Nijerya'da gerçekten mezhepçi şiddet var mı?

Trump askeri müdahale tehdidinde bulunurken Abuja, Hristiyanlara zulmettiği iddialarını reddetti

Nijerya ordusu ormanlarda teröristlerin peşine düştü (yerel basın)
Nijerya ordusu ormanlarda teröristlerin peşine düştü (yerel basın)
TT

Nijerya'da gerçekten mezhepçi şiddet var mı?

Nijerya ordusu ormanlarda teröristlerin peşine düştü (yerel basın)
Nijerya ordusu ormanlarda teröristlerin peşine düştü (yerel basın)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hıristiyanları mezhep çatışmalarından korumak bahanesiyle Nijerya'ya askeri müdahale tehdidinde bulunması, Batı Afrika’daki bu ülkenin 15 yılı aşkın süredir artan terör sorunuyla boğuştuğu göz önüne alındığında, ülkedeki güvenlik durumunun gerçekliği ve Hıristiyanların gerçekten zulüm görüp görmediği konusunda soru işaretleri yarattı.

Trump cumartesi günü sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:

“Nijerya hükümeti Hıristiyanların öldürülmesine izin vermeye devam ederse ABD, Nijerya'ya tüm yardımları derhal durdurabilir ve bu korkunç zulmü işleyen İslamcı teröristleri ortadan kaldırmak için ağır silahlarla bu ülkeye girebilir.”

6y5
Lagos’un dış mahallelerindeki sakinler, bölgelerinde meydana gelen terör olayının ardından (Getty)

Nijerya dün ABD'nin tehdidini reddederek yanıt verdi. Nijerya Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, ABD'nin Nijerya’da Hıristiyanlara zulüm yapıldığı iddialarına dayanarak ülke içinde tek taraflı olarak herhangi bir askeri operasyon gerçekleştiremeyeceğini söyledi.

Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Tinubu'nun Sözcüsü Daniel Bwala, Associated Press'e (AP) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın askeri tehdidinin yanıltıcı haberlere dayandığını belirterek “Bu, Trump'ın insanları masaya oturup görüşmelere başlamaya zorlamak için güç kullanma yaklaşımının bir parçası gibi görünüyor” dedi.

Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Nijerya'yı dini açıdan hoşgörüsüz olarak tanımlamak ulusal gerçekliğimize aykırı” dedi. Nijerya Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan başka bir açıklamada ise ABD’nin ‘terörle mücadele’ konusunda sağladığı yardımı memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Afrika meseleleri üzerine araştırma yapan Nijeryalı araştırmacı Snoussi Hamid, ‘ABD’nin Nijerya'daki din kökenli şiddet olaylarına ilişkin iddiaları’ karşısında şaşkınlığını dile getirdi. ABD’nin Nijerya’nın komşu Nijer’de yaşanan ve Nijerya’yı da etkileyen olayların, yaklaşık 15 yıl önce başlayan çok uluslu terörist grupların saldırıları olduğunu ve kurbanların çoğunun Müslüman ve Hıristiyan siviller olduğunu göz ardı ettiğini söyleyen Hamid, “Tarım arazileri veya anlaşmazlıklar üzerine diğer çatışmalar da var, ancak bazı insanlar bunları mezhepsel olaylar olarak öne çıkarıyor” ifadelerini kullandı. Nijerya'nın ‘federal bir devlet olduğunu, yani her bölgenin kendi kendini yönettiğini ve Hıristiyanların, devlet başkanının da ait olduğu güney bölgesinde nüfusun çoğunluğunu oluşturduğunu’ belirtti.

xscdfgt
Nijerya Hava Kuvvetleri'nin yaklaşık iki ay önce terörle mücadele kapsamında düzenlediği tatbikatlardan bir kare (Nijerya Ordusu)

Hamid, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Trump'ın açıklamalarının Nijerya'daki Hristiyanları Nijerya vatandaşları değil, ABD vatandaşlarıymış gibi ele aldığını, bunun Nijerya'nın egemenliğini ihlal ettiğini ve bu bahaneyle ülkenin iç işlerine müdahale etme ve egemenliğini ihlal etme niyetini yansıttığını söyledi. Nijeryalı araştırmacı ülkesinin Afrika'nın en büyük petrol üreticilerinden biri olarak ekonomik önemine dikkati çekti.

Afrika meseleleri araştırmacısı Hamid’e göre Boko Haram ve DEAŞ önderliğinde birçok terör örgütü Nijerya'ya, özellikle kuzey eyaletlerine ve hatta Nijer ve Çad'a sızıyor.

Nijerya tarafından dün yapılan açıklamada ‘terörle mücadele’ sınırları içinde kalması şartıyla ABD'nin yardımı memnuniyetle karşılandı. Reuters'a göre Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Daniel Bwala, “ABD, topraklarımızın bütünlüğünü tanıdığı sürece yardımını memnuniyetle karşılıyoruz” dedi. Bwala, Cumhurbaşkanı Tinubu ve Başkan Trump, bir araya gelip görüşmeye başladığında, terörle mücadele konusundaki ortak kararlılığımızdan daha iyi sonuçlar alınacağını belirtti.

Trump, ABD’nin cuma günü ‘özel endişe duyulan ülkeler’ listesine yeniden eklemesinden bir gün sonra Nijerya’yı tehdit ederken bu liste, Washington’ın dini özgürlüklerin ihlaline karıştığını sınıflandırdığı ülkeleri içeriyor. Çin, Myanmar, Kuzey Kore, Rusya ve Pakistan gibi ülkeleri kapsıyor.

ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF) geçtiğimiz nisan ayında yayınlanan raporunda, ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu, “Nijeryalı Hristiyanlar sistematik, sürekli ve ağır inanç özgürlüğü ihlallerine maruz kalıyor” diyerek Nijerya'nın bu listeye eklenmesini tavsiye etti. ABD, 2020 yılında Nijerya'yı bu listeye eklemiş, ancak ertesi yıl listeden çıkarmıştı.

Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden Nijeryalı araştırmacı Taiwo Hassan Adebayo, ülkesinin terörle mücadeleye yönelik resmi politikalarının başarısızlığını eleştirdi. Bu başarısızlığın ABD’nin tehdidine yol açtığını söyleyen Adebayo, terörün ülkede hem Müslümanları hem de Hıristiyanları etkilediğini belirtti. Adebayo, pazar günü Facebook sayfasında, Trump'ın Nijerya'ya yönelik eleştirilerinin boşuna olmadığını, ancak Nijerya'daki ardışık yönetimlerin vatandaşları korumadaki başarısızlığının ve Müslümanları ve Hıristiyanları, erkekleri ve kadınları her yerde etkileyen devam eden toplu katliamlar karşısında gerçek liderlik gösterememesinin doğrudan bir sonucu olduğunu söyledi.

ABD Kongresi üyeleri, sivil toplum kuruluşları gibi, Nijerya'da Hıristiyanlara yönelik mezhepçi şiddete ilişkin iddiaları destekledi. Nijerya'daki Hristiyanlara yönelik mezhepçi şiddeti izleyen ve Hristiyanların çoğunlukta olduğu güneyde bulunan Uluslararası Sivil Özgürlükler Örgütleri Ağı’nın (INCLO) geçtiğimiz ağustos ayında yayınladığı bir rapora göre 2025 yılında her gün yaklaşık 32 Nijeryalı Hristiyanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Nijeryalı araştırmacı, silahlı ve terörist grupların, çetelerin, aşırılıkçıların ve diğer suçluların Nijerya'da masum vatandaşlara karşı katliamlar gerçekleştirdiğini ve hükümetin genellikle sessiz kaldığını veya yumuşak açıklamalar yaptığını söyleyerek bu iddiaları yalanlıyor. Bu ihlallerin sadece Hıristiyanlarla sınırlı olmadığını, ancak Orta Kuşak bölgesinde başlıca kurbanların Hıristiyanlar olduğunu belirtti. Buradaki motivasyonun mutlaka dini olmadığını ifade eden Adebayo aynı zamanda Müslümanlar, tüccarlar, çocuklar ve kadınların da katledildiğinin altını çizdi.

Aynı noktaya, ABD merkezli Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Verileri Projesi (ACLED) Afrika meseleleri uzmanı olan Lad Serwat da değindi. Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Serwat, “Nijerya'da cihatçı gruplar tarafından işlenen şiddet eylemleri ayrım gözetmiyor” dedi. ACLED’in verileri, Müslüman kurbanların bazen Hıristiyan kurbanlardan daha fazla olduğunu gösteriyor. 2009 yılından bu yana, Müslümanlar ve Hıristiyanlar dahil olmak üzere 52 bin 915 sivil, hedefli siyasi suikastlarda öldürüldü. Veriler, 2020 ile 2025 yılları arasında Hristiyanları hedef alan en az 389 şiddet olayı yaşandığını ve bu olaylarda en az 318 kişinin öldüğünü gösteriyor. AFP’ye göre aynı dönemde Müslümanları hedef alan 197 saldırı yaşandı ve bu saldırılarda en az 418 kişi öldü.

Sudanlı Afrika meseleleri araştırmacısı Muhammed Turşin ise iki ülke arasındaki gerginlikler göz önüne alındığında, ABD'nin ‘mezhepçilik’ kartını oynama tehdidinin Nijerya hükümetine baskı yapma girişimi olduğunu düşünüyor.

Turşin, Şarku’l Avsat’a yaptğı değerlendirmede Nijerya-ABD ilişkilerinin eski Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari döneminden beri istikrarsız olduğunu, ABD'nin ona terörle mücadele için gerekli askeri teçhizatı sağlamayı reddettiğini söyledi. Nijerya'nın önceki ve mevcut hükümetlerinin silah anlaşmaları için Çin ve Rusya'ya yönelmesinin ABD'yi öfkelendirdiğini ve ilişkilerin daha da kötüleştiğini belirten Turşin, “ABD şimdi bu tehditlerle Nijerya'ya baskı uygulamaya çalışıyor” diye ekledi.



İran savaşı, ABD’de azil tartışmasını yeniden alevlendirdi: Trump’ı görevden alın

Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)
Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)
TT

İran savaşı, ABD’de azil tartışmasını yeniden alevlendirdi: Trump’ı görevden alın

Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)
Trump, İran savaşındaki çelişkili açıklamalarıyla gündemden düşmüyor (Reuters)

ABD'de Demokrat ve Cumhuriyetçiler, Başkan Donald Trump'ın görevden alınması için ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi'ni tekrar gündeme taşıyor.

Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini açıkladı.

ABD Başkanı'nın anlaşmadan önce savurduğu "Bir medeniyet yok olacak" tehdidiyse büyük yankı uyandırdı.

CNN'in haberinde, Trump'ın şiddet içeren söylemleri nedeniyle ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi uyarınca azledilmesine yönelik taleplerin yeniden gündeme taşındığı yazılıyor.

Sözkonusu ek madde, bir ABD başkanının görevini yerine getiremeyeceğine karar verilmesi durumunda, yerine başkan yardımcısının geçici olarak getirilmesini öngörüyor.

Ancak bunun için Kongre'de iki kanadın üçte ikisinin desteği gerekiyor.

Trump'ın İran'daki sivil altyapıyı ve elektrik tesislerini vurma tehditleri, Demokratların tepkisi çekerken, Cumhuriyetçi kanattan da başkana tepkiler geliyor.

Komplo teorileriyle tanınan muhafazakar radyo sunucusu Alex Jones, pazartesi günkü yayınında ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi'ni devreye sokarak Trump'ın görevden alınması gerektiğini savundu.

Trump'a uzun süre destek verdikten sonra Cumhuriyetçi liderle arası bozulan Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene de X'teki açıklamasında, ABD Başkanı'nın “İran medeniyetini yok etme” tehdidine “Bu şeytani ve delice” diye tepki gösterdi.

Greene, daha sonra “25. Ek Madde!!!” paylaşımıyla Trump'ın görevden alınması gerektiğini savundu.

Sağcı podcast yayıncısı Candace Owens da “25. Ek Madde'nin devreye konması lazım” dedi.

ABD Başkanı'na karşı cephe alanlar arasında, Trump'ın ilk döneminde Beyaz Saray İletişim Direktörü olarak görev yapmış Anthony Scaramucci de var.

Scaramucci, X'teki paylaşımında Trump'ın nükleer silah kullanma tehdidinde bulunduğunu öne sürdü:

Kendinize gelin, nükleer saldırı çağrısı yapıyor. Derhal görevden alınmasını sağlayın.

Temsilciler Meclisi, Ukrayna'dan Joe Biden ve oğluyla ilgili soruşturma başlatmasını talep ederek kanunları çiğnediği gerekçesiyle Trump hakkında Aralık 2019'da azil süreci başlatmıştı. Bu dönemde Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar çoğunluktaydı.

Daha sonra Temsilciler Meclisi, 6 Ocak 2021'deki Kongre baskınında oynadığı rol gerekçesiyle yine Trump'ın görev süresi bitmeden azledilmesine ilişkin süreç başlatmıştı. Böylelikle Trump, ABD tarihinde hakkında ikinci kez azil süreci başlatılan ilk ABD Başkanı olmuştu.

Ancak iki durumda da Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'da yapılan oylama sonucu Trump görevine devam etmişti.
Independent Türkçe, CNN, Axios


ABD-İran ateşkesi dünya basınında nasıl görüldü?

İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)
İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)
TT

ABD-İran ateşkesi dünya basınında nasıl görüldü?

İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)
İranlılar, saldırıların iki hafta askıya alınmasını Tahran'da kutladı (Reuters)

ABD ve İran arasındaki geçici ateşkes dünya basınında geniş yer buldu.

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamki açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını savundu ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanladı.  

İran yönetimiyse "ABD'yi 10 maddelik planı kabul etmeye zorlayarak tarihi zafer elde ettiklerini" öne sürdü.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği'nden yapılan açıklamada paylaşılan 10 maddeye göre Hürmüz Boğazı'ndan geçişin, İran Silahlı Kuvvetleri'yle koordinasyon içinde kontrollü şekilde yapılması ve "direniş ekseninin" tüm unsurlarına karşı yürütülen saldırıların sonlandırılması isteniyor.

Ayrıca ABD askerlerinin bölgedeki tüm üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi garantiye alacak ve mutabakata varılan protokolle İran'ın hakimiyetini sağlayacak bir geçiş düzenlemesinin oluşturulması talep ediliyor.

İran'a verilen zararların tamamen tazmin edilmesi, tüm birincil ve ikincil yaptırımlarla, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının kaldırılması şart koşuluyor.

İran'ın yurtdışındaki bloke edilmiş tüm varlık ve mali kaynaklarının serbest bırakılması ve tüm maddelerin bağlayıcı bir BMGK kararıyla onaylanması talep ediliyor.

Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini açıkladı.

"ABD'nin itibarı zarar gördü"

New York Times'ın analizinde, Trump'ın anlaşmadan önce savurduğu "Bir medeniyet yok olacak" tehdidi hatırlatılarak, "Başkan'ın şiddet içeren söylemleri, müzakereci olarak güvenilirliğine ve ülkesinin dünyadaki itibarına zarar verdi" deniyor.

Ayrıca Trump'ın İran savaşında "istediğini alamadığı için tehditlerinin dozunu yükselttiği" ifade ediliyor.

CNN'in analizinde de İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetinin sürdüğüne dikkat çekilerek, "Savaşın, İran'ın boğazı kontrol ettiği bir senaryoyla sonlanması stratejik bir felaket ve Trump için bir yenilgi olur" deniyor. Tahran yönetimi, boğazdan geçişin İran ordusunun koordinasyonuyla gerçekleştirileceğini duyurmuştu.

ABD Başkanı'nın, son günlerde İran yönetimine karşı tehditkar tavrı ve sert sözleriyle "ahlaki sınırları aştığı" ve ABD'yi "dünyanın en istikrarsız gücü haline getirdiği" belirtiliyor.

"Dünyanın ABD'ye bakış açısı kökten değişti"

BBC, Trump'ın bu anlaşmayla kendine "geçici bir rahatlama sağladığını" ifade ediyor. ABD ve İran, iki haftalık süreçte ateşkesi kalıcı hale getirmek için görüşme yapacak. Ancak analizde, çatışmalar tekrar başlamasa bile İran savaşının "dünyanın geri kalanının ABD'ye bakış açısını kökten değiştireceği" yazılıyor.

"Çatışmalar yeniden başlayabilir"

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını söylerken, çatışmaların sürebileceği uyarısında bulundu.

Rus devletine ait medya kuruluşu RT'nin analizinde de "Trump, İran medeniyetini yok etme tehdidinden geri adım attı" denirken, Medvedev'in işaret ettiği tehlike hatırlatılıyor.

Çin de çatışmaların durdurulması için yaptığı itidal çağrısı ve Pakistan'la ortak hazırladığı 5 maddelik planla dikkat çekmişti.

"İki taraf da zorlu bir çıkmazda"

Çin Komünist Partisi'nin yayın organı Global Times'ın analizinde, İran'ın ABD'ye sunduğu 10 maddelik planın "diyalog başlatıcı" olduğu belirtiliyor. Özellikle tüm ABD yaptırımlarının kaldırılması ve Amerikan birliklerinin Ortadoğu'dan çekilmesi taleplerinin gerçekçi olmadığı ifade ediliyor.

