Lübnan... Captagon kaçakçılığı başta olmak üzere uyuşturucuyla on yıllık mücadele

2025 yılında, takip ve kovalamadan imalathanelerin tamamen çökertilmesi aşamasına geçildi

Lübnan İç Güvenlik Güçleri İstihbarat Şubesi, Beyrut Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gönderilmek üzere olan bir sevkiyatın kaçakçılığını engelledi. (Lübnan İçişleri Bakanlığı)
Lübnan İç Güvenlik Güçleri İstihbarat Şubesi, Beyrut Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gönderilmek üzere olan bir sevkiyatın kaçakçılığını engelledi. (Lübnan İçişleri Bakanlığı)
TT

Lübnan... Captagon kaçakçılığı başta olmak üzere uyuşturucuyla on yıllık mücadele

Lübnan İç Güvenlik Güçleri İstihbarat Şubesi, Beyrut Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gönderilmek üzere olan bir sevkiyatın kaçakçılığını engelledi. (Lübnan İçişleri Bakanlığı)
Lübnan İç Güvenlik Güçleri İstihbarat Şubesi, Beyrut Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gönderilmek üzere olan bir sevkiyatın kaçakçılığını engelledi. (Lübnan İçişleri Bakanlığı)

2017 yılından bu yana Lübnan, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığı ağlarına karşı en karmaşık güvenlik mücadelelerinden birini sürdürüyor. İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürlüğü ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü tarafından belgelenen resmi veriler, sekiz yıl boyunca ülkenin yavaş yavaş bir geçiş rotasından üretim, depolama ve paketleme merkezine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Captagon hapları ele geçirilen maddeler listesinin başında yer alırken, onu esrar ve kokain izliyor. Ülkedeki güvenlik operasyonları limanlara, havaalanlarına ve kara sınır geçişlerine yayılmış durumda.

Captagon başı çekiyor

2017'de 13 milyondan fazla captagon hapı ele geçirildi, bu rakam 2019'da 46 milyona yükseldi, ardından 2023'te 10 milyona düştü. 2025 yılında 50 milyon hap ele geçirildi; bu da güvenlik baskısının arttığını gösteriyor.

z
Suriye sınırına yakın bir captagon imalathanesinden (Lübnan İçişleri Bakanlığı)

Haşhaş... Takip altında tarım

Haşhaş da paralel bir tema olmaya devam etti. Ele geçirilen miktar 2017'de 2 bin 962 kilogramdan 2018'de 18 tona çıktı, ardından 2020'de bin 977 kilograma geriledi; bu rakam, bin 979 kilogramın ele geçirildiği 2023 yılındaki miktara yakın. Gözlemciler, bu dalgalanmanın yasadışı nakil hatlarını ortadan kaldırma kampanyalarıyla paralel olarak Suriye ve Irak'a doğru kaçakçılık rotalarında yaşanan değişimi yansıttığına inanıyor.

Kokain... Sessiz varlık

Captagon ve esrarla karşılaştırıldığında, ele geçirilen kokain miktarları daha düşük kaldı, ancak yine de önemli miktarlar. 2017 yılında bin 993 kilogram ele geçirilmiş, 2022 yılında 8 kilograma düşmüş, ardından 2023 yılında 24 kilograma yükselmiş. İç Güvenlik Güçleri’nin verileri, bu sevkiyatların bir kısmının Beyrut Limanı ve Refik Hariri Uluslararası Havalimanı üzerinden Avrupa ve Afrika'ya gönderildiğini ve önceden istihbarat olmadan tespitini zorlaştıran karmaşık endüstriyel ambalajlar kullanıldığını gösteriyor.

Körfez hedef tahtasında

Resmi tablolar, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin, 2017 ile 2019 yılları arasında Lübnan'dan yapılan captagon sevkiyatlarının en çok hedef aldığı yerler olduğunu gösteriyor. Meşru ticari sevkiyatlar kisvesi altında sofistike gizleme tekniklerinin kullanıldığı onlarca operasyon ortaya çıkarıldı. Sadece 2017 yılında, Suudi Arabistan'a yönelik sekiz kaçakçılık operasyonu engellendi ve Lübnan'dan kara ve hava yoluyla taşınan toplam 2 milyon 553 bin 820 captagon hapı ele geçirildi. Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu, İstihbarat Şubesi ve Lübnan Gümrük İdaresi birimleri bu operasyonlara katıldı.

2018 yılında, ele geçirilen miktarlarda düşüş yaşandı ve sadece iki operasyon gerçekleştirildi. Bu operasyonlarda, Beyrut Havalimanı'nda doğal çiçek sevkiyatları ve posta paketlerinin içine gizlenmiş 25 bin 118 captagon hapı ele geçirildi.

2019 yılında, ivme geri döndü ve hedef alınan destinasyonların coğrafi kapsamı genişledi. Lübnan ve Suriye toprakları üzerinden Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Sudan'a yönelik on kaçakçılık operasyonu engellendi ve toplam 4 milyon 161 bin 227 captagon hapı ele geçirildi. Kaçakçılığın, gıda ve endüstriyel malzeme taşıyan kamyonlarda, sivil nakliye araçlarında ve sahte gül ve yapay çiçek sevkiyatlarında gerçekleştirildiği tespit edildi.

axsd
Suriye sınırına yakın bir yerde tespit edilen captagon deposu ve imalathanesi (Arşiv – Lübnan İçişleri Bakanlığı)

Bu üç yılın toplamına göre, Körfez'e kaçak olarak sokulmaya çalışılan captagon miktarı yaklaşık 6 milyon 740 bin 165 hap olarak gerçekleşti ve bu, o dönemde yurt dışına kaçırılmak üzere ele geçirilen tüm Lübnan mallarının yüzde 80'inden fazlasına denk geliyor. Güvenlik uzmanları, Körfez pazarının organize ağların ana hedefi olduğu konusunda hemfikir.

Ticari kamuflaj

Güvenlik kaynaklarına göre, bu eğilim 2019'dan sonra sahte nakliye şirketleri ve sofistike endüstriyel paketleme yöntemlerinin kullanılmasıyla daha sofistike şekillerde devam etti. Kaynaklar, ‘ticari kamuflajın’ kaçakçılık operasyonlarının baskın özelliği haline geldiğini, yasal görünümlü malzemelerin büyük miktarda uyuşturucu hap sevkiyatlarını gizlemek için kullanıldığını ve Lübnanlı kurumları, ortak kaçakçılık rotalarını izlemek için Körfez yetkilileriyle sürekli koordinasyon içinde olmaya zorladığını bildirdi.

2025... İmalathanelerin ortadan kaldırılması

2025 için ön göstergeler, Bekaa’da 50 milyon captagon hapı, bin 447 kilogram esrar ve 12 bin 375 kilogram kokain ele geçirildiğini gösteriyor. Bu yıl Bekaa'da dört uyuşturucu üretim imalathanesinin ortadan kaldırılmasıyla, güvenlik yaklaşımı, giden sevkiyatları ele geçirmekten yerel üretim tesislerini ortadan kaldırmaya ve finansman ve kaçakçılık rotalarını izlemeye doğru kaydı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.