Moskova ile Wagner arasındaki güç mücadelesi Afrika'da ‘sessiz’ bir anlaşmazlık yaşandığını gösteriyor

Wagner içerisinde, Moskova'daki Savunma Bakanlığı'na geleneksel kontrol altındaki bölgelerde hizmet vermeyi durdurma yönünde artan bir eğilim hakim

Wagner, üyelerinin Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadéra'nın koruması olarak çalıştığı Orta Afrika'da varlığını halen güçlü bir şekilde sürdürüyor (AFP)
Wagner, üyelerinin Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadéra'nın koruması olarak çalıştığı Orta Afrika'da varlığını halen güçlü bir şekilde sürdürüyor (AFP)
TT

Moskova ile Wagner arasındaki güç mücadelesi Afrika'da ‘sessiz’ bir anlaşmazlık yaşandığını gösteriyor

Wagner, üyelerinin Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadéra'nın koruması olarak çalıştığı Orta Afrika'da varlığını halen güçlü bir şekilde sürdürüyor (AFP)
Wagner, üyelerinin Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadéra'nın koruması olarak çalıştığı Orta Afrika'da varlığını halen güçlü bir şekilde sürdürüyor (AFP)

Sagir el-Haydari

Orta Afrika Cumhuriyeti son günlerde, Rus yetkililer ile paramiliter grup Wagner arasında bir çekişme sahnesine dönüştü. Wagner grubu, geri çekilmeyi ve görevlerini Rusya Savunma Bakanlığı'nın komutası altında faaliyet gösteren Afrika Kolordusu'na devretmeyi reddediyor.

Batı medyasında yer alan haberlere göre Rusya, Bangui'ye Wagner'in hizmetlerinden vazgeçmesi ve Afrika Kolordusu'na aylık milyonlarca dolar ödeme karşılığında bu hizmetleri Afrika Kolordusu ile sürdürmesi için baskı yapıyor. Orta Afrika Cumhuriyeti yetkilileri ise bu ödemeyi karşılayamayacaklarını belirtiyor. Bu durum, Rusya'nın Afrika kıtasındaki nüfuzunda önemli değişiklik olduğu izlenimini veren bir gelişme yaşandı.

ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından yayınlanan Africa Defense Forum (Afrika Savunma Forumu) dergisi, Orta Afrikalı bir yetkilinin “Hükümet, Wagner’in hizmetlerini Afrika Kolordusu'nun hizmetlerine tercih ediyor, çünkü Wagner iyi performans gösteriyor ve ülkemizin coğrafyasını ve kendilerinden ne beklendiğini daha iyi anlıyorlar” dediğini aktardı.

Şahsi çekişmenin bir uzantısı

Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2023 yılının ağustos ayında Wagner'in komutanı ve kurucusu Yevgeny Prigojin'in öldürülmesinin ardından, ülkesinin Afrika kıtasındaki nüfuzunu yeniden düzenlemek ve bunu devletle sınırlamak amacıyla Rusya Savunma Bakanlığı'na Afrika Kolordusu'nu kurması için yeşil ışık yaktı.

Ancak Wagner, üyeleri Orta Afrika Cumhurbaşkanı Faustin Archange Touadéra'nın korumaları olarak görev yaptığı ülkede varlığını halen güçlü bir şekilde sürdürüyor. Wagner üyeleri ülkeye geldiklerinden bu yana, gerginliklerin yatışmasına ve yaklaşık iki yıl önce yapılan referandumla anayasanın değiştirilmesine yardımcı oldular.

df
Wagner, madencilik ve koruma sözleşmeleriyle sahadaki varlığını sürdürüyor (AFP)

Afrika işleri uzmanı Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki hızlı gelişmeler, Prigojin ile Putin arasında var olan şahsi çekişmenin boyutunu ortaya koyuyor, ancak elbette bu çatışmanın ötesine geçerek Wagner’in genel olarak Putin rejiminin devam etme kabiliyetine artık inanmadığını söyleyebiliriz.”

Putin'in Ukrayna'ya karşı savaşında bir çıkmaza girdiğini düşünen Raymond, “Bu savaşta kazanan yok, Putin rejiminin Rus İmparatorluğu’nu yeniden kurma arzularıyla uyumlu hale geleceğine dair öngörülebilir bir ihtimal de yok. Bu yüzden Wagner şimdi ayrılmayı seçti. İki taraf arasında bir güç mücadelesi var ve Wagner'in geleneksel nüfuz alanlarında Rusya Savunma Bakanlığı'na hizmet vermeyi bırakma eğilimi giderek güçleniyor.”

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde iki taraf arasında nüfuz mücadelesi olduğunu vurgulayan Raymond, ancak sorunun çok daha derin olduğunu ve Wagner'in mevcut liderliğinin Putin'in görevden ayrılacağına ve halefinin Wagner'in kaybettiği nüfuzu geri kazanabileceğine inandığına işaret etti. Bununla birlikte Raymond’a göre Rusya'nın Afrika'daki nüfuzu devam ediyor.

Bangui'deki endişeler

Bu gelişmeler, Kremlin'in Afrika'da nüfuz kazanma çabalarına engel teşkil eden faktörleri ortaya koyuyor. Bu çabalar, yoğun diplomatik faaliyetler ve kıtanın yeni liderleriyle yapılan görüşmelere rağmen sonuç vermiyor.

Bu sorun, Wagner'in pozisyonlarını ve görevlerini devretmeyi reddetmesinden daha derin bir boyuta sahip gibi görünüyor, zira Orta Afrika Cumhuriyeti'nin kendisi de buna hazır görünmüyor. Robert Lansing Küresel Tehditler ve Demokrasiler Araştırma Enstitüsü'nün bir raporuna göre siyasi açıdan, Cumhurbaşkanı Touadéra'nın çevresi, Orta Afrika Cumhuriyeti subaylarıyla bağlantıları olan ve sahada korku salan Wagner'in adamlarına güveniyor. Onları resmi bir Rus birliğiyle değiştirmek, rejimi iktidarda tutan hassas dengeyi bozabileceği konusunda ciddi endişeler söz konusu.

df
Afrika Kolordusu, Rusya ordusundan subay ve personel ile eski Wagner üyelerinden oluşuyor (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Afrika Kolordusu, Rusya ordusundan subay ve personelin yanı sıra eski Wagner üyelerinden oluşuyor. Kolordu şu anda Mali ve Nijer gibi birkaç Afrika ülkesinde faaliyet gösteriyor, ancak Orta Afrika Cumhuriyeti’nde kontrolü ele geçirme çabaları büyük zorluklarla karşı karşıya.

Gerilim ve derin dönüşüm

Uluslararası ilişkiler uzmanı ve siyaset araştırmacısı Halid Muhammed el-Hicazi, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Wagner’in Kremlin'e karşı doğrudan bir isyan başlatmasının olası olmadığını, ancak iki taraf arasındaki ilişkilerin gerginlik ve köklü bir değişim döneminden geçtiğinin kesin olduğunu söyledi. Wagner’in 2018 yılında Orta Afrika Cumhuriyeti'ne girdiğinden beri, Rusya'nın Afrika kıtasındaki en önemli etki aracı haline geldiğini belirten Hicazi, “Hükümet güçlerini eğitiyor ve büyük ekonomik ayrıcalıklar karşılığında altın ve elmas zengini maden sahalarını koruyor. Zamanla Wagner, Rus ordusunun bir kolundan, ülke içinde kendi çıkarlarını korumaya çalışan yarı bağımsız bir aktöre dönüştü ve bu durum Moskova'da endişe yarattı” değerlendirmesinde bulundu.

Hicazi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Wagner'in 2023 yılının haziran ayında Rusya'da isyan çıkarmasının ardından Moskova, Afrika'daki askeri varlığını yeniden yapılandırmak için Afrika Kolordusu adında yeni bir oluşum kurdu. Bu oluşumun amacı, Wagner'in doğrudan nüfuzunu azaltmak ve Rusya Savunma Bakanlığı'nın kontrolünü artırmaktı. Ancak Wagner üyeleri, onları isyancı gruplara karşı istikrar sağlayan bir güç olarak gören Bangui hükümetiyle hala güçlü ilişkiler içinde ve bu da onlara merkezi Rus karar alma mekanizmasından büyük ölçüde bağımsızlık sağlıyor.”

Sadakat konusundaki bu anlaşmazlığın, Moskova ile Wagner arasında Orta Afrika Cumhuriyeti’nde nüfuz için gizli bir rekabet ortamı yarattığını söyleyen Hicazi, “Rusya, güvenlik ve ekonomi ağları üzerindeki resmi kontrolünü yeniden kazanmaya çalışırken, Wagner madencilik ve koruma sözleşmeleriyle bölgedeki varlığını sürdürerek kolayca göz ardı edilemeyecek bir güç haline geldi. Moskova, kıtada Wagner ile açık bir çatışma istemese de Wagner'in devam eden nüfuzunun disiplinli, merkezi kontrol altındaki bir devlet olarak imajını tehdit ettiğini kabul ediyor” diye ekledi.

Rusya’nın varlığının zayıflaması

Rus yetkililer bu gerginlikler hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmazken bu durum, Moskova'daki siyasi çevrelerde, Kremlin'in Batı ile ilişkilerini koparmak isteyen Afrikalı liderlerle kurduğu ittifakların çökmesine yol açabileceği endişesini uyandırıyor.

Genel olarak Afrika kıtası düzeyinde, bazı Afrika ülkelerinin Moskova ile paralı askerleri arasındaki anlaşmazlığı şüpheyle karşıladığını belirten Hicazi, bu yüzden mevcut gerilimin Rusya'nın varlığını geçici olarak zayıflatabileceğini düşündüğünü ifade etti.

Rusya'nın Afrika'daki varlığının ekonomik ve askeri bağlar sayesinde halen sağlam olduğunu söyleyen Hicazi, ancak özel askeri şirketlere daha az bağımlı olan daha kurumsal bir etki modeline doğru kaymakta olduğunu belirtti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı ve siyaset araştırmacısı Hicazi, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Kısacası Wagner, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Kremlin'e karşı isyan etmedi, ancak nispeten bağımsız hareket eden bir varlık haline geldi ve Rusya'yı, araçlarının kontrolünü kaybetmeden Afrika kıtasındaki etkisini sürdürme stratejisini yeniden düşünmeye zorladı.”



İran, savaş ve yaptırımların baskısı altında... Tutuklamalar ve riyalin çöküşü

Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
TT

İran, savaş ve yaptırımların baskısı altında... Tutuklamalar ve riyalin çöküşü

Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)

İran üzerindeki baskılar, savaşın, ABD yaptırımlarının ve ekonomik koşulların kötüleşmesinin devam etmesiyle artarken, yetkililer ABD ve İsrail ile bağlantılı olmakla veya protesto eylemlerine katılmakla suçladıkları kişilere yönelik güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Tahran yönetimi dün Kirman eyaletinde dört şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bu açıklamanın yanı sıra yargı makamları, ocak ayındaki protestolarla bağlantılı olarak gözaltına alınan bir kişi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Öte yandan İran riyali değer kaybetmeye devam ederek yeni bir rekor seviyeye geriledi. Açık piyasada euronun değeri 3 milyon riyali aşarak yeni bir zirveye ulaştı.

4 şebekenin çökertilmesi ve 31 kişinin gözaltına alınması

İran Güvenlik Bakanlığı, ülkenin güneydoğusundaki Kirman eyaletine bağlı Sircan kentinde dört organize şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakanlık, şebeke üyelerini ‘Amerikan-Siyonist’ unsurlarla bağlantılı olmak ve güvenliği, kamu ile özel mülkiyeti hedef alan eylemler planlamakla suçladı.

Bakanlık, operasyonun vatandaşlardan gelen ihbarlar ve istihbarat bilgileri doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti. Bakanlığın açıklamasına göre soruşturmalar, şebekelerin kargaşa çıkarmayı ve kent sokaklarında sabotaj eylemleri gerçekleştirmeyi planladığını ortaya çıkardı. Grupların ayrıca çok sayıda molotofkokteyli ile kentteki güvenlik kameralarını hedef almaya yönelik araçlar hazırladığı belirtildi.

Bakanlık, gözaltına alınanları ocak ayında ülkede yaşanan olaylar sırasında şiddet ve sabotaj eylemlerine katılmakla suçladı. Bu eylemler arasında valilik binasının ateşe verilmesi, bankalar ile devlet kurumlarına ve kamu ve özel mülklere zarar verilmesi ve resmî açıklamaya göre silahlara el koyma girişimiyle bir polis merkezine saldırılması da yer aldı.

İran makamları, gözaltına alınanların kimlikleri veya haklarındaki adli süreçlerle ilgili bağımsız ayrıntı paylaşmadı. Gözaltılar, ekonomik koşullar nedeniyle Aralık 2025’in sonlarında başlayan ve daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde genişleyen protestoların ardından uygulanan sıkı güvenlik önlemleri kapsamında gerçekleşti.

Ocak ayındaki protestolara katılan bir kişinin idam edilmesi

Ayrı bir gelişmede, İran yargı makamları, ocak ayındaki protestolar sırasında gözaltına alınan Siyavuş Cemşidi Hayr Abadi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini açıkladı. Cemşidi, polise ateş açmak ve ulusal güvenlikle bağlantılı suçlar işlemekten hüküm giymişti.

Yargı makamları, Cemşidi’nin 8 Ocak’ta polis memurlarına en az üç el ateş ettiğini, iki gün sonra Şehrekürd kentinde üzerinde tabancayla yakalandığını bildirdi. Cemşidi ayrıca, internet üzerinden bazı kişilerle ‘güvenlik karşıtı’ olarak nitelendirilen faaliyetler düzenlemek amacıyla iletişim kurmak ve bir ‘görev’ karşılığında para almaya çalışmakla suçlandı.

vbe
İran’da halk protestolarına katıldıkları gerekçesiyle mahkûm edilen çok sayıda kişi idam edildi. (Arşiv)

İran makamları, ekonomik sıkıntılar nedeniyle 28 Aralık’ta başlayan protestoların, dini kurumun yönetimine son verilmesi talebinin dile getirildiği geniş çaplı gösterilere dönüştüğünü belirtiyor. Tahran ayrıca, ABD ve İsrail tarafından desteklenen silahlı gruplar ile unsurların protestolara ve bazı şiddet olaylarına katıldığını öne sürüyor.

İdam kararının infaz edildiğinin duyurulması, protestolarla bağlantılı idam cezalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir döneme denk geldi. Çok sayıda ülkenin bu hafta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nde protestocular hakkında verilen idam cezalarının infaz edilmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek bunların durdurulması çağrısında bulunduğu bildirildi.

Riyal, euro karşısında 3 milyon sınırını aştı

Ekonomik cephede ise İran riyalinin açık piyasadaki sert değer kaybı devam ederken, euro karşısında ilk kez 3 milyon riyal seviyesini aştı.

Açık döviz piyasası verilerine göre euro dünkü işlemlerde yaklaşık 3,015 milyon riyal seviyesine yükseldi. Dolar ise 2,7 milyon riyal sınırına yaklaştı. Piyasaya ilişkin yayımlanan verilere göre doların değeri bir haftadan kısa sürede yüzde 8’den fazla arttı.

xcvfb
İran riyali banknotlarını elinde tutan bir dövizci, Tahran, 17 Ağustos 2026 (Reuters)

Riyaldeki bu değer kaybı, yaptırımlar, petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar ve savaşın maliyetleri nedeniyle İran ekonomisi üzerindeki baskıların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Güncel ekonomik verilere göre tüketici fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 89,8 yükselirken, son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 73,6 olarak kaydedildi.

Para birimindeki değer kaybı, ithal mallar, ham maddeler, ilaçlar ve makinelerin maliyetini artırırken, bu durum iç piyasadaki mal fiyatlarına doğrudan yansıyor ve hane halkı ile şirketlerin satın alma gücündeki erimeyi daha da hızlandırıyor.

Savaş, ekonomik baskıları yoğunlaştırdı

Riyalin çöküşünün etkileri, gıda fiyatlarında daha belirgin şekilde görülüyor. Tahran’da yaşayanlar, gıda fiyatlarının son aylarda ciddi oranda arttığını belirtiyor.

Bir somun ekmeğin fiyatı yaklaşık 250 bin riyalden 500 bin riyale yükselirken, pirincin kilogram fiyatı 3,5 milyon riyalden yaklaşık 5,5 milyon riyale çıktı. Et satın almak da giderek daha fazla aile için zorlaştı.

Buna, yaşam maliyetlerinin birçok ailenin ayak uydurabileceğinden daha hızlı artmasıyla reel gelirlerde yaşanan düşüş de ekleniyor. Bu durum, ekonomik krizi ülkedeki toplumsal baskıyı artıran başlıca unsurlardan biri haline getiriyor.

tuö
Tahran’ın kuzeyindeki Tecriş Çarşısı’nda alışveriş yapan İranlılar (EPA)

Para birimindeki kriz, İran üzerindeki dış baskıların devam ettiği bir dönemde yaşanıyor. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapatmasının ardından ABD, ekonomik baskıyı artırmak amacıyla İran limanlarına abluka uygularken, İran’ın petrol ticareti de sert şekilde geriledi.

Washington ayrıca İran’ı desteklediğini belirttiği kuruluşlara yönelik ek yaptırımlar uyguladı. Bunlar arasında bankalar ve havayolu şirketleri de bulunuyor. Söz konusu politika, Tahran’ın dövize ve gelir kaynaklarına erişim kapasitesini azaltmayı hedefliyor.

Böylece İran aynı anda üç düzeyde baskıyla karşı karşıya bulunuyor: Protestolarla bağlantılı takibatların sürmesi nedeniyle güvenlik ve siyasi alanda, para biriminin değer kaybı ve fiyat artışları nedeniyle ekonomik alanda, savaş, yaptırımlar ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar nedeniyle de dış alanda baskı artıyor. Bu unsurların bir araya gelmesi, krizin ülke içindeki toplumsal etkilerinin kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırıyor.


Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor
TT

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin arttığı ve savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların çıkmaza girdiği bir dönemde, Başkan Donald Trump yönetimi önümüzdeki aşamaya ilişkin istişarelerini yoğunlaştırıyor. Bu süreçte askeri seçeneğe başvurulma ihtimalinin arttığına dair işaretler de güçleniyor. Bu atmosferde Başkan Donald Trump, üst düzey yönetim yetkililerinden büyük çaplı operasyonlara yeniden dönülmesi ihtimalini değerlendirmelerini istedi. Trump, Tahran ile Washington arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde çatışmaların sürdürülebileceği mesajını verdi.

Buna karşılık Tahran, ABD’nin saldırıları yeniden başlatması ihtimaline karşı sahadaki planlarını gözden geçirirken, hedef listesini bölgedeki kritik çıkarlara yönelik saldırıları da kapsayacak şekilde genişletme seçeneğini değerlendiriyor. Bu gelişmeler, İran’ın ticari gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenlediğine ilişkin haberlerin gündeme geldiği Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tırmandığı bir döneme denk geliyor.

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın İran’ın şartları karşılanmadıkça yeniden açılmayacağını söyledi. Kalibaf, ABD’nin artık zaman kazanmak için oyalama imkanının kalmadığını belirtti.


Paris Polisi: Öğrenci protestoları kontrolden çıktı, barışçıl gösteri çağrısı yapıyorum

Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
TT

Paris Polisi: Öğrenci protestoları kontrolden çıktı, barışçıl gösteri çağrısı yapıyorum

Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)

Paris Emniyet Müdürü dün yaptığı açıklamada, Fransa genelinde yayılan öğrenci protestolarının artık “kontrolden çıktığını” söyledi. Göstericilere barışçıl yöntemlere dönmeleri çağrısında bulunan emniyet müdürü, yetkililerin şiddet ve vandalizm eylemlerine kararlılıkla karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Çevik kuvvet ekipleri, cuma günü Fransa’nın çeşitli kentlerinde lise öğrencileriyle çatışırken, sendikalar da öğretmenleri greve çağırdı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümeti, sınıflardaki koşullar ve eğitim finansmanı nedeniyle giderek şiddetlenen protestoları kontrol altına almaya çalışıyor.

Pazartesi gününden beri ülke genelinde çoğunluğu gençlerden oluşmak üzere, yaklaşık 5 bin kişi gözaltına alındı. Olaylarda onlarca kişi de yaralandı.

Ulusal Polis Sözcüsü Agathe Fouquet dün RTL radyosuna yaptığı açıklamada, 600’den fazla polis memurunun da yaralandığını söyledi.

Öğretmenler ve vatandaşlar saldırılara maruz kalırken, mülke verilen zararın onlarca milyon avroya ulaştığı tahmin ediliyor.

Paris Emniyet Müdürü Patrice Faure, gelecek salı gününden itibaren yeniden düzenlenmesi planlanan protestolar öncesinde X platformunda yayımladığı mesajda, bu hareketi başlatanların artık olayların kontrolünü ellerinde tutamadığını söyledi. Faure, öğrencilere okulları kapatma eylemlerinden vazgeçmeleri, taşkınlıklara son vermeleri ve barışçıl protesto yöntemlerini benimsemeleri çağrısında bulundu.

Faure, “Barışçıl eylem biçimlerine dönmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Ayrıca ebeveynlerin de çocuklarını “profesyonel provokatörler” ve onların destekçilerinin etkisinden uzak tutma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

Öğrenci sendikaları, salı günü ülke genelinde protesto günü düzenlenmesi çağrısı yaptı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre güvenlik yetkilileri, özellikle Paris’in merkezinde düzenlenecek organize gösterilerin şiddetin daha da artmasına yol açmasından endişe ediyor. Ayrıca aşırı sol çizgideki anarşist grupların protesto hareketinin kontrolünü ele geçirmesinden korkuluyor.