Diğer yandan Lanzhou Üniversitesi'nden Ortadoğu uzmanı Zhu Yongbiao, "her iki tarafın da son derece zorlu bir çıkmaza girdiğini, çatışmanın sürmesinin savaşın bedelini giderek daha da katlanılmaz hale getireceğini" vurguluyor. Bu nedenle, müzakerelerin her iki tarafın beklentileriyle de örtüştüğünü söylüyor.

NYT'nin üç İranlı yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Tahran yönetimi Pakistan'ın yanı sıra Çin'in de devreye girmesiyle ateşkes önerisini kabul etti.

Independent Türkçe, BBC, New York Times, CNN, RT, Global Times, Times of Israel, Arab News


Trump hakkındaki yeni kitap Beyaz Saray'da paniğe yol açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump hakkındaki yeni kitap Beyaz Saray'da paniğe yol açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

New York Times'ın Trump muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın yakında çıkacak kitabının, Beyaz Saray'da "büyük endişeye" neden olduğu bildirildi.

Axios'a göre yeni kitabın adı Rejim Değişikliği: Donald Trump'ın İmparatorluk Başkanlığının İç Yüzü (Regime Change: Inside the Imperial Presidency of Donald Trump) olacak ve 23 Haziran'da piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Trump, martta Haberman’a yüklenmişti ve o sırada bunun nedeni net değildi.

Trump, Truth Social'da şöyle yazmıştı:

Maggot Hagerman (kurtçuk -çn.), başarısız The New York Times'ın bir başka AHLAKSIZ yazarı, söylediklerinin neredeyse her zaman tersinin doğru olduğunu çok iyi bilmesine ve anlamasına rağmen, benim hakkımda yalan haberler yazmakta ısrar ediyor.

Ardından, "Maggot'ı ve bazı 'ortaklarını' Florida'da The Times'a karşı açtığım davaya eklemeyi düşünüyorum, ki gayet iyi gidiyor gibi görünüyor" diyerek onu davayla tehdit etmişti.

Kitabın, Trump'ın yürütme yetkisini nasıl yeniden şekillendirdiğini derinlemesine inceleyeceği ve yazarların ikinci döneminin  yalnızca bir başkanlık değişiminden ibaret kalmayıp yabancı bir rejim değişikliği operasyonuna benzediğini savunacağı bildiriliyor.

Axios'a göre Haberman ve Swan yeni kitap için yaklaşık bin röportaj gerçekleştirdi ve bu durum bazı Trump çevrelerini endişelendiriyor.

Axios'un haberine göre, Trump'ın "Truth Social" paylaşımını yaptığı sırada Haberman'la Swan aylardır kitap yazma iznindeydi ve üç gün sonra Beyaz Saray'da Trump'la konuşurken görüldüler.

The New York Times'a göre, kitapta Trump'ın üst düzey danışmanlarının İran'daki "rejim değişikliği" fikriyle alay ettiği, hatta birinin bu fikri "saçmalık" diye nitelediği iddiası yer alıyor.

Görsel kaldırıldı.
The New York Times'ın Beyaz Saray muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın yeni kitabına göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İran'ın savaş hedeflerini özetleyen bir İsrail sunumunu "saçmalık" diye nitelendirdiği bildiriliyor (AFP)

Bu sahne, Trump ve CIA Direktörü John Ratcliffe, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve başkalarının katıldığı bir toplantıyı anlatıyor; burada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından İran hakkında verilen istihbaratın dikkate alınmadığı bildiriliyor.

The New York Times'ın Haberman'la Swan tarafından yazılan ve kitaptan alıntı yapan haberine göre, Netanyahu'nun istihbaratı 4 bölümden oluşuyordu: Ülkenin en yüksek liderini öldürme gerekliliğini anlatan baş kesme; İran'ın komşu ülkeleri hedef alma yeteneğinin etkisiz hale getirilmesi; İran halkı arasında bir ayaklanma kışkırtma gerekliliği; ve son olarak, laik bir liderin göreve getirilmesi için tam bir rejim değişikliği.

Toplanan ABD yetkililerinin ilk iki noktanın ulaşılabilir, son ikisininse hayal ürünü olduğuna inandıkları bildiriliyor.

Ratcliffe'in Netanyahu'nun sunumunu tek bir kelimeyle tanımladığı bildiriliyor: "Gülünç". Yeni kitaba göre Rubio da aynı fikirdeydi ve bunu "saçmalık" diye niteledi.

The Independent, Beyaz Saray'dan konuyla ilgili yorum talep etti.

Independent Türkçe