğitim ve hukuk kariyeri

Fatima ez-Zehra Mansuri, 3 Ocak 1976’da Marakeş’te, kökleri Rahamena bölgesine uzanan köklü bir ailede dünyaya geldi. Babası merhum Abdurrahman Mansuri, Fas devlet yapısında etkili bir isimdi. Uzun yıllar Marakeş’te vali olarak görev yapan Abdurrahman Mansuri, daha sonra Fas’ın Birleşik Arap Emirlikleri Büyükelçiliği görevini üstlendi.

Mansuri, siyaset ve diplomasiyle iç içe bir ortamda büyüdü. Babasının çevresinde devlet yönetimi, kamu hizmeti ve siyasi karar alma süreçlerine ilişkin ilk deneyimlerini edindi.

İlk ve orta öğrenimini Marakeş’teki Fransız okullarında, özellikle köklü Victor Hugo Lisesi’nde tamamladı. Ardından hukuk eğitimi aldı. Fransa’da Montpellier Üniversitesinde ticari sözleşmeler hukuku alanında lisansüstü eğitim gören Mansuri, Rabat’taki 5. Muhammed Üniversitesinden özel hukuk diploması aldı. Daha sonra ABD’ye giderek New York’taki Pace Üniversitesinde Anglo-Sakson hukuk sistemi üzerine eğitim gördü.

Farklı hukuk sistemlerini kapsayan bu akademik geçmişin ardından Fas’a dönen Mansuri, 22 Mart 2005’te ticaret ve gayrimenkul hukuku alanında uzmanlaşan kendi hukuk bürosunu kurdu.

Mansuri iki çocuk annesidir. İş hayatındaki yoğun kariyeriyle aile sorumluluklarını birlikte yürütürken, özel hayat ile kamu görevlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini çeşitli açıklamalarında dile getirdi.

2014 yılında Forbes dergisi tarafından Afrika kıtasının en etkili 20 genç kadını arasında gösterilen Mansuri, aynı yıl genç küresel liderler listesinde de yer aldı. Halen Frankofon Belediye Başkanları Uluslararası Birliğinin üyesi ve Fas Belediye Meclisleri Başkanları Birliğinin başkan yardımcısıdır.

İlk siyasi dönüm noktası

Mansuri’nin siyasi kariyerindeki ilk önemli dönüm noktası 2009’daki yerel seçimler oldu. O dönemde yeni kurulmuş olan Asalet ve Çağdaşlık Partisi’nden aday olan Mansuri, yıllardır Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel siyasi çevrelere karşı yarıştı.

Genç avukat, deneyimli Belediye Başkanı Ömer el-Cezuli’yi geride bırakarak 33 yaşında Marakeş Belediye Başkanı seçildi ve Fas’ın büyük kentlerinden birinin belediye başkanlığı görevine gelen ilk kadın oldu.

Belediye yönetimi döneminde güçlü siyasi ve hukuki muhalefetle karşılaşan Mansuri, turizm açısından uluslararası öneme sahip ve yapısal sorunları bulunan Marakeş’in yönetim kapasitesi konusunda eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

İlk görev döneminde belediye maliyesi, temizlik, ulaşım ve aydınlatma hizmetlerine ilişkin imtiyaz sözleşmeleri ile arazi yönetimi gibi tartışmalı dosyaları gündeme aldı. Bu süreç, kendisine yerel siyasi çekişmeleri yönetme ve merkezi yönetimle müzakere konusunda deneyim kazandırdı.

Parti yönetiminden bakanlığa

Mansuri, Marakeş Belediye Başkanlığı görevine paralel olarak PAM içindeki konumunu da güçlendirdi. Partinin Ulusal Konsey Başkanlığı görevini üstlenerek, ulusal kongrenin ardından partinin ikinci önemli karar organının başına geçti. Bu dönemde parti içindeki farklı siyasi eğilimler arasındaki dengelerin korunmasında rol oynadı.

2021’deki genel ve yerel seçimlerin ardından Mansuri ikinci kez Marakeş Belediye Başkanı seçildi. Aynı dönemde Aziz Ahnuş hükümetinde Ulusal Arazi Planlama, Şehircilik, Konut ve Şehir Politikası Bakanı olarak görevlendirildi.

Bakanlığı döneminde kırsal bölgelerde yapılaşma prosedürlerinin kolaylaştırılması, şehircilik ve konut alanında ulusal diyalog sürecinin başlatılması ve doğrudan konut desteğinin hayata geçirilmesi gibi reformlara odaklandı. Bu süreçte bürokratik engeller, kurumlar arasındaki yetki karmaşası ve seçilmiş yerel yönetimlerle koordinasyon gibi sorunlarla karşılaştı.

Parti kongresi ve kolektif liderlik modeli

PAM, Şubat 2024’te parti içindeki bazı önde gelen isimleri etkileyen siyasi ve adli gelişmelerin ardından ciddi bir örgütsel kriz yaşadı.

Bouznika’da düzenlenen 5. Ulusal Kongre sırasında Mansuri, partinin bölünmesini önleyebilecek uzlaşmacı figür olarak öne çıktı. Kongrede parti genel başkanlığı sisteminin kaldırılması ve bunun yerine üç üyeden oluşan kolektif bir genel sekreterlik yapısının oluşturulmasını içeren yeni bir örgütlenme modeli benimsendi.

Mansuri, bu kolektif yapının “ulusal koordinatörü” olarak partinin sözcülüğünü ve siyasi ile seçim stratejisinin yönetimini üstlendi. Bu modelin ardından partide istikrarın yeniden sağlandığı ve sonraki seçimlere hazırlık sürecinin güçlendirildiği belirtildi.

Önündeki temel sınamalar

Fatima ez-Zehra Mansuri’nin 2031’e kadar sürmesi öngörülen yeni hükümetin başına geçmesi, ekonomik ve sosyal açıdan ağır bir gündemi beraberinde getiriyor.

Öncelikli dosyalar arasında sosyal devlet politikalarının tamamlanması bulunuyor. Bunların başında kapsamlı sağlık sigortasının yaygınlaştırılması ve düşük gelirli ailelere yönelik doğrudan sosyal yardım sisteminin geliştirilmesi geliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu projeler, kamu maliyesinin sıkı yönetilmesini ve kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla idari reformların yapılmasını gerektiriyor.

Sağlık ve eğitim sistemlerinin reformu da hükümetin önündeki önemli başlıklardan biri. Her iki sektörde de uzun süredir devam eden yapısal sorunlar ve dönemsel çalışan protestoları bulunuyor.

Bunun yanı sıra, ülkenin yıllardır karşı karşıya olduğu kuraklık ve artan su sıkıntısı da hükümet açısından önemli bir sınama oluşturuyor. Deniz suyunun arıtılması tesislerinin ve su transferi projelerinin hızlandırılması, ayrıca kırsal ve kentsel gençler için sürdürülebilir istihdam yaratacak yatırımların teşvik edilmesi gündemin diğer başlıkları arasında.

Hükümetin önündeki en büyük lojistik ve altyapı projelerinden biri ise Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapması için yürütülen hazırlıklar. Proje; altyapı, ulaşım, konaklama ve iletişim alanlarında büyük yatırımlar yapılmasını gerektiriyor. Hükümetin, kamu bütçesinde dengesizlik yaratmadan bu yatırımları finanse etmesi ve makroekonomik dengeleri koruması bekleniyor.

Fas siyasetinde kadınların yükselişi

Fas’ın 1956’da bağımsızlığını kazanmasından bu yana hükümet başkanlığı görevini erkekler yürüttü. Ülkenin ilk hükümet başkanı Mbarek Bekkay el-Lehbîl’den Ahmed Balafrej, Abdullah İbrahim, Ahmed Bahnini, Muhammed Benhima, Ahmed Laraki, Muhammed Karim Lamrani, Ahmed Osman, Maati Buabid, İzzeddin Irakî ve Abdullatif Filali’ye kadar uzanan siyasi çizgide kadınlar yürütmenin en üst makamında yer almadı.

1990’ların sonlarında Fas’ın siyasi açılım ve uzlaşma dönemine girmesiyle birlikte Abderrahman el-Yusufi kurumsallaşma ve siyasi uzlaşmaya dayalı bir hükümet deneyimine öncülük etti. Onu teknokrat yönetim anlayışı ve büyük ekonomik projeleriyle öne çıkan İris Jetu ve ardından Abbas el-Fasi izledi.

Sonraki dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hükümetleriyle Abdülilah Benkiran ve Saadeddin el-Osmani başbakanlık görevini üstlendi. Son hükümet döneminde ise Aziz Ahnuş yatırım, ekonomik büyüme ve büyük ölçekli projelere odaklanan bir yönetim anlayışı izledi.

Mansuri’nin başbakanlık görevine getirilmesi, Fas’ın bağımsızlık sonrası siyasi tarihinde yürütmenin başına ilk kez bir kadının gereçekleştiriyor.


Taiz kentinin batısındaki Husi saldırıları püskürtüldü

Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)
Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)
TT

Taiz kentinin batısındaki Husi saldırıları püskürtüldü

Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)
Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Taiz kentinin batı cephesinde Husiler tarafından eş zamanlı düzenlenen yeni saldırı dalgasını püskürttü. Saha ve askeri kaynaklara göre saatler süren çatışmaların ardından saldırganlar Cebel Han, Hadran, Medarat, Eski Havaalanı bölgelerinde geri çekilmek zorunda kaldı.

Hükümet güçleri, 24 saat içinde 257 hedefe yönelik operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Operasyonlarda en az 700 Husinin öldürüldüğü, 170 askeri araç ve kapasitenin imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.

Bu sırada Yemen güçleri, Sana’daki balistik füze fırlatma noktaları ile Sada’daki diğer Husi askeri mevzilerine yönelik hava operasyonları düzenledi.


Yemen ordusu, Sana ve Sada’daki Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı

Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Sana ve Sada’daki Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı

Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)

Yemen ordusu, bugün sabaha karşı yaptığı açıklamada, Sana ve Sada vilayetlerinde Husilere ait stratejik hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu. Ordu, “Husilerin kapasitesinin hükümet güçlerinin ateşinden güvende olmayacağını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Macid en-Nüzeyli, güçlerin “Sana ve Sada’da Husilere ait stratejik hedeflere ağır darbeler indirdiğini” belirtti. Nüzeyli ayrıca, “Husi milislerinin kapasitesi silahlı kuvvetlerimizin ateşinden güvende olmayacak; onları yok edeceğiz” ifadelerini kullandı